film serileri

Gittikçe Kötüleşen Bilimkurgu Film Serileri

Pek çok başarılı bilimkurgu filmi, sonrasında çekilen devam yapımlarıyla aynı ilgiyi ve gişe hasılatını yakalamayı amaçladı. Başarılı devam filmleri dendiğinde hemen herkesin aklına Terminator 2: Judgment Day ve Aliens gibi yapımlar geliyor, ancak söz konusu seriler bile sonrasında hayranlarını üzmekten kurtulamadı. Elbette bu durumun birçok nedeni var. En önemli nedenlerin başında ise devam filmlerinin çoğunlukla orijinal öyküyü geliştirmeyi amaçlamak yerine para kazanmayı arzulayan yapımcıların zorlamasıyla çekilmiş olması.

Elbette bir yapıma “kötü” demek öznel bir yargı. Dolayısıyla bu listede yer alan filmler, gişe başarısından ziyade öyküsel ve sinematografik yetersizlikleriyle ele alındı. Zira devam filmlerinin gişe başarısı yanıltıcı olabiliyor.

Şimdi listemize bir göz atalım.

Matrix 2, 3, 4

The Matrix, 1999’da sinemalara geldiğinde oldukça büyük bir etki bıraktı. Hem konusuyla hem de o zamana dek uygulanmamış görsel efektleriyle büyük bir sansasyon yaratmayı başardı. Sistem içinde ezilmiş, kendine yer bulmakta zorlanan insanların rahatlıkla empati kurabildiği film, devamında çekilen yapımlarla orijinal çizgisinden uzaklaştı. İlk filmde sistem karşıtı bir bilgisayar korsanı olan Thomas Anderson, sanal gerçeklikte köleleştirildiklerini öğrenip Neo kimliğiyle sisteme kafa tutuyordu. Oysa ilkinden sadece dört yıl sonra gösterime giren Matrix Reloaded ve ardından Revolutions‘ta konudan epey uzaklaşıldı.

Devam yapımlarında ana karakterin, ilk filmin aksine sisteme karşı değil de mevcut sistemi korumak için savaştığı görüldü. Dahası seri, uzun yıllar sonra gelen Matrix Resurrections‘ta ise tüm özelliğini kaybetmeyi başardı. Bu yapımla film evreni tamamen bir aşk öyküsüne dönüştü. Ayrıca orijinal oyuncuların birçoğu kadroya dâhil edilemedi ve görsel efektler konusunda da çağın gerisinde kalındığı görüldü.

Alien 3, 4, vs Predator

Alien serisinin, başarılı bir devam filmi sayılabilecek Aliens‘tan sonra gelen 3. ve 4. filmler yüzünden tam anlamıyla tepetaklak olduğu söylenebilir. 3. film, ikinci filmin tüm iyi özelliklerini daha başlarda yok edip ilkinin kötü bir replikası olmaktan öteye geçemedi. 4. film ise gerek karakter gelişimi gerek öyküsü ile daha da kötüsünü yapıp serinin tadını iyice kaçırdı.

2000’lerde çekilen Alien vs Predator filmleriyle hepten kötü bir rotaya giren seri, Prometheus gelene dek elle tutulur bir konu ortaya koymaktan bile uzaktı.

Superman 3, 4 ve Returns

Aynı yönetmen tarafından çekilen Superman ve Superman 2‘den sonra hem yönetmen hem de stüdyo değişimleri ile rayından çıkan klasik seri, 3. filmiyle orijinal çizgisinden uzaklaşarak komedi ağırlıklı bir yola evrildi. 4. filmiyle ise ilk üç filmden de kötü bir performans sergiledi.

İşin ilginci, 4. filmden yaklaşık yirmi yıl sonra yepyeni bir oyuncu kadrosuyla çekilen Superman Returns da orijinallikten uzak çizgisiyle istenileni vermeyi başaramadı. 2013’te yeniden çekilene kadar zor zamanlar yaşayan seri, günümüzde de oyuncu değişimi sonucu belirsiz bir çizgiye girmiş durumda.

Batman 3, 4

Batman Returns‘ten (1992) sonra hem ilk iki filmin yönetmenini Tim Burton’ı hem de başrol oyuncusu Michael Keaton’ı kaybeden serinin, karanlık atmosferinden ve orijinal çizgisinden uzaklaşarak vasat bir noktaya evrildiği görüldü.

Özellikle serinin 4. filmi olan Batman ve Robin (1997) ile sadece serinin değil, sinema tarihinin de en kötü devam filmlerinden birine imza atıldı. Koskoca Batman sinematik evreni, Christopher Nolan’ın yeniden çekimine kadar zor zamanlar yaşamaktan kurtulamadı.

RoboCop 2, 3

Gitgide kötüleşen bir diğer seri de Robocop. 2. filmde orijinalinin üstüne çıkmayı başaramayan seri, 3 film ile tamamen rotadan saptı.

Uzun yıllar sonra gelen yeniden çevrimin de seriyi kurtarmaya yetmediği ortadaydı.

Star Wars 7, 8, 9

George Lucas’ın 1977’te başlattığı orijinal Yıldız Savaşları üçlemesi, sinema tarihine altın harflerle geçti. İlk filmden yaklaşık 22 sene sonra gösterime giren üçleme ise pek çok hayranı ikiye böldü. Kimine göre iyi, kimine göre idare eder nitelikteydi. Ancak 2012’de Disney’in satın almasıyla Star Wars markası bambaşka bir yola girdi.

Disney’in 2015, 2017 ve 2019’da gösterime soktuğu ve sequel trilogy olarak anılan 7, 8 ve 9. bölümler, vasat konusu, oyunculukları ve sadece oyuncak satma amaçlı karakterleri ile rayından tamamen saptı, orijinal üçlemenin kötü bir kopyasına dönüştü. Bu filmler sonucu hayranlar tarafından ağır eleştirilere maruz kalan seri, konu olarak 7, 8 ve 9’uncu filmlerin öncesinde geçen dizileriyle ayakta kalmaya çalışıyor.

The Terminator 3, 4, 5, 6

Sinema tarihinin en başarılı devam filmlerinden olan Terminator: Judgment Day‘den sonraki hiçbir yapım, ilk iki filmin gölgesinde kalmaktan kurtulamadı. Özellikle serinin yaratıcısı ve orijinal yönetmeni James Cameron’ın yapımcı olarak döndüğü Dark Fate‘e büyük umutlar besleyen hayranlar, başka bir hüsran daha yaşadı.

Zira Dark Fate, IMDb’de serinin en düşük puanlı (6.2) filmi olmayı sürdürüyor. En azından daha kötüsü çekilene kadar…

Yazar: Gökhan Cılam

Galaktik dominasyon hedefinde emin adımlarla ilerleyen bir yazar, uzay ve zaman çizgisinin ötesine çıkmaya çalışan maceraperest bir yönetmen, kara deliğin derinliklerinde senfoni yazan tutkulu bir müzisyen...

İlginizi Çekebilir

ludizm ve bilimkurgu

Bilimkurgu ve Ludizm

1811-1816 yılları arasında, kendilerine “Ludistler” adını veren gizli bir topluluk İngiltere’deki fabrikalarda tekstil makinelerini parçalamıştı. …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin