Robert Zemeckis

Saygın ve Seçkin: Robert Zemeckis

Sinema tarihinin en saygın yönetmenlerinden biri olan Oscar ödüllü Robert Zemeckis, 14 Mayıs 1952’de Şikago’da doğdu. Sinemaya olan ilgisi çocukluk yıllarında başladı ve USC Sinema Okulu‘nda eğitim aldıktan sonra Hollywood’a adım attı. Pek çok yönetmen gibi o da kariyerine set işçiliği ile başladı, senaryolar yazdı ve kısa filmler çekti. Bu dönemde yazdığı senaryolarla yapımcıların kapısı çalmak yerine onları satmaya başladı, bu hareketi için ilerleyen yıllarda “en büyük pişmanlığım” diyecekti. Neden sonra aklı başına gelen Zemeckis, 1978’de ilk uzun metrajlı filmi olan müzikal komedi I Wanna Hold Your Hand‘i çekti. O dönemde sonradan yakın arkadaşı, akıl hocası ve çoğu filminin yapımcısı olacak Steven Spielberg ile tanıştı. Spielberg’in 1979’da vizyona giren 1941 filminin senaryosunu bizzat kaleme aldı.

1980’de ikinci filmi Used Cars vizyona girdi. Yine müzikal komedi türündeki bu filmin ardından yapım şirketi ile yollarını ayırdı. I Wana Hold Your Hand ve Used Cars filmleri yalnızca ABD ve Kanada’da vizyona sokuldu. Ancak kendisine dünya çapında dağıtımı yapıldığı söylenmişti. Yapım firmasının yalan söylediğini öğrenince başka bir firma ile anlaştı ve 1984’te Romancing The Stone adlı üçüncü uzun metrajlı filmi vizyona verildi. Kendisine yalan söylenmediğinden emin olmak için yapım şirketinin filmi vizyona verdiğini söylediği her ülkede adam tuttu ve doğru olup olmadığını öğrenmelerini istedi. Film gerçekten de dünya çapında vizyondaydı. 10 milyon dolar bütçeli film, 86 milyon dolar hasılat yaptı ve Robert Zemeckis adı duyulur oldu. Aynı yıl, Cocoon adlı bilimkurgu filmi için de anlaşma yaptı ama sonradan projeden kovuldu ve filmi Ron Howard tamamladı. Bu olayın ardından Zemeckis’in hayatını sonsuza kadar değiştirecek şey oldu ve Spielberg kendisini kanatlarının altına aldı. 1941‘in senaryosunun yazım aşamasında ona, “Birbirinden güzel bilimkurgu filmlerinin senaryosunu satıyorsun, filmlerde adın bile geçmiyor, sen ahmak mısın?” dedi. O dönemde bu sözü ciddiye almayan Zemeckis, Spielberg’in ne demek istediğini başına gelen bu son olayla anladı ve yeni filmi için kolları sıvadı.

1985’te dünya çapında patlama yapan Back To The Future geldi. Sonradan üç filmlik bir seriye dönüşecek ve çizgi dizisi de yayımlanacak olan film, bilimkurgu ve zaman yolculuğunu eğlenceli şekilde bir araya getirdi. Marty McFly karakterini canlandıran Michael J. Fox ile birlikte seri, genç ve yaşlı nesiller arasında büyük bir hayran kitlesi kazandı. Zemeckis, seride zaman paradoksları ve zamansal etkiler gibi karmaşık konuları sade ve eğlenceli bir şekilde anlatmayı başardı. Back To The Future, bugün klasik hâline gelen bir bilimkurgu şaheseri olarak sinema tarihinde yerini aldı. Pastel renkleri, kostümleri ve müzikleriyle 80’ler pop kültürünü sonuna kadar hissettiren seri, çaktırmadan Amerikan Rüyası metaforunu da izleyicilerine aktarıyordu. 1988’de bu kez de ustası olduğu bir başka sinema tarzıyla ikinci şaheserine imza attı: Who Framed Roger Rabbit? Zemeckis, canlı aksiyon ve çizgi film karakterlerini başarıyla bir araya getiren tekniği sayesinde büyük çıkış yaptı. Robert Zemeckis, bilimkurgu filmlerinde teknolojik yeniliklere öncülük etti. İlerleyen yıllarda bu tekniği adeta kusursuzlaştıracağı filmlerinin öncülü Who Framed Roger Rabbit? oldu.

1989 ve 1990’da Back To The Future filmlerinin ikinci ve üçüncüsünü çekti. Bu filmlerde görüldü ki, Zemeckis’in bilimkurgu yapıtları sadece görsel efektlerle değil, aynı zamanda karakter gelişimi ve duygusal derinlikle de dikkat çekiyordu. Back to the Future serisi, Marty McFly’ın yalnızca maceralarına değil, ailesi ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerine de odaklandı. 1992’de fantastik komedi Death Becomes Her geldi. Maske ya da maket yerine CGI ile insan yüzü oluşturulan (Photo-Realistic Human Skin) ilk film olarak tarihe geçti. Zemeckis bu filminde de sinemada ilkleri gerçekleştirip ardından gelecek sinemacılara öncü olmayı sürdürdü.

1994… Başyapıtlarından kabul edilen ve başrolde Tom Hanks’e yer veren Forrest Gump ile Zemeckis, büyük bir başarı elde etti. Film, altı dalda Oscar kazandı ve Zemeckis de En İyi Yönetmen ödülüne layık görüldü. Forrest Gump, Amerikan sinemasının klasiklerinden biri olarak tarihe geçti. Zemeckis’in “ciddi” filmlerde de ne derece başarılı olabileceğini tüm dünyaya gösterdi. İlginçtir, tedrisatından geçtiği Spielberg de hep gayrı ciddi hatta çocuk filmleri çekmekle itham edilmiş, ancak 1993’te çektiği Schindler’s List ile ciddi işlerde de iddialı olduğunu kanıtlamıştı. Bir yıl sonra da elinden tuttuğu Zemeckis, sinemada rüştünü ispat etti. Her ikisi de ilk ve en ciddi yapımlarında Oscar kazanmayı bildi. 1997’de bu kez Carl Sagan’ın aynı adlı romanından uyarlanan Contact filmi geldi. Film, Forrest Gump sonrası bilimkurguda da ciddileşen Zemeckis’in artık çocuksu ruhunun da büyümeye başladığını gösteriyordu. Contact, bilimkurgu öğeleriyle inanç ve bilim arasındaki çatışmayı ele aldı. Bu yönüyle bilimkurgunun sadece teknolojiye odaklanan bir tür olmadığını da gösterdi. Sinemaya getirdiği teknik yeniliklerden sonra Zemeckis, bu kez de dramatik bir yeniliğe imza attı. Çoğu sinema otoritesine göre bu filmdeki yönetmenliği, Forrest Gump’tan bile daha iyiydi.

Zemeckis’in ciddileşmesi, 2000 yılında çektiği ilk korku/gerilim filmi What Lies Beneath ile devam etti. Filmin asıl ilginç yönü ise şuydu: Zemeckis, normalde bu filmi çekmeyi düşünmemişti, yalnızca yapımcısı olacaktı, ancak aynı yıl vizyona giren Cast Away filminin çekimlerine dört ay ara verildi ve kendisi de filmi bu süreçte çekti. Ara verilmesinin nedeni de Cast Away‘in ilerleyen sahnelerinde artık zayıf bir insanı oynayacak olan Tom Hanks’in kilo vermesinin beklenmesiydi. Cast Away de aynı yıl vizyona girdi. Forrest Gump sonrası Tom Hanks ile ikinci kez çalışıyordu. Filmde çağdaş bir Robinson Cruseau öyküsü izliyorduk.

Zemeckis, 2004 tarihli The Polar Express ile canlı aksiyon ve hareket yakalama teknolojilerini kullanarak sinemada yeni bir dönem başlattı. Bir kez daha Tom Hanks ile çalışan yönetmen, Who Framed Roger Rabbit? ile attığı temelin üzerine gayet şık bir bina dikti. 2007’de Beowulf ile bu teknolojiyi 3 Boyut ile harmanladı ve daha da gerçekçi görüntüler elde etti. Bu yöntemi çok sevmiş olacak ki, 2009 yapımı bir sonraki filmi A Christmas Carol ile aynı tekniğe imza attı. 2012 yapımı Flight ve 2015 yapımı The Walk filmleriyle gerçek olaylardan uyarlama heyecan verici iki öyküyü beyaz perdeye taşıdı ve bu filmleriyle de büyük beğeni aldı. 2016 tarihinde Allied adlı casusluk filmini çekti. Filmde başrol oynayan Brad Pitt, sırf bu filmdeki rolü için Fransızca dersleri aldı. Ardından çektiği üç filmle yeniden sinemasındaki ciddiyet unsurunu düşürerek içindeki çocuğa yöneldi.

Robert Zemeckis, sinema dünyasının önemli bir figürü. Teknolojiye olan ilgisi, öykü anlatma yeteneği ve çeşitli türlerdeki başarısı, onu çağdaş sinemanın önde gelen yönetmenlerinden biri hâline getiriyor. Çalışmaları, sinemaseverler için unutulmaz anılar ve deneyimler sunmaya devam ediyor.

Yazar: Halil Alpaslan Hamevioğlu

1980 Polatlı doğumluyum. 80'ler ve 90'lar kuşağında yetişmiş bir bireyim. O devrin her bireyi gibi ben de bilimkurguyu video kasetlerden tanıdım. Sonra özel kanallar geldi. Hayal dünyam iyice genişledi. Eh, gerçek yaşamda da dünyanın içinden geçtiği dönüşümü gördüm. Sovyetler'in bitişini, Berlin Duvarı'nın yıkılışını, popüler kültürün tüm dünyayı etkisi altına alışını... Bir gün okulum bitti ve hem gördüklerimi hem de yaşadıklarımı yeni nesillere aktarayım dedim. Öğretim görevlisi oldum. Gazi Üniversitesi’nde başlayan, Başkent Üniversitesi’nde devam eden öğreticiliğimde ülke sınırlarını aştım ve kendimi Amsterdam Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde buldum. Oldum olası yazmayı sevmişimdir. Aşık olduğum bilimkurguyu ve yazma hobimi de burada birleştireyim dedim. Şimdiden iyi okumalar.

İlginizi Çekebilir

T-1000’den Öte Bir Öykü: Robert Patrick

Sinema dünyasında yer edinebilmek ve sonrasında kalıcı olabilmek için mücadeleler veren sayısız oyuncu var. Çoğu …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et