O Bir Ankaralı: Mitch Pileggi

Hollywood da dâhil olmak üzere dünya sinemasında Türkiye ile bir bağlantısı olan ya da mesleğinde yolu Türklerle kesişen çok sayıda isim var. İstanbul doğumlu Tchéky Karyo veya Elia Kazan‘ın yanı sıra Türk yönetmenlerle çalışan Katee Sakchoff, Haluk Bilginer ile kamera karşısına geçen Joaquin Phoenix ya da Türk bir dedenin torunu olan Paul Shenar gibi… Yazımızın konusu olan Mitch Pileggi de ömrünün altı yılını Ankara’da geçirdi, hatta oyunculuğa Ankara’da başladı, ABD’ye döndükten sonra da başta The X-Files dizisindeki Skinner rolü olmak üzere oynadığı bilimkurgu projeleriyle bize kendini sevdirmeyi başardı.

Mitch Pileggi, 5 Nisan 1952’de Portland’da doğdu. Babası, askeri ataşe yardımcısı ve Marshall Yardımları kapsamında yapılan silah hibelerinin koordinatörüydü, annesiyse bir iç mimardı ancak babasının görevleri dolayısıyla sıklıkla ülke değiştirmeleri sonucu mesleğini neredeyse hiç yapamadı ve bir ev hanımı olarak yaşadı. Çocukluğunun bir kısmını Almanya’da geçiren Pileggi, babasının altı yıl görev yapacağı Ankara’ya taşınmadan önce ABD’ye döndü ve okula burada başladı. Ardından babasının tayini Ankara’ya çıktı, ortaokul ve lise yıllarını Ankara’da geçirdi. Bir röportajında bu yıllarından, “Almanya’da askeri üs içindeki bir lojmanda yaşıyorduk. Türkiye’de ise büyükelçilik yakınındaki bir apartman dairesinde ikamet ediyorduk. Arkadaşlarım vardı, o yıllarda Türkçeyi iyi konuşuyordum. Şimdi o kadar iyi midir, sanmıyorum. Ancak güzel yıllardı. Almanya’da Amerikan hayatı sürmüştük ama Türkiye’de Türk gibi yaşadık,” dedi. Amerikan Koleji’nde Türkçe – İngilizce karma eğitim gören Pileggi, okulun tiyatro kursuna katıldı ve kısa süre sonra oyunlara da çıkmaya başladı. Hatta bir 23 Nisan şenliğinde ABD’yi temsil eden ekibiyle birlikte dönemin Türk siyasetçilerinin önünde bir koreografi bile sergiledi.

Türkiye yıllarında başladığı bu amatör oyunculuk deneyimleri, geleceği hakkında da bir karar vermesini sağladı ve babasının sıradaki görev yeri olan İran’a gitmek yerine annesiyle ABD’ye dönüp burada hem Austin Üniversitesi’nde eğitim yaşamına başladı hem de yerel tiyatrolarda oyunculuk yaptı. Ardından devletten aldığı bir iş teklifi dolayısıyla bazı silah satışı anlaşmalarında aracı olarak çalıştı. Hatta oğlunun oyunculuk hayalini geçici bir heves olarak gören babası bu duruma çok sevindi ve oğlunun da kendisiyle aynı yola girdiğini düşündü. Ne var ki, 1982’de Mitch Pileggi’nin ilk oyunculuk teklifini alması babasının hayal kırıklığı yaşamasına, kendisininse sevinçten havalara uçmasına sebep oldu. Tiyatrolarda ve filmlerde set dekoratörü olarak çalışan Robert Burns, sonunda kendi filmini çekmeye yetecek kadar parayı biriktirdi ve geçmişte aynı sahneleri paylaştığı Mitch Pileggi’ye de bir rol teklifinde bulundu. Bu filmdeki oyunculuğunun ardından Pileggi, The Sky’s No Limit adlı TV filmiyle ilk bilimkurgu projesine imza attı. Üç kadın astronotun uzaya çıkan ilk kadın olmak için birbirleriyle girdiği rekabeti anlatan bu filmdeki performansı takdir topladı. Aynı yıl On The Line adlı çağdaş western aksiyonunda oynadı. Bu filmlerdeki başarılı oyunculukları sayesinde kısa sürede tanındı ve dizilerden teklifler almaya başladı. Bazısı ülkemizde de ilgiyle izlenen The A-Team, Falcon Crest, Downtown, Hooperman ve Ohara gibi dizilerde oynadı.

80’lerin sonlarına kadar daha çok B tipi aksiyon ve korku filmlerinde rol aldı. 1989’da ise ilk büyük çıkışını yaptı. Wes Craven imzalı The Shocker adlı bilimkurgu/korku filmindeki seri katil Horace Pinker rolü, hem kendisinin ilk başrolü oldu hem de artık ünlenmesini sağladı. Atomlarına kadar bedenine hâkim olmayı öğrenmiş olan Horace Pinker’in elektrikli sandalyedeki infazı sırasında kendini elektrik akımına çevirerek TV yayınlarına sızmasını anlatan film, Horace ve peşindeki Jonathan’ın TV’ye girip kanal kanal, program program, film film gezdikleri sahneyle kült oldu. Pileggi’nin bu filmde canlandırdığı Horace Pinker, kel bir adam olduğu için saçlarını kazıtmıştı. Bundan sonra da kel adamı oynaması için oyunculuk teklifleri alınca saçlarını kazıtmayı sürdürdü. Bir röportajında, “Saçlarımın döküldüğünü ve gerçekten kel kaldığımı yıllar sonra fark ettim,” dedi. Aynı yıl Alien Nation adlı bilimkurgu dizisinde de bölüm oyuncusu olarak görüldü. 90’lı yılların ortalarına kadar kariyeri yine B tipi film ve dizilerle devam etti. Ancak artık çoğu filmde başroldeydi ya da başrolü paylaşıyordu. 1992’de olay yaratan Michael Douglas ve Sharon Stone’lu Basic Instinct filminde de karşımıza çıktı.

1994’te Walter Skinner rolüyle The X-Files dizisine dâhil oldu. Dizide Mulder ve Scully ile sürekli anlaşmazlıklar yaşayan, hatta zaman zaman birbirlerine silah bile doğrultmalarına rağmen ikisinin de sürekli arkasını kollayan müdür yardımcısı rolünü başarıyla canlandırdı. Bu rolüyle pek çok ödüle aday oldu. The X-Files’ın sinema filmleri ve video oyunlarında da yer aldı. İlerleyen yıllarda sinemadan çok TV projelerine ağırlık veren Pileggi, TV’lerde sunuculuklar yapmaya başladı. Hatta 2002’de In Search of adlı mistik olaylara yoğunlaşan bir programın sunuculuğunu da üstlendi. Çekim hazırlıkları zahmetli olduğu, iki çekim arası hazırlık çok uzun sürdüğü için sinemayı pek sevmediği bilinen Pileggi, “Konfor alanından çıkmaya pek cesaret edemediğini,‘ belirtti. Sinemada çok daha başarılı olabilecekken, çalışma şartları daha hafif ve kolay olduğu, daha uzun süreli sözleşmelere imza atıldığı için dizi ve TV programlarına odaklanmayı tercih etti. Bu yapımlar arasında Stargate Atlantis, Supernatural, Sons of Anarchy, American Horror Story gibi efsane diziler de vardı.

Asker veya devlet adamı gibi otoriter ve kuralcı kişilikleri hakkıyla canlandıran Pileggi, eski bir Ankaralı olmasıyla Türk bilimkurgu hayranları için de özel bir yere sahip…

Yazar: Halil Alpaslan Hamevioğlu

1980 Polatlı doğumluyum. 80'ler ve 90'lar kuşağında yetişmiş bir bireyim. O devrin her bireyi gibi ben de bilimkurguyu video kasetlerden tanıdım. Sonra özel kanallar geldi. Hayal dünyam iyice genişledi. Eh, gerçek yaşamda da dünyanın içinden geçtiği dönüşümü gördüm. Sovyetler'in bitişini, Berlin Duvarı'nın yıkılışını, popüler kültürün tüm dünyayı etkisi altına alışını... Bir gün okulum bitti ve hem gördüklerimi hem de yaşadıklarımı yeni nesillere aktarayım dedim. Öğretim görevlisi oldum. Gazi Üniversitesi’nde başlayan, Başkent Üniversitesi’nde devam eden öğreticiliğimde ülke sınırlarını aştım ve kendimi Amsterdam Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde buldum. Oldum olası yazmayı sevmişimdir. Aşık olduğum bilimkurguyu ve yazma hobimi de burada birleştireyim dedim. Şimdiden iyi okumalar.

İlginizi Çekebilir

basarili devam filmleri

Bilimkurgu Sinemasından Unutulmaz 10 Devam Filmi

Kimi hikâyeler tek bir filmde anlatılıp biter, kimileriyse “filmlerce” devam eder. İngilizce sequel, dilimizdeyse yeni …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et