bilimkurgu kulubu

Dizi

Tarih: 18 Haziran 2019 | Yazar: Kadir Tanrıverdi

0

Komplo ve Distopyanın Sarmalında: Utopia

Bir çizgi romanın kayıp taslağını bulmak için internette tanışıp buluşan bir grup geek’in macerasından bahsetsek muhtemelen neşeli bir kurguyu anlattığımızı düşünürsünüz. Ama Utopia’nın bununla pek bir ilgisi yok. Komplo teorilerine hiç itimat etmiyorsanız bile bu diziyi izlerken birazcık ürpermeniz mümkün. Yaralama ve öldürme dolu sahneleri tüm netliğiyle veren ve bunu sağlamak için de ses-görüntü yönetimine çokça özen gösteren bir dizi var karşımızda. Eğer bu tarz sahnelerden rahatsız oluyorsanız baştan bilmenizde fayda var.

Yapımcıların ironik bir şekilde “Utopia” adını koyduğu kurgu aslında tamamen distopik bir dünyada geçiyor. Soğukkanlı katilleri ve gerçeği değiştirebilen ajanlarıyla derin bir şebekenin hükmettiği bir dünya burası. Hakikat ötesi (post-truth) kavramının büyük bir ciddiyetle ele alındığı çağımızda aşı karşıtları, düz dünyacılar gibi çeşitli komplocu gruplar bayağı büyüyen kitleler haline geldiler. Bilimsel/kuşkucu düşünce adına rahatsız olsak da, bu konuları işleyen kurgular görmek zihin dünyamızı renklendiriyor. İşte Utopia da bu konulardan birini ele alıyor.

Güçlü ve derin bir organizasyon, bir dâhinin yarattığı planlarla belli gen grubuna sahip insanları kısırlaştıracak bir formül üretiyor. Üstelik hangi ırktan insanların kısırlaştırılabileceğini de katalogtan seçer gibi belirleyebiliyor. Formülü herkesin almasının yolu da “Rus Gribi” isimli yeni bir hastalığın aşısını üretmek. Ancak kaderin (yani senaristin) cilvesi olacak ki, tüm bunların anahtarı bir çizgi roman sayısının içinde. O da 11 yaşında bir çocuğun elinde. Dizinin ana hatlarını tahmin edileceği üzere bu koşuşturma belirliyor.

Utopia’nın konusu yeterince güçlü. Tanrı kompleksine sahip insanların nüfusu kontrol altına almak için şeytani planlar yaptıkları, sahte haberler ile üstelik en güvenilir otoriteleri devreye sokarak insanları formüllerini kullanmaya ikna ettikleri bir kurgudan söz ediyoruz. Hangi ırkların yok edilebileceğini de belirleyebilmeleri cabası. Bu kadar derin bir kurguya sahip olduğu yetmezmiş gibi, Utopia çok kapsamlı karakter analizlerine ve psikolojik değişimlerin canlı gösterimine de sahip.

Dizi kendi kurgusunu tiye almak için mi, yoksa bu tür insanları daha ciddiye almamızı istediği için midir bilinmez, ana karakterleri arasında bir komplo teorisi tutkununa yer vermiş. Wilson Wilson (Adeel Akhtar) isimli karakter ABD’nin tsunami bombası yaptığı, kafeini CIA’in icat ettiği gibi çeşit çeşit şeylere inanan bir internet bağımlısı. Hippileri andıran bir yapıya sahip bu karakterin zamanla değişimi diziyi daha da ilginçleştiriyor. Sadece Wilson değil,  “ölüm makinesiArby’nin çocuksu yanını ya da henüz 11 yaşında böyle dehşet dolu bir maceraya katılan Grant’ın canlı tramvalarını izlemek de büyüleyici. Her karakterin kendine has bir ruh hali ve bu ruh halinin distopik ortamda yaşadığı değişim ile dizi izleyiciyi hiçbir noktada boş bırakmıyor.

İyi ve kötü ayrımının bulanıklaştığı öyküde kendinizi herhangi bir karaktere sempati duyarken bulabilirsiniz. Kurgu kötülüğün rahatsız edici doğasının altında çok sade bir anlaşılırlığı gözler önüne seriyor. Buna rağmen üçüncü sezonunun iptal edilmesiyle yarım kalmış güzel diziler listesindeki yerini almaktan kurtulamadı. Belki gelecekte öjeni ya da nüfus kontrolü gibi konuları ele alan başka distopik yapımlar çıkar diye umut etmekten başka çaremiz yok.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Hukukçu. Bilimkurgu, felsefe, tarih ve fütürizmle ilgilenir. Eski ve yeniyi sentezleyip bir yol bulmaya çalışıyor.