dunyayi-kurtaran-adam

Türk İşi Star Wars: Dünyayı Kurtaran Adam

1979 yılında Türkiye’de doğdum. Hayatımın ilk 8 yılındaki tüm TV kültürüm, ülkedeki tek kanal olan devlet yönetimindeki TRT’den ibaretti. Ülkenin tek kanalı, sayısız TV programı arasından nasıl olduysa Star Wars’u seçti ve yayın haklarını satın aldı. TRT’deki programcılar Star Wars’un yarattığı sıçramayı fark eder etmez, TNT’nin Esaretin Bedeli filmini sürekli döndürmesi gibi sık sık yayınlamaya başladılar.

4, 5 ve 6 yaşındayken her pazar sabahı Star Wars’un abartılı seslendirmelerle dolu Türkçe dublajıyla ekranlara geldiğini anımsıyorum. Yeri gelmişken; dinlerken kulağınızı fazlasıyla rahatsız etse de, TRT’nin iğrenç Star Wars dublajı, Türk Star Wars hayranları tarafından hala aranan bir koleksiyon malzemesi konumundadır. Ancak ne kadar sinir bozucu olursa olsun, bu dublaj benim gibi Türk çocuklarını asla Star Wars’tan soğutmadı ve başından sonuna kadar her anını seyretmekten alıkoymadı.

dunyayi-kurtaran-adam-3

Bir bakıma Türk X nesli deyim yerindeyse “Star Wars ile bombalanarak” Star Wars hayranlarına dönüştürüldü. 8 yaşındayken babamın eve Empire Strikes Back ve Return Of The Jedi’ın VHS kasetlerini getirmesiyle artık tam bir Star Wars düşkünü olmuştum. Söz konusu kasetlerin hala sapasağlam olması beni de şaşırtmıyor değil. Türkiye’nin, TRT dışında Star Wars’la benim bilmediğim, korsan ve yüz kızartıcı başka bir bağlantısı da varmış. Bunu öğrendiğimde 9 ya da 10 yaşındaydım. Babam ve birkaç arkadaşı kağıt oynarken aralarında dönen muhabbette Star Wars lafı geçti. Star Wars’u duyar duymaz kulak kabarttım. Babamın bir diğer arkadaşı da lafı Türk işi Star Wars olduğu düşünülen Dünyayı Kurtaran Adam’a getirdi. Hemen ardından hepsi kahkaha atmaya başladı. Büyük bir heyecanla “Türk işi Star Wars mu var?” diye sordum.

İlgimi çektiğini fark etmiş olmalılar ki, ironiyi bir kenara bırakarak neden güldüklerini açıklamaya çalıştılar: “Hayır, sandığın gibi değil, berbat bir film. Hatta o kadar kötü bir film ki kendiliğinden bir komedi filmine dönüşüyor.” Kötü filmlere yönelik özel ilgim başlamadan önceki 10 yıl boyunca Türk işi Star Wars’u komik bulmuyordum. Hatta Star Wars’a karşı saygısızlık olarak algılıyordum. Bu yüzden Dünyayı Kurtaran Adam’ı seyretmemek için uzun bir süre boyunca direttim. Ancak, ergenliğimin son yıllarında 7/24 Türk filmi yayınlayan bir kanalda karşıma çıktı ve duygularımı bir kenara koyarak izlemeye karar verdim.

dunyayi-kurtaran-adam-4

İlk sahnesinden son sahnesine kadar kahkalara boğuldum. Dünyayı Kurtaran Adam sadece sevdiğim filmlerden görüntüler çalınarak yapılmış bir film değildi, aynı zamanda benim Star Wars’a saygısızlık ve ona leke getireceği yönündeki anlayışımın da çöküşüydü. Türk bilimkurgu ve fantazya tarihiyle ilgilenen birçok sinema tarihçisi, Dünyayı Kurtaran Adam’ın Türk Star Wars hayranlarını sinemalara çekerek kolay yoldan para kazanma amacıyla yapıldığını savunur. Dünyayı Kurtaran Adam, Star Wars’un TRT’de yayınlanmaya başlamasından 1 yıl önce beyaz perdeyle buluşmasına karşın Türk seyircisinin zihninde büyük yer edinmiştir. Bu sebeple, henüz orijinali bilinmiyorken bir filmi “çalmak” biraz olsun bana mantıklı geliyor. Ancak çoğu Türk çakma yapımı, yabancı filmlerden pervasızca ve sahne sahne kopyalanarak çekilmiştir.

Diğer yandan, başrol oyuncusu Cüneyt Arkın’ın kendi yazdığı senaryo İslami mistik unsurların da bulunduğu saçma bir konu içermektedir. Film, süper silahıyla gezegenleri yok etmek üzere yola koyulan kötü karakterin maskesini düşürme uğraşlarını anlatıyor. Arkın’ın 100 milyon dolarlık vizyonunu sadece 150 dolar bütçeyle hayata geçiren kişi, yönetmen Çetin İnanç’tı. Çetin İnanç daha sonraki yıllarda da Steven Spielberg’in Jaws (Denizin Dişleri, 1975) ve ünlü film serisi Rambo‘nun ilk yapımı İlk Kan (First Blood, 1982) filmlerinden “aşırı etkilenerek” Turkish Jaws ve Turkish Rambo olarak da bilinen Çöl (1983) ile Korkusuz (1986) filmlerinin yönetmenliğini ve senaristliğini de yapmıştır. Vittorio DeSica İtalyan neorealizminde nasılsa, Çetin İnanç da Türk çakma yapımlarında öyledir.

dunyayi-kurtaran-adam-3

Film başladıktan sonra İnanç’ın diğer fimlerden çalmadığı ve kendi çektiği birkaç görüntüyü seyretmek isteyenler yaklaşık 4 dakika beklemek zorundalar. Yıldız savaşcısı Cüneyt Arkın arka fonda, uzay programının diğer gezegenlere ulaşılmasına imkan sağladığını ve sınırların kalkarak galaksi birliğinin kurulduğunu anlatırken, diğer yandan da Star Wars’tan çalınmış rastgele uzay sahneleri ve 60’lı yılların Rus uzay programının haberlere yansımış görüntüleri ekrana geliyor. Ancak, kötü büyücü galaksi birliğini ve tüm gezegenleri yok etmek istemekte ve bunu başarmak için de insan beyin gücünü kullanmayı amaçlamaktadır. Filmdeki “İnsan beyni” kavramı Star Wars’taki Güç’e (The Force) eşdeğerdir. Dünyayı Kurtaran Adam’ın mitolojisini tam anlamıyla ele almak neredeyse imkansızdır. Filmin karmakarışık evrenindeki kendi kuralları da bir başka eğlence konusudur.

Uzay savaşı sahnesinin arka fonunda Yeni Bir Umut’tan görüntüler dönerken, kahramanlarımız uzay gemisinin içinde motosiklet kaskı takarak düşman gemilerini düşürmektedir. Ancak Murat ve Ali’nin de gemileri düşünce yabancı bir gezegene tıkılıp kalırlar. Elbette çoğu Türkün ve Türkiye’yi ziyaret eden turistin de tahmin edeceği üzere, sözü edilen “yabancı gezegen” aslında Kapadokya’dır. İki kahramanımız bu yabancı gezegeni anlamaya çalışırken, Ali de bir yandan seksi uzaylılarla birlikte olmak için “Çekici ıslık” tekniğini kullanır. Neyse ki ıslık sahnesi kısa tutulmuştur. Tıpatıp insan gibi görünen ve mevsimlik işçilere benzeyen gezegenin fakir yerlileri, Ali ve Murat’ı kurtararak kahramanlarımızın tekrar sağlığına kavuşmasını sağlarlar. Murat isimsiz yerli bir kadına aşık olmadan önce Büyücü, tuvalet kağıdıyla sarılmış mumyalarla çıkagelir ve kahramanlarımızın beyinlerini çalmak ister. Ayrıca Ali ve Murat’ı teslim etmezlerse, yerlileri öldüreceği tehdidinde de bulunur.

cetin-inanc
Yönetmen Çetin İnanç.

Elbette Ali ve Murat bunu sineye çekecek kişiler değildir ve tek silahları olan yumruklarıyla Büyücü’ye karşı savaşırlar. Unutmadan, bir diğer silah da tabii ki kameranın açısının altında kalan trambolinlerdir. Dünyayı Kurtaran Adam’ın yüzde 30’u diğer filmlerden çalıntıysa, yüzde 50’si de Murat ve Ali’nin dev pembe peluş oyuncakları yumrukladığı çok uzun ve tekrarlı dövüş sahneleridir. Seyirciye “bizim kahramanlarımız uçabilir” mesajı verme yolu olan trambolin kullanımı, Türk olmayan izleyicilerin gözünde büyük bir eğlence kaynağıdır aslında. Ancak, on yıllar boyunca Türkiye’de büyük bir aksiyon yıldızı olan Cüneyt Arkın’ın hayranları bu tarz hilelere önceki filmlerinden zaten alışıktır. Van Damme’ın bacak açma hareketi varsa, Cüneyt Arkın’ın da trambolinleri var!

Büyük bir taklit film hayranı olarak Dünyayı Kurtaran Adam, The Room, Plan 9, Birdemic ve benim şu sıralar favorim olan Samural Cop’un sağ üstünde olmayı hak ediyor. Filmi özel ve diğer Türk çakma yapımlardan daha üstün yapan şey kendi orijinal ve kompleks bilimkurgu mitolojisini oluşturma çabasıdır. Star Wars’tan sahne sahne kopyalamak yerine de Yeni Bir Umut’un yarısını çalarak kendi projesinin içine yerleştirmiştir. Bazı çılgın milyonerler uçuk miktarlarda para ortaya koyup görüntülerin telif haklarını korumakla uğraşmasalar da, Dünyayı Kurtaran Adam’ın VHS kasetlerini bulmak günümüzde neredeyse mümkün değildir.

Yazan: Oktay Ege Kozak | İngilizceden Çeviren: Emre İnanır

Yazar: Konuk Yazar

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi bilimkurgukulubu@gmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayımlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...

İlginizi Çekebilir

Attack_of_the_clones_kapak

Star Wars: Attack of the Clones

George Lucas, yönetmenlik kariyerine başladığı 60’lı yıllardan itibaren önemli projelere imza attı. Ancak yönetmen olarak …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et