bilimkurgu kulubu

Dizi Invincible

Tarih: 20 Nisan 2021 | Yazar: Sadık Efe Sarıtunalı

0

Çizgi Romandan Animasyona: Invincible

İnternetin HBO’su haline gelen Amazon, son yıllarda yayımladığı yüksek bütçeli dizilerle resmen uyarlama nasıl yapılır dersi veriyor. The Boys, Good Omens, Alex Rider ve Tales From The Loop gibi uyarlamalarda kaynak materyalin özünü koruyup onları farklı bir medya türüne, yani dizi formatına başarıyla adapte ettiler. Platform, aşık olduğumuz çizgi romanların yanı sıra ödüle doymuş veya klasikleşmiş pek çok spekülatif kurgu kitabını da uyarlayacağını duyurarak gönlümüzü çalalı çok oluyor.

Amazon’un son harikası, şimdiye kadar altı bölümü yayımlanan ve ilk sezonunun bitmesine iki bölüm kalan Invincible. Robert Kirkman, Cory Walker ve Ryan Ottley’in aynı isimli destansı çizgi roman serisinden uyarlanan bir animasyon serisi. Şimdilik eleştirmenlerden, karakterin hayranlarından ve izleyicilerden tam not almış gibi görünüyor. Üstelik çizgi romanına son derece sadık bir uyarlama. Bu yazıda Invincible üzerinden iyi bir uyarlamanın nasıl olması gerektiğine bakacağız.

Invincible, yazarın her serisi gibi yavaş hatta sıkıcı başlayıp, ilerledikçe sizi içine çeken bir çizgi roman. Animasyonda ise hikayenin sıkıcı kısımları atılmış, çizgi romanın temelini oluşturan süper güçlerin ergenlik alegorisi olarak kullanımı, büyümek ve aile kavramları ön plana çıkarılmış. Çizgi romanı ana akım süper kahraman hikayelerine göre cesur ve farklı kılan o ilk twist öne, ilk bölümün sonuna, çekilmiş.

İlk bölüm, gerçekten de her yapımın örnek alabileceği bir başlangıç. Karakterlerimizi tanımamızın yanında, onların aralarındaki ilişkiler başarıyla veriliyor ve seriye neden devam etmeniz gerektiğini ortaya koyan bir biçimde sonlanıyor. Çizgi roman formatından dizi formatına aktarılırken hikayenin bölümlere paylaştırılma şekli gerçekten zekice. Okurken farklı duygular uyandıran sayılar, kaynak materyalden farklı şekilde öyle bir sıralanmış ki her bölümde bütün duyguları birlikte yaşıyoruz.

Nasıl çizgi roman seksen yıllık süper kahraman külliyatını arkasına alıyorsa animasyon da aksiyon sekanslarıyla, çizimleriyle ve hikaye anlatım tekniğiyle çocukluğumuzun süper kahraman, aksiyon, macera çizgi filmlerine öykünüyor. Çizgi dizi, artık böyle seriler üretilmediği için nostaljik bir his yaratıyor. Ayrıca aynı kaynak materyal gibi yeri geldiğinde tanıdık, yeri geldiğinde de son derece orijinal olmayı başarıyor. Kanlı ve sert sahneleri ile episodik ilerlemeyen uzun öyküsüyle gelmiş geçmiş tüm süper kahraman animasyonlarından farklı bir noktaya konumlanıyor.

Bir animasyon dizi olmasının imkanları sonuna kadar kullanılmış. Müziklerle desteklenen, çizgi romandan birebir alınıp yeniden düzenlenmiş sahneler büyük bir seyir zevki sunmakla kalmıyor, okurken yaşadığımız heyecanın aynını izlerken de yaşamamızı sağlıyorlar. Çizgi filmin mizahı güçlü, hikaye zaman zaman epey karanlıklaşsa da genel havası pozitif ve eğlenceli, animasyonları da son derece akıcı ve güzel görünüyor. Çizgi romanın yazarı Robert Kirkman’ın bizzat projeye dahil olması böylesine iyi bir uyarlamanın ortaya çıkmasını sağlamış.

Seslendirmelerin tamamı gerçekten çok iyi. Kahramanımız Invincible’ı Kirkman’ın önceki işi The Walking Dead’den tanıdığımız Steven Yeun seslendiriyor. Mark Grayson’ın yeni yetme, hafif şapşal konuşma tarzını başarıyla yansıtmış. En son Joker filminde Arthur Fleck’in hoşlandığı komşusu olarak izlediğimiz Zazie Beetz, burada da Invincible’ın sevgilisi Amber’ı seslendiriyor. Amber, çizgi romanda sarışın ergen tiplemesinden öte bir karakter değilken, animasyonda güçlü kişiliğe sahip siyahi bir aktivist haline gelmiş.

Çizgi roman yirmi sene öncesinin liselilerini anlattığı için zamanımıza uygun, yerinde ve güzel bir değişiklik olmuş. Animasyonda göründüğü ilk sahneden itibaren Mark’ın hayatının aşkı haline geleceğini anladığımız Atom Eve’i ise Gillian Jacobs seslendiriyor. Neyse ki Eve’de en küçük bir değişiklik bile yapılmamış. Çizgi romanın en sevdiğimiz karakterlerinden biriydi. Güçlü kişiliği, her zaman sevdiklerinin yanında durması ve sempatikliğinin başarıyla yansıtılmasının yanında, çizgi romanın ilk ciltlerinde çok arka planda kalan aile hayatı ve iç çatışmaları da ön plana çıkarılmış. Çok da iyi olmuş.

Invincible’ın babası, dünyanın en kudretli kahramanı Omni-Man’in sesi olarak efsanevi J.K. Simmons’ın seçilmesi mükemmel bir detay. Çünkü kendisinin, özellikle Sam Raimi’nin Spider-Man üçlemesindeki, dış görünüşü gerçekten Nolan Grayson karakterine çok benziyor. Invincible serisinin Spider-Man çizgi romanlarından esinlenmiş olması ayrı, Simmons’ın sesinin karakterin duygularını yansıtmadaki başarısı ayrı güzel kılıyor bu detayı.

Son yılların en başarılı dizilerinden Killing Eve ile yıldızı parlayan Sandra Oh, Invincible’ın annesi Debbie’yi seslendiriyor. Debbie Grayson, süper güçleri olmamasına rağmen gerçekten güçlü bir kadın karakter. Yirmi yıldır Superman’le evli olan kadının hikayesi en az oğlununki kadar ilginç. Mark ile olan diyalogları, kendi başına Omni-Man’in sırrını bulma çabası gerçekten çok etkileyici. Son olarak ünlü komedyen Seth Rogen, Allen the Alien karakterine ses veriyor. İlerleyen sezonlarda daha sık göreceğimiz Allen’ın kısa bölümü çizgi romandan birebir alınmış ve en az kaynak materyaldeki kadar eğlenceli.

Invincible çok uzun olmasına rağmen tekrara düşmeyen, hatta devam ettikçe daha iyi olan bir çizgi romandı ve son derece tatmin edici bir finalle sona erdi. Animasyonun en az on sezon izleyiciyi sıkmadan ve hikaye kalitesinden ödün vermeden sürmesine yetecek kadar malzeme var. Şimdiden çizgi dizinin etrafında bir hayran kitlesi oluşmuş durumda. Yani Amazon büyük bir hata yapmazsa, Invincible bir animasyon klasiği hatta efsanesi haline gelebilir.

Sonuç olarak, Invincible tüm uyarlamalara örnek gösterilebilecek kadar başarılı bir animasyon. Çizgi romanı okuduysanız, süper kahramanlara birazcık bile ilginiz varsa veya yetişkinler için bir aksiyon-macera animasyonu merakınızı cezbediyorsa vakit kaybetmeden izleyebilirsiniz.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bilgisayarla fazla ilgilenir. Boş zamanlarında ise çizgi roman okur. Bir gram çizim yeteneği olmadığı için çuvalladığı çizgi romanlarından sonra en büyük hayali kendine bir çizer bulup çizgi roman yazarı olmak. En büyük tutkusu ise bilimkurgu.