bilimkurgu kulubu

Anime post apokaliptik bilimkurgu anime

Tarih: 28 Nisan 2020 | Yazar: Serpil Şahin

0

Post-Apokaliptik Bilimkurgu Animeleri #2

Nükleer? Biyolojik? Ekolojik? Jeolojik? Kozmolojik? Kıyamet sonrası bilimkurgunuzu nasıl alırdınız?

Post-Apokaliptik Bilimkurgu Animeleri” yazı dizimizin ikinci bölümüyle karşınızdayız… 1826’dan bu yana bilimkurgunun en sevilen alt dallarından biri olan post-apokaliptik yapımlar; maceraya davet edişleri, harabe bir dünyada yaşamın nasıl sürebileceği, yeni keşiflerin varlığı ve sağ kalmayı başararak yeniden başlama umudunu tasvir etmesi sebebiyle izlenmesi en keyif veren hikâyeler olarak karşımıza çıkar.

İnsanlığın ve dünyanın sonunun nasıl geleceğini bu aralar hepimiz sıklıkla düşünüyoruz. Bu düşüncelere biraz ara verip hikâyesi hoşunuza giden bir post-apokaliptik animeye başlamaya ne dersiniz?

Hokuto no Ken

Kısa zaman öncesinde yaşanan nükleer savaş, dünyayı yok olma noktasına kadar getirmiştir. Dünya yok olmamıştır, ama insanlık birkaç adım geriye gitmiştir. Uygarlıklar bozguna uğramış, zayıflar köle olarak satılmaya başlanmış ve dünyaya devler hükmetmeye başlamıştır.

Barut, insanoğluna yabancı bir madde haline gelmiştir. Artık ihtiyaç duyulan ve önem verilen şey; kas gücü olmuştur. İnsanın kurtulmak için tek umudu yeni “Hokuto no Ken” olacak bir kahramandır.

Ergo Proxy

Kubbeli şehir Romdo’da son insan medeniyeti bulunmaktadır ve bu şehirde insanlarla “AutoReiv” adı verilen android yapılar birlikte yaşamaktadır. İnsanlara gündelik hayatında yardımcı olan AutoReiv’lere “Cogito Virüsü” bulaştığında gizemli bir hastalığa yakalanırlar ve daha insani bir forma bürünürler, ama bu virüsü taşıyan hiçbir AutoReiv’in yaşamasına izin verilmez.

Romdo’da işlenen esrarengiz bir dizi cinayet, gerçeklerin yavaş yavaş ortaya çıkmasına neden olur. Vincent Law, Yurttaş Danışma Kurulu’nda görevli Lil Mayer ve AutoReiv’i Iggy ile virüs bulaşmış Pino isimli AutoReiv’in yolları kesiştiğinde Romdo’nun ve diğer kubbelerin ardında yatan gerçeklerle yüzleşirler: Vekil’lerle.

Wolf’s Rain

Ölmek üzere olan dünyada bir efsane yaşar: Dünyanın yaşamı son bulduğunda cennetin kapıları açılacaktır. Bu ütopya, ölmekte olan dünyaya katlanılmasının, mücadele edilmesinin tek nedenidir. Lakin cennete giden yolu gösterecek olanlar kurtlardır ve soyları 200 yıl kadar önce tükenmiştir. Kurtların soyunun tamamen tükendiği bilinse de aslında hâlâ varlar ve insanlar arasında ayrıntılı yanılsamaları sayesinde insan suretiyle yaşıyorlar.

İnsan formunda yaşayan üç kurt Tsume, Toboe ve Hige’nin cenneti arayan yalnız kurt Kiba ile şans eseri yolları kesişir. Cenneti bulmasının anahtarı olduğuna inandığı “Lunar Çiçeği”nin kokusunu geldiği bu şehre kadar takip edebilmiştir. Ama tam “Lunar Çiçeği” Cheza’yı bulmasına ramak kalmışken Darcia adında biri Cheza’yı kaçırır. Cenneti bulmak için Cheza’ya ihtiyaç duyduklarından bu dört kurt istemeyerek de olsa bir sürü olup çiçeğin peşine düşerler.

Texhnolyze

Lukuss (Lux); yapay güneşi, gece gündüz döngüsü ve kaynakları ile yer altında inşa edilmiş bir şehirdir. Şehir, her an farklı grupların hesaplaşmalarına sahne olmaktadır. Üst sınıf tarafından yönetilen Organo ve kendilerini Birlik ile Organo çatışmasından uzak tutmaya çalışan Racan isimli bağımsız gruplar, Lukuss Şehri’nin çıkar çatışması yaşayan taraflarını oluşturur. Class isimli bir grup da daha çok dış dünyayla (yüzeyle) ilgili gündemi takip etmektedir. Bu gruplardan herhangi birine üye olmayanlar ise açlık ve sefaletin bataklığında yaşamaya mahkumdurlar.

Bu karanlık dünyada geçinmek için ödüllü dövüşlere katılan boksör Ichise, bir çatışma esnasında kolunu ve bacağını kaybeder. Ölümün eşiğindeyken Organo lideri Onishi tarafından himayeye alınan ve kendisine protez uzuvlar takılan Ichise için yeni bir hayat başlayacaktır.

Ima, Soko ni Iru Boku

Shuzo “Shu” Matsutoni sıradan bir okul öğrencisidir. Kendo dersleri almakta ancak gözü kara biçimde sadece saldırdığı için pek de başarılı olamamaktadır. Bir gün ders sonrası evine dönerken bir fabrika bacası üzerinde oturan birini görür ve yanına tırmanır. Adının Lala Ru olduğunu öğrendiği bu kızla konuşmaya çalışırken nereden geldiği belirsiz insanlar ortaya çıkar. Lala Ru’nun yardım çağrısının peşinden koşan Shu, farklı bir dünyaya ve hiç anlam veremediği bir savaşın içine sürüklenir.

Hamdo adında deli birinin yönetiminde sürekli kendi içinde ve dışında savaş hâlinde olan Hellywood’a gelen Shu, burada acıyı, üzüntüyü, işkenceyi, savaşı ve ölümü tanıyacaktır. Zorla verildiği ve tamamen çocuklardan oluşan bir birlikte kendine yeni arkadaşlar edinen Shu, Lala Ru’nun hayatını kurtarmaya, yeni arkadaşlarını ise doğruluk ve iyiliğin tarafına çekmeye çalışır.

No.6

Yıllar önce kanlı bir dünya savaşının ardından insanlık, en azından yüzeyde barışçıl ve mükemmel 6 şehir eyaletine sığınır. Bununla birlikte, 6 numaralı eyaletin seçkin bir sakini olan Shion, gizemli çocuk Nezumi ile bir şans karşılaşır ve yaşadığı dünyaya karşı farklı bir bakış açısı kazanır.

Nezumi’nin 6 numaralı ütopyanın duvarlarının çok ötesindeki çorak ve ıssız topraklarda yaşayan insanlardan biri olduğu anlaşılır. Nezumi’ye yardımcı olmak isteyen Shion, her şeyini kaybeder ve karanlık yönü ile tanışır.

Guilty Crown

2039 senesinde “Kayıp Noel” olarak isimlendirilen “Kıyamet Virüsü” patlak verdikten sonra, Japonya pek çok ulusun oluşturduğu GHQ isimli bir organizasyonun kontrolü altına girer.

Ohma Shu sağ elinde psişik güçler barındıran 17 yaşında bir oğlandır. “Kralların Kabiliyeti” olarak bilinen bu gücü arkadaşlarının içinden eşya veya silah çıkartabilmek için kullanan Shu, her ne kadar başkalarının başını belaya sokmamak için uğraşmış olsa da “Undertaker” isimli bir örgüte üye, devlete karşı mechalara pilotluk eden Yuzuriha Inori isimli bir kızla tanıştıktan sonra bambaşka birine dönüşür, hayatı baştan sona değişir.

Suisei no Gargantia

Uzak bir gelecekte, galaksinin uzak noktalarından birinde Galaktik İnsan İttifakı hayatta kalabilmek için Hideauze adındaki grotesk bir ırka karşı savaş vermektedir. Genç teğmen Ledo ile onun insansı mobil silahı Chamber, yoğun geçen bir çatışma sırasında bir solucan deliği tarafından yutulurlar.

Yattığı zoraki uykudan uyanan Ledo, savaşta kaybedilmiş sınırlardan biri olan Dünya’da gözlerini açar. Bu gezegen tamamen sular altında kalmıştır. İnsanlar devasa gemilerden oluşan filolarda yaşamakta ve hayatlarını idame ettirmek için denizin altındaki enkazları toplamaktadır.

Gargantia adındaki filolardan birine gelen ve gezegenin tarihçesi ya da kültürü hakkında hiçbir şey bilmeyen Ledo, Gargantia filosunda ulak olarak çalışan 15 yaşındaki Amy’nin yanına verilir. Barış dolu geçen bu günler hayatı boyunca savaşmış olan Ledo’yu şaşırtacaktır ve bu şaşkınlığı çok da uzun sürmeyecektir.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

"Eşek kadar kadın çizgi film mi izlermiş" isyanına cevap olarak doğdum. Radyo ve TV ile başlayan iş hayatı, dergi ile devam etti ve 2006'dan bu yana dijital reklam sektöründe çalışıyorum. Hikaye kitapları (Aşk Yemeği Acılı Sever ve Yakıngörmez) yazdıktan sonra, şimdilerde bir roman üzerine çalışıyorum.