T-1000’den Öte Bir Öykü: Robert Patrick

Sinema dünyasında yer edinebilmek ve sonrasında kalıcı olabilmek için mücadeleler veren sayısız oyuncu var. Çoğu bugün bulunduğu yere tırnaklarıyla kazıya kazıya geldi. Bu isimlerden biri de Terminator 2 filmindeki T-1000 rolüyle biz bilimkurgu hayranlarının gönlünde taht kuran Robert Patrick. Robert Patrick, 5 Kasım 1958’de Marietta, Georgia’da doğdu. Beş kardeşin en büyüğüydü. Alt gelir sınıfından bir aileye mensuptu. Genç yaşta çalışma hayatına atılan Patrick, kapalı olduğu saatlerde bir barın temizliğini yapıyordu. Mesai saatleri, barda müşterilere stand-up gösterisi yapan oyuncunun prova saatlerine denk geliyordu. Ondan etkilenerek oyuncu olmaya karar verdi ve bu durumu ailesiyle paylaştı. Çalışmaya da devam etmesi şartıyla izin verildi. Ardından Georgia Eyalet Üniversitesi’nde drama eğitimi aldı.

Eğitimi devam ederken boyacılık, inşaat işçiliği, araba yıkamacılığı ve benzin istasyonunda pompacılık gibi işler yaptı. Ardından Erie Gölü’nde bir tur teknesinde çalışmaya başladı. Çalıştığı tekne, 1984 yılında kaza geçirdi ve batmaya başladı. O gün tura katılanlar ağırlıklı olarak engellilerdi. Robert Patrick, büyük bir fedakarlık ve kahramanlık örneği göstererek kendilerini kurtarma şansı olmayan bu kişileri batan tekneden teker teker kıyıya yüzerek taşıdı. Artık haberlerde boy boy fotoğrafları paylaşılan bir kahramandı.

terminator-2-judgment-day

1986 yılında şansını denemek üzere Hollywood’a gitti. Efsane film yapımcısı Roger Corman, iki yıl önceki fedakarlığı belleklerde hâlâ taze olan bu kahramanı hatırladı ve ona daha ilk filminde başrol verdi. 1987 yapımı B tipi bilimkurgu filmi Equalizer 2000 ile kariyeri başladı. Aynı yıl üç video filminde daha oynadı. 1988’de Future Hunters adlı bir başka B tipi bilimkurgu filminde boy gösterdi. Lassie dizisinde bölüm oyuncusu olarak yer aldıktan sonra Die Hard 2 filminde tekrar karşımıza çıktı. Bu filmdeki oyunculuğu ile bir kişinin dikkatini çekmişti: James Cameron’ın… Kendisine 1991 yapımı “Terminator 2: Judgment Day” filminde kötü robot T-1000’i oynaması için teklif götürdü. İlk kez büyük bir yapımda önemli bir rolde oynayacaktı.

Cıva Adam T-1000 rolünü kusursuz canlandırdı. Sergilediği bu unutulmaz performans ona büyük bir çıkış ve uluslararası tanınırlık getirdi. T-1000’in gerçeküstü yetenekleri ve soğukkanlılığı, Patrick’in oyunculuk becerilerini geniş bir izleyici kitlesi önünde sergilemesine olanak tanıdı. T-1000 ve T-800’ün AVM’deki ilk karşılaşma sahnesi, Arnold Schwarzenegger için de büyük bir sürpriz oldu. Kendisinin belki de yarısı kadar fiziği olan bu genç adam şaşırtıcı derecede güçlüydü ve neredeyse kendisiyle baş edebilecek kadar da becerikliydi. Schwarzenegger’in, boğuşma sırasında Patrick’i omuzlarından tutup duvara vurduğu sahne tamamen gerçekti. Çünkü Patrick’i itekleyemeyince hırslanmıştı. İnşaatçılık başta olmak üzere onca yıl boyunca yaptığı ağır işler, Patrick’in fiziken çok güçlü bir insan olmasını sağlamıştı.

T-1000 rolüyle o kadar çok sevildi ki Wayne’s World, The Last Action Hero, The Marine, Hollywood Adventures gibi filmlerde aynı rolle konuk oyuncu olarak görüldü. Patrick’in kariyeri, bu çıkışın ardından bir dizi önemli film ve televizyon projesi ile devam etti. Bilimkurgu filmi Fire in the Sky, Cop Land ve Walk the Line gibi çeşitli türlerdeki yapımlarda başarılı performanslar sergiledi. Ancak bilimkurgu ve aksiyon türündeki rolleriyle öne çıkan oyuncu, The X-Files dizisindeki John Doggett karakteriyle de hafızalarda yer etmeyi başardı. Özellikle dizinin Via Negativa bölümünde kariyerindeki en iyi oyunculuk performansını sergiledi. Öyle ki, o dönemde gazetelerin TV köşelerinde, “Via Negativa bir film olsaydı Robert Patrick Oscar alırdı,” yorumları yapıldı.

Bilimkurgu sinemasındaki etkileyici kariyerine ek olarak, Patrick’in televizyon dünyasındaki başarıları da dikkat çekiciydi. The Sopranos, True Blood ve Scorpion gibi başarılı dizilerde önemli roller üstlendi. Geniş proje yelpazesiyle oyunculuğunu pekiştiren Patrick, her rolüyle içinde yer aldığı yapımlara çeşitlilik ve derinlik kattı. Oyunculuğun yanı sıra, Robert Patrick’in aktif bir hayırsever olduğunu da belirtmek gerekiyor. Çeşitli sosyal sorumluluk projelerine katılıyor, farklı yardım kuruluşlarına destek vererek topluma örnek oluyor. Hatta bu amaçla kurulmuş bazı vakıfların yöneticiliğini de yapıyor.

Bilimkurgu sinemasındaki etkileyici performanslarıyla tanınan Patrick, hem sinema dünyasında hem de televizyon endüstrisinde sevilip sayılan isimlerden biri olmayı sürdürüyor.

Yazar: Halil Alpaslan Hamevioğlu

1980 Polatlı doğumluyum. 80'ler ve 90'lar kuşağında yetişmiş bir bireyim. O devrin her bireyi gibi ben de bilimkurguyu video kasetlerden tanıdım. Sonra özel kanallar geldi. Hayal dünyam iyice genişledi. Eh, gerçek yaşamda da dünyanın içinden geçtiği dönüşümü gördüm. Sovyetler'in bitişini, Berlin Duvarı'nın yıkılışını, popüler kültürün tüm dünyayı etkisi altına alışını... Bir gün okulum bitti ve hem gördüklerimi hem de yaşadıklarımı yeni nesillere aktarayım dedim. Öğretim görevlisi oldum. Gazi Üniversitesi’nde başlayan, Başkent Üniversitesi’nde devam eden öğreticiliğimde ülke sınırlarını aştım ve kendimi Amsterdam Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde buldum. Oldum olası yazmayı sevmişimdir. Âşık olduğum bilimkurguyu ve yazma hobimi de burada birleştireyim dedim. Şimdiden iyi okumalar.

İlginizi Çekebilir

dunyanin sonu filmler

“Dünyanın Sonu” Temalı Bilimkurgu Filmleri #2

“Dünyanın sonu, insanlığın sonu değildir; bilakis direnişinin başlangıç noktasıdır.” — Robert Jordan İnsanlık, tarihin başlangıcına …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin