Star Wars Bilimkurgu mu, Fantastik mi?

Star Wars söz konusu olduğunda her şey tartışmaya açıktır. Nasıl bir sırayla izlenmesi gerektiği, hangi yapımın en iyisi olduğu ve bizi soğanlı ve soğansız menemen gibi ikiye bölen o meşhur bilimkurgu mu, fantastik mi tartışması… Çoğu sinemasever tarafından bilimkurgu türüne dâhil edilse de, azımsanmayacak bir kitle Star Wars’un fantastik olduğunu ileri sürüyor ve neredeyse her platformda hummalı bir tartışma alıp başını gidiyor.

Star Wars’taki herhangi bir tartışmada olduğu gibi, bu soruya yanıt bulmamızı sağlayacak pek çok açı var. Bilimkurgu ve fantastiğin temel özelliklerine inerek Star Wars’taki varlıklarını gözlemlemek ve George Lucas‘ın sinematik evrenini oluştururken referans aldığı etkileri analiz etmek kesin türünü belirlemede bize yol gösterebilir.

Haydi gelin, keyifli bir yolculuğa çıkalım ve Star Wars’un bilimkurgu mu yoksa fantastik mi olduğunu anlamaya çalışalım.

Fantastik Olduğunu Varsayarsak

George Lucas’ın bilimkurgu sayılamayacak çok sayıda öğeyi hikâyeye doku olarak eklemesi fantastikçilerin en büyük dayanağı. Japon samuray filmlerinden (özellikle Akira Kurosawa’nın filmleri), 1950’ler ve 1960’ların Westernlerine (Meşhur uzay kovboyumuz Han Solo ile ezeli rakibi Boba Fett, Clint Eastwood’un Man with No Name setinden fırlamış gibi görünüyor) kadar her şeyi içeriyor.

Lucas’ın sinematik yaratımında kuvvetli bir başka etki de antik mitolojiye ait hikâyeler. Özellikle Star Wars sürecinde en büyük ilham kaynağı Kahramanın Sonsuz Yolculuğu‘nda bulunan hikâye anlatım şekli. Lucas, Joseph Campbell’ın monomit yapısından (kahramanın yolculuğu; ayrılma, erginlenme ve dönüş) etkilenmiş olsa da Star Wars ile Eski Mısır, Yunanistan veya Roma kökenli birkaç hikâye arasındaki benzerliklere rastlamak zor değil. Misal Luke Skywalker’ın hikâyesi, The Odyssey‘in genel yapısına çok benziyor. Her iki karakter de başlangıçta katılmayı reddettikleri olağanüstü bir yolculuğa çıkıyor, yol boyunca ezici zorluklarla karşılaşıyor ve sonunda alçak gönüllü, değişmiş bireyler olarak ev hissettikleri yerlere dönüyor. Campbell’ın monomit yapısı, Prometheus’tan Osiris’e kadar hemen hemen her efsaneye uygulanabilir. Dolayısıyla, Star Wars ile fantastiğin temelini oluşturan çok sayıda kadim anlatı arasında doğal benzerlikler bulunabilir.

Fantastiğe sıkı sıkıya bağlı olan kahramanın yolculuğu temasını pek çok hikâyede görebiliriz ve en dikkate değer olanı kuşkusuz JRR Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi’dir. Tolkien’in serisi de Campbell’ın bu terimi icat etmesinden yıllar önce monomiti kullanarak mitolojide yaygın olan pek çok özelliği hikâyesine dâhil etmiştir. Luke gibi isteksizce maceraya atılan, birkaç renkli müttefik toplayan, tehlikelerle birinci elden yüzleşmek zorunda kalan ve nihayetinde kötülüğe karşı zafer kazanan bahtsız bir karakterimiz (Frodo) var. Tolkien’in kitaplarındaki belirli karakterlerin, arketipsel olarak Star Wars’taki bazı karakterlere (Luke ve Frodo, Han ve Aragorn, Obi-Wan ve Gandalf, Sauron ve İmparator Palpatine) nasıl şekil verdiğini görebiliriz. Star Wars ve LOTR arasındaki hikâyelerin yapısı farklı olsa da, anlatı düzenleri ve karakterlerin benzeşlikleri nedeniyle iki yapım da eleştirmenler tarafından sıkça karşılaştırılabiliyor.

Bununla birlikte Lucas, Star Wars’a daha çok fantastik unsur dâhil etmeye de dikkat ediyor. Sonrasında kandaki midi-chlorian oranıyla açıklanmaya çalışılmasına rağmen, bulunduğu ortamın bilimkurgu fütürizmiyle dramatik bir şekilde çatışan ‘Güç’ olgusu, Yüzüklerin Efendisi‘ndeki Gandalf’ın ya da Saruman’ın ve aynı zamanda Arthur efsanesindeki Merlin’in kullandığı sihri andırıyor. Çoğu bilimkurgu hayranının bileceği gibi bilimkurguda “sihir” görmek, mitolojik bir karakterin sakız çiğnemesi ya da Western filmlerindeki kovboyların iPhone kullanarak düello yapması kadar yaygın. Lucas, bir bilimkurgu ortamına sihir salınmasına öncülük eden ilk kişiler arasında yer aldığından, şu an Star Wars’un bir bilimkurgu mu yoksa fantastik mi olduğunu tartışıyoruz. Lucas bize kuşkusuz mitolojik bir sunu izletiyor.

Bilimkurgu Olduğunu Varsayarsak

star wars hangi galakside geciyor

Tartışmanın diğer tarafında ise yapımın bir bilimkurgu eseri olduğu iddiasını destekleyen yaygın örnekler bulunuyor. Star Wars evreninin neredeyse her yönü bilimkurgu olarak kategorize edilebilir; lazer yayan patlayıcılar, ışın kılıçları, uzay gemileri, gezegenler arası seyahat… Diğer klasik bilimkurgu eserleriyle (Star Trek, Buck Rogers, Flash Gordon) kıyaslandığında, Star Wars bu kurgusal evrenleri oluşturan özelliklerin birçoğuna bağlı kalıyor. Olaylar “çok, çok uzak bir galakside” geçiyor ve hâliyle de sonsuz bilimkurgu unsuru içeriyor. Aynı zamanda klonlama teknolojileri, totaliter rejimler, uzaylı türleri, yıldızlararası savaş ve yapay zekâ (droidler) dâhil olmak üzere ufuk açıcı pek çok bilimkurgu temasıyla da karşılaşıyoruz.

Lucas, mitoloji ve fantastikten aldıklarının yanına büyüme yolculuğunu keyifli hâle getiren bilimkurgu filmlerini, TV şovlarını, romanlarını ve çizgi romanlarını da cömertçe boca ediyor: Flash Gordon, Isaac Asimov’un Vakıf Serisi ve Edgar Rice Burroughs’un Mars kitapları bunun en güzel örneği.

star wars dooku

Muhtemelen Star Wars’un anlatısı ve dünyası üzerindeki en büyük etki, Yüzüklerin Efendisi‘nin bilimkurgu muadili sayılan Dune‘dan geliyor. Zorlu şartlara sahip bir çöl gezegeni, galaksiler arasındaki güç mücadeleleri ve çok uzak mesafeleri birkaç dakika içinde aldıracak uzay yolculuğu fikirleri, Herbert’ın Dune’unu Star Wars’un manevi selefi hâline getiriyor. Lucas sadece bu unsurlarla yetinmiyor, Jedi Düzeni ile Bene Gesserit gibi daha mistik gruplar arasında çarpıcı benzerlikler yaratıyor. Herbert’ün romanlarında bu grup, Dune’un siyasi manzarası için fiziksel ve zihinsel yeteneklere sahip değerli varlıklar. Tek başına bu açıklama bile Jedi Düzeni’ne ve Prequels’teki Cumhuriyet’in koruyucuları olarak görev almalarına önemli ölçüde benziyor.

Bir adım daha ileri gidersek, Dune’un insanlık için yeni bir barış çağını başlatacak kadar güçlü olacağına ve yüksek durugörüyle doğacağına inanılan seçilmiş kişisi Kwisatz Haderach ile Star Wars’un seçilmiş kişisi Anakin Skywalker arasında büyük uyuşmalar söz konusu. Hatta Lucas’ın ‘Gücü’ ile ‘bahar’ olarak bilinen kurgusal uyuşturucunun etkileri de dâhil olmak üzere Dune evreninde bulunan anlaşılması zor büyülü özellikler arasında daha fazla karşılaştırma yapmak mümkün. Bahar, alındığında farkındalığı, odaklanmayı ve enerjiyi artırıyor; temelde Star Wars’taki Güç’ün özellikleriyle aynı. Buna ikna olmayanlar, Luke’un Death Star’ı yok etmek için füze yönlendirme sistemi yerine Güç’ü kullanmayı seçmesine bakabilir. Kısacası, iki yapımı sabaha kadar karşılaştırabiliriz, ancak sorumuz aynı: Herbert’ün Dune’u bir bilimkurgu romanı olarak sınıflandırılıyorsa Star Wars neden aynı sınıflandırmaya girmesin?

Sonuç

star wars

Star Wars kesinlikle bir bilimkurgu! Sadece fantastik bir yapımda göreceğimiz kadar fantezi unsuru içerse de, George Lucas’ın yarattığı geniş evren baştan sona bilimkurgudan başka bir şey olamayacak kadar çok örgüye sahip. Eğer teknoloji, araçlar ve uzaylı türleri olmasaydı Star Wars teknik olarak fantastik sayılabilirdi, ancak Star Wars’u TIE Fighter, AT-AT, yapay zekâ ya da ışın kılıcı olmadan hayal etmek, hamursuz pizza hayal etmeye benziyor. Evet, Star Wars fantastik ile harmanlanmış bir bilimkurgu, tıpkı Dune veya Avatar gibi. Star Wars’a nüfuz eden belirli büyülü temalar, konular ve nesneler olduğu doğru (Güç, Karanlık Taraf, Aydınlık Taraf, Jedi, Sith), ancak bunlar bir bilimkurgu yapımının etrafını ustaca saran enstrümanlar.

Tam da bu nedenle Star Wars, izlemesi çok keyifli ve her şeyden önemlisi benzersiz bir seri olmaya devam ediyor. Star Trek’in aksine %100 bilimkurgu değil, ancak Yüzüklerin Efendisi, Narnia Günlükleri ya da Harry Potter gibi sadece fantastik de sayılmaz. Sözün özü, Star Wars’ta bilimkurgu bazına fantastik eklentiler serpiştirildiğini ve savaş, Western, samuray destanı ve onlarca diğer unsurun da yardımıyla ustaca bir karışım elde edildiğini gözüyoruz.

Kaynak

Yazar: Serpil Şahin

"Eşek kadar kadın çizgi film mi izlermiş?" isyanına cevap olarak doğdum. Radyo ve TV ile başlayan iş hayatı, dergi ile devam etti ve 2006'dan bu yana dijital reklam sektöründe çalışıyorum. Hikâye kitapları (Aşk Yemeği Acılı Sever ve Yakıngörmez) yazdıktan sonra, şimdilerde bir roman üzerine çalışıyorum.

İlginizi Çekebilir

outlast

Korku Bilimkurgu ile Buluşursa: Outlast

Video oyunlarının altmış yılı aşkın bir geçmişi vardır. 1958 tarihli Tennis for Two adlı tenis …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et