bilimkurgu kulubu

Sinema Üzerine Kısa Filmcilik

Tarih: 12 Mart 2019 | Yazar: Buğra Şendündar

0

Kısa Film Yönetmenleri İçin Alternatif Kanallar

Daha önce, Kısa Film Sanatı başlıklı yazıda bu türün önemi hakkında bahsetmiştik. Kısa film çekmenin pratikte bazı zorlukları olmakla birlikte, ortaya çıkan eserin yayımlanma süreci de bir başka sıkıntılı aşamadır. Uluslararası ve yerel film festivallerinde eserlerin gösterim şansı yakalaması, yönetmenlerin tanınmalarında ve bir sonraki projeleri için sponsor bulmalarında yardımcı olabiliyor; ama çoğu genç yönetmen adayı, festivallere katılım konusunda elleri boş dönebiliyor. İnternet ortamında kısa filmcilere kapılarını açan kanallar, alternatif olmaları açısından çok önemli. Dolayısıyla festivalden festivale koşturup yorulmaktansa, alternatif kanallara yönelmek daha pratik bir yol olacaktır. Örnek olarak; YouTube üzerinden hizmet veren Dust, TheCGBros ve CGMeetup gibi kanallar, milyonlarca aboneye ve kısa film anlamında önemli içeriklere sahip.

Sesli sinemanın ortaya çıkışıyla birlikte, 1920’li yıllarda film endüstrisi de bu duruma bağlı olarak yükselişe geçmişti. Sinemanın giderek büyüyen bir endüstri haline gelmesi ve buna bağlı olarak yeni film türlerinin ortaya çıkmasıyla, yedinci sanat eğlence sektöründe çok önemli bir konuma oturmuştu; D. W. Griffith’in 1915 yapımı The Birth of a Nation filmi, o dönemlerde görülmemiş bir seyirci sayısı yakalamış ve büyük bütçeli yapımlar konusunda stüdyoları cesaretlendirmişti. Film endüstrisinin büyümesiyle, bağımsız sinemacıların işi giderek zorlaşmış –tabiri caizse- aç kalmamak için stüdyo sistemine teslim olmuşlardı; ancak Charlie Chaplin ve Griffith gibi “güçlü” isimler, stüdyo sistemi içinde rahatça hareket edebilmişlerdi.

Kısa Film

Bir kısa film yönetmeninin festival sistemi karşısında deneyimleyeceği zorluklar, benzer olarak ileride film şirketleri karşısında yaşayacaklarının bir ön hazırlığıdır. Kısa filmin yaratım sürecinde maddi olarak yıpranmış olan yönetmen adaylarının dağıtım konusunda karşılaşacakları birtakım zorluklar, ister istemez yaratıcılık anlamında motivasyon kaybına yol açacak durumlardır. Dolayısıyla dağıtım sürecinde pratik yollara başvurmak, günümüz standartlarının bir gerekliliği. Yaratıcılık anlamında “özgün” bir iş çıkarmak ise bir zorunluluk. Belli sinematografik kurallara bağlı ortalama bir işin bile herhangi bir platformda yayımlanma şansı oldukça düşük. Önemli olan özgün bir fikri, eldeki bütçenin imkanları dahilinde yaratıcı bir biçimde kullanabilmek.

Her şeyin hızlı bir biçimde tüketildiği günümüzde, benzer durum sanat dalları için de geçerli. Filmlerde hızlı kurgu anlayışının 90’ların sonlarına doğru yükselmesiyle senaryoların da bu anlayışa göre şekillendiğini görüyoruz. Örnek olarak, Alfonso Cuaron’un Akademi Ödülleri’nde Oscar heykelciğini kucakladığı eseri Roma, durağan yapısından dolayı genç kuşak izleyiciler tarafından kabul görmeyebiliyor. Hızlı tüketim ve kurgu anlayışıyla büyüyen neslin bunda bir suçu yok. Tıpkı dilin evrimleşmesi gibi, sinema da aynı değişimi yaşamaya mahkum. Dolayısıyla kısa film yönetmenlerinin günümüz anlayışına uygun eserler kotarmaları, kendilerini ispatlamaları açısından önemli; ama her eseri günün normlarına uydurmaya çalışmak da yaratıcılıklarını geliştirmez. Marvel Sinematik Evreni’nin hüküm sürdüğü son on yıllık süreçte, Interstellar (2014) ve Arrival (2016) gibi yaratıcılık anlamında risk almış, başarılı projeler de karşımıza gelebiliyor.

Kısa Film Mekan

Profesyonel fotoğraf makineleri, kısa film sektöründe oldukça popüler. Canon, Nikon ve Sony’nin geniş objektifli kameraları, el kameralarının yerini çoktandır almış durumda. Pratik anlamda büyük kolaylık sağlayan fotoğraf makineleri, yüksek çözünürlüklerde 60 fps video kaydı imkanına izin veriyor; yalnızca ses konusunda daha iyi sonuç almak için iyi bir mikrofon kullanımı şart. Ortalama bir bütçe ile görüntü anlamında tatmin edici ekipman bulmak mümkün. 2. el piyasası, düşük bütçeye sahip olanların tercih edebileceği bir seçenek olacaktır. Kısa filmde senaryoya uygun renk paleti seçimi, ses kuşağını çok fazla ön planda tutmamak ve doğru mekan kullanımı önemli. Örneğin post apokaliptik bir kısa film yaratım sürecinde, kullanılmayan bir fabrika ya da terk edilmiş yaşam alanları mekan seçimi konusunda büyük kolaylık sağlayacaktır; soluk ve mat renk kullanımı, felaket sonrası dünyayı yansıtmak için doğru tercih olacaktır; tek bir mekanda, diyaloğa dayalı bir eser de yaratılabilir. Kısa filmde, doğru bir ritm yakalanabilirse başarı şansı da yüksek olacaktır. Zamanın ekonomik kullanımı ve hikayenin gereksiz detaylardan arındırılmış olması, doğru ritmin yakalanmasına yardımcıdır.

Dijital platformların yükselişe geçmesi ile birlikte rekabetin daha da sertleşmeye başladığı günümüzde, yönetmen adaylarının işi gerçekten çok zor. Disrict 9 (2009) yapımıyla büyük başarı yakalamış olan Neill Blomkamp, Oats Studios ismindeki stüdyosunu kurdu. Stüdyo, yönetmenin yaratıcılık anlamında birtakım kısa film çalışmaları için kuruldu; deneysel çalışmalarını büyük bir stüdyo çatısı altında gerçekleştirmesi hayli güç olacaktı. Sosyal medya üzerinde açılacak olan kişisel kanalda bireysel çalışmaların gösterilmesinin yanı sıra, yaratım sürecini de konu edinen videoların eklenmesi diğer kısa filmciler tarafından fark edilmenin kapısını açacaktır. Yalnızca festivallere bağımlı kalmayıp, kişisel kanallar ve sosyal hesaplarda aktif olmak, kısa filmcilere destek veren dijital yayınlarla sürekli dirsek temasında bulunmak yönetmen adayları için doğru alternatifler olacaktır.

Etiketler: , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1979 İstanbul doğumlu. Sinemaya olan ilgisi daha yedi yaşındayken dedesiyle sabahlara kadar film izlemekle başlar. Daha önce çeşitli mecralarda sinema üzerine makale ve eleştiriler kaleme aldı. Günümüzde, Bilimkurgu Kulübü'nde yazarlık serüvenine devam ediyor. Ona göre sinema, insanın kendini keşfetmesidir.