bilimkurgu kulubu

Anime Gunbuster

Tarih: 24 Şubat 2016 | Yazar: Konuk Yazar

0

Gunbuster: Aim for Top

Bölüm Sayısı : 6
Yayın Tarihi : 07-10-1988 ile 07-07-1989 arası
Yönetmen : Hideaki Anno
Senaryo: Toshio Okada, Hiroyuki Yamaga, Shinji Higuchi, Hideaki Anno
Müzik : Kouhei Tanaka
Mecha Dizayn : Kazutaka Miyatake, Koichi Ohata, Maehiro Maeda
Karakter Dizayn : Yoshiyuki Sadamoto, Toshiyuki Kubota

Işık hızını geçebilen ilk uzay savaş gemisi Luxion ve beraberindeki filo, uzayın derinliklerine doğru çıktıkları sefer esnasında o ana değin insanoğlunun hiç bilmediği yabancı bir yaşam formuyla karşılaşır. Hız, yerçekimi, radyasyon ve sıcaklığa dayanma gibi yönlerden bilimin tanımlayabildiği kozmik sınırlarda yer alan ve uzayda hayatta kalıp çoğalabilecek şekilde evrilmiş bu dev yaşam formu, elindeki kuvvetler ile filoya saldırarak büyük bir kıyım gerçekleştirir. Bu yenilginin faturası büyük ölçüde, filo saldırısı sırasında kaybolan General Takaya’ya çıkarılır. Olaydan bir yıl sonra, bu düşman yaşam formunu geri püskürtmek adına anti madde reaktöründen güç alan dev bir saldırı robotu üretme odaklı RX Projesi‘ne başlanır. Bu proje kapsamında uzayda savaşmak için pilotlara ihtiyaç vardır ve onları yetiştirmek için okullar açılır. Okinawa Kadın Uzay Pilotu Okulu’na kayıt olan General Takaya’nın kızı Noriko Takaya da babasına küçükken söz verdiği gibi uzaya açılmak istemektedir. Tabii bunun bir sebebi de kalbinde bir yerlerde babasının ölmediğine olan inancıdır. Lakin Noriko, uzayda savaşmak amacıyla üretilen seri üretim robotları yönetme konusunda pek de başarılı değildir.

Okula yeni atanan ve RX Projesi’nde görevli bulunan Koç Ohta, RX projesi için seçilecek iki pilot adayını belirleme görevi ile okula adımını atar atmaz herkesi okulun çevresinde manuel ayara alınmış birimleri ile birlikte koşturur. Noriko ise telaş ve beriksizliğinden neredeyse doğru düzgün hareket bile edemez. Ertesi gün seçilen öğrencilerin listesi yayınlanır. Lakin liste herkes için şok etkisi yaratır: Yeteneği ile herkesin bu görev için en uygun kişi olduğuna inandığı okulun biricik Onee-sama’sı Amano Kazumi ile beceriksizliği ve General Takaya’nın kızı olması sebebiyle devamlı hor görülen Noriko Takaya eşleşmiştir. Noriko başta bunun bir yanlışlık olduğunu ya da General’in kızı olduğu için kayrıldığını düşünür ve buna karşı çıkar. Zira bir robot yönetmek, hele hele uzayda savaşmak onun tahayyül bile edemeyeceği bir şeydir. Öte yandan Koç fikrini değiştirmez ve Noriko’yu çok çalışmaya ve kendine güvenerek değişmeye zorlar. Noriko ne yapsa ne etse de Koç’u kararından döndüremeyeceğini anlayacak ve evrenin kaderini değiştirecek epik bir olaylar dizisi başlayacaktır.

Gunbuster

Yapıma Genel Bir Bakış

Gunbuster, her ne kadar konu itibari ile klişe bir öykü üstüne (Dünya’yı ve insanlığı tehdit eden uzaylı güçler ile savaş) inşa edilmiş olsa da işleniş olarak büyük oranda Noriko’nun, endişelerinin ve kimi saplantılarının (Makineleri kullanmak için yetersiz olduğuna olan inancı ve sonrasında savaşta savaşırsa başarısız olup sevdiklerinin ölmesine sebep olacağı korkusu) üstesinden gelip zihinsel olarak erişkin bir bireye dönüşme öyküsü. Bu bağlamda içerisinde en azından başlarda fazla aksiyon barındırmayan ama karakter ve hikâye gelişimi açısından gayet tatminkâr bir ilerleyişe ve sona sahip.

Senaryo, ilk başlarda Noriko’nun bu büyüme süreci üzerinden bir hikâye anlatırken yavaş yavaş insanlık ile onu bakteri gibi görüp yok etmeye programlanmış meçhul düşmanının savaşına doğru ilerleyip hem Noriko’nun hem de arka plandaki bu hikâyenin gidişatları ortak bir sonda bağlanıyor. Gunbuster’ı aslında iki kısma ayırmak mümkün. İlk 3 OVA’da, o zamana kadarki hayatı boyunca öğrenilmiş yetersizlik sorunundan muzdarip, ebeveynlerinin yokluğuyla girdiği travmadan ötürü hiçbir zaman değişmeye yeltenemeyen, silik ve tembel bir kızın, kendisine yüklenen ağır sorumluluk sonrasında önündeki tek sınırın kendi kendine koydukları olduğunu aşamalarla öğrenmesi, ondan nefret eden ve kıskananların bile dostluğunu kazanması ve kendi kendine biçtiği rolü yaşamaya başlaması anlatılırken, son 3 OVA’da ise aynı kızın artık sadece hayatta kalmak, dostları ve kendisine güvenenleri hayal kırıklılığına uğratmamak kadar evrendeki insan yaşamının devam edip etmeyeceğini belirleyecek bir savaşın kapıya dayanması nedeniyle olgunlaşmasının son noktasına ilerlemesini görüyoruz. Mevcut imkanlarla hayatta kalmak için %1 şansın bile olmadığı, fizik sınırlarının üst limitlerine sahip düşmanlara karşı “Bana bir mucizenin gerekli olduğunu söylüyorsunuz. O halde o mucizeyi yaratmaya gidiyorum!” repliğiyle özetlenen bu kararlılık, EVA’nın yaratıcısı Hideaki Anno‘nun yazıp yönettiği bu eserde önyargılarınızı silip atacak bir olgunlukta işleniyor ve bunu 6 bölüm gibi kısıtlı bir sürede yapmayı harika şekilde başarıyor.

Gunbuster

Öncelikle belirtmeliyiz ki, 80’lerdeki Mecha tufanının tam orta yerinde çıkmış olmasından dolayı Gunbuster’in tümüyle orijinal, tümüyle kendi toprağından beslenen bir yapım olduğunu söylemek pek de mümkün değil. Özellikle fi tarihinde ülkemizde 1991-1992 gibi, haftalık formatta yayınlanan Ace wo Nerae serisinden -ki bu tenis üzerine bir seridir- oldukça fazla alıntılar yapıldığını söyleyebiliriz. Yorumunuza göre Ace wo Nerae’yi bu seriden önce yada sonra izleyebilirsiniz, kararı size bıraksak da izlemeden geçmeyin. Öte yandan, Hideaki Anno’nun bunun farkında olmasından dolayı olsa gerek, EVA’da olduğu gibi seri birçok yerinde başka yapımlara ustaca saygı duruşları yaparak yolunda ilerliyor. Karakter kadrosunun merkezindeki karakterlerden üçünün kadınlardan oluşması, feminizm/freudyen göndermeler ve militaristik bilimkurgu anlatısı olma arasındaki dengeyi bozmuyor ki bu yanıyla bile yapım hayranlık uyandırıcı. Karakterlerin Anime’nin bitmesiyle unutulan tiplemeler olmadığını söyleyebiliriz. Noriko, Amano, Jung, Ohta ve hatta Kaptan Tashiro zihninizde yer edecek denli dokunaklılar. O dönem içerisinde fazla tanınmayan birçok seiyuu’nun bu yapımla yıldızlaştığını da söylemek mümkün. Ayrıca Soundtrack de atmosferi tamamlar nitelikte.

Aslen insanlık ile gizemli düşmanı arasındaki savaşla birlikte Noriko’nun hayat ile olan korkularını yenip pilot olmaya çalışması özünde “İnsanın ve insanlığın kaderini, gene kendi başına yön verebileceği” mesajını anlatacak şekilde işlenmiş durumda. Son bölümde devamlı dile getirilen “mucize isteği” ve bu dileğin gerçekleşmemesi üzerine çöken umutsuzlukta Noriko’nun “O zaman bir tane gerçekleştirmeye gidiyorum” demesi, sadece o an karaktere söyletilen bir sözden ibaret değil. O sözü söyleyecek zihinsel gelişime sahip olana değin, devamlı yeteneksiz olduğuna inanan ve bir bakıma hayatta ne yapacağını tam bilemeyen Noriko’nun nasıl kendine inanıp çok çalışarak kendi kaderini gene kendi ellerine aldığını izlemiş olduğumuzdan, aslında karakterin hareketi ve sözleri o anda “Kaderi ancak ve ancak biz değiştirebiliriz” söylemini arka plandaki hikâye ile birleştirerek “Daha iyi bir gelecek için insanlığın kaderi gene insanların elindedir.” söylemine dönüşüyor.

Gunbuster

GAINAX’ın bu ilk klasiğinin özü, sonraki yapımları olan Neon Genesis Evangelion ve Tengen Toppa Gurren Lagann’da da tekrar ediyor. Hatta kimi karakterler diğer yapımlardaki karakterlere ilham vermiş gibi. Tabii burada GAINAX’ı tutup önceki yapımlarının kopyasını çıkarıp yeni makyaj ile sunuyor diyemeyiz. Evet, anlattığı temalar benzer olabilir ama bunu gayet farklı tonlarda bulunan anlatımlarla vererek farklı seyir zevkleri almamızı sağlamışlardır. Ve bu bağlamda Gunbuster, karakter ağırlıklı giden; yavaş ama emin adımlarla sonuna ulaşan bir yapım.

Mecha serileri konusunda genel merak ve alaka sahibi olmayan insanların düştüğü en büyük yanılgı, Voltron ya da Transformers gibi yapımların batıda hak ettiğinden çok daha fazla popüler olmasından kaynaklanmakta ve birçok Mecha hikayesinin aslında insan odaklı hikayeler olması gerçeğinin yadsınmasındandır. Zira çoğu Mecha’da olan olgunlaşma, rol çatışması/kimlik bunalımı gibi kavramlar tarafsız bir bakış açısıyla değerlendirilirse, aslında bu tür bir arka planda çok başarılı şekilde işlenebilirlik taşıdığı görülecektir. Gunbuster, Hideaki Anno’nun Getter Robo ya da Mazinger Z gibi Dynamic yapımlarıyla büyümesinden hareketle katıksız ve klişe bir Super Robot serisi gibi gözükse de, aslında türe o zamana dek sadece Real Robot serilerinde rastlanan anlatım biçimlerine ilişkin birçok dokunuş taşıyor ve bu dokunuşlar, minimalist ve özgün bir sentez olarak Gunbuster’ı GAINAX’ın en iyi işi yapıyor. Son bölümdeki ambiansı hissettiğinizde bize hak vereceğinizi düşünüyoruz.

Öte yandan Orijinal Gunbuster’e saygı duruşu yapmaktan ziyade onun ekmeğini yemeği amaçlayan, gerek karakter dizaynlarındaki naiflik gerekse masif animasyonlardaki ustalık yönünden bir başyapıt olan orijinal serinin yanına dahi yaklaşamayan Diebuster‘ın seyircide pek de iz bıraktığını söyleyemeyeceğiz.

Gunbuster 4

Yapımdan Notlar:

• Kendileri de birer Otaku olan GAINAX kurucularının ilk amacı anime yapımları arasında karşılaşılan dev robot temalı yapımların bir parodisini sunmaktı. Ama senaryo yazımı sırasında zamanla Noriko’nun hikâyesi daha dramatik hadiselere gebe oldu ve belki de bu sebeple yapımın başarısına katkı sağlandı.

• Noriko’nun hikâyesi 70’lerde tv için yayınlanan tenis temalı Ace O Nerae’nin kahramanı ile belli noktalarda benzerlik gösterir. Ayrıca ana hikâyedeki böcekler ile insanlar arasındaki savaş ile de Robert Heinlein‘in Starship Troopers (Yıldız Gemisi Askerleri) adlı kitabını akla getirir.

• Son bölüm hem bütçe sıkıntılarından ötürü hem de hem de 50’li yılların savaş filmlerine atıf olarak siyah-beyaz olarak çekilmiştir.

• 5. Bölümde Noriko’nun odasında My Neighbor Totoro, Nausicaä of the Valley of the Wind ve Space Battleship Yamato’tun posterleri, 6. Bölümde ülkemizde de yayınlanmış olan ve özel araçlarını kullanarak kurtarma görevlerinde bulunan seçkin bir ekibin maceralarını anlatan kukla şovu “Thunderbirds” ile 78 yapımı “Message from Space” filminin afişleri yer alır. Benzer şekilde Noriko’nun odasında müzisyen Van Halen’in bir posteri asılıdır.

• Serinin yan karakterlerinden Jung Freud’un ismi psikolog Carl Gustav Jung ile Sigismund Schlomo Freud’un soy isimlerinden gelmektedir.

• Karakter tasarımcısı The Super Dimension Fortress Macross’unda yaratıcılarından olan (Bizde genel olarak Amerikan versiyonu Robotech ile bilinir) Haruhiko Mikimoto’dur.

• Seri üretim makinanın dizaynı için 70’lerdeki Space Knight Tekkaman‘dan, prototip makina için ise Gundam külliyatındaki Zaku II , Densetsu Kyojin Ideon ve Getter Robo‘dan esinlenilmiştir.

• Yapımın arka planındaki evreni daha açık bir şekilde anlatmak için lazerdisk (sonradan DVD ve Blu Ray) sürümünün bölümlerinin sonuna ek olarak hazırlanan ve her biri 2’şer dakikalık segmentlerden oluşan, Noriko ve Amano’nun anlattığı kozmik kütle çekimi, görecelik kuramı, galaksi ve gezegenler gibi konularda dersler içeren “Science Lessons” adlı bir ek kısmı vardır.

• Son olarak yapım, görecelik kuramı ve kütlesel çekim yasaları gibi noktalardan hareketle çekilen Interstellar‘ın yıllar önce çekilmiş bir Anime hali gibi de düşünülebilir.

Hazırlayan: Hamit Gökalp

Etiketler: , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi bilimkurgukulubu@gmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...