X-Men '97

Küllerinden Doğan Animasyon: X-Men ’97

Karakter derinliğinden sarsıcı olay örgüsüne ve ayrımcılığa karşı duruşuna kadar X-Men, tarihteki en önemli çizgi roman serilerinden biri. Serinin popülerliği, özellikle 2000’de yayımlanan ilk X-Men filmiyle daha da arttı. Ancak X-Men’i sadece çizgi roman okurlarına değil, geniş kitlelere de tanıtan asıl olay 1992-1997 tarihleri arasında yayımlanan X-Men Animated Series oldu. Pek çok hayranının en sevdiği X-Men serisi olmasına karşın hemen hemen hiç kimse 27 yıl sonra devamının geleceğini öngörmüyordu. Bunda orijinal X-Men çizgi film serisindeki kalitenin de etkisi vardı. Bir diğer etmense Disney’in özellikle Star Wars ile giriştiği retcon yapımlardan memnuniyetiydi. Dolayısıyla Disney’in X-Men‘de de benzer bir politikaya gitmeye karar vermesi çok da şaşırtıcı değildi. Ve bu devam serisinin adı da orijinal serinin bittiği tarihe gönderme yapılarak X-Men ’97 olarak belirlendi

X-Men‘i sadece sinematik evreninden tanıyan genel kitle için çizgi roman ve çizgi film serisi ile aralarındaki farklardan kısaca söz etmekte fayda var. Sinematik evrende, X-Men‘in popüler karakterlerinden Wolverine merkezli bir anlatı söz konusu. Oysa hem çizgi romanlarda hem de çizgi seride tek kişiyi merkeze alan bir anlatı yok. Hatta Wolverine karakteri, X-Men‘in 1963 yılında başlayan çizgi roman serüvenine 1975’te dâhil oldu, çizgi romanlarda ve çizgi film serisinde (1992-1997) göze sokulmadan düzeyli bir ölçüde kullanıldı. Tabii karizmatik bir karakter olduğu için kendi solo çizgi romanlarının gelmesi de kaçınılmazdı. Ancak bu durum ana seriyi hiçbir zaman etkilemedi.

Seride olumlu olduğu kadar olumsuz kısımlar da göze çarpıyor. Örneğin, ırksal sorunlara ve ayrımcılıklara dikkat çekmek istercesine Sunspot, Jubilee ve Forge‘un olduğu kısımların fazla göze sokularak verildiği bir gerçek. Oysa X-Men, zaten yıllardır mutantlık üzerinden ırk ve cinsiyet ayrımcılıklarına karşı duruşu olan bir seri. Bunun farklı etnik grupları da dâhil ederek tekrar tekrar göze sokulmasına pek de ihtiyaç yok.

Çizgi filmdeki bir diğer olumsuz tarafsa çok az X-Men karakteri ile karşılaşılması. Mutantların büyük kısmı yaşam mücadelesi verirken Angel, Colossus, Iceman gibi önemli mutantların ortalıkta olmaması şaşılacak bir durum. Yine çizgi romanlarda yaşamasına rağmen bu çizgi film özelinde öldürülmüş olan önemli bir X-Men karakterinin bulunması da can sıkıcı. Olumsuz olarak eleştirilebilecek bir diğer tarafsa seriye yeni başlayacak olan kişiler için Cable ve Bishop karakterlerinin nereden geldikleri, amaçları ve kökenleri konusunda yeterli izahın yapılmaması.

Gelelim dizinin olumlu taraflarına. X-Men ’97‘nin 10 bölümlük ilk sezonunda gerek geniş karakter derinlikleri gerek felsefeleri olan Cyclops, Magneto, Professor X ve Jean Grey üzerine daha çok yoğunlaşıldığı görülüyor. Henüz serinin başında, Scott Summers‘ın (Cyclops) basit görünen mutant özelliklerini nasıl ustalıkla kullanabildiğinin gösterilmesi çok yerinde ve başarılı.

Serideki en güzel taraf, Magneto ve Profesör X arasındaki dost-düşman ilişkisi. Sinema evreninde de yer yer işlenen bu tema, çizgi roman ve çizgi film serisinde daha derinlikle verilmiş, her ikisinin de inanılmaz mutant güçleriyle neler yapabileceği çarpıcı şekilde aktarılmıştı. Özellikle Magneto’nun gezegen çapındaki gücüne dair fikir veren sekanslar izleme zevkini arttırıyor. Yine Wolverine gibi önemli bir karaktere karşı gücünü kullandığında neler yapabileceği de çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriliyor. Gerçi bu sahnenin çizgi romanlarda çok daha etkili bir biçimde verildiğini de belirtmek gerek. Çizgi film ne yazık ki bu konuyu gerek çizimleriyle gerek işleyişiyle biraz yüzeysel geçiyor.

X-Men ’97‘nin tıpkı 1992-97 yıllarında yayımlanan orijinal çizgi seride olduğu gibi ağırlıkla çizgi romanlara bağlı kaldığı görülüyor. Seri, sırf o meşhur introsunu tekrar izlemek için bile göz atmaya değer. Dolayısıyla X-Men ’97, sadece eski müdavimlere değil, seriye yeni başlayacaklara da önerilebilir. Özellikle sinema evreni ile oluşan önyargıları kırmak ve X-Men‘in aslında nasıl bir seri olduğunu görmek isteyen kişilerin izlemesi şiddetle tavsiye olunur.

Yazar: Gökhan Cılam

Galaktik dominasyon hedefinde emin adımlarla ilerleyen bir yazar, uzay ve zaman çizgisinin ötesine çıkmaya çalışan maceraperest bir yönetmen, kara deliğin derinliklerinde senfoni yazan tutkulu bir müzisyen...

İlginizi Çekebilir

if i hadnt met you kapak

Değişen Evren, Değişmez Yazgı: If I Hadn’t Met You

“Dilden ve kalemden dökülen tüm hüzünlü sözler içinde / Şudur en hüzünlü olan: “Öyle olabilirdi!” …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et