2024 bilimkurgu filmleri

2024’ün Öne Çıkan Bilimkurgu Filmleri

Video ve metinlerde yapay zekânın etkin şekilde kullanımına tepki olarak SAG-AFTRA oyuncuları ve Amerika Yazarlar Birliği üyelerinin başlattığı grev, yakın bir zaman önce son bulmuştu. Yapımı devam eden, hazırlık aşamasında olan ve post-prodüksiyon evresine geçen birçok proje ertelenmek durumunda kalmıştı. Oyuncu ve yazarların, nihayetinde sektörle uzlaşıya varması stüdyolara rahat bir nefes aldırdı. 2023’te gösterime girmesi beklenen Dune: Part 2, Distant ve Spaceman gibi yapımların bir sene daha beklemesi gerekti. 2024 görece durağan bir yıl olacak gibi görünüyor, ancak esas canlanmayı 2025’te yaşayacağız.

2024, bilimkurgu sineması açısından nitelikli bir yıl olacak. Dune serisine büyük emek harcayan Denis Villeneuve, üçlemeyi tamamlama niyetinde. Adam Sandler, Spaceman adlı uzak dünyada geçen dramatik bir yapımla geri dönmeye hazırlanıyor. Kingdom of the Planet of the Apes, son yapımın üç yüz yıl sonrasını konu edinip yeni bir üçlemenin kapısını aralıyor. Ridlet Scott’ın yalnızca yapımcı olarak bulunduğu Alien: Romulus, kan kaybeden efsanevi seriyi tekrar ayağa kaldırmayı planlıyor. George Miller, Furiosa ile en iyi bildiği diyarlara geri dönüyor. Godzilla vs. Kong’dan sonra yeni film hakkındaki beklentiler maalesef çok düşük. Uzay istasyonunda geçecek ve nükleer savaşı eksenine alacak olan I.S.S. ise yılın sürprizlerinden biri olabilir.

M3gan, The Flash, The Creator bir önceki yılın kazananları oldu. Beklenmedik bir anda Disney+ platformunda çıkagelen ve uzaylı istilasını işleyen No One Will Save You, yılın sürpriziydi. Her yeni yıl öncesinde olduğu gibi, bir sonraki yıl için de yine beklentilerimiz yüksek.

Gelin hep birlikte 2024’ün öne çıkan bilimkurgu filmlerine bir göz atalım…

Dune: Part 2

İncelemesini Oku

2021’in en başarılı yapımlarından olan Dune, altından kalkılması zor bir işti. Star Wars evrenine bile ilham olan bu önemli eser, doğru bir yönetimle kalburüstü bir filme dönüşmüştü. Asla filme çekilemez denilen The Lord of the Rings’te Peter Jackson’ın yaşadığı durumun bir benzerini Denis Villeneuve yaşamadı. Başarılı yönetmenin güçlü sinemasal geçmişi onun en büyük referansıydı.

Çöl gezegeni Arrakis’in kontrolüne sahip Atreides Hanedanlığı’na Harkonenler tarafından tuzak kurulur. Gezegende “Baharat” adı verilen zengin kaynağa sahip olmak isteyen Harkonenler, Paul Atreides (Timothée Chalamet) ve ailesini dağıtarak kaçak hâle getirir. İntikam arayışına giren Paul, yeni yolculuğunda eski düşmanları Fremenler ile ittifak yapar. Bir Fremen üyesi olan Chani (Zendaya) ile duygusal bir yakınlaşmaya doğru çekilirken, yalnızca kendisinin öngörebildiği korkunç kaderi de engellemeye çalışır.

Yeni yıldaki bu en iddialı yapımın kadrosuna Austin Butler, Florence Pugh, Lea Seydoux ve usta oyuncu Christopher Walken de katılıyor. Başarılı görüntü yönetmeni Greig Fraser, bir önceki eserde olduğu gibi gene aynı koltukta arz-ı endam ediyor.

Distant

Yabancı bir gezegene acil iniş yaptıktan sonra oksijeni tükenme noktasına gelen ve çeşitli yaratıklar için av hâline bürünen asteroit madencisi Andy Ramirez (Anthony Ramos), ekip üyesi Naomi Calloway’in (Naomi Scott) hayatta olduğunu keşfeder. Kaçış bölmesinin içinde hapsolan Naomi de kısıtlı kaynaklara sahiptir. Andy’nin yapay zekâlı yaşam destek ünitesi, ona yardımcı olmakta yetersiz kalmaya başlar. Artık ikisinin de bu tehlikeli gezegenden kurtulmak için kısıtlı zamanları kalmıştır.

Komedi unsurları da içeren Distand, bir “hayatta kalma öyküsü” anlatacak. Zachary Quinto, yapay zekâya sesiyle hayat verecek. 65 ile benzer temalara sahip yapımın karşılaştırma içine girmesi ihtimal dâhilinde. Josh Gordon ve Will Speck ikilisinin elinden çıkacak eser, bakalım yılın iddialı işlerinden biri olabilecek mi?

Spaceman

İncelemesini Oku

Çek yazar Jaroslav Kalfař’ın The Spaceman of Bohemia romanından uyarlanan Spaceman, Güneş Sistemi’nin sınırlarına gönderilen ilk Çek astronotun hikâyesini anlatıyor. Çocukken öksüz kalan, büyükanne ve büyükbabası tarafından büyütülen Jakub Procházka (Adam Sandler), kendi hâlinde bir bilim insanıyken tehlikeli bir görev için seçiliyor. Ne var ki uzay görevinde işler gitgide tuhaflaşıyor ve Procházka, örümceği andıran bir uzaylı ile karşılaşıyor. Gizemli varlıkla vakit geçirdiği süre zarfında yoğun duygulara kapılan astronotumuz, ayrıca hayatını ve ilişkilerini de farklı bir gözle görmeye başlıyor.

Walking Dead, Bloodline, Breaking Bad ve Chernobyl gibi beğeniyle karşılanmış projelerde çalışan Johan Renk, ilk uzun metrajı ile beklentileri yükseltiyor. Sandler’e, Carey Mulligan, Paul Dano ve Isabella Rossellini eşlik ediyor. Kaliteli oyuncu kadrosu ile dikkat çeken roman uyarlaması, yeni yılın merak uyandıran filmlerinden biri.

Kingdom of the Planet of the Apes

Caesar’ın (Andy Serkis) ölümünün üzerinden uzun bir süre geçmiştir. Ceasar, yaralı hâlde yitip gitmeden önce, topluluğunu kıtanın güvenli bir bölgesine ulaştırmayı başarmıştı, ancak yeni dünyadaki topluluk geçmişte yaşananları unutmaya yüz tutmuştur. Üstelik bu destanı kötü amaçları için manipüle eden bir grup da türemiştir. Maymun lider Proximus Caesar (Kevin Durand), silahlanma amacıyla kayıp insan teknolojisinin peşine düşerken bir yandan da insanları köle olarak kullanmaktadır. Bu sırada genç maymun Noa (Owen Teague), bu yeni lidere karşı bir özgürlük mücadelesine girişir. Yolculuğu sırasında köle olmaktan kurtardığı “insan” Mae ile yakınlaşması, macerasının yönünü de değiştirecektir.

Kingdom of the Planet of the Apes, eğer gişede istediğini alırsa yeni bir üçlemenin oluşması kaçınılmaz. Edebiyattan uyarlanan The Maze Runner (2014, 2015,2018) serileriyle post-apokaliptik dünya konusunda önemli bir tecrübe kazanan Wes Ball, yeni proje konusunda doğru bir isim olarak görünüyor. Bambaşka bir kadroyla gelen film yeni bir dünya kurma peşinde. Yazar kadrosunda yer alan Patrick Aison (Prey / 2022), Josh Friedman (Avatar: The Way of Water) ve Rick Jaffa (War for the Planet of the Apes), daha önce çalıştıkları filmlerle iyi bir referansa sahip. Taze bir serinin habercisi olacak yapım, aynı zamanda yeni yılın merakla beklenen filmlerinden.

Alien: Romulus

Çekimleri geçtiğimiz yaz tamamlanan Alien: Romulus, Don’t Breathe (2016) ile uluslararası arenada dikkat çeken Fede Alvarez’in ellerinde hayat bulacak. Ridley Scott, bu sefer yapımcı koltuğunda yer alıyor. Uruguay doğumlu Alvarez, yapımın senaryosunu Rodo Sayagues ile birlikte kotardı. Alien (1979) ve Aliens (1986) filmlerinin arasındaki bir zaman diliminde geçecek olan yapımın konusu hakkında şimdilik fazla bir detay verilmedi.

Eserin künyesinde, uzak bir gezegende evrenin en korkunç yaşam formuyla yüzleşmek zorunda kalan genç mürettebatın yer alacağı bilgisi veriliyor. Dolayısıyla genç bir kadro yapımda boy gösterecek. Söz konusu gezegenin önceki filmlerden bildiğimiz LV-426 olduğu ve olayların da Alien: Isolation (2014) video oyunuyla kesişeceğine dair söylentiler var.

Isabela Merced, Cailee Spaeny, Archie Renaux, Aileen Wu ve David Jonsson kadroda ön plana çıkan isimler. Disney’in yan kuruluşlarından FX’in “Alien” TV projesi ile birlikte söz konusu evrene yeni bir soluk getirme peşinde olan Romulus, yeni yılın en çok beklenen filmlerinden. Filmi geçtiğimiz haftalarda izleyen Ridley Scott, yapımı çok başarılı bulduğunu belirtti.

Mickey 17

En son 2019’da dünya prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nde Gisaengchung (Parazit) filmi ile Altın Palmiye Ödülü’nü kucaklayan Koreli yönetmen Bong Joon Ho, küresel bir başarıya imza atmıştı. Joon Ho, Salinui chueok (cinayet Günlüğü / 2033), Gwoemul (Yaratık / 2006) ve Madeo (Ana / 2009) ile rüştünü çoktan ispatlamıştı. Kore sinemasının önemli değerlerinden biri olan Joon Ho, yükselen yıldız Robert Pattinson’ın (The Batman / 2022, The Lighthouse / 2019) içinde yer alacağı iddialı proje Mickey 17 ile tekrar karşımıza gelmeye hazırlanıyor.

Bir buz gezegenini kolonileştirmekle görevli Mickey (Pattinson), bu tehlikeli görevde ölse bile tekrar klonlanabilmektedir. Hakeza önemli bir görev sırasında gerçekten de kaza geçirerek ölür. Bu sebeple yeni bir Mickey klonu aktif edilir; fakat Mickey 7’nin hâlen hayatta olduğuna dair kanıtlar ortaya çıkar. Gelişen olaylar, önceki ve yeni klon arasında büyük bir mücadelenin ortaya çıkmasına sebep olacaktır.

Pattinson’a, Mark Ruffalo, Toni Collette, Steven Yeun ve Thomas Turgoose’dan oluşan deneyimli bir oyuncu kadrosu eşlik ediyor. Usta görüntü yönetmeni Darius Khondji (Delicatessen / 1991, Se7en / 1995), Joon Ho ile ikinci kez (Okja / 2017) iş birliği yapıyor. Büyük bir merakla beklenen ve Edward Ashton’un kitabından uyarlanan yapım için herhangi bir gecikme öngörülmüyor.

Furiosa: A Mad Max Saga

Avustralyalı usta sinemacı George Miller, Mel Gibson’ın başrolde boy gösterdiği post-apokaliptik Mad Max üçlemesiyle sinemaya bir efsane kazandırmıştı. Kıyamet sonrası dünyada dizel tabanlı (dieselpunk) bir teknoloji önümüze serilmişti. Dolayısıyla sinemada 50’ler retrofütüristik estetiğinin postmodern bir bakışla kullanıldığı ilk filmlerdendi. Miller, yıllar sonra gözbebeğine tekrar geri dönerek Mad Max: Fury Road ile kendisinden şüphe edenleri  utandırdı; Fury Road, kısa zamanda bir modern klasiğe dönüştü.

Geçtiğimiz haftalarda fragmanı da yayımlanan Furiosa: A Mad Max Saga‘da genç Furiosa’nın (Anya Taylor-Joy) tehlikeli eve dönüş yolculuğu gözler önüne serildi. Karakterimiz bu tehlikeli yolculukta Dementus (Chris Hemsworth) ve çetesi ile mücadele etmek zorunda kalacak. Ölümle yüz yüze geleceği bu kovalamacada tutsak bir çocuğun hayatını korumaya çalışacak.

Fragmandan gördüğümüz kadarıyla gene yoğun sarı tonların kullanıldığı etkileyici bir görsellik bize eşlik edecek. Yeni yapımın görüntü yönetmenliği koltuğunda bu sefer Simon Duggan (Hacksaw Ridge / 2016, Warcraft / Warcraft, The Great Gatsby /2013) oturuyor. Bir önceki yapımda yetişkin Furiosa’ya hayat veren Charlize Theron’nun performansına karşı Anya Taylor-Joy’un nasıl bir performans sergileyeceği ise en büyük merak konusu.

A Quiet Place: Day One

Serinin ilk iki filmini kotaran John Krasinski, A Quiet Place: Day One‘da yerini Michael Sarnoski’ye bırakıyor. Yönetmen, 2021’de Nicolas Cage’in başrolünde yer aldığı bir drama olan Pig ile önemli bir çıkış yapmıştı. İlk filmin öncesinde gelişen olaylara odaklanacak olan yapım, dünya dışı yaratıkların yeryüzüne ilk geldikleri anları konu edinecek. Dolayısıyla ordunun baş şüpheli olduğu korkunç felaketin nasıl gerçekleştiğini bu sefer görebileceğiz. Konusu hakkında henüz detaylı bir bilgi verilmeyen yapım, haziran sonlarında gösterime girecek.

Michael Bay, Allyson Seeger, Brad Fuller ve Vicki Dee Rock’dan oluşan kalabalık yapımcı kadrosunun içinde John Krasinski de yer alıyor. Lupita Nyong’o, Djimon Hounsou, Alex Wolff, Denis O’Hare ve Elijah Ungvary’den oluşan kadroya eski isimler eşlik etmiyor. A Quiet Place Part III, 2025 yılı için gündemde olsa da geçtiğimiz eylül ayında biten yazarlar grevi neticesinde projenin 2026 yılına kayması olası. Krasinski’nin özenle yarattığı A Quiet Place evrenine bakalım yeni yapım derinlik katabilecek mi?

The Electric State

Çökmekte olan devlet ve toplumun vuku bulduğu alternatif 1997 yılında, yetim kalmış genç bir kız olan Michelle (Millie Bobby Brown), küçük kardeşini bulmak için ABD’nin batı bölgesine doğru güvenli olmayan bir yolculuğa çıkar. Yolculuğu sırasında sevimli ve gizemli bir robot ona eşlik edecektir. Bir süre sonra serseri görünümlü bir kişi de bu yolculuğa dâhil olacaktır. Adeta çöp yığınına dönüşen devasa teknolojik yapılar ve robotlar ülkenin kırsallarına yayılmış durumdadır.

Simon Stålenhag tarafından yazılan ve görselleştirilen The Electric State, 2018 yılında yayımlandı. Konsept çizimler gerçekleştiren sanatçının Tales from the Loop (2015) grafik romanı, 2020’de Amazon Prime özel yapımı olarak tek sezon ve sekiz bölüm hâlinde ekranlara gelmişti. Her bir bölümü tanınmış farklı yönetmenlerce çekilen dizi, kitabın sadık bir uyarlamasıydı. Avengers: Infinity War (2018) ve Avengers: Endgame’in (2019) ortak yönetmenleri Anthony ve Joe Russo kardeşler, sanatçının vizyonunu görselleştirecek. Chris Pratt, Ke Huy Quan, Stanley Tucci ve Terry Notary gibi tecrübeli oyuncular da bu alternatif dünyada yerlerini alacak.

Godzilla x Kong: The New Empire

İncelemesini Oku

Monsterverse evrenin yeni filmi Godzilla x Kong: The New Empire’da Godzilla ve Kong, Kafatası Adası’ndan çıkıp gelen dev bir düşmana karşı ittifaka girecek. Popüler komplo teorilerinden biri olan Oyuk Dünya’yı (Hollow Earth) gene merkezine alacak yapımda, antik bir uygarlığın da izleriyle karşılaşacağız. Solo yapımlarıyla başarılı ivmeler yakalayan meşhur canavarlar, Monsterverse evrenine dâhil olunca nitelik anlamında zayıfladı. Şu sıralar Monarch: Legacy of Monsters dizisi ve Japon yapımı Gojira-1.0, Godzilla’nın itibarını tekrar geri kazandırdı. Hâliyle, son gelecek olan yapımın aynı başarıyı sürdürmesi şu an için şüpheli.

Adam Wingard (You’re Next – 2011, V/H/S – 2012) yönetmen koltuğunu tekrar koruyor. Rebecca Hall, Brian Tyree Henry ve Kaylee Hottle rollerini devam ettiriyor; Dan Stevens, Rachel House ve Mercy Cornwall ise kadroya yeni dâhil olan isimler. Terry Rossio, Simon Barrett ve Jeremy Slater, eserin ortak senaristleri. Antonio Di Iorio, bir öncekinde olduğu gibi yeni filmde de besteleriyle yer alıyor. Sinema tarihinin iki ünlü canavarının yeni maceraları meraklısına hitap ediyor.

Borderlands

İlk olarak 2009 yılında Gearbox Software çatısı altında çıkışını yapan Borderlands, 2800’lü yıllarda, konusu Pandora gezegeninde geçen bir birinci şahıs nişancı (first person shooter) oyunuydu. Bazı mega şirketlerin çeşitli madenlere ve kaynaklara sahip olmak için gezegenleri kolonileştirdiği bir zaman diliminde geçiyordu. Farklı bir görsel stile sahip oyunda, çeşitli yeteneklere sahip dört karakterden birini seçip ana hikâyeye yan görevler de eşlik ediyordu. Kısa sürede büyük beğeni kazanan oyun, devam projeleriyle yoluna devam etmişti.

Orijinal oyunda olduğu gibi, Pandora gezegenini kendine set olarak kullanacak filmin yönetmenliğini Eli Roth üstleniyor. Özellikle Quentin Tarantino’nun büyük desteği ve aynı zamanda yapımcılığı altında gösterime giren Hostel (2005), film ve Roth’un yönetmenliği üzerine büyük beklentiler yaratmıştı. Bu iddialı görünen projenin sonrasında kotardığı korku türündeki Hostel 2 (2007) ve The Green Inferno (2013) vasat işlerdi. Dolayısıyla, bir an için Tarantino’nun yeni varisiymiş gibi öne sürülen Roth -deyim yerindeyse- fos çıkmıştı.

Hem oyun dünyasında hem de oyuncular nezdinde saygın bir yerde duran Borderlands‘ın, Eli Roth’un elinde neye dönüşeceği şüphe ve merakla bekleniyor. Jack Black, Cate Blanchett, Gina Gershon, Jamie Lee Curtis, Edgar Ramírez gibi tanınmış oyunculara Ariana Greenblatt, Olivier Richters ve Haley Bennett eşilik edecek. Transformers filmlerinin bestelerine imza atan Steve Jablonsky projeye dâhil oldu. Görüntü yönetmenliği koltuğunda ise Rogier Stoffers (Character / 1997, John Q / 2002, Mongol / 2007) var.

Rebel Moon: The Scargiver

15 Aralık’ta Netflix platformu üzerinde yayımlanan Rebel Moon: A Child of Fire, izleyicileri ikiye bölen bir yapım oldu. İki bölümden oluşan yapımda Ana Dünya’nın orduları, evrenin farklı bir köşesinde yaşayan çiftçilerin hayatlarını tehdit ediyordu. Bu uzak uyduda yaşayan sakinlerin kaynaklarını ele geçirme peşinde olan ordunun karşısına, gene eski bir ordu mensubu olan Kora (Sofia Boutella) çıkıyordu. Çiftçiler için ansızın umut ışığına dönüşen kahramanımız, yeni bir isyan başlatmak amacıyla yollara düşüyordu. Toplayacağı bu kahramanlar ordusu, sonraki bölümde isyanı büyük bir savaşa dönüştürecek…

Yeni bir Star Wars olma iddiasıyla yola çıkan yapım, alışageldik Zack Snyder yönetmenlik stilini her karesinde yansıtıyor. Eserin dağınık bir kurguya sahip olması, ileride Snyder Cut versiyonunun geleceğinin âdeta habercisi. Şimdilik gözler filmin ikinci bölümüne yönelmiş durumda; hikâyenin hangi yönde toparlanacağı ise merak konusu. Dolayısıyla The Scargiver’dan sonra, bütün olarak daha sağlıklı analizler yapılacaktır. Geçtiğimiz günlerde fragmanı yayımlanan ikinci bölümün gösterim tarihi 19 Nisan olarak açıklandı.

I.S.S.

Blackfish (2013), Megan Leavey (2017) ve Our Friend (2019) ile dokümanter ve drama türünde sinemaya nitelikli eserler kazandıran Gabriela Cowperthwaite, ilk kez bir bilimkurgu projesinin içinde yer alıyor. Amerikalı ve Rus bilim insanlarının bulunduğu rutin uzay görevi esnasında, ekibin devletleri arasında yıkıcı bir nükleer savaş baş gösterir. Bu yeni dünya savaşı, yok oluş tehlikesini de beraberinde getirir. Her iki ülke kendi mürettebatlarına gizlice uzay istasyonunun kontrolünü ele geçirme emri verir. İki ekip arasındaki dostluk ilişkisi, bu noktadan sonra yerini düşmanlığa bırakmakta gecikmez.

Son yılların en orijinal yapımı olarak görünen I.S.S., bizleri korkunç gerçeklerle yüzleştirmeye hazırlanıyor. Senaryoda imzası bulunan Nick Shafir, ilk kez bir uzun metrajlı yapım ile çalışıyor. Müzikler ise Hijack (2023) ve The Dropout (2022) gibi başarılı TV serilerinde yer alan Anne Nikitin’e ait. Görsel olarak da iddialı olan yapım, yeni yılın ilk aylarında gösterime girecek. Spielberg’ün West Side Story müzikalinin öne çıkan oyuncularından Ariana DeBose ise başrolde yer alıyor.

Yazar: Buğra Şendündar

1979 İstanbul doğumlu. Sinemaya olan ilgisi daha yedi yaşındayken dedesiyle sabahlara kadar film izlemekle başlar. Daha önce çeşitli mecralarda sinema üzerine makale ve eleştiriler kaleme aldı. Günümüzde, Bilimkurgu Kulübü'nde yazarlık serüvenine devam ediyor. Ona göre sinema, insanın kendini keşfetmesidir.

İlginizi Çekebilir

battlestar galactica

Battlestar Galactica’nın Bilimkurguda Bıraktığı Derin İzler

Battlestar Galactica, kendi yarattığı robotlar tarafından soykırıma uğrayıp kaçak durumuna düşen bir grup insanın hikâyesi …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et