Etiket Arşivleri: Karel Capek

İmalattan Toptan İnanç: Tanrı Fabrikası

“Aşağıda, mahzende esrarengiz bir şey var, bütün dünyayı tersine çevirecek bir şey.” Semenderlerle Savaş‘ı incelerken “20. yüzyılın en büyük ve gerçek kâhini” olduğunu ifade ettiğimiz Karel Čapek‘in, yine yazarlıkta olduğu kadar kehanetteki yeteneğini de konuşturduğu bir diğer eseri Tanrı Fabrikası‘dır. Tanrı Fabrikası, “Mutlak“, yani Tanrı’yı maddeden kurtaran ve böylece insanların ve ulusların duygu ve düşüncelerinin altüst olmasına sebep olan bir …

Devamını gör »

İnsanın İçindeki Karanlığın Bir Aynası: Semenderlerle Savaş

semenderlerle savas kapak

“Tarih tekerrür etmez, ancak kafiyelidir,” der Mark Twain. Biz insanlarsa bu çağlar uzunluğundaki şiirin ahenk unsurlarını ya bunca okumaya rağmen çözemedik ya da türümüzün zaaflarından ötürü tarihin başından beri miras aldığımız tatsızlıkta yazmayı sürdürmekten vazgeçemedik. Karel Čapek‘in bu destansı satiri, tam da bu noktada insanlığın yüzüne ayna tutuyor. Bilindiği üzere R.U.R. Rossum’un Evrensel Robotları kitabıyla bilimkurgu edebiyatına ve dahi bilime …

Devamını gör »

Robotların Babası: Karel Čapek

karel capek

Karel Čapek, 9 Ocak 1890’da şimdi Çekya’da yer alan ama o zamanlar Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nun bir parçası olan Bohemya, Male Svatonovice’de doğdu. Bir köy doktorunun oğlu olan Čapek, ömrü boyunca omurga hastalığından muzdaripti ve yazmak onun için bir tür tedaviydi. Prag, Berlin ve Paris’te felsefe okudu ve 1917’de bir yazar ve gazeteci olarak Prag’a taşındı. 1907’den 1920’lere dek, eserlerinin çoğunu …

Devamını gör »

Bilimkurgu Sinemasında Yapay Zekâ ve Robotlar

Var olduğumuz günden bu yana merak duygusunun o gizemli büyüsü altında yaşıyoruz. Bıkıp usanmadan sorular soruyor, ulaştığımız yanıtlarla yetinmiyor, daha fazlasını bilmek, daha fazlasını keşfetmek için çabalıyoruz. Bu sonsuz arayış nasıl, ne zaman başladı? Sorulan ilk soru neydi? “Biz kimiz?” ya da “Nereden geldik?” mi? Sahi kimdik biz? Ve nereden gelmiştik? Nefes alıp veriyorduk, canlıydık. Taştan, kayadan farklıydık. Avlanıyor, yiyor, …

Devamını gör »

Bilimkurguda Robotlar, Androidler ve Siborglar #1

robot android siborg

Çağdaş bilimkurgu edebiyatı ve sineması, enginlik denizinde bilinmezliklere doğru yol almaya başlayan insanoğluna bu bilinmezliklerle dolu çağdaş “odisse”lerde yol arkadaşlığı ve yardımcılığı yapacak yeni tipler yaratmak zorunda kalmış ve ortaya önce “robot” daha sonraki yıllarda da “android” ve “siborg” kelimeleriyle tanımlanan yepyeni yardımcılar çıkmıştır. Ünlü Çekoslovak tiyatro yazarı Karel Çapek‘in 1920 de sahnelenen oyunu “Rossum’s Universal Robots‘da ilk kez çekçe …

Devamını gör »

Dünyanın Meşhur Robotları: Robo Sapiens’e Doğru

Çok iyi bilindiği üzere, bir terim olarak “robot” kelimesi ilk kez 1920 yılında Çek yazar Karel Čapek’in “R.U.R.” (Rossumovi Univerzální Roboti – Rossum’un Evrensel Robotları) adlı tiyatro oyununda kullanılıyor. Büyük ilgi gören ve kısa süre içinde 30 dile çevrilen oyundaki robotlar, fabrikada çalıştırılan yapay insanlara karşılık geliyordu. Günümüzdeki modern anlamıyla robotlara en çok Čapek’in oyununda olduğu gibi fabrikalardaki üretim bantlarında …

Devamını gör »

Bilimkurguda Bilgisayarlar

Kurgusal bilgisayarlar denince edebiyatta, sergilerde ve filmlerde büyük yer kaplayan envai çeşit hayali ve sahte aletler akla geliyor. Otomasyon ve robotlarla birleşince de gerçek bilgisayarların kültürel gelişiminde son derece önemli bir yer kaplıyorlar. Kurguda bilgisayarların tutarlı bir tarihi hazırlanacak olursa belki de bakılması gereken ilk yer Jonathan Swift‘in 1726 yıllı romanı Gulliver’in Gezileri‘dir. Bu kitapta Swift, “dünyanın en cahil insanının …

Devamını gör »

Osmanlı Bilimkurgusu: Fennî Edebiyat

Fenni edebiyat

“Hususi makineler vasıtasıyla tohumu beşer bir haftada dokuz ay on günlük kemaline erdirilir, sonra o makineden diğer bir makineye geçirilerek diğer bir hafta zarfında on yaşına yetiştirilir, ondan sonra da bir hafta müddet iptidai ve idadi tahsilini ikmal etmek üzere maarif makinesine konur, son hafta içinde de darülfünun makinesinde kalır, yirmi yaşında meydana bırakılırmış…” – “Hülya Bu Ya…”, Refik Halid Karay, …

Devamını gör »

Bilimkurguda Ölümsüzlük

İnsanlığın düşlerinden biri ölümsüzlüktür. Eskiden beri gençlik iksiri ya da hayat suyu arayışları, masal, destan ve efsanelerin konusu olagelmiştir. Tithonus efsanesinde ve Jonathan Swift’in Struldrruggs’larla ilgili öyküsünde de belirtildiği üzere, gençleşme olmadan ölümsüzlüğün ne tadı olur ne tuzu. İşbu sebepten dolayı ölümsüzlük veren herhangi bir şifa, ekseriyetle yaşlanmayı da önler veyahut kişiyi hepten gençleştirir. Ölümsüzlük masallarında ilk dikkatimizi çeken, ölümsüzlüğün …

Devamını gör »

Voltaire’den Vonnegut’a Bilimkurgu

Voltaire'den Vonnegut'a Bilimkurgu

“Bu deli zırvalarını gerçekten okuyor musun?” Çok değil, 15-20 yıl önce elinde bilimkurgu kitabıyla yakalanan birine ilk sorulan bu olurdu. Ya da kaşlar kalkar, hafif alaycı bir sesle “ilginç!” denilirdi ve saygınlığınızın o anda dibe vurduğunu hissederdiniz. Çoğu kimse için bilimkurgu, entellektüel bir ayıptı. Kimileri için hala öyle. Tıpkı aynı insanlar için, erotizmin ahlakî bir ayıp olması gibi. Bu bir rastlantı mı? Bence …

Devamını gör »