bilimkurgu kulubu

Film Listeleri

Tarih: 31 Aralık 2016 | Yazar: İsmail Yamanol

0

Philip K. Dick’in Eserlerinden Uyarlanan Filmler

Philip Kindred Dick veya kendisinden bahsederken kullandığı kısaltmayla PKD, kuşkusuz bilimkurgu edebiyatının önde gelen isimlerinden biridir. 1928 yılında doğan yazar, hayatının büyük bölümünü Kaliforniya’da geçirdi. Bir plakçı dükkânı işletmesi ve radyoda klasik müzik programları yapması dışında, başlıca uğraşı yazarlık oldu. Kırka yakın bilimkurgu romanının yanı sıra ana akım romanlar da kaleme aldı. Eserlerinin pek çoğunda varoluşu, gerçekliği, zamanın tek yönlülüğünü ve iktidarı sorgulayan PKD, bu tarzıyla bilimkurgunun yadırgatmacı özelliğini sonuna kadar kullanmaktan çekinmedi.

Yer yer ironikleşen yer yer paranokyaklaşan bir dille bizlere “gerçek nedir?“, “canlı nedir?” gibi bir dizi çok temel soru sordurdu ve bu sorulara kendince cevaplar aradı. Sözü geçen iki soru bağlamında sırasıyla “sanal gerçeklik” ve “yapay zeka” üzerine daha yıllar önce gündeme getirdiği tartışmalar, bugün mühendislik, felsefe ve siyaset alanlarının merkezinde yer almaktadır. Beş defa evlenip boşanan, sadece evliyken yazan, otuz küsur roman ve sayısız kısa öykü deviren bu adam; bol kafeinli, her tür amfetaminli ve sık sık da halusinojenikli zihninde, anlaşılması güç dünyalar yarattı. Biz okurlar onun karmaşık zihninde dolaşırken, neyin gerçek neyin sanrı olduğunu anlamakta güçlük çektik ve çekmeye de devam ediyoruz.

Yazarın yayımlanan ilk romanı Solar Lottery‘dir (1955, Uzayda Suikast, Okat). Bunun ardından The World Jones Made (1957, Yaratılan Dünya, Okat) ve Eye in the Sky (1957, Gökteki Göz Metis) gelir. Dick’in ilk romanları “gerçeklik” kavramının sorgulanması üzerine kuruludur. 1960’ta yazdığı Vulcan’s Hammer (Vulcan’ın Çekici) insan/bilgisayar çelişkisi üzerine kurulmuş, teknoloji karşıtı sayılabilecek bir denemedir. Ridley Scott tarafından Blade Runner adıyla 1982 yılında filme alınan Do Androids Dream of Electric Sheep? (1968, Bıçak Sırtı, Kavram), insan/robot ikileminden hareket ederek bu ikilemi reddeden ve “insan”ın ne olduğunu sorgulayan önemli bir felsefi romandır.

Dick’in 1965’te yazdığı “We Can Remember it for You Wholesale(Sizin İçin Topyekûn Hatırlayabiliriz) öyküsü de Paul Verhoeven tarafından 1990’da Total Recall adıyla filme alınmıştır. Bu iki film günümüze kadar yapılmış en iyi bilimkurgu filmleri arasında ilk sıraları paylaşmışlardır. 1970’ten sonra romanlarında giderek artan ölçüde teolojik temalara yer veren Dick, 1982’de öldü. Diğer önemli romanları arasında Martian Time-Slip (1964, Mars’ta Zaman Kayması, 6:45), The Penultimate Truth (1964, Sondan Bir Önceki Hakikat), The Three Stigmata of Palmer Eldritch (1965, Palmer Eldritch’in Üç Stigmatası, 6:45) ve Ubik (1969, Ubik, 6:45) sayılabilir. Yüksek Şatodaki Adam, birçok eleştirmen tarafından Dick’in başyapıtı olarak gösterilmiştir. Günümüzde kitaplarının önemli bir kısmı 6:45 Yayınları tarafından dilimize kazandırılmıştır.

Blade Runner filmiyle başlayan “PKD eserlerinden uyarlama filmler furyası“, Hollywood’da varlığını hala hissettirmektedir. Şu ana dek usta yazarın eserlerinden uyarlanmış toplam 16 film bulunmaktadır. Gelin bu filmlere tarih sırasına göre bir göz atalım…

Blade Runner (1982)

“Siz insanların aklının almayacağı şeyler gördüm. Orion’un yamaçlarında yanan hücum gemileri, Tannhauser geçidinin yakınında karanlıkta parıldayan C-ışınlarını seyrettim. Tüm o anlar zamanla kaybolacaklar, tıpkı yağmurdaki gözyaşları gibi. Ölme zamanı…”

Yönetmenliğini Ridley Scott‘ın üstlendiği filmin başrollerinde Harrison Ford, Rutger Hauer ve Sean Young yer alıyor. Philip K. Dick’in Android’ler Elektrikli Koyun Düşler mi? adlı romanını temel alan senaryosu, Hampton Fancher ve David Peoples tarafından yazılmıştır. Filmin hikâyesi 2019 yılının Los Angeles’ında geçer. Sorun çıkartan replicantları öldürmek ile görevli “Bıçak Koşucuları” adlı polis birimine üye olan Rick Deckard (Harrison Ford), köle gibi çalıştırılmaktan bıkınca Nexus 6 isyanını düzenleyip Dünya’ya kaçan replicantları öldürmek ile görevlendirilir. Replicantlardan biri olan Roy Batty‘nin (Rutger Hauer) amacı yaratıcısı Dr. Eldon Tyrell‘ı (Joe Turkel) öldürmektir.

Karanlık atmosferi, distopik manzaraları ve sorgulayıcı tavrıyla film, başlangıçta karışık eleştiriler aldı. Bazı eleştirmenler filmden hoşlanmazken, bazıları da filmin tematik karışıklığını beğendi. Film, gişe hasılatında yaşadığı hezimete rağmen zaman içinde kült statüsüne yükseldi. Ayrıca yapım, yoğun nüfus, küreselleşme, şirket egemenliği, iklim değişikliği ve genetik mühendisliği gibi önemli konulara değinen niteliğiyle de dikkat çekmektedir.

Proini peripolos (1987)

Proini peripolos

Nikos Nikolaidis tarafından yönetilen Proini peripolos ya da uluslararası adıyla Morning Patrol (Sabah Devriyesi), 1987 çıkışlı bir bilimkurgu filmi olmasına rağmen hala Yunan sinemasının köşe taşlarından biri olarak gösterilmektedir. Gerilim ile post-apokaliptik temaları başarıyla harmanlayan yapım, Philip K. Dick’in eserlerinden de pek çok alıntı içeriyor. 1987 yılında düzenlenen Selanik Film Festivali’nde “en iyi yönetmen” ödülüne layık görülen film, ayrıca Yunanistan Kültür Bakanlığı tarafından da “Kültürel Katkı” ödülüyle onurlandırılmıştır.

Filmde yalnız ve şaşkın bir kadının (Michele Valley), harabe haldeki terk edilmiş bir şehirde dolaştığına tanıklık ediyoruz. Kahramanımız, bu post-apokaliptik şehirde neler yaşandığını ve sakinlerinin nereye kaybolduğunu anlamaya çalışsa da başarılı olamıyor. Dolaştığı şehrin gizemlerini çözmeye uğraşırken, bir yandan da kendi zihnindeki boşlukları doldurmaya çabalıyor. Zira kendi adını bile hatırlayamıyor. Çok geçmeden, hüküm süren bu sessizliğin sadece görünüşten ibaret olduğu anlaşılıyor. Üstelik şehir, zaman zaman canlanıp tehlikeli bir yer haline gelmektedir. Küçük bir dikkatsizliğin ve kararsızlığın bile hayatına mal olacağını öğrenen kahramanımız, umutsuzluk içinde dolanırken nihayet biriyle karşılaşır…

Total Recall (1990)

Paul Verhoeven‘ın yönettiği film, Philip K. Dick’in We Can Remember It For You Wholesale isimli kısa hikayesine dayanıyor. Douglas Quaid (Arnold Schwarzenegger) her gece Mars hakkında rüyalar gören bir işçidir. Meraklanan Quaid, anı transferi yoluyla insanları tatile yollayan Rekall Inc. isimli şirketten Mars tatili satın alır. Fakat anı transferi sırasında meydana gelen bir kaza genç adamın zihnini altüst eder. Kendini bir gizli ajan olarak, Mars’ın zalim hakimi Coogan‘a karşı mücadele ederken bulur.

Eski dostlar, hatta karısı bile aniden ona düşman olmuştur. Fakat Quaid’in tüm bu yaşadıkları gerçek midir? Eski anılarını mı hatırlamaktadır? Yoksa anı transferi sırasında yaşadıkları yüzünden bir hayal mi görmektedir? Douglas Quaid bu gerçekler ve hayallerden örülü dünyada bir çıkış yolu bulmaya çalışır. Oyuncu kadrosunda Arnold Schwarzenegger, Rachel Ticotin ve Sharon Stone gibi dikkat çekici isimleri barındıran yapım, hala en iyi bilimkurgu filmlerinden biri olarak anılmaktadır.

Confessions d’un Barjo (1992)

confessions-d-un-barjot-1992

Philip K. Dick’in, hayali bilimkurgu kitapları hakkında yazdığı 1975 tarihli Confessions of a Crap Artist adlı eserinden uyarlanan film, Fransız yönetmen Jérôme Boivin tarafından beyaz perdeye aktarılırken, senaryosunu Jacques Audiard ve Jérôme Boivin birlikte kaleme almış. Başrollerinde ise Anne Brochet, Richard Bohringer ve Hippolyte Girardot gibi isimler bulunuyor.

Barjo (Hippolyte Girardot) eksantrik, naif ve takıntılı bir karakterdir. Bilimsel bir deney sırasında kazara evini yaktığında, yanında Charles‘in “Aluminium King” (Richard Bohringer) dangalak ikiz kardeşi Fanfan (Anne Brochet) da vardır. Barjo, eski alışkanlıklarına yeni yaşamında da devam eder; eski bilim dergilerini arşivler, tuhaf deneyler yapar ve dizüstü bilgisayarlarını insan davranışları ve dünyanın sonuyla ilgili gözlemlerini içeren dosyalarla doldurur. Barjo’nun günlüklerinde, Fanfan ile Charles arasındaki çatışma ve cinsel gerginliğin yanı sıra Charles’ın aklını yitirişi de gizlidir.

Screamers (1995)

Screamers

Philip K. Dick’in “Second Variety(İkinci Tür) adlı kısa öyküsünden uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Christian Duguay oturuyor. 2078 yılında geçen filmde, Yeni Ekonomik Blok (N.E.B.), Sirius 6B gezegeninde dünyanın enerji problemini çözeceğine inanılan beryniyum adlı bir maden keşfetmiş ve buraya koloni kurmuştur. Ancak çok geçmeden beryniyum çıkarmanın ölümcül dozlarda radyasyon ve çevre kirliliği yarattığı anlaşılır. Bunun üzerine Maden İşçileri Ve Bilim Adamları Federasyonu (İttifak), maden işletmelerinin derhal kapatılmasını talep eder. Ne var ki N.E.B’in buna yanıtı savaş ilanı olur. İttifak ve N.E.B. arasındaki bu çatışma, dünya üzerinde yeni bir soğuk savaşın tetikleyicisi haline gelir.

Ama Sirius 6b’de savaş başlar başlamaz bitmiştir. Zira N.E.B.’in büyük çapta giriştiği nükleer bombardımanlar sivil nüfusun büyük bir kısmını yok ederken, bir zamanlar cennet olan gezegeni de harabeye döndürür. Savaşın 10. yılı dolarken, Sirius 6B’nin hayatta kalan sakinleri şimdi yeni bir tehditle daha yüzleşmek zorundadır: Screamers (Çığlıkçılar)… Artık yaşayan her şey, öldürmeye programlanmış “Screamers” adlı bu robotların tehdidi altındadır. Dahası robotlar evrimleşerek insan kılığına girmişlerdir ve gerçek insanlardan ayırt edilmeleri çok zordur. İttifak askerlerinin becerikli komutanı Hendricksson, Sirius 6B üzerinde hala canlı kalan insanlardan sadece biridir ve pes etmeye de niyeti yoktur…

Impostor (2001)

Impostor

Philip K. Dick’in aynı adlı kısa hikayesinden sinemaya uyarlanan filmin yönetmenliğini Gary Fleder üstleniyor. Yıl: 2079… Dünya on yılı aşkın bir süredir uzaylı istilacıların işgali altında direnmektedir. Hükümet adına çalışan bir bilim insanı olan Spancer Olham, Dünya’nın kaderini istilacı yaratıklardan kurtarmaya kararlıdır. Amirlerinin talebi doğrultusunda uzaylı yaratıklarla savaşmak üzere özel bir silah geliştirir. Bu silah o kadar güçlüdür ki artık uzaylı yaratıklardan korkmalarına gerek kalmayacaktır. Ancak işler sarpa sarmaya başlar ve Spencer bir anda uzaylıların ajanı olmakla suçlanır.

Artık ülke çapında kendisine yönelik büyük bir insan avı başlamıştır. Olham’ın hayatta kalmak için yetkililere yaratık olmadığını kanıtlaması ve her şeyden önemlisi buna kendisini de inandırması gerekmektedir. Hem hayatını kurtarmak hem de bir uzaylı olmadığını ispatlamak için kaçmaya başlayan kahramanımız, kendini kabus dolu bir maceranın tam ortasında bulacaktır… Filmin başrollerini Gary Sinise, Madeleine Stowe ve Vincent D’Onofrio paylaşıyor.

Minority Report (2002)

Yönetmen koltuğunda Steven Spielberg’ün oturduğu Minority Report, günümüzün gözetlenen toplumunu bundan yıllar evvel yazdığı eserlerde başarıyla tasvir etmiş Philip K. Dick’in aynı adlı öyküsünden uyarlanan gerilim dozu yüksek bir bilimkurgu filmi. Yıl 2054. Bir zamanlar cinayet oranında birinci sırada yer alan Washington, artık suç oranının en düşük olduğu şehir haline gelmiştir. Çünkü polis teşkilatı bir çeşit kahin yeteneklerine sahip “precog“lar kullanmakta ve cinayetleri henüz gerçekleşmeden önleyebilmektedir.

Departmanın en önemli dedektifi olan John Anderton (Tom Cruise), oğlu da yıllar önce bir cinayete kurban gittiği için kendini sıkı sıkıya işine adamıştır. Ancak bir gün işler tersine döner ve John’un gelecekte bir cinayet işleyeceği öngörülür. Ansızın içinde bulunduğu sistemin kurbanı haline gelen kahramanımız, peşindeki polislerden kaçarak kendisini aklamaya çabalayacak, aynı zamanda sistemin mükemmelliğini de sorgulamaya başlayacaktır. Önemli olan soru şudur: Kaderimiz önceden yazılmış mıdır, yoksa seçim yapma şansımız var mıdır? Eserin, aynı adlı ve toplam 10 bölümlük bir dizisi olduğunu da anımsatalım.

Naechureol siti (2003)

Natural City

Philip K. Dick’in “Do Androids Dream of Electric Sheep?” eserinden ilham alınarak çekilen bir başka film de Güney Kore sinemasından Naechureol siti (Natural City)‘dir. Yönetmenliğini Byung-chun Min‘in üstlendiği yapım, yazarın hikayesine doğrudan sadık kalmasa da yer yer benzerlikler içerir. Emniyet teşkilatının en sıkı polislerinden biri olan R, Ria adında dansçı bir cybor’a aşık olur. Ancak R, sevdiği kadının miyadını doldurduğunu ve kısa bir süre sonra O ‘nu üreten MLPC tarafından imha edileceğini öğrenince adeta dünyası başına yıkılır. Alkole dayanıksız olduğu halde kendisini içkiye veren R, emniyetteki eski parlak günlerini geride bırakmış ve Ria‘yı kurtarabilmek için illegal işlere bulaşmıştır…

R’nin tek umudu Doktor Giro‘dur. Doktor Giro, bir cyborg’un hafızasını insana transfer etmek için giriştiği deneyler yüzünden NEUCOM’dan atılmış çatlak bir bilim adamıdır. Ria’nın bedenini kurtaramayacağını bilen R, sevdiği kadının belleğini kurtarabilmenin peşine düşer. Fakat bunu başarabilmesi için önce tıp merkezine sızmalı, bütün veri tabanını araştırarak transfere uygun DNA’ya sahip bir kadın bulmalı ve yerini saptadıktan sonra da onu kaçırmalıdır. Tabiî sonra da Doktor Giro’nun hafıza transfer işlemini başarıyla sonuçlandırmasını umut etmelidir.

Paycheck (2003)

Paycheck

John Woo imzalı film, Philip K. Dick’in aynı adlı öyküsünden sinemaya uyarlanmıştır. Michael Jennings bir teknoloji hırsızıdır. En son buluşları analiz edip sırrını çözmekte ve çalıştığı kişiler için yeniden tasarlamaktadır. Kısacası Jennings, fikri mülkiyet haklarının her zamankinden daha değerli olduğu günümüzde son derece tehlikeli bir iş yapmaktadır. Ancak onun önemli bir bahanesi vardır. Zira yaptığı her iş sonrası hafızasını sildirip her şeyi unutmaktadır. Ne var ki son ve en büyük işinde bir şeyler ters gider ve kahramanımız kendisini ölümcül bir tuzağın içinde, elinde bir avuç ipucuyla yapayalnız bulur.

Ben Affleck, Aaron Eckhart, Uma Thurman, Paul Giamatti ve Dexter’dan tanıdığımız Michael C. Hall gibi isimler kadroda göz dolduruyor. John Woo sevenlerin aklından geçenleri de tahmin ediyor ve meraklanmamalarını, yönetmenin alamet-i farikalarından bazılarını bu filmde de göreceklerini peşinen belirtmeliyiz. Uzun lafın kısası, Paycheck başladığı andan itibaren izleyiciyi avucuna alan ve çözüldükçe karmaşıklaşan bir film. Yapboz misali zihinleri çalıştırırken, sürükleyici kurgusuyla da izleyenleri ekrana kilitlemeyi başarıyor.

A Scanner Darkly (2006)

A Scanner Darkly (2006)

Philip K. Dick’in aynı adlı romanından uyarlanan film, gerçek oyuncular üzerine kurulu gelişmiş bir animasyon tekniği ile hayat buluyor. Yönetmenliğini Richard Linklater‘ın yaptığı eser, bir polis ve suçlu arasında geçen hikayeyi anlatmaktadır. Olayın ilginç tarafı ise; ikisinin de aslında aynı kişi olmasıdır. Yakın gelecekte Amerika uyuşturucu ile savaşı kaybetmiştir. Ulusal güvenlik ve uyuşturucu ile mücadele adı altında her on Amerikalıdan ikisi devlet tarafından ajan olarak görevlendirilmiş ve böylece sokaklara paranoya hakim olmuştur.

Devlet için çalışan gizli polis Fred, kimliğini korumak adına sürekli Substance D isimli bir uyuşturucuyu kullanmaktadır. Ama bu uyuşturucu Fred’in ikincil bir kişilik geliştirmesine neden olur. Artık alt kimliği Bob Arctor isimli bir uyuşturucu satıcısıdır. Fred’in meslektaşları, Bob’u yakalamak üzere bir operasyon başlatırlar ve bu hamle, çözülmesi olanaksız bir yolculuğun fitilini ateşler. Filmin oyuncu kadrosunda Rory Cochrane, Mitch Baker, Keanu Reeves ve Robert Downey Jr. gibi başarılı isimler var.

Next (2007)

Next

Philip K. Dick’in The Golden Man adlı novellasından uyarlanan filmin yönetmenliğini Lee Tamahori yapıyor. Cris Johnson, birkaç dakika sonra neler olacağını önceden görebilmektedir. Las Vegas’ta her gece sahneye çıkan bir sihirbaz olduğu için bu olağanüstü yeteneği çok işine yarar. Ayrıca ekstra nakit paraya ihtiyacı olduğu zamanlarda da kumar masasına oturup bu yeteneğinden faydalanır. Ancak Cris’in yeteneği öyle basit ve sıradan bir yetenek değildir. Zamana hükmediyor olması bazılarının gözünden kaçmaz. Kumarhanenin her köşesini dikkatle gözetleyen güvenlik görevlileri, onun tuhaf davranışlarının şifresini çözmeye kesin kararlıdır.

Öte yandan FBI’ın anti-terör ajanı Callie Ferris de, kitle imha silahlarıyla Los Angeles’a saldırı düzenlemesi beklenen bir terörist grubu durdurabilmek için onun yeteneğinden yararlanmak ister. Patlamaya hazır nükleer bombanın tik-takları hızlanırken bir felaketi önlemenin tek anahtarı Cris Johnson’dır. Sahip olduğu yeteneğini doğru yönde kullanmadığı takdirde hem kendi geleceği hem de yüz binlerce insanın geleceği yok olup gidecektir. Başrollerini Nicolas Cage ve Julianne Moore‘un paylaştığı yapım, tipik bir Philip K. Dick uyarlaması olduğunu fazlasıyla hissettiriyor.

Screamers: The Hunting (2009)

Screamers The Hunting

Soylarının tükendiğini sanıyorduk! 1995 tarihli Screamers filminin devamı olan yapım, Sheldon Wilson tarafından yönetiliyor. Screamers adıyla bilinen öldürme makinesi robotların Sirius 6B‘deki insan nüfusunu yok etmesinden bu yana on üç yıl geçmiştir. Ancak kaynağı bilinmeyen bir sinyalin alınması sonucu, derhal bir kurtarma ekibi oluşturularak gezegene gönderilir. Acaba uzun süredir kimsenin ayak basmadığı gezegende sağ kalmayı başarmış birileri mi vardır, yoksa robotlar insan ırkını yok etmek gibi daha ölümcül bir amacın mı peşindedir?

Başrollerinde Gina Holden, Jana Pallaske, Lance Henriksen gibi isimleri barındıran film, ilkinin verdiği lezzeti yakalayamasa da aynı evrene tekrar adım atmak isteyenler için bir buçuk saatlik bir seyirlik sunuyor.

Radio Free Albemuth (2010)

Radio Free Albemuth

Berkeley’deki bir müzik markette çalışan Nick Brady, VALIS adını verdiği bir varlığı görmeye başlar. VALIS yüzünden ailesini kaybedişinin ardından Los Angeles’a taşınıp başarılı bir müzik şirketi yöneticisi haline gelir. Kahramanımız, en iyi arkadaşları olan bilimkurgu yazarı Phil (Philip K. Dick) ve Silvia‘nın da yardımıyla kendini kozmik düzenin tehlikeli, politik ve gizemli bir komplosunun içinde boğulurken bulacaktır. 1985 dolaylarında geçen hikaye, Nixon benzeri bir klon olan otoriter başkan Fremont yönetimindeki alternatif Amerika gerçekliğinde yaşanıyor.

Philip K. Dick’in aynı adlı romanından (Albemuth Özgür Radyosu, 6:45) uyarlanan filmin yönetmenliğini John Alan Simon yaparken, başrollerinde ise Jonathan Scarfe, Shea Whigham, Katheryn Winnick ve Alanis Morissette gibi isimler yer alıyor. 2010 çıkışlı olmasına rağmen, yapım ülkemizde vizyona girme şansı bulamadı.

The Adjustment Bureau (2011)

the-adjustment-bureau

Yazarın Adjustment Team isimli kısa öyküsünden beyaz perdeye uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda George Nolfi‘yi görüyoruz. Amerika Birleşik Devletleri senatosuna girmek üzere olan hırslı politikacı David Norris, daha önce tanıdığı hiçbir kadına benzemeyen, güzel ve modern balerin Elise Sellas’la tanışır. Tam ona âşık olmaya başladığını fark ettiği an, gizemli adamlar çifti ayırmak için karşılarına çıkar. Bu adamlar sahip oldukları güçle, David ve Elisa’nın bir araya gelmesine engel olmak için ellerinden geleni yapacaklardır.

Bu yoğun engellemeler karşısında, David ya Elisa’nın peşini bırakıp daha önce kendisi için çizilmiş yoldan gidecek ya da Kader’e karşı gelmek için her şeyi tehlikeye atacaktır. Filmin oyuncu kadrosunda Matt Damon, Emily Blunt gibi rüşdünü kanıtlamış isimler bulunuyor.

Total Recall (2012)

Total Recall (2012)

1990 tarihli aynı isimli filmin bir yeniden çevrimi olan Total Recall, bu sefer daha teknolojik ve modern bir şekilde karşımıza çıkıyor. Çok sevdiği güzel bir eşi olan ve hayatını sıradan bir işçi olarak kazanan Douglas Quaid, gündelik yaşamından çok sıkılmıştır. Hayatında yaşayabileceği en güzel anların, bir süper ajanın anılarında saklı olduğuna inanır. Ama başvurduğu Rekall şirketinde ortaya çıkan bir prosedür hatasından dolayı belleğine, aranan bir ajanın hafızası yüklenir ve Douglas kendisini hiç ummadığı tehlikeli bir maceranın ortasında bulur.

Peşinde, Cohaagen‘ın liderliğini yaptığı bir grup polis vardır. Mecburen bir isyancı ile iş birliği yapar ve yer altındaki karşı direnişin liderine ulaşarak Cohaagen’ı engellemek ister. Yaşadığı gerçekle, zihnindeki hayal arasında kaybolmaya başlayan kahramanımızın kaderi, artık kendi gerçek kimliğini bulmasına bağlıdır. Len Wiseman‘ın yönetmenliğinde çekilen filmin oyuncu kadrosunda Colin Farrell, Kate Beckinsale, Jessica Biel, Bryan Cranston, John Cho ve Bill Nighy başı çekiyor.

Blade Runner 2049 (2017)

Blade Runner 2049

Önceki olayların 30 yıl sonrasında geçen hikâyede, yeni blade runner Memur K, toplumu kaosa sürükleme potansiyeline sahip gömülü bir sırrı ortaya çıkarır. Memur K’nın keşfi, onu 30 yıldır kayıp olan eski blade runner Rick Deckard’ı (Harrison Ford) bulmak için yönlendirecektir. İlk filmin yönetmeni Ridley Scott, Alien: Covenant ile meşgul olduğu için, bu yapımda yönetmenliği Denis Villeneuve’ye devretti. Üstelik Harrison Ford da efsanevi Rick Deckard rolüyle tekrar geri dönüyor.

Filmin oyuncu kadrosunda ise Ryang Gosling, Jared Leto, Robin Wright ve Ana De Armas gibi isimler bulunuyor.

Yukarıdaki filmlerin dışında, usta yazarın eserlerinden uyarlanmış çeşitli dizileri ve dizi bölümlerini de meraklıları için aşağıda listeledik. Doyurucu bir kaynak olduğunu umuyor, hepinize keyifli seyirler diliyoruz…

Diziler

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Amatör bir düş gezgini ve saplantılı bir bilimkurgu hayranı. Kuruculuğunu ve genel yayın yönetmenliğini üstelendiği Bilimkurgu Kulübü'nde at koşturmayı sürdürüyor. Daha mutlu, daha yaşanası ve daha özgür bir gelecek için…