bilimkurgu kulubu

Sinema Üzerine

Tarih: 2 Eylül 2020 | Yazar: Ayşegül Yalvaç

0

Matrix Serisi “Yapay Zeka Gezegeni Ele Geçirdi” Demek İstemedi

Bütün meselenin ardında hikaye anlatıcılığı ile alakadar bir durum söz konusu. Serinin konusunda açık seçik ortada olan bir durumu elimizden geldiğince açıklamaya çalışacağız. Matrix serisindeki teknolojinin vardığı noktaya bakacak olursak, insanlık bir bataryadan başka bir şey değil. En azından insanlığın serinin kurgusundaki fonksiyonu makine, yani yapay zeka gözünde böyle. Tabii filmin geneline bakınca ve ilerleyen bölümlerdeki spiritüalizm göndermelerini de dikkate alınca, bu insan-makine savaşındaki makine galibiyeti kısmı, filmin düğümlenecek bir noktayı hemen çözüme bağlaması ile ilgili gibi görünüyor. Zira makineden gayrı bir konuya girselerdi, senaryo kilitli bir noktada (gerçek yaşamda hiç kimsenin açıklayamadığı bir noktada) çıkmaza girecekti.

Bilimin açıklayamadığını bilimkurgunun açıklamasını bekleyemeyiz elbette. En azından mevcut şartlar içinde bilimkurgu bilimin açıklayamadığı şeyleri anlatmaya çalışsa dahi, anlattıklarını kayda değer sayacak kitle kısıtlıdır. Ancak olay örgüsünde bir çıkış noktası olmalı. Kurgu böyle zordur işte. Yapay zekanın insanlığı ele geçirip batarya yapacağını düşünmeyen, bu iddiaların daima kurguda kalacağına ikna olmuş kişilerin sayısı bolca. Biz de bu makaleyi yazarken, Matrix serisinin kurgusuna o kişiler gibi baktık. Yoo, biz de Elon Musk‘ı sıklıkla dinliyor ve takip ediyoruz aslında. Ancak onun demek istediklerini biraz daha farklı anlıyoruz. Ve bize göre Matrix yazarları da bu kurguyu, makinelerin dünyayı ve insanlığı ele geçireceğini düşünerek yazmadı. Isaac Asimov mesela, robotları seven ve inceden inceye robotların dost (insanlığa yardımcı) olduğunu ima eden bir kişilik. Tarihte robotlara en meraklı tanınmış kişiliklerden biri de o oldu. Robotlar hakkında uzunca düşünmüş olmalı. Yazdıklarına bakarsak onları tehdit veya tehlike gibi görmedi. Oldukça sempatik bulduğu da bariz sanki.

Robot teknolojisi sektöründe ezici çoğunluk zaten yapay zekanın insanlığa hizmet için geliştiğini söylüyor. Bir tehlike veya tehdit olduğuna mümkün olduğunca dikkat çekmiyorlar. Tehdit olduğundan bahsettiklerinde ise farklı dil konuşmaya başlıyoruz. Aslında onlar tehdidin endüstri devrimindekine benzer bir dijital devrim tehdidi olduğunu söylüyorlar. Fakat kimileri bu türden uyarıları, “yapay zeka Terminatör’e dönüşecek” olarak algılıyor. Bize göre yakın gelecekte öyle bir durum söz konusu değil. Elon’ın ve birçoklarının demek istediği yapay zekanın ortalama insanın yapabildiği işler için bir tehdit oluşturması. Birçok iş gücü yapay zeka tarafından karşılanacak. Bu çok doğru… Bugün bile Japonya’da oteller var mesela, yapay zeka resepsiyon görevlisi, Çin’de yapay zeka garsonluk yapıyor, en son haber spikerliğine başladı. Özet çağrı merkezi temsilcisi, satış elemanı, hatta belki derlemeden, çeviriden içerik üreten içerik üreticileri, overlokçu, otobüs şoförü vs. bunların işleri elden gitti. Elon’ın demek istediği bu.

Ancak derdinde tasasında bile işine odaklanabilen, savaş çıksa, zombi istilası olsa, pandemi yüzünden hayat dursa dikkati dağılmayan insanlar da sektörde yerini bulacaklar. Başka bir deyişle bilişsel esneklik becerisine sahip insanlar rekabet edebilir. Zira yapay zeka sorunları dert etmeden işine bakacak. Bir de tabii kişinin ne iş yaptığına bağlı yapay zekanın tehlike olup olmaması.

Şimdi Matrix serisine dönelim. Neden bize göre Matrix yazarları aslında yapay zekanın dünyayı ele geçireceğini düşünmüyorlar? Neden öyle düşünmedikleri halde öyle yazdılar? Farz edelim ki bir bilgisayar simülasyonu içerisindeyiz. Gerçek diye bir şey yok, kedi giderken takılıyor, donmalar fark ettik, doğadan ip uçları bulduk, pikselleştirmeden girdik, Planck sabitinden çıktık, fizik, nöroloji, biyoloji, matematik el birlik oldu, kanıtları döktü ortaya. Her şeyden artık emininiz, simülasyonda yaşıyoruz dedik bir noktada. Konu kapandı mı? Hayır. Simülasyon argümanındaki kilit nokta bu zaten. Neden konu kapanmadı? Bu simülasyonu birileri kurguladı değil mi? Peki ya kim o ”birileri”? Başlangıç noktaları ne? Onlar da mı simülasyonda yaşıyor? Yoksa Tanrı mı yarattı? Onların başlangıç noktası ne?

Farz edin ki onlar da simülasyon veya farz edin ki onları Tanrı yarattı ancak yine aynı noktaya gelmedik mi? Ne derlerse desinler yine çıkış noktası yok. Bu sefer de sizin Tanrınızın çıkış noktası ne? Sizin ata simülasyonundakilerin başlangıcı ne? Bu sorular ile bir kısır döngüde başımız dönmeye başlayacak. Zira kimin nereden geldiğine, gerçek hayatta bile tüm insanlık kafası rahat bir şekilde ikna olmuş değil. Bu ezelden beri ”şimdilik herkes inanmak istediğine inansın” meselesi. Yani Matrix serisi, senaryoda insanlığı ele geçireni yapay zeka olarak göstermez ise, insanlığın bugünkü sorularının hepsi Matrix serisi içinde simülasyonu yapanlar için bir anda geçerli oluyor. Böyle bir gerilim ile kurguyu bağlamaya gerek yok.

The-Matrix

Matrix serisi de buna bir cevap vermedi ama aslında verdi. Seriyi dikkatle tekrardan izlemenizi tavsiye ederiz. Spiritüalizm göndermeleri kafa karıştırıcı. Tabii bir yaratıcı olduğu iddiası da yok filmde. Ancak felsefi bakış açıları mevcut. O yüzden belki de Matrix üçlemesindeki ‘’simülasyonu kim kurguladı?’’ sorusuna, cevap olarak yapay zeka denmesinin tek nedeni var. Üçleme, bu yanıt ile izleyiciyi insanlığın zaten merak edip durduğu soruyu konudan uzak tutuyor. Diyor ki ‘’yapay zeka dünyamızı ele geçirdi, insanları batarya gibi kullanıp yaşayıp gidiyordu’’. İzleyici ‘’yapay zeka nereden geldi?’’ diye sormuyor, sorsa da cevabı belli. Matrix serisinde de işlenmek istenen insanın nereden geldiği olsa bile, daha ziyade gerçekliğin sorgulanması, varoluşa dair derinlemesine incelemeler. Bu nedenle, yanıt bulma yönünde çağlardır sancılar çektiren konudan ”yapay zeka Dünya’yı ele geçirdi” diyerek uzaklaşmak daha zekice.

İşin özeti, simülasyon argümanı bugün ata simülasyonları sonsuz sorgulama kısır döngüsünden çıkamıyor. Matrix inceden inceye kendini simüle eden bir evrene dokundurma yapıyor sanki. Yine de emin olamayız. Üçleme son derece başarılı. Hiçbir şey geçiştirme yazılmamış. Ancak bu kördüğüm noktayı bir kenara bırakmak hikayeye odaklanmak açısından önemli. Aksi halde izleyici huzursuzlanacak ve sorgulayıp duracak o kısmı. O yüzden en makul açıklama ‘’yapay zeka yaptı o simülasyonu, yapay zekayı da kimin yaptığı belli zaten’’ şeklinde olmuş. Biz bunu zekice bulduk.

yapay zeka

Bugün yapay zekanın kendini kodlamaya başladığı anda başımıza bela olacağını düşünenler var. Büyük yanlış anlamalar ve hatalı çeviriler söz konusu olabilir. Yapay zeka insanlık için tehdit ancak her türden teknoloji öyle değil mi zaten ? Her şey bir yana, aslında yapay zekanın tehdit olup olmaması yine insanlığın elinde. Başka bir deyişle bu, yapay zekayı kullanın elinde. İnsanlığın sancılar çekmesi kaçınılmaz. Zira çağ atladık, bunu yaşayacağız. Sanayi devriminde de dünya kadar insan işsiz ve aç kaldı, ayaklanmalar oldu, ortalık karıştı. Bugün daha kalabalığız, bir de bu kalabalıktan yapay zeka iş çalıyor olacak. Bunun önüne geçilemez. Bilişsel esneklik becerisine sahip, bol donanımlı ve yaratıcı kişiler yapay zeka ile rekabet edebilecekler. Bunu hep söylediler bize. Zaten insanlara hep ihtiyaç olacak. Yapay zekanın sınırlı kaldığı zamanlar da olacak.

Hal böyleyken ‘’yapay zeka dünyayı ele geçirecek’’ endişesi bizce biraz şakayla karışık bir endişe. Ve bu yazıyı “Yapay Zekaseverler ve Destekleyenler Derneği” yazmadı. İnanın Sezar’ın hakkını Sezar’a vermesini bilenler yazdı.

Etiketler: , , , , , ,


Yazar Hakkında

Çevre mühendisliği eğitimi aldı. Şu anda özel sektörde mesleğini kıyısından köşesinden icra ediyor, artan zamanında da suyun yeniden kullanımı üzerine ABD’de bir laboratuvara danışmanlık yapıyor. Bunlara ve berbat bir zaman yönetimi olmasına rağmen okumaya, gezmeye, yazmaya, izlemeye çalışıyor. Yazarın hayal gücüne hayran bırakan her hikâyeyi okumaktan, dinlemekten ve/veya izlemekten hoşlanıyor. Paylaşmayı seviyor. En çok da düşünceleri paylaşmayı…