kill-la-kill anime

Kadın Başkahramanlara Sahip İzlenesi 10 Bilimkurgu Animesi

Simgeleşmiş animelerden kült klasiklere ve yeni favorilere kadar gitgide artan sayıda bilimkurgu animesi kadın kahramanlara odaklanıyor. Hem bilimkurgu türü hem de anime endüstrisi, sadece erkek izleyicilere yönelik olduğu yönündeki talihsiz stereotiplerle boğuşuyor. Ancak bu durum son yıllarda değişmeye başladı, hem bilimkurgu hem de anime dünyası kapılarını daha geniş ve çeşitli izleyici kitlesine açtı.

Son dönem animeleri, özellikle bilimkurgu eserleri söz konusu olduğunda kadın başkarakterlere odaklanan daha fazla hikâye anlatıyor. Ancak en azından 1980’lerden beri belirgin şekilde kadın başkarakterlere sahip popüler bilimkurgu anime serileri de var. İşte onlardan bazılarını sizler için derledik.

Bubblegum Crisis

80’lerde üretilen ve o dönem için uzak bir tarih olan 2030’larda geçen Bubblegum Crisis; parlak ışıklar, devasa saçlar, 80’lerin acımasız soundtrack’leri ve açıkça Blade Runner etkilerine sahip. Ancak Blade Runner‘dan çok daha fazla aksiyon odaklı.

Bubblegum Crisis’in kahramanları ise güçlü zırhlar içindeki kadın paralı askerlerden oluşan Knight Sabers. Ekibin amacı, kötü bir mega kuruluş olan Boomers’ın yarattığı asi siborg’larla mücadele etmek. Genel olarak dizi, aksiyon dolu Power Rangers ile aynı gösterişliliğe sahip, ancak belli bir olgunluk ve sertlik de barındırıyor.

Martian Successor Nadesico

Martian Successor Nadesico, birçok açıdan -şayet o da bir komedi olsaydı- Evangelion gibi hissettiren bir dizi. Bu gerçeği, her iki dizinin İngiliz dublajlarını aynı isimlerin yapması da destekliyor. Nadesico, çoğunlukla kadın mürettebatı olan bir gezegenler arası savaş gemisi. Evangelion‘da olduğu gibi, Martian Successor Nadesico’da da genç pilotlar dev robotlarla uzaylı tehditlerine karşı savaşıyor. Ancak Evangelion’dan farklı olarak, Martian Successor Nadesico tempolu, sıra dışı bir komedi.

Karakterlerin çoğu, evren içi bir mecha dizisinin büyük hayranları oldukları için mecha animesi ve türün gelenekleri hakkında birçok bilinçli espri var. Martian Successor Nadesico’nun gerçek duygusal ve trajik anları da söz konusu. Örneğin erkek başrol Akito, çocukluğunda Mars kolonisinin yok oluşuna tanıklık etmiş travmatik bir karakter. Yine dizinin en ünlü bölümlerinden biri de önemli bir karakterin acımasızca öldürülmesine odaklanıyor.

Burst Angel

Hukuksuz ve harap bir yakın gelecek distopyasında geçen Burst Angel, bir grup kadın paralı askeri konu alıyor. Burst Angel, diğer anime serilerinden farklı olarak mantıksal ve derinlikli bir hikâye sunmak için ortamı kullanıyor. Bu, Burst Angel’ın çekici olmadığı anlamına gelmiyor elbette; silahlı çatışmalar serinin ana ögesi ve zaman zaman patenli ve jetpack’li mekanizmaların yer aldığı topyekûn çatışmalara da giriliyor.

Evet, kulağa saçma gelse de bir o kadar da eğlenceli. İlginç bir şekilde, dört ana kadın karakterden üçü isimlerini Little Women’dan alıyor ki bu, belki de bir anime dizisinde görülen en tematik uyumsuzluklardan biri.

Nausicaä of the Valley of the Wind

Nausicaa of the Valley of the Wind

Nausicaä of the Valley of the Wind, Hayao Miyazaki’nin simgeleşmiş anime kariyerinde yönettiği ilk film değilse de bağımsız bir yönetmen olarak kotardığı ilk film. Miyazaki’nin birkaç yıl önce yazdığı bir mangaya dayanan Nausicaä of the Valley of the Wind, Rüzgâr Vadisi’nin prensesi olan başkahramanı Nausicaä’nın, Rüzgâr Vadisi’nin insanlarını hem doğa ile hem de diğer insanlarla barış içinde yaşamaya yönlendirme çabasını anlatıyor.

Film, güçlü anti-savaş ve çevreci mesajlara sahip ve Miyazaki’nin en iyi eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca Miyazaki, ağır şekilde düzenlenip değiştirilen İngilizce sürümü nedeniyle sonraki filmlerinin Batı versiyonlarındaki düzenlemelere ciddi kısıtlamalar da getirmişti.

Ergo Proxy

ergo-proxy-re-l-mayer-anime-kadin-karakter

Fransız filozof René Descartes’ın ünlü “cogito ergo sum(düşünüyorum, öyleyse varım) sözünden esinlenerek adlandırılan Ergo Proxy’nin derin felsefi ve psikolojik temalara sahip olduğu açık. Bir kıyamet sonrası dedektif hikâyesi olan seri, kafa karıştırıcı bir anlatıya ve Gürcü ilahilerinin izlerini taşıyan bir soundtrack’e de sahip.

Dizi, insanlığın bir çatı altında yaşamaya zorlandığı kubbeli bir şehirdeki cinayetleri araştıran Re-l (“Ree-El” şeklinde telaffuz edilir) ve onun robot ortağı Iggy’i takip ediyor. Re-l, kısa sürede Proksi adı verilen garip humanoid varlıklarla ve hafızasını kaybetmiş bir adam olan Vincent ile karşılaşıyor ve kendini giderek daha da büyüyen bir gizemin içinde buluyor. Ergo Proxy, güzel sanat tarzının yanı sıra felsefi ve psikolojik temaları ve ağır sembolizm kullanımı ile siberpunk distopyalarına yeni bir bakış açısı sunmayı başarıyor.

Mobile Suit Gundam: The Witch from Mercury

Mobile Suit Gundam: The Witch from Mercury, bir kadın başkaraktere sahip Mobile Suit Gundam serisinin giriş bölümü. Dizi, Asticassia Teknoloji Okulu’na transfer olan Suletta Mercury’i takip ediyor. Başkarakter, burada hızla Mobile Suit düellosuna girişiyor ve sonunda şirket varisi Miorine Rembran ile evlenme hakkını kazanıyor.

The Witch from Mercury, hikâyesinin kapsamı daha dar ve daha çok şirket politikalarına odaklanıyor olsa da önceki Gundam serilerinden farklı bir tempoya sahip. Yine de serinin önceki temalarına ve ruhuna sadık kalmayı başarıyor. Ayrıca kadın karakterler arasındaki ilişkilere odaklanmasıyla Gundam serisinde devrim niteliğinde bir yapım olarak kabul ediliyor.

Paprika

Paprika’nın İngilizce afişinde, “Bu sizin animede beyniniz” (This is your brain on anime) yazıyordu. Paprika kesinlikle zihin değiştiren bir his uyandırıyor. Anime, rüyalara girebilen ve insanları bilinçaltı düzeyde etkileyebilen Paprika’nın etrafında dönüyor.

Inception benzeri olay örgüsü, gerçeküstü sanat tarzı ve animasyon sekanslarıyla anime, daha da şaşırtıcı hâle geliyor. Dikkat çeken soundtrack, daha önce Berserk animesi için birkaç unutulmaz parça besteleyen Susumu Hirasawa imzalı. Paprika, kesinlikle hiçbir şeye benzemiyor ama en az bir kez deneyimlenmeli.

Bodacious Space Pirates

Bodacious Space Pirates, babasının gemisini ve mürettebatını devralan lise öğrencisi Marika Kato’ya odaklanıyor. Neredeyse tamamen kadın oyuncu kadrosuyla keyifli bir uzay operası olduğunu da belirtmek gerek. Dizi kendini hiç ciddiye almıyor, özellikle serideki uzay korsanları hâlâ tipik Altın Çağ korsan kostümleri giyiyor ve hepsi de teatral bir hava içinde. Zaten zengin yolcular kendilerini tehlike altında hissetmeden bir korsan baskınının heyecanını deneyimleyebilsinler diye gemi baskını sahneliyorlar.

Yine bir korsan animesi olan One Piece gibi Bodacious Space Pirates da genellikle mizah unsurlarıyla örülü ve en yoğun olduğunda bile One Piece‘in şiddet seviyesine ulaşmıyor. Gerçek korsanlık anları ve gerçek bahisli savaşlar bulunsa da, uzay korsanlığı esasen komedinin bir aracı olarak kullanılıyor.

Ghost in the Shell

ghost-in-the-shell-1995

Masamune Shirow’un ikonik siberpunk mangası, 80’lerden bu yana birkaç anime uyarlamasına ilham verdi. Bunlar arasında bir Netflix filmi ve anime serisi, bir video oyunu ve Scarlett Johansson’un Japon Motoko Kusanagi rolünde oynadığı ve gişede başarısız olan tartışmalı bir 2017 canlı aksiyon filmi de bulunuyor. Hikâye ve detaylar uyarlamadan uyarlamaya değişse de, Başkomiser Motoko Kusanagi serinin ana karakteri olmayı daima sürdürüyor.

Motoko, Japon hükümetinin özel bir operasyon bölümü olan Kamu Güvenliği Bölüm 9 için çalışan bir siborg polis memuru. Çeşitli uyarlamaları boyunca insanlık ile teknoloji arasındaki ilişkinin incelenmesi her zaman merkezi bir tema olarak karşımıza çıkıyor.

Kill la Kill

Studio Trigger’ın diğer serilerinden BNA: Brand New Animal ve Little Witch Academia’dan belirgin farklara sahip olan Kill la Kill, kelimenin tam anlamıyla tuhaf. Neyse ki saçma önermesine tamamen bağlı kalıyor ve kendi tuhaflığını benimsiyor. Distopik bir dünyada başkarakter Ryuko, otoriter bir okulun fanatik ve baskıcı öğrenci konseyine karşı yarım bir makas ve bir denizci üniformasıyla isyan ediyor.

Sanat ve animasyon, hem aksiyonu hem de mizahı vurgulamak için karikatürize edilmiş bir şekilde abartılıyor. Ancak aksiyonu ve mizahı animeye iyi şekilde dağıtıyor. Bu açıdan unutulmaz ve son derece eğlenceli bir yapım.

Kaynak

Yazar: Ceren Çalıcı

Türkçe öğretmeni. Okur, yazar, çevirir. Edebiyatı, sinemayı sever, animeye bayılır. Bilimkurgusal ve fantastik evrenlerde gezinmekten keyif alır.

İlginizi Çekebilir

Birinci Sezonuyla Star Wars: Visions

Star Wars: Visions, 2021 yılında Lucasfilm ve Lucasfilm Animation Ltd. tarafından Disney+ için yapılan bir …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et