bilimkurgu kulubu

Dizi

Tarih: 11 Mayıs 2021 | Yazar: Can Kaçan

0

Astrofizikçi Alex Filippenko’dan The Expanse Dizisine Övgü

Ünlü astrofizikçi Alex Filippenko, Amazon’un destansı bilimkurgu dizisi The Expanse‘deki teknolojiyi gerçekçi bulduğunu belirterek övdü. James S.A. Corey imzalı aynı adlı roman serisine dayanan dizi, insanlığın Güneş Sistemi’ni kolonileştirdiği, Dünya, Mars ve bir asteroit konfederasyonu ile Satürn ve Jüpiter’in uyduları arasında soğuk savaşın yaşandığı bir gelecekte geçiyor. The Expanse, bazı eleştirmenler tarafından Game of Thrones ve Chinatown yapımlarının uzayda geçen versiyonu olarak değerlendiriliyor.

Üç sezon boyunca Syfy Network‘te yayımlanan dizi, 2018’de iptal edildi ve ardından Amazon tarafından yayın hakları alındı. Dizide BM Güvenlik Konseyi üyesi Chrisjen Avasarala rolünde Shohreh Agdashloo, Josephus Miller rolünde Thomas Jane ve gemi subayı James Holden rolünde Steven Straits yer alıyor. The Expanse, En İyi Dramatik Sunum Hugo Ödülü’nün yanı sıra ses düzenlemeleri için de iki Kanada Yönetmenler Birliği ödülüne layık görüldü. Bu kritik övgüye ek olarak, gösteri bilimsel doğruluğu için de takdir topladı.

UC Berkeley’de astronomi profesörü olan Filippenko, SFGate ile yaptığı bir sohbette diğer pek çok bilimkurgu yapımının aksine gerçekçi olmayan teknolojik özellikleri geride bıraktığı için seriyi övdü. The Expanse, hiper sürüş, büküm sürüşü veya ışınlanma gibi kurgusal teknolojiler kullanmıyor. Star Wars ve Star Trek gibi serileri “ekstrem bilimkurgu” olarak tanımlayan ünlü fizikçi şunları ifade ediyor: “Harika bir fikri açıklamak için yazarların odasında bir araya getirilen imkansız teknolojilere kulağa bilimselmiş gibi gelen isimler uydurulur. Oysa The Expanse’de, uzay insanlarının bir atalet sönümleyici sayesinde ölmeden ışık hızından daha hızlı hareket etmesi yerine, Güneş Sistemi’nde yolculuk sürekli hızlanma, stratejik yön değişiklikleri ve ‘şerbet’ olarak bilinen sönümlendirici bir etken ile elde ediliyor.”

Hâlâ bir belirsizlik durumu olsa da, Filippenko bunu daha karmaşık bir şekilde düşünülmüş olarak görüyor. Örneğin uzay gemileri, içinde yerçekimi yaratabilmek için gerekli kuvveti üreten yatay gökdelenler gibi inşa edilmiş durumda. Çünkü yapay yerçekimi, pratik olarak çok farklı güçlerin kullanımı ile özellikle de merkezcil kuvvet ve doğrusal ivme ile elde edilebilir. Yapay yerçekimi oluşturulması, uzayda hareket kolaylığı, uzun vadeli uzay seyahati veya yerleşimi için ve hafifliğin olumsuz sağlık etkilerini önlemek için cazip kabul edilebilir. Öte yandan dizinin tamamı Güneş Sistemimizle sınırlı ve iletişim gezegenler arasında anlık değil. Evet, The Expanse de uzay boşluğunda yüksek sesli ve cafcaflı patlamalar içeriyor, ancak bir drama ürünü olduğu için bunu göz ardı etmek zor değil.

Kurgusal uzay teknolojisinin doğruluğunu tartmaya yetkili biri varsa, bu kişi 2011’de Nobel Fizik Ödülü kazanan çalışmanın ortaklarından Filippenko’dur. Bilimkurguyu fanteziden ayıran şey, bilimsel yasaların ve teorilerin sonuçlarıyla ve bu sınırlar içindeki yaratıcılıkla hesaplaşmasıdır. Herhangi bir bilimkurgu hayranı, bir noktada hayali teknolojinin iç işleyişine derin bir dalış yapabilir ve matematik genellikle bu durumlarda ikinci planda kalır. Bir yapımın, “işe yarayabilir” yaratıcı mühendisliği ile bazı güvensizliğin askıya alınması için fazladan zaman ayırması övgüye değer.

The Expanse, serinin altıncı kitabı Babylon’s Ashes’ten çekilecek altıncı ve son sezonuna yelken açıyor. Serinin devamı ya da kitapların başka bir görsel uyarlaması için umutlar henüz kaybolmuş değil. Özellikle de toplam dokuz romanın yayımlanacağı düşünüldüğünde, hayranların asıl endişesi sezonun ne zaman gösterime gireceği. Önceki yayın zamanı geçerliyse, 6. sezon Aralık 2021’de çıkabilir, ancak pandemi sınırlamaları önemli gecikmelere neden olabilir. Ne zaman yayımlanırsa yayımlansın, birkaç imkansız patlama dışında The Expanse hiç şüphesiz televizyonun en gerçekçi uzay dizisi olmayı sürdürecek.

Kaynak

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Asimov ve Stargate hayranı...