peter weller

O Bir RoboCop: Peter Weller

Sinema tarihine geçmiş bir dolu oyuncu çok yönlü kariyeriyle dikkat çeker. Oyunculuğun yanında yönetmen ve müzisyen de olan Kevin Costner, siyasete de atılan Arnold Schwarzenegger ve Clint Eastwood ya da kunduracılık da yapan Daniel Day-Lewis gibi. Yazımızın konusu olan Peter Weller da çok yönlü bir kariyere sahip olan aktörler arasında. 24 Haziran 1947 tarihinde Wisconsin, Stevens Point’te doğan Weller’in babası Frederick Bradford Weller, federal bir hâkim ve Amerika Birleşik Devletleri ordusunda helikopter pilotuydu. Annesi Dorothy Jean Weller ise bir ev hanımı ve amatör müzisyendi. Annesinden etkilenen Peter Weller, genç yaşta Almanya ve Teksas’taki okullarda müzik eğitimi aldı. North Texas State Üniversitesi’nde müzik bölümüne kaydoldu. Bu alanda eğitim alırken, üniversitenin ünlü caz gruplarından birinde trompet çalmaya başladı. Ailesinin müzikal geçmişi, Weller’ın caz müziğine olan ilgisini besledi.

Weller, Amerikan Dramatik Sanatlar Akademisi’ne katıldıktan sonra New York’ta sahne kariyerine başladı. Broadway’de müzikallerle başlayan sahne kariyeri yavaş yavaş tiyatroya evrildi ve David Rabe’nin “Sticks and Bones” adlı oyununda David karakterini canlandırdı. Aynı rolü Londra sahnesinde de tekrarladı. Uluslararası bir tanınırlık elde etti. Üstat adıyla anılan Uta Hagen’ın öğrencisi olarak William Inge’in “Summer Brave”, Thomas Babe’ün “Rebel Women” ve David Mamet’in “The Woods” gibi oyunlarında sahne aldı. Bu dönemde ünlü Actor’s Studio’ya katıldı ve Elia Kazan ile Lee Strasberg’in gözetiminde oyunculuk yeteneklerini geliştirdi.

Weller’ın sinema kariyeri, Richard Lester’ın Butch and Sundance: The Early Days (1979) filmiyle başladı. Daha sonra saygın yönetmen Sidney Lumet’in Just Tell Me What You Want (1980) ve Alan Parker’ın Shoot the Moon (1982) gibi yapımlarında rol aldı. Teri Garr ile birlikte Firstborn (1984) filminde oynadı. 1987 yılındaysa RoboCop filmiyle bilimkurgu sinemasına sansasyonel bir giriş yaptı. RoboCop, hem şiddetli sahneleri karikatürize edip mizahi şekilde seyirciye sunan hem de medya, politika ve toplum eleştirisi içeren bir film olarak dikkat çekti. Tarihe geçen bu bilimkurgunun ilerleyen yıllarda devam filmleri, çizgi dizisi, video oyunları ve oyuncakları da geldi. Weller’ın robot polis performansı, kült bilimkurgu filmine damgasını vurdu. RoboCop serisindeki performansıyla Saturn Ödülü’ne aday gösterildi. Ardından gelen RoboCop 2’de de aynı rolü canlandırdı. Filmin video oyunlarında karakterini bizzat seslendirdi.

David Cronenberg’in William Burroughs’un romanından uyarladığı Naked Lunch (1991) filmiyle Paris Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandı. Çektiği kısa filmi Partners ise Oscar Ödülü’ne aday gösterildi. 1995’te Philip K. Dick uyarlaması Screamers ile yine önemli bir bilimkurgu filminde yer aldı. History Channel’da Engineering an Empire programını sundu ve 24, Dexter, Sons of Anarchy gibi dizilerde rol aldı. 2002 tarihli Odyssey 5 adlı bilimkurgu dizisi ile “en sevdiğim tür” dediği bilimkurguya dönüş yaptı. Ayrıca Longmire dizisinde yönetmen ve oyuncu olarak yer aldı.

Çok yönlü kariyerine, sinemanın yanı sıra akademisyenlikle de devam etti. UCLA’dan İtalyan Rönesans Sanat Tarihi alanında doktora derecesi aldı. Sonrasında sanat tarihi ve İtalyan Rönesansı alanında ders vermeye başladı. 2013 yılında Star Trek Into Darkness filmiyle ve Fringe dizisindeki bir bölümlük konuk oyunculuğu ile biz bilimkurguseverleri yeniden kendine hayran bıraktı. Özellikle de Star Trek’te Khan rolünde oynayan Benedict Cumberbatch, “Filmleriyle büyüdüğüm kişinin karşısında oynamak benim için heyecan vericiydi,” dedi.

Peter Weller, bilimkurgu sinemasında başta RoboCop karakteriyle olmak üzere unutulmaz bir iz bıraktı. Aynı zamanda Naked Lunch gibi daha derinlemesine karakter odaklı bilimkurgu dramalarında da başarılı oldu. Weller, sinema dünyasında kuşkusuz önemli bir yere sahip ve bilimkurgu tarihi açısından da unutulmaz bir figür. Kariyeri ve başarıları ise onun yalnızca bir aktör değil, aynı zamanda bir sanatçı ve eğitimci olarak da çeşitliliğini ve derinliğini gösteriyor.

Yazar: Halil Alpaslan Hamevioğlu

1980 Polatlı doğumluyum. 80'ler ve 90'lar kuşağında yetişmiş bir bireyim. O devrin her bireyi gibi ben de bilimkurguyu video kasetlerden tanıdım. Sonra özel kanallar geldi. Hayal dünyam iyice genişledi. Eh, gerçek yaşamda da dünyanın içinden geçtiği dönüşümü gördüm. Sovyetler'in bitişini, Berlin Duvarı'nın yıkılışını, popüler kültürün tüm dünyayı etkisi altına alışını... Bir gün okulum bitti ve hem gördüklerimi hem de yaşadıklarımı yeni nesillere aktarayım dedim. Öğretim görevlisi oldum. Gazi Üniversitesi’nde başlayan, Başkent Üniversitesi’nde devam eden öğreticiliğimde ülke sınırlarını aştım ve kendimi Amsterdam Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde buldum. Oldum olası yazmayı sevmişimdir. Âşık olduğum bilimkurguyu ve yazma hobimi de burada birleştireyim dedim. Şimdiden iyi okumalar.

İlginizi Çekebilir

Crimes of the Future

Cronenberg’in Dönüşü: Crimes of the Future

David Cronenberg’in uzun bir aradan sonra bilimkurgu hayranları tarafından beğenilen o nev-i şahsına münhasır tarzına …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin