bilimkurgu kulubu

Film Listeleri

Tarih: 21 Kasım 2020 | Yazar: Emre Karadeniz

0

Özgürlük Heykeli’ni Yıkan 6 Bilimkurgu Filmi

Bilimkurgu filmlerinde dev dalgalardan uzaylılara, canavarlardan nükleer felaketlere kadar birçok şeyin Özgürlük Heykeli‘ni yerle bir ettiğine şahit olduk. Uzun süredir bilimkurgu ile haşir neşir olan senarist ve yönetmenler, filmlerinde ABD’nin en ikonik simgelerinden biri olan Özgürlük Heykeli’ni yıkmaktan geri durmadı. Hatta bu durum öyle bir hale geldi ki, ABD bilimkurgu sineması için adeta bir ayırıcı özellik oldu.

Özgürlük Heykeli’ni yıkmanın altında yatan meteforlar oldukça kompleks. Bilindiği üzere Özgürlük Heykeli, New York’ta bulunuyor ve Fransa tarafından ABD’ye bir iyi niyet hediyesi olarak gönderildi. 1883 yılında Emma Lazarus tarafından yazılan bir şiirden, bu heykele verilen başka bir isim daha olduğunu öğreniyoruz: ‘Sürgünlerin Anası’. Bu isim, o dönemde yeni bir hayat kurmak amacıyla kendi ülkelerinden ayrılıp ABD’ye göçen insanlar için adeta bir umut ışığıydı. Dolayısıyla bu simgenin yok edilmesi, sadece etkileyici bir görsellik değil, aynı zamanda alt metin olarak ABD’yi yaratan temel değerlerden birinin mahvoluşunu da vurguluyor.

Planet of The Apes

PLANET OF THE APES 1968

Schaffner’in Maymunlar Gezegeni (1968), bugüne kadar çekilmiş en ikonik yıkılmış Özgürlük Heykeli sahnesine sahip. Başlangıçta astronot George Taylor (Charlton Heston) ve ekibi, akıcı bir şekilde konuşan ve insanlardan daha az zeki olan maymunların yaşadığı egzotik bir gezegene yolculuk yaptıklarına inanıyorlar. Filmin sonunda Özgürlük Anıtı’nın ortaya çıkması, seyirci için hem oldukça üzücü, hem de tam anlamıyla bir şok oluyor. Çünkü Taylor ve arkadaşlarının aslında hiç Dünya’dan ayrılmadığını anlatıyor. Dahası heykelin kavrulmuş görünümü, insanlığın bir noktada -muhtemelen nükleer bir patlama sonucu- kendisini sakat bıraktığını gösteriyor. Filmin karanlık gelecek vizyonuna göre, insanlık geri dönülemez bir hata yapmıştır ve Özgürlük Heykeli bunu haykırırcasına perişan haldedir.

Sahne o kadar unutulmazdı ki, yaklaşık yirmi yıl sonra Mel Brooks tarafından kara mizah filmi Spaceballs (1987) için yeniden canlandırıldı. Brooks filminde Özgürlük Hetkeli’ni, daha küçük gezegenlerin atmosferlerini süpüren devasa bir uzay gemisi / robotik hizmetçi olan “Mega Hizmetçi” olarak betimledi.

Batman Forever

Joel Schumacher’in fazla tutmayan filmi Batman Forever (1995), geleneksel anlamda bir bilimkurgu olarak nitelendirilmeyebilir, ancak Gotham’ın yüksek teknoloji estetiği, neon kaplı sokak çeteleri ve Riddler’in fütüristik, beyin tarama “kutusu” ile birleştiğinde bilimkurgu unsurları barındırdığı çok açık.

Maymunlar Gezegeni ile tezat oluşturan film, heykelin zarar gördüğü bir şiddet sahnesiyle açılıyor. Başarısız bir kovalamaca sekansında, Batman’i (Val Kılmer) bir helikopterin içinde Two-Face (Tommy Lee Jones) ile savaşırken görüyoruz. Sahne sonunda Two-Face paraşütle kurtulurken, helikopteri Özgürlük Heykeli’nin yüzüne çarpıyor. Film kurgusal Gotham şehrinde geçiyor, ancak heykel New York’taki Özgürlük Heykeli ile bire bir aynı ve tahrif edilmesi, Two-Face’in tüm Gothamlıların huzur ve güvenliğinin yanı sıra özgürlükleri için de bir tehlike olduğunun altını çiziyor.

Independence Day

Roland Emmerich, 90’ların sonlarına kadar ulusal anıtları yıkmaya çalışan bir dizi felaket filmi çekti. Ancak hiçbiri Kurtuluş Günü‘nün şöhretine ve etkileyiciliğine ulaşamadı. Başta asker Steven Hiller (Will Smith) ve teknoloji uzmanı David Levinson (Jeff Goldblum) tarafından engellenmeye çalışılan bir uzaylı istilasını anlatan film, Özgürlük Heykeli’ni parçalamasının yanı sıra Beyaz Saray’ı yıkmasıyla da ünlenmiştir.

Etkileyici afet filmlerinin yönetmeni Emmerich, Schumacher’in aksine heykelin ölümünü ekran dışında gerçekleştiriyor. Filmde Özgürlük Heykeli’ni ilk kez, devasa bir uzay gemisi geçerken üstüne düşen gölge sahnesinde görüyoruz. Filmin ilerleyen kısımlarında ise, gökyüzünden bir uzaylı gemisi geçerken heykel yüzüstü yatıyor gibi görünüyor. Emmerich’in bu sessiz draması, sahneyi daha da anımsatıcı kılıyor.

Deep Impact

Dünya’ya doğru gelen ölümcül kuyruklu yıldız temasına hem Mimi Leder’in Deep Impact (1998) hem de Michael Bay’in Armageddon (1998) filmlerinde rastlamak mümkün. Ancak Deep Impact çoğunlukla zevkli bir dramaya ve nispeten daha az efekt kullanımına odaklanırken, Armageddon rock & roll’vari tonu, yıldızlarla dolu oyuncu kadrosu ve dipsiz görsel efektleriyle akıllara kazındı. Bay filminde, Chrysler Binası sahnesi ile mini bir kuyruklu yıldız felaket sahnesi yaratıyor, ancak Özgürlük Heykeli’ni sağlam bırakıyor. Deep Impact’te Leder ise, İkiz Kuleler de dahil olmak üzere ABD’nin birçok simge yapısını yıkımın içinde görselleştiriyor.

Filmin heyecan uyandıran üçüncü perdesi sırasında, Jenny Lerner (Téa Leoni) ve yabancılaştığı babası Jason Lerner (Maximilian Schell), Doğu Kıyısı’ndaki çocukluk evinde yeniden bir araya gelir. Birkaç dakika sonra beliren kuyruklu yıldız Atlantik’e çarpar ve Özgürlük Heykeli’ni kaidesinden koparan devasa bir dalgaya yol açar.

Godzilla: Final Wars

Canavar filmleri özellikle Özgürlük Heykeli için tehlikelidir. Daha belirgin fakat gündeme gelmeyen yıkım örneklerinden biri, Ryûhei Kitamura’nın Godzilla: Final Wars‘una (2004) aittir. Bu kez Xiliens, şehir silüetini dümdüz etmek, ünlü simge yapıları çiğnemek gibi huyları olan bir sürü canavarı serbest bırakıyor. Devasa, Pteranodon benzeri Rodan, New York Şehri’ni yıkmakla görevlendirilenlerden ve muhtemelen Özgürlük Heykeli’ni deviren de bu yaratık.

Filmin ikinci perdesinde, heykelin bacağından düşürüldüğünü, New York Limanı’nda yarı gömülü olduğunu ve meşalesinin de kırıldığını görüyoruz. Emmerich’in Bağımsızlık Günü filmine benzer şekilde, Kitamura da gerçek yıkım anını ekran dışında sahnelemeyi seçiyor. Godzilla: Final Wars’un, Emmerich’in Godzilla’sını (1998) yeniden ele aldığını düşünürsek bu ilginç bir hareket.

Cloverfield

Godzilla: Final Wars gibi, Matt Reeves’in Cloverfield (2008) filmi de ana motivasyonu New York’u yok etmek olan devasa bir canavar içeriyor, ancak bu özel canavar çete gibi; balık kuyruklu ve parazitlerle dolu. Reeves titrek el kamerası görüntülerini tercih ediyor. Bazı izleyiciler Cloverfield’in düzensiz kamera çalışmasını kafa karıştırıcı bulurken, diğerleri ise bunu çok daha inandırıcı bir yöntem olarak nitelendirdi.

Kaynak

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Uzay Mühendisi. Bilgisayar oyunu meraklısı. Üniversitede giriştiği bilimkurgu kulübü kurma ve fanzin çıkarma girişimini kısa süre sürdürebilmiş emekli bir mentat. Hem İngilizcesini geliştirsin hem de bilimkurgudan kopmasın diye çeviriler yapmakta...