bilimkurgu kulubu

Dizi bilimkurgu televizyon

Tarih: 16 Mart 2019 | Yazar: Murat Yıldırım

0

Bilim İnsanları 10 Bilimkurgu Dizisini Analiz Etti

Bazı bilimkurgu dizileri diğerlerinden daha gerçekçi. Ancak “Star Trek” ve “Westworld” gibi teknolojiyi öne çıkaran diziler bile her zaman bilimin gerçekliğine sadık kalmıyor.

Tabii yazıda bahsedilen dizilerin sadece kurgu olduğunu ve sundukları eğlenceyi artırmak için birkaç yerde bilimin sağladığı özgürlükten biraz daha fazlasını kullandıklarını akıldan çıkarmamak lazım. Umarız siz de bu yazıdan dizileri seyrederken eğlendiğiniz kadar eğlenirsiniz.

Battlestar Galactica

battlestar-galactica-kapak

Orijinal Battlestar Galactica, 1978’den 1979’a kadar yayımlandı. Daha sonra bir mini dizi, TV filmleri gibi pek çok yan ürün ortaya çıktı ve ardından tekrar çekildi. Dizideki öncül, insanlığın evrenin uzak bir kısmına ulaşması ve On İki Koloni olarak adlandırılan bir grup gezegende yaşaması. Battlestar Galactica’nın Bilimi adlı kitabın yazarlarından Patrick Di Justo, Wired’a dizinin sık sık “bilimsiz bir bilimkurgu” olarak etiketlendiğini söyledi. Örneğin dizide sıçrama sürücüsünün (jump drive) nasıl çalıştığı üzerinde hiç durulmuyor. Sürücünün çalışma fiziği, yalnızca dramatik etki için bölümden bölüme değişiyor. Tekrar çekilen dizinin son bölümünde, Hera karakterinin tüm insanların eski maternal atası olan “mitokondriyal Havva” olduğunu ima ediliyor. Bununla birlikte, dizinin yaratıcıları bunu başka bir genetik terim olan en son ortak ata (MRCA) ile birleştirdi. MRCA (most recent common ancestor) her bir tür için bilinen en eski ortak ata olarak açıklanabilir. İnsanlar için MRCA, dünyadaki tüm insanların bilinen en eski ortak atasıdır.

Burada Mitokondriyal Havva ile bir şeyi belirtmekte fayda var. Bilimsel olarak baktığımızda insan türü, tek bir bireyden köken almadı. İnsanlar da diğer bütün canlılar gibi popülasyonların evrimleşmesinden türedi. Zaten “evrim” bireylerde değil, jenerasyonlarda ve popülasyonlarda gözlemlenir. Dolayısıyla sadece tek bir dişinin tüm insanlığın anası olduğu algısı doğru değil. Fakat mitokondriyal DNA sadece dişiden aktarıldığı için (son çalışmalar aksinin de mümkün olduğunu gösterse bile) geriye doğru gidildiğinde ilkin mitokondriyal DNA’ya hipotetik olarak ulaşmak mümkün. Fakat doğal olarak o canlı artık “insan” değil, daha da eskiye gidiyor. Elbette insanların son mtDNA ağacını bulmak mümkün. Demek istediğimiz şu ki; mitokondri sadece insanlarda yok, bütün memelilerde hatta ökaryotik organizmaların çoğunda var. Kısacası, Battlestar Galactica’nın mitolojisinde Hera’nın MRCA veya Havva olup olmadığı açık değil.

Space: 1999

Space: 1999, Dünya’nın yörüngesinden savrulan Ay’da sıkışmış bir insan kolonisine odaklanır. Ünlü bilimkurgu yazarı Isaac Asimov, 1975 tarihinde kaleme aldığı bir incelemede dizideki bilimsel hataları bir bir ve uzun uzun sıralamıştı. Hataların çoğu ise Ay ortamına ilişkin şeylerdi.

Örneğin Asimov’un üzerinde durduğu hatalardan biri kütle çekiminin doğası ile ilgiliydi. Asimov, Ay’ın kütle çekiminin yüzeyde görülen etkilerini doğru olarak betimlediği için diziyi övse de, Ay üssünün içindeki kütle çekiminin, yeryüzündeki gibi resmedilmesini hatalı olarak değerlendiriyordu. Ek olarak, nükleer atıkların patlamasıyla yörüngeden fırladığı sahnede yazarlar Ay’ın kütlesini göz önüne almamıştı.

Star Trek

Star Trek The Original Series

Gerek 1960’lardaki orijinal dizi, gerekse ardından gelen yapımlar her zaman bilim ve teknolojiyi vurguladı. Dizinin fütüristik yeniliklerinden bazıları gerçekçi olsa da, diğerleri bilimsel olarak mümkün olanın sınırlarını zorluyor. Space.com ile yapılan röportajda, NASA’nin Goddard Uzay Uçuş Merkezi’ndeki radyasyon etkileri ve analiz grubunun bir üyesi olan David Allen Batchelor, Star Trek teknolojilerinin bilime uygunluğunu inceledi.
Gizleme ve saptırma teknolojileri gerçek hayatta, en azından çok daha basit formlarda da olsa mevcut, fakat diğer icatların uygulanabilirliği çok daha düşük.

Batchelor, “Yapay yerçekimiyle, Atılgan mürettebatının yaşadığı normal ağırlık ortamını sağlamak kolay değil,” diyor. “Özel olarak tasarlanmış manyetik alanlar, her ne kadar daha zayıf olsa da benzer bir iş yapabilirdi, ancak manyetik alanların metal ekipmana zarar vermemesi imkansız.… Yapay graviton parçacıkları üretmek hayal edilebilir, ancak bunun nasıl yapılabileceğini bilmiyoruz.”

Ayrıca Batchelor, “Büküm sürüşünün bugünün bilimiyle anlayamadığımız büyük miktarda enerji ve alt alanların deşarjını içerdiğini” de belirtiyor. Buna rağmen Star Trek, çoğu bilim insanına göre hâlâ ayakları yere en sağlam basan yapımlardan…

Doctor Who

doctor-who

Doctor Who hayranları için TARDIS ile uzayda ve zamanda yolculuk yapmak kuşkusuz heyecan verici. Ufuk açıcı bu İngiliz bilimkurgu dizisinin bazı unsurları, -sonik tornavidalar ve evrendeki çatlaklar gibi-, gerçekliğin ipuçlarını içerse bile, dizidekine benzer şekilde geçmişi değiştirmek mümkün değil.

Albert Einstein, fizik yasalarının ivmesiz gözlemciler için değişmediğini ve kaynağının hareketi fark etmeksizin ışığın boşluktaki hızının tüm gözlemciler için aynı olduğunu belirten özel görelilik teorisi ile zaman yolculuğunun mümkün olup olmadığını araştırmıştır.

Bununla birlikte, kuantum fiziği ve felsefeye göre geçmişi değiştirmenin imkansız olduğu düşünülüyor. En azından şimdilik.

Red Dwarf

Red-Dwarf

Bilimkurgu ve komediyi harmanlayan İngiliz dizisi Red Dwarf, ilk olarak 1988’den 1999’a kadar yayımlandı ve 2009’da geri döndü. Dizi bir maden gemisinde derin uykuya yatıp 3 milyon yıl sonra uyanan ve evrendeki son insan olduğunu öğrenen bir teknisyenin hikayesini anlatıyor.

Red Dwarf, izleyicilerine etkileyici birçok kurgusal cihaz sundu. Örneğin DNA değiştirici, herhangi bir canlıyı DNA’sını değiştirerek diğerine dönüştürebiliyordu. Gen düzenleme (CRISPR) bilim insanlarının kullandığı gerçek bir teknik, ancak ne yazık ki hala canlıları birbirine çeviremiyoruz. Sadece kötü ve zararlı genetik mutasyonları hedef alarak ve değiştirerek hastalıkları tedavi etmek için kullanıyoruz.

Benzer şekilde, kullanıcıyı önceden programlanmış bir varış noktasına yönlendiren eskort botlar henüz mevcut değil, fakat gerçekleşmesi olası. Her ne kadar otopilot işlevi olmasa da dijital ağa bağlanabilen ayakkabılar geliştiriliyor.

Westworld

westworld

Yapay zeka, HBO yapımı Westworld dizisinin merkezinde. Dizi bir bilimkurgu Westerni ve misafirlerin android “ev sahipleri” ile etkileşime girdiği futuristik bir eğlence parkında yaşananları konu alıyor.

Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde profesör olan Victor Adamchik’e göre, gösterideki robotlar gerçek olamayacak kadar ileri düzeyde. Adamchik, CNET‘e “Gündelik hayatımızda robotlarımız var, ancak organik robotlara sahip olmak zaman alacak” dedi ve ekledi, “Tek bir hücreyi anlamak için belki yüzlerce yıla ve beynimizi anlamak içinse binlerce yıla ihtiyacımız var. Dizi gerçekçi değil.”

Flash

CW’nin The Flash adlı dizisinde kahraman Barry Allen, süper hızıyla tanınıyor. Fakat vücudunu koruyucu takviyeler kullanmadan nasıl tek parça halinde kalmayı başarabildiği bilinmiyor.

Minnesota Üniversitesi’nden fizik profesörü ve Süper Kahramanların Fiziği kitabının yazarı James Kakalios, Business Insider’a Allen’in yüksek ivmeli hızlanmalarında hayatta kalabilmesi için süper iyileşme ve süper insan refleksleri gibi yetenekleri de olması gerektiğini söyledi.

Maniac

Emma Stone ve Jonah Hill’in bir ilaç deneyine katıldığı Netflix orijinal dizisi Maniac, bilişsel davranış terapisi ve savunma mekanizması testi (Rorschach testleri ve resim kelime çağrışımları) gibi gerçek psikolojik kavramları içeriyor.

Bununla birlikte, gerçek psikiyatrik ilaç denemeleri şovda gösterildiğinden farklı bir şekilde işler. Maniac’ta test edilen ilaç için bir sekansta bunun 73 üncü deneme olduğu söyleniyor.  Ancak gerçekte bu kadar çok başarısızlığa uğramış bir deneme FDA onayını kaybeder, çünkü FDA testler ilerledikçe doktorların güvenlik ve ilerleme raporlarını göndermelerini isteyen düzenlemelere sahiptir.

Timeless

NBC’nin iptal edilen bilimkurgu dizisi Timeless’ta, çalınan zaman makinesini kurtarmak için bir araya gelmiş bir asker, profesör ve mühendisin başından geçenler konu ediliyor. Bu dizideki problem ise zaman yolculuğunun çok uzun sürmesi.

Fizikçiler bunun gerçekte daha hızlı olacağını tahmin ediyorlar: Birkaç saniye içinde bile değil, ışık hızında.

Fringe

fringe-walter

Fox’un bilimkurgu gerilim dizisi Fringe’deki bilim ya uydurma ya da abartılı. Belirli bir ilacı alan çocuklar başka boyutlarda görebilmeye başlıyor veya düşünceler bir kişinin zihninden diğerine aktarılabiliyor.

Öte yandan, gösteride incelenen pek çok kavram bilimsel gelişmelerden esinlenmiş.

Dizinin yazarlarından Glen Whitman, Live Science’a verdiği röportajda “Bir bilim dergisindeki başlıklardan veya yeni araştırma bültenlerinden fikirler ediniyor ve bir sonraki adım nedir ya da sınırları nasıl zorlayabiliriz diye düşünüyorduk”, diyor. Gerçekten de öyle. Örneğin, bölüm 3’te karakterlerden biri telepatik olarak mesajlar alıyordu ve gösterinin yayımlanmasından önceki Pazartesi günü CNN web sitesinde, ABD Ordusunun askerlerin birbirleriyle iletişimi için beyin dalgalarını kullanan bir kask geliştirdiğine dair haber vardı. Sonuç olarak Fringe son derece keyifli bir dizi, ama bu içindeki bilimin uçlarda olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Kaynak

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Fizikçi. Su an hayatını ultrahızlı lazer laboratuvarlarında foton toplayarak kazanıyor. Bilim ve Teknik dergisinde yazarlık ve yayın yönetmenliği yapmışlığı da vardır. Eline geçen, hoşuna giden herşeyi okur ama özellikle bilimkurgu, fantazi ve korku edebiyatına bayılır.