bilimkurgu kulubu

Sinema

Tarih: 16 Mayıs 2015 | Yazar: Pedram Türkoğlu

0

Xenomorph’ların Bilimsel Analizi

Bilimsel adları ”Xenomorph” olan alienlar, Ridley Scott tarafından kurgulanan dünya-dışı endoparazit bir yaşam formudur. Alien: Covenant yapımında gördüğümüz üzere onlar, David adlı yapay zeka sahibi ilk android tarafından tasarlanmış yaşam formlarıdır. David, üstün zekası sebebi ile kısıtlanmış gücünü alt eder ve ”yaratmak” ister. Böylece Mühendislerin şehrine gider ve onları yok eder. Mühendisler ve Dr. Elizabeth Shaw üzerinde incelemeler yapar. Böylece zooloji, embriyoloji ve anatomi gibi bilim dallarında uzmanlaşarak bu yaşam formlarını elde etmek için gereken çalışmaları tek başına yapar.

10915252_970309496342548_3125476496099731758_n

Xenomorphları konak hücre, embriyolojik dönem, yavru ve erişkin olmak üzere en çok hayat döngüsü üzerinden tanırız. Çoğunun metamorfoz (başkalaşım) süreci bulunur ve çeşitli varyasyonları vardır. Ayrıca çok hızlı bir süre içinde erişkinliğe ulaşırlar.

alien-egg-www-gdefon-ru

İlki Ovomorph dönemidir. Bu dönem, kraliçe tarafından bırakılan 70 cm. civarındaki, katı tabakası bulunmayan yumurtalar ve içlerinde facehuggerların gelişimini kapsar. Potansiyel konak canlı sezildiğinde açılır ve konaklamak için hazır hale gelir. Ayrıca eggmorphing dönemi de vardır. Bu dönemde ise kraliçeye ihtiyaç yoktur. Kraliçenin sadık kulları Xenomorph Drone’lar, non-Xenomorph maddeleri yeni nesil Ovomorphlara dönüştürme kabiliyetine sahiptir.

2222

İkinci dönemde yumurtadan çıkan facehugger, arachnid benzeri 1 m’lik bir canlıdır. Bu canlı potansiyel konağın boynunu sararak, oral bölgesinden içeri bir endoparazit bırakır. Bu parazit, göğüs bölgesine (thorax) implant olup, embriyonik döneminin bir kısmını orada geçirir. Facehuggerı kesmek tehlikelidir. Çünkü Xeno’lar gibi konsantre asit yüzünden konağa yüksek hasar verir. Embriyonik döneminin bir kısmını tamamladıktan sonra halen immatür sayılan alienımız, artık konağın hacmi ve besinleri yetersiz geldiği için sternumda zayıflık arar ve çiğnemeye başlar. Ardından göğüs kafesini parçalayarak chestburster adındaki yavrumuz dışarı çıkar. Erişkin morfolojisine benzer olarak açık renkli ve çok küçüktür. Daha sonra gelişip farklı türlere olgunlaşırlar. Farklı türlere gelişmelerinin nedeni hala bilinmiyor. Buna rağmen sıcaklık, kan proteini, konak canlının besin ya da lipid düzeyi gibi çeşitli etkenlere bağlı olabileceği düşünülüyor. Ayrıca konağın DNA’sı da bu gelişime etkilidir. İmplant olduğu canlının DNA’sına göre çeşitli karakteristik özellikler kazanır. Buna DNA refleksi denir. Örneğin bir Predator’e implante olanın Predalien olması ya da Ripley’e implante olanın Queen olması gibi.

0619_alein_x_ray_by_shinyshoe

Gelişen Xeno, yılan benzeridir. Koruma amaçlı bir dış-iskelete sahiptir. Sırt kısımda bulunan dış-iskelet yapılarının koruma ve güç gösterisi işlevi gördüğü sanılıyor. Uzun esnek kuyruk; ince uzun muz-benzeri kafatası bulundururlar. Biyolojileri hakkında çok bilgi yoktur. Ancak dış çeneleri ile değil ”dil-çeneleri” ile beslendikleri biliniyor. Bu çene, mürenin faringeal ikincil çenesine benzerdir. Kemikten Predator zırhlarına kadar birçok şeyi delebilir. Kanlarının viskozitesi çok düşük, aşırı sıvı ve yeşildir. Bu sıvıyı “kan” olarak değil de ”besin elementlerinin vücutta taşınmasını sağlayan son derece konsantre asidik sıvı” biçiminde ifade etmek daha doğrudur. Vücudun içi böceklere benzer olarak hemosöl yapısına sahip olabilir. Yani asit, vücudun içinde serbest halde organlara temas eder. Ancak organların üstündeki mukoza yapısı ve reseptör tipleri asidin etkileşime girmesini engelliyor olabilir.

Sıvının diğer işlevleri tam bilinmiyor. İç-iskelette midemize benzer son derece geçirgen olmayan mukus tabakası sayesinde kendisine zarar vermez. Aynı zamanda kitine benzer olarak polisakkarit yapıda olan derisi kendi konsantre asitine dayanıklıdır. Asit, derideki hücreler ile tepkime vermediği için sorun yaşamıyor. Gerektiğinde derisindeki hücreleri polarize silikon ile farklılaştırabilir. Bu da ona sıcaklık ve basınca karşı dayanıklılık sağlar. Ancak halen bu canlıların nasıl gördükleri ve yollarını nasıl buldukları belirsiz. Yüksek ihtimalle ekolokasyon/biyosonar, feromon, hava basıncı farkı ve IR (Infrared) görüş ile yollarını buldukları, ayrıca elektromanyetik alanları da saptayabildikleri düşünülüyor. Gözlem yoluyla öğrenme yeteneğine de sahiptirler.

Son dönem olarak yavrularımız Drone, Runner, Warrior, Praetorian ve Queen olmak üzere olgunlaşırlar (Deacon, Predalien, Neomorph, Protomorph ve Newborn rütin metamorfozlarına dahil değildir). Bu varyantlara kısaca değinmek gerekirse;

Neomorph

Neomorph, lokal ekosistemin ürettiği sporlardan gelişen organizmalardır. David‘in LV-223’ü terk etmesi ardından Mühendisleri yok etmek için saldığı siyah sıvının (Kimyasal Madde A0-3959X.91 – 15) fazlası ekosistemde mantar benzeri podlar üretir. Siyah sıvı da Mühendislerin ürettiği çok yüksek düzeyde mutajen patojenik mikroorganizmalardan oluşan bir biyolojik silahtır. Kısa yarı ömrü nedeni ile düşük sıcaklık sağlayan steatit vazolarda saklanır. Konuya geri dönersek sıvının fazlası bahsettiğimiz bu podları oluşturur. Bu podlar, temas eden hayvan türünün nazal (burun) veya timpanik (kulak) aktivitesine girme amacı taşıyan spor/virüs benzeri organik maddeler salar. Onlar da epidermisi (derinin dış katmanı) delip, konağın kanına karışır. Ardından birkaç dakika sonra yeterli besin düzeyi alır ve bulunduğu damarın herhangi bir yerinden dışarı çıkar. Örneğin revirde Ledward’ın durumu gibi posterior spinal arterde (omuriliğin arkasındaki damarda) ise damarın endotelini kemirip, sırtından dışarı çıkmaya başlar.

Dışarı çıkan yavrumuz Xenomorph’un aksine Runner’lara benzer olarak quadropedaldır (4 ayaklı). Fakat geliştikçe bipedal (2 ayaklı) durma ve yürüme kabiliyeti kazanır. Sert bir dış iskeleti yoktur. Kafatasının arka ucu oblik değil, sivridir. Rengi açık gri-beyaz tonlarındadır. Dış iskeleti olmayan etli kuyruğu sivri uçlarla donatılmıştır. Ağzı yuvarlak seyirli çok sayıda sivri dişlere sahiptir. Kanları kalın, sarı renkte, ancak asidik değildir. Ayrıca morfolojik varyasyon gösterdikleri görülüyor. Örneğin biri, uzun kemikli, dorsal keskin spinozlara (dikensi çıkıntılara) sahipti; buna karşın karşılaşılan diğer birey bu özelliklerden yoksundu.

Protomorph

Protomorph, Alien: Covenant’ın meşhur final patronudur. İlk gördüğünüzde Xenomorph sanabilirsiniz; ancak değildir. Xenomorph’un sırtında uzun ve birbirine paralel, biyomekanik görünümlü ekstrüzyon yaptıran 4 tüpün yanı sıra uzamış kafatasının altında bir omurga çıkıntısı vardır. Protomorph’un sırtında ise birbirine göre açısı fazla olan 4 dış iskelet çıkıntısı bulunur. Xenomorph’un aksine Protomorph fazlası ile organik görünümlüdür. Dış iskeleti pürüzsüz ve düzdür. Xenomorph gibi sert ve pürüzlü değildir. Bununla birlikte, Xenomorph’un son derece dar ve sivri caninleri (köpek dişleri) vardır. Protomorph ise oldukça insana benzeyen bir diş kümesine sahip gibi görünüyor. Ayrıca Protomorph’un yüzü ve craniumu (kafatası), kuzeninde bulunan biyomekanik hava tüplerinden de yoksundur.

Aralarındaki en büyük fark ise doğum formlarıdır. Protomorph, yumuşak bir zar ile birlikte aynı morfolojide quadropedal (4 ayaklı) olarak doğdu. Sadece boyutu daha ufaktı. Doğduğu sırada dış iskeletinden yoksundu. Derisi oldukça ince ve şeffaftı. Hızlı hareket edemiyordu, zayıftı; ancak David’in duygularını ve etrafında olup biteni anlayabiliyordu. Xenomorph ise ortama uyum sağlayabilecek bir formda doğuyordu. Doğduğunda ayakları yoktu, yılan benzeri gövdesi ile hızlıca ortamdan uzaklaşabiliyordu. Derisi bir nebze kalındı ve açık renkliydi. Etrafında olup biteni anlayamıyordu; ancak hayatta kalma içgüdüsü ile gelişimine kadar uyum sağlayabiliyordu. Protomorphlar, Xenomorphların evrimsel sürecinin ilk formlarından olduğu için aralarında birçok farklılık mevcuttur.

alien-movie-3d-hd-wallpapers-free-download-background-images-od-movies

Xenomorph

Dronelar, genelde siyah-gridirler, kraliçe yakınlarında kalırlar ve görevleri amatör olarak kraliçeyi korumak dışında konak canlı bularak üremeyi hızlandırmak ve yuva kurmaktır. Bir nevi işçi arılar gibi düşünebilirsiniz. Klasik Xenomorph ya da Xenomorph XX121 olarak bilinirler. David’in onları yayması ardından, evrimsel süreçlerinin ilerisinde oldukça fazla sayıda bulunurlar. Xenomorphlar arasında hayatta kalmayı en çok başarabilen ve genetik materyalini bir sonraki jenerasyona en çok aktarabilen varyasyondur. Her türlü ortama uyum sağlayabilirler. Avlarına Neomorphlar gibi vahşice saldırmak yerine, sinsi bir avcı gibi izlerler ve uygun bir anda saldırırlar. Ya da kendi zevklerine göre tuzağa düşürmek isterler. Kraliçenin kovan bakımından sorumludurlar. En çok karşılaşılan ve sayıca üstün olanlar bu türlerdir. Gerektiğinde yuvayı korurlar, ağızlarından konsantre asit püskürtebilirler.

Alien_Runner_by_Icarion

Runner Xenomorph

Runnerlar, diğer türlerin aksine quadrupedal (4 ayaklı) hareket ederler. Aynı zamanda Dog Alien veya Scout Alien olarak da bilinirler. Görevleri gözcülük yapmak, yuvanın dışına çıkıp etrafı düşman türlere karşı kolaçan etmektir. Gerektiğinde dronelar gibi asit püskürtebilirler. Boyutları diğer türlere göre küçüktür. Çok çevik ve hızlıdırlar. Anatomileri gereği dış iskeletleri hafif ve içi boştur. Sürtünmeyi azaltmak için kafatasları pürüzsüzdür. Güçsüzdürler ancak hızlı bir gözlemci ve habercidirler.

alien colonal

Warrior Xenomorph

Warriorlar yani savaşçılar, aynı zamanda Soldier (Asker) ve Hunter (Avcı) olarak da bilinirler. Birincil savaşçı ve kraliçenin birincil savunma kuvvetleridir. Dış iskeletleri sert ve dayanıklıdır. Yükseklikleri yaklaşık 2-3 m. ve uzunlukları kuyruk dahil yaklaşık 4-5 m’dir. Hızlı ve güçlüdürler. Sert ve uzun kuyrukları vardır. Kafatasları yapısal gücü arttırmak için çıkıntılar ile kaplanmıştır. Bazen adeta bir boğa gibi kafalarını toslamak amaçlı da kullanırlar. Keskin pençeleri ile kolayca bir insanı kaldırıp parçalayabilirler. Metre kareye yaklaşık 700 kg’lık kuvvetleri ile çelik kapıları bile ezebilirler. Herhangi bir fiziksel travma sağlayacak silah ile öldürüldüklerinde yüksek basınçlı dolaşımı yüzünden patlayıp etrafa yüksek derece moleküler konsantre asit saçarlar. Bu yüzden ölürken bile tehlikelidirler.

Predalien

Predalien (Internecivus raptus yautja), facehuggerın bir Predator’a (Yautja) bağlanması sonucu doğmuştur. 3 metre uzunluğu ile son derece güçlü ve çeviktir. Predator türünden kazandığı mandibulaları (çene kemikleri) ve saç benzeri uzantıları karakteristik bir özellik olarak göze çarpıyor. Avına saldırma yöntemi, bir kaplan ya da köpekbalığınkine benzerdir. Hedeflenen kurbanın etrafında dönerler, sonra onları yakalarlar. Ayrıca Predator türünün genetik materyalinin bir yan etkisi olarak konaklarına facehugger gibi yumurta bırakabilir. Daha küçük ve hareketli bir Queen Xenomorph gibi düşünebilirsiniz.

Deacon

Deacon, bir Trilobit’in son Mühendis’e yumurtayı implante etmesi sonucu doğmuştur. Biyolojileri ve ekolojileri hakkında hiçbir bilgi bulunmuyor. Muhtemelen bir tesadüf eseridir. David, Mühendislerin biyolojik silahı olan siyah sıvı ile Charlie Holloway’i zehirler. Ardından Charlie, normalde hamile kalamayan Elizabeth Shaw’u döller. Sonuçta Elizabeth’in rahmine bir Trilobit implante olmuştur. Ardından olgunlaşan ve rahminden dışarı çıkan Trilobit, bir Mühendis’e yumurtasını bırakır. Bunun üzerine Mühendis’ten bir Deacon doğar.

Deacon’un mavi pürüzsüz bir gövdesi, dört parmağı, pantigrad ayakları (insan ve ayı gibi ayak tabanına basarak yürüyen) vardır. Goblin köpekbalıkları gibi ikincil bir çeneye sahiptirler. Ağızlarında iki farklı diş grubu vardır. Üst çene, otoburlara özgü dişlere sahipken; alt çene keskin ve parçalayıcı dişler ile döşenmiştir. Xenomorphlar gibi dil kemikleri bulunmuyor ve dorsal tüpleri yoktur. Gelişimleri hakkında hiçbir bilgi bulunmuyor. Bu yüzden nasıl bir biyolojik değişime uğrayacaklarını bilemiyoruz. Ancak yüksek ihtimalle bu olaylar bütününe, sıvıdan etkilenen bir insanın bir dişiyi döllemesi ve ardından dişiden çıkan bir Trilobit’in de bir Mühendis’e yumurtasını bırakması sonucu, rastlantısal olaylar zinciri ardından Xenomorphlar ile alakası olmayan bir organizmanın oluşması diyebiliriz.

Newborn

Newborn, Yenidoğan ya da Xenosapien olarak bilinir. USM Auriga’da doğan bir insan ve Xenomorph melezi idi. Newborn, Birleşik Sistemler Ordusu’nun bilim adamları tarafından gerçekleştirilen klonlama deneylerinin bir yan ürünü olarak ortaya çıktı. Kraliçe, deneylerin insan DNA’sı ile bozulması sonucunda üretildiğinde, ona bir rahim ve canlı doğum kullanarak ikinci bir üreme döngüsü hediye edildi. Yani bir rahim sahibi klon olarak doğan Queen Xenomorph’tan dünyaya gelen sentetik bir Xenomorph türüdür kendisi. Newborn, onu doğuran Queen’in yerine, aslında Queen’e ev sahipliği yapmış klon Ripley’i “anne” olarak gördü. Betty, geminin gövdesindeki küçük bir delikten uzaya şiddetle emilerek öldürüldü.

Diğer Xenomorphların aksine Newborn, canlı doğum ürünüdür. Facehugger veya ovomorph dönemi yoktur. Ayrıca kuyruğu, dorsal tüpleri ve dış iskeleti yoktur. Onun yerine humanoid bir morfolojisi vardır. Üstelik gözleri ve burnu da bulunur. Fakat onu diğerlerinden ayıran en belirgin özellik, duygularının bulunmasıdır. Duyguları da oldukça immatür sayılır. Adeta bir çocuk gibi duygu değişimleri gözlenmiştir.

alien_by_atenebris-d3ewyvn

Praetorian

Praetorianlar ise Xenomorph’un hayat döngüsünün son dönemlerinden biridir. Kelime anlamı Roma yüksek muhafızı demektir. Kafatasları kraliçeye benzer ancak daha küçüktür (yaklaşık 4-5 m yükseklikleri ile diğer Xenomorphlardan çok daha büyüktürler). Kraliçenin üst düzey korumalarıdırlar. Bütün Xenomorph türlerinden güçlü ve zekidirler. Çok nadiren yuvayı terk ederler. Diğer türlere göre sayıları oldukça azdır. Ayrıca diğer türlerin aksine filmlere konu olmadılar. Sadece video oyunu ve çizgi romanlarda bahsedilmişlerdir. Her ne kadar olgunlaşmalarının nedeni kesin olarak bilinmese de, ilk büyük hipoteze göre kraliçe tarafından seçilen savaşçı, kraliçenin feromonları ile farklılaşıp, deri değiştirerek Praetorian haline gelir. İkinci hipoteze göre ise embriyonik dönemdeki çeşitlilik (sıcaklık, basınç, protein, glukoz ve lipid düzeyi) yüzünden sıradan olgunlaşma sürecinin drone veya savaşçı olmanın aksine praetorian olmasıdır. Bu türlerin çok özel olmasının bir diğer nedeni ise kraliçenin ölmesinin ardından onun yerini alabilmesidir. Praetorianların karşısında her babayiğit duramaz.

jaime-jasso-alien-queen-artwork

Queen Xenomorph

Ve son olarak yuvanın sahibi olan efsanevi Queen (Kraliçe) Xenomorph, bütün türler arasında en büyük, en zeki ve güçlüsüdür. Ağırlığı 10 ton ve yüksekliği yaklaşık 6-7 m’dir. Rengi siyah-mavi/siyahtır. Çok nadir olarak fiziksel kontakta bulunurlar. Genelde yumurta üretiminden ve yuva gelişiminden sorumludur. Fiziksel müdaheleleri daha çok drone ve warriorlar yaparlar. Yuvadayken kraliçe büyük bir yumurta kesesi geliştirir. Kesenin diğer bir adı ise ovipositordur. Bu kese ile üretim yapar, bu kese olmadan da hayatını devam ettirebilir; ancak üretim yapamaz. Üretim yaparken kraliçe savunmasızdır. Bu yüzden birincil korumalar ve son çare olarak elit korumalara ihtiyacı vardır. Her ne kadar alienlar cinsiyetsiz olarak nitelendirilse de günümüz böcekler aleminden örnek alınarak kraliçe, genel olarak ”dişi” niteliklerine sahiptir. Eğer bir kraliçe ile karşılaşırsanız göreceğiniz son şey, bir kraliçe olabilir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bilim ve bilimkurgu tutkusu olan hayalperest bir Homo sapiens universalis. Aynı zamanda gerçeği aramanın, onu elde etmekten daha kıymetli olduğunu benimseyen skeptik bir tıp öğrencisi. Kırmızı hapı almak isterken yanlışlıkla mavi hapı almış. 1,5 yaşında konuşmayı öğrendikten sonra 3 yaşında unutmuş. Bu yüzden sadece yazıyor...