event horizon kapak

Event Horizon Filmine Dair İlginç Bilgiler

Kariyerine Shopping adlı düşük bütçeli bir macera filmi ile başlayan yönetmen Paul W. S. Anderson, Mortal Kombat adlı video oyununun sinema uyarlaması ile gişede patlama yapar. Kariyerinde bir de korku filmi istiyordur. 1996 yılında, perili ev konusuna farklı bakış açısı getiren bir senaryo üzerinde çalışmaya başlar. Malikanede yaşayan zengin ama mutsuz bir adam, geçirdiği bir kalp krizi sonucu kısa süreliğine ölüp cehenneme gitmiş ama yapılan müdahale sonucu geri getirilmiştir. Ancak adam kısa süre bulunduğu cehenneme adeta aşık olmuştur ve yeniden gitmek istemektedir.

Malikanesine bir gece hırsızlar girer. Uykusundan uyanan adam, hırsızları da gitmek istediği cehennemde köle olarak kullanmak üzere yanında götürmeye karar verir. Adamın bilmediği şey ise cehennemden dönerken yanında bir de şeytanın geldiğidir. Adamın bu planı şeytanın da hoşuna gider ve adama hırsızları avlaması ve hep birlikte cehenneme gitmeleri konusunda yardımcı olmaya karar verir. İşte, filmin ilk senaryosu bu şekildedir. Ancak o arada bir şey olur ve yeni yetme yönetmenimiz, Tarkovski’nin Solaris filmini izler. Filme tek kelimeyle bayılır ve Solaris’in öykü iskeletine ilk senaryoyu giydirerek yeni bir senaryo yazdırır.

Cehenneme gidip geri gelen adam ve malikanesi, cehenneme gidip geri gelen bir uzay gemisine dönüşür. Şeytan yerine kara delik yaratan bir makine, hırsızlar yerine de uzay gemisi mürettebatı gelir. Ortaya da Solaris ile kült korku filmi Hellraiser’in birleşimi gibi duran bir film çıkar. Filmin ilk versiyonu hem çok uzun hem de aşırı kanlıdır. Üstelik sonunda kötü adam kazanmaktadır. Öyle ki, ömürleri boyunca kim bilir kaç tane kanlı sahne izlemiş olan yapım şirketi yöneticileri bile rahatsız olur. Film neredeyse bir saat kısaltılır. Vahşetin çok ileri boyutta olduğu tüm sahneler kesilir. Kötü adam kazansa bile iyilerden kurtulanların olduğu ek bir sahne çekilir. Böylece ortaya belki de Alien ile birlikte tarihin en iyi bilimkurgu – korku filmi çıkar.

Çoğu kanlı sahnesi kesilmiş olmasına rağmen, film rahatsız edici bir seyir zevki sunar. Sam Neill müthiş bir performans sergiler. Laurence Fishbone iki yıl sonra Matrix filminde canlandıracağı Morpheus karakterinin adeta idmanını yaptığı bir karakteri canlandırır. Cooper rolündeki Richard Jones ise kariyerinde yükselişe geçer. Film 1997’de vizyona girer ama gişede çakılır. Ancak ilginç bir şekilde video, DVD gibi ortamlarda satış rekorları kırar, hasılatı beşe katlar. Bunun üzerine yapımcılar, yönetmenden derhal kesilen sahnelerin de olduğu bir rough cut (sert kurgu) ister. Ne var ki filmin ilginçlikler silsilesi şeklinde devam eden çekim hikâyesi, bu kez de yeni kurgu aşamasında kendini gösterir.

Filmin çekiminde kullanılan filmler ve bobinler hurda olarak satılmıştır. Hatta bu bobinlerden biri Romanya’da bir tuz madeninde ortaya çıkar. (Not: 35 mm filmler, gümüş nitrat kullanılarak yapılır. Gümüş nitrat, tuz madenciliğinde tuzu kayadan ayırmak için kullanılır.) Filmin bulunabilen tüm bobinleri bulunur. Söz konusu kurgu yine de yapılamaz ancak kesilen sahneler sonradan DVD sürümlerine silinen sahneler başlığı altında eklenir. Ancak ilerleyen yıllarda bir iddia ortaya atılır: Filmin ilk kurgusunun olduğu tek orijinal kopya, VHS formatında bulunmuştur. Yönetmen, bu kasedi hiç izlemediğini açıklar. Ancak gerçekten böyle bir kaset varsa bile görüntü kalitesi çok düşük olmalıdır.

Kısacası, çekim öyküsü de en az kendisi kadar ilginç olan bu bilimkurgu – korku filmi şaheseri, her yönüyle incelenmeye değer bir eserdir. Zamanının çok ötesinde bir filmdir ve ayrıca o dönemlerde popüler kültürde pek bilinmeyen kara delikler, solucan delikleri konusundaki gerçekçi kuramları ile hatırlanmaktadır.

Yazar: Halil Alpaslan Hamevioğlu

1980 Polatlı doğumluyum. 80'ler ve 90'lar kuşağında yetişmiş bir bireyim. O devrin her bireyi gibi ben de bilimkurguyu video kasetlerden tanıdım. Sonra özel kanallar geldi. Hayal dünyam iyice genişledi. Eh, gerçek yaşamda da dünyanın içinden geçtiği dönüşümü gördüm. Sovyetler'in bitişini, Berlin Duvarı'nın yıkılışını, popüler kültürün tüm dünyayı etkisi altına alışını... Bir gün okulum bitti ve hem gördüklerimi hem de yaşadıklarımı yeni nesillere aktarayım dedim. Öğretim görevlisi oldum. Gazi Üniversitesi’nde başlayan, Başkent Üniversitesi’nde devam eden öğreticiliğimde ülke sınırlarını aştım ve kendimi Amsterdam Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde buldum. Oldum olası yazmayı sevmişimdir. Aşık olduğum bilimkurguyu ve yazma hobimi de burada birleştireyim dedim. Şimdiden iyi okumalar.

İlginizi Çekebilir

basarili devam filmleri

Bilimkurgu Sinemasından Unutulmaz 10 Devam Filmi

Kimi hikâyeler tek bir filmde anlatılıp biter, kimileriyse “filmlerce” devam eder. İngilizce sequel, dilimizdeyse yeni …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et