Bill Paxton

Gerçek Bir Karakter Oyuncusu: Bill Paxton

Geçtiğimiz haftalarda Bill Paxton’un ani ve zamansız ölümü, sinemaseverleri derinden üzdü. Yıldız oyuncu statüsüne giren bir isim olmasa bile, gerçek bir karakter oyuncusuydu. Kariyerinde ikonlaşmış birçok işe imza atmış olan usta oyuncu, bilimkurgu sineması için de önemli bir isimdi. 1955 ABD doğumlu Paxton, The Terminator (1984), Weird of Science (1985) ve Commando (1985) gibi yapımlarda yan rollerde gözüktükten sonra kariyerindeki asıl sıçramayı James Cameron imzalı Aliens’ta (1986) Er Hudson rolü ile gerçekleştirdi. Kathryn Bigelow’un kült filmi Near Dark’taki (1987) vampir Severen rolü, oyuncunun farklı karakterleri ustaca canlandırabileceğinin bir kanıtıydı. 90’lı yıllarda, Apollo 13 (1995), Twister (1995) ve A Simple Plan (Basit Bir Plan / 1998) yapımlarda yer alarak oyunculuk açısından ustalık dönemine girmişti. Paxton, artık dünya çapında tanınmaya ve iyi bir karakter oyuncusu olarak kabul görmeye başlamıştı.

Bill Paxton, canlandırdığı her role kattığı enerji ve gerçekçilik ile dikkat çeken bir isimdi. Kendi jenerasyonunda, filmlerinde yer aldığı sahnelerde partnerlerinden rol çalabilen sayılı oyunculardan biriydi. Usta oyuncuyu bu yıl, günümüz toplum ve sosyal medya kullanımına eleştirel bir yorum getirecek olan The Circle (2017) filminde son kez izleyeceğiz. Başarılı oyuncu, kariyerinde barındırdığı nitelikli karakterler ile adını sinema tarihine çoktan yazdırdı. Bill Paxton, aynı zamanda sinemada Terminator, Alien ve Predator tarafından öldürülmüş olan tek oyuncu. Şimdi bu yetenekli oyuncunun yer almış olduğu öne çıkan bilimkurgu filmlerine hep birlikte bakalım.

1. The Terminator (Yok Edici / 1984)

The Terminator

James Cameron’un post-apokaliptik eserinde Bill Paxton aslında bir figüran; fakat toplamda bir dakikayı zor bulan sokak serserisi rolünün yer aldığı sahnenin mizah dozu hayli yüksek. Gelecekte insanlar ve makinalar arasında süregelen savaş esnasında Skynet (İnsanoğlunu yok etmeye çalışan bir yapay zekâ sistemi), insanlığın kurtuluş umudu ve lideri olan John Connor’un yok edilmesi için geçmişe yok edici robotlarından birini gönderir. Yok Edici’nin (Terminator) görevi: John Connor’ın annesi Sarah Connor’u (Linda Hamilton) öldürmektir. Geçmişe çıplak bir bedenle gönderilen Terminator’un, bir elbiseye ihtiyacı olacağından, ilk durağı sokakta gördüğü serserilerdir. Kısacık rolü ile Bill Paxton, Terminator’un ilk kurbanlarından biri olacaktır.

2015’te gösterime giren ve orijinal filmin bir nevi yeniden yapımı olan Terminator: Genisys’te, Paxton’un yer aldığı sahne farklı oyuncularla tekrarlanmıştı. Oyuncunun orijinal yapımdaki rolü çok önem arz etmese de James Cameron ile çalışması kariyeri açısından bir başlangıç noktası olacaktı. Bu kısa sokak serserisi rolü, James Cameron’la ortak işlerde bulunma şansının kapısını açmıştı.

2. The Weird Science (Tuhaf Bilim /1985)

Weird Science

Gary Wallece (Anthony Michael) ve Wyatt Donelly (Ilan Mitchell-Smith) aynı lisede okuyan iki kafadardır. Güzel kızlarla birlikte olma fikrini kafaya koyan ikili, bir gün elektronik ekipmanlarının yardımıyla hayallerindeki güzel kadını yaratmaya karar verir. Bill Paxton, yapımda Wyatt’ın kabadayı abisi rolündedir. The Breakfast Club (Kahvaltı Kulübü / 1985) ve Ferris Bueller’s Day Off (Ferris Bueller’la Bir Gün / 1986) filmleriyle tanınan Jon Hughes’ın yapımında Paxton, askeri saç kesimli, mahalle kabadayısı rolü ile adeta döktürüyor ve bulunduğu sahnelerde başrol oyuncularından çok kolay rol çalmayı başarıyor.

Ördek avından eve dönen Chet Donnelly, mekânı adeta harabe olmuş bir halde bulur; kardeşi ve arkadaşı gece evde çılgın bir parti vermiştir. Chet’in, kardeşi ve arkadaşlarını mutfakta karşısına alarak neler olduğunu anlamaya çalıştığı sahnede oyuncunun yıldızı adeta parlıyor. Tabiri caizse kendince ortamdakilere “ayar” çekmeye çalışırken, o sırada büyük mutfak dolabına yönelir ve kapağı açtığında donmuş bir vaziyette duran büyük anne-babasını görür; fakat bu sıra dışı durumu hemen idrak edemeyerek dolap kapısını kapatıp, dönüp “ben moron değilim anladınız mı?” der demez duraksayıp durumu fark eder. Tek başına sırtladığı yapımın bu sahnesinde, rolünü bir tiplemeden çıkarıp tam bir karaktere dönüştürüyor.

3. Aliens (Yaratıklar / 1986)

Aliens

Aliens, yalnızca çok iyi bir bilimkurgu değil; en iyi devam yapımlarından ve aynı zamanda sinema tarihinin güçlü cast çalışmasına da sahip filmlerindendir. Her biri şahsına münhasır bol karakter barındıran yapımda, Er Hudson da (Bill Paxton) öne çıkan karakterlerden biridir. Ürkek, şüpheci, geveze, disiplinsiz ve baş belası tavırlara sahip Er Hudson, ironik bir karakter. Tehlike anında cesaret içeren davranış sergiler, arkadaşlarını yüreklendirmeyi bilir ve en olmadık anlarda ince espiri anlayışını devreye sokar.

Ridley Scott’un temelde işçi sınıfını konu alan, tek yaratık barındıran orijinal filminden farklı olarak James Cameron, çok yaratıklı ve askeri bir bakış açısı benimsiyor. LV-426 gezegeninde koloninin başına neler geldiğini araştırma ve kalanları kurtarma amacı ile gelen askeri ekip, kendilerini vahşi bir kabusun içinde bulacaktır. Er Hudson rolü, Bill Paxton’la özdeşleşmiş ve sinemanın ikonlaşmış karakterlerindendir. Er Hudson, filmin ritim anlamında yükseliş ve düşüş anlarında kilit role sahiptir. Tansiyonun yüksek olduğu anlarda enerjisi ile aksiyon sahnelerinde öne çıkar; tansiyonun düştüğü anlarda da ilginç tespitleriyle karamsar atmosferi destekler. Android Bishop’un (Lance Henriksen) yemek masasında Hudson’ın parmaklarının arasına yapmış olduğu bıçak numarası, yapımın unutulmaz anlarından sadece birisi.

4.Brain Dead (1990)

Brain Dead

Dr. Rex Martin (Bill Pullman), akıl hastalığına neden olan beyin bozukluklarını inceleyen üst sinir cerrahıdır. Eunice şirketinde çalışan lise arkadaşı Jim Reston (Bill Paxton), bir zamanlar şirket için çalışmış, paranid psikoz hastası olan eski dahi matematikçi John Halsey’in (Bud Cort) zihnine ulaşmada kendisinden yardım ister. Halsey, şirketin kurumsal sırlarına sahiptir. Martin, ameliyatı kabul etmesi ve Reston’un baskıcı tutumları sonucunda kendisini tehlikeli bir sürecin içinde bulacaktır.

Şirket menfaati için gözü kara beyin avcısı rolüne bürünen Paxton, kariyeri açısından vasat bir iş ortaya koyuyor. Canlandırmış olduğu iş adamı Reston karakteri, hayli klişe ve karikatürize bir tipleme. İddialı konusuna rağmen b-tipi bir iş ortaya koyan yönetmen Adam Simon’ın kötü oyuncu yönetimi, aktörler  üzerinde olumsuz bir etki yaratmış. Brain Dead, Aliens’ta yapmış olduğu büyük çıkışı kötü seçimlerden dolayı bir süre sürdüremeyen oyuncunun parlak olmayan işlerinden biriydi.

5. Predator 2 (1990)

Predator 2

Bill Paxton, The Terminator ve Aliens’tan sonra yer aldığı bu yapımda tekrar sinema tarihinde ikonlaşmış bir varlık tarafından öldürülme şansına nail oldu. 1987 tarihli orijinal yapımın gölgesinde kalan bu devam filminde, oyuncu çaylak bir polis memurunu (Jerry Lambert) canlandırmaktaydı. 80’lerde yer aldığı Lethal Weapon serisi ile büyük bir üne kavuşan Danny Glover, bu yapımda gene baş belası bir ortak ile çekişmek zorunda kalıyor; ancak Glover ve Paxton, oyunculuk olarak karşılıklı uyumlu bir kimya oluşturmuşlar.

Paxton, alışageldik enerjik oyunu ile yapımda öne çıkan karakterlerden biri. Deneyimli oyuncu, yapımın iniş çıkışlarına göre ruhsal anlamda gene ritim duygusunu katmayı başarıyor. Fötr şapkalı, kendini beğenmiş çaylak polis memuru karakteri ile Predator tarafından hareket halindeki metroda sıkı bir mücadele neticesinde öldürülür. Yapım, gösterime girdiğinde ortalama eleştiriler alsa bile Paxton, oyunculuk yönünden negatif bir yorum almamıştı. Predator 2, oyuncu açısından bir geçiş dönemi filmiydi. 80’lerde canlandırmış olduğu çılgın, geveze, hiperaktif karkter rollerini bu yapım ile sonlandırıp, 90’lara daha farklı ve olgun işlerle boy gösterebileceği bir döneme kapı açmıştı.

6. Apollo 13 (1995)

Apollo 13

İnsanoğlunun Ay’a olan 7. yolculuğunu anlatan yapım, bir bilimkurgu olmasa da oyuncunun kariyerinin kaderi açısından gerçek bir dönüm noktasıydı. Ron Howard yönetimindeki yapımda, Tom Hanks, Kevin Bacon, Gary Sinise ve Ed Harris gibi üst düzey oyuncular yer almaktaydı. Uzun bir süreden sonra yüksek bütçeli ve geniş kitlelere hitap edecek bir yapımda başrollerden birini paylaşan Paxton, usta işi bir oyunculuk ortaya koymuştu. Neredeyse felaket ile sonuçlanacak olan trajik Ay görevini konu alan yapımda, uzay kapsülünde bulunan Hanks, Paxton ve Bacon uyumlu bir üçlü olmuşlardı.

Ron Howard’ın izleyeni diken üstünde tutan yönetmenlik çalışması, günümüz standartlarında halen teknik ve sinematografi açısından üst düzeyde seyrediyor. Apollo 13’ün açmış olduğu yol sayesinde Paxton, 90’lı yılları Twister (1996), Traveller (1997), Titanic (1997) ve A Simple Plan (1998) gibi yapımlarda başrollerde yer alarak kapattı. Titanic’te, deneyimli yönetmen James Cameron ile üçüncü kez çalışmıştı.

7. The Colony ( Koloni / 2013)

The Colony

Uzun çağlardan sonra tekrar buz devrine giren Dünya’da çıkan büyük kıtlık sonucunda, dünya nüfusunun büyük bir bölümü yok olma tehlikesi ile karşılaşmıştır. Hayatta kalmayı başaranlar, yeraltı sığınaklarında kolonileşmek üzere yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadır. Briggs (Laurance Fishburne), Mason (Bill Paxton) ve Sam’in (Kevin Zegers) önderliğinde öne çıkan bir yeraltı kolonisi bir gün beşinci koloni olarak adlandırılan bir bölgeden çağrı sinyali alırlar. Briggs’in beraberindeki iki kişiyle birlikte sinyalin geldiği bölgeye doğru olan yolculuğundaki zamansız ölümü, bir süre sonra Sam ve Mason’un karşı karşıya gelmesine neden olur.

Fikir ayrılığı sonucu kötü adam durumuna düşen Mason, hayatta kalmak için koloniye ulaşmaya çalışan canavarlaşmış insanlarla ve koloniyi terk etmek isteyen Sam ile mücadeleye girecektir. Paxton, grubun lideri konumundaki Briggs’in ölümü ile motivasyon açısından bocalama yaşayan Mason karakterini başarılı bir biçimde hayat veriyor. Senaryo açısından aceleci davranan yapım, maalesef isteneni vermeyi başaramıyor. Fishburne ve Paxton filmin tek artı tarafları.

8. Edge Of Tomorrow (Yarının Sınırında / 2014)

Edge Of Tomorrow

Çok uzak olmayan bir gelecekte dünyayı ele geçiren Mimics adlı uzay birliği, birçok büyük yıkım gerçekleştirerek, milyonlarca insanın ölmesine neden olur. Tüm dünya devletleri güçlerini birleştirerek bu uzaylı ordusuna karşı umutsuz bir savaş verirler. İnsanlığın kaderi, daha önce hiçbir savaş tecrübesi yaşamamış Subay Bill Cage’in (Tom Cruise) elinde olacaktır. Kıdemli Başçavuş Farell (Bill Paxton), Cage’in atanacağı taburun komutanıdır.

Paxton, adeta daha önce canlandırmış olduğu Chet Donnelly (Weird Science) ve Hudson’ı (Aliens) karıştırıp ortaya bambaşka bir askeri karakter yaratıyor. Yerel bir aksanla konuşan komutan rolü ile Paxton’un oynarken çok eğlenmiş olduğu da gözlerden kaçmıyor. Bill Paxton, yapımda Tom Cruise ile karşılık oynadığı anlarda her zaman yaptığını yapıp gene rol çalmasını biliyor.

Yazar: Buğra Şendündar

1979 İstanbul doğumlu. Sinemaya olan ilgisi daha yedi yaşındayken dedesiyle sabahlara kadar film izlemekle başlar. Daha önce çeşitli mecralarda sinema üzerine makale ve eleştiriler kaleme aldı. Günümüzde, Bilimkurgu Kulübü'nde yazarlık serüvenine devam ediyor. Ona göre sinema, insanın kendini keşfetmesidir.

İlginizi Çekebilir

Lance-Henriksen

Önemli Projelerin Yan Rollerinde: Lance Henriksen

Yıldız oyuncuların dünya çapında ve her yaşta hayranları vardır. Oynadıkları rollerle toplumun geneline hitap etmeyi …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin