bilimkurgu kulubu

Film Listeleri

Tarih: 1 Ocak 2022 | Yazar: Buğra Şendündar

0

2022’nin Öne Çıkan Bilimkurgu Filmleri

Maruz kaldığımız pandemi sonucu ertelenen birçok yapım, 2021 yılında gösterim şansı elde edebildi. The Matrix: Resurrections ve Dune, beklentiler bakımından en öne çıkan yapımlardı. Özellikle Denis Villeneuve imzalı Dune, tatmin edici bir işti. Bilimkurgu türüne alışan Kanadalı yönetmen, şu sıralar Arthur C. Clarke’ın 1973’te yazdığı Rama’yla Buluşma romanı ile ilgileniyor. Belli ki büyük eserlerin sorumluluğunu almak Villeneuve’ü korkutmuyor. Geçtiğimiz yılın en tartışmalı işi hiç kuşkusuz The Matrix: Resurrections oldu. Lana Wachowski’nin yönettiği film, izleyicileri büyük oranda ikiye bölmüş durumda. 1999’daki yapımın bir parodisi olduğunu iddia edenlerin yanı sıra filmi beğeni olarak 2. ve 3. eserlerin önüne koyan ciddi bir kitle de var. Yeni Matrix filminin, zaman içinde bir kült olup olmayacağını hep birlikte göreceğiz.

2022, bilimkurgu açısından çok yoğun olmasa da önemli eserlere ev sahipliği yapacak. Örneğin uzun bir hazırlık sürecinden sonra nihayet Avatar 2’yi izleyebileceğiz. Jurassic World: Dominion, eski ve yeni üçlemedeki oyuncuları bir araya getirecek. Büyük bütçeli işlerin adamı Roland Emmerich, Moonfall ile Ay’ın karanlık yüzünü gösterecek. Yeni Predator filmi Prey ise bizleri 300 yıl öncesinin Amerika’sına götürecek.

Pandemi döneminin sinema sektörünü etkilememesi beklenemezdi. Sektör, yara almamak için dijital yayıncılık platformları ile işbirliğine gitti. Artık AAA sınıfı filmler, gösterime girdikten çok kısa bir süre sonra HBO Max, Disney Plus gibi oluşumlara dâhil olabiliyor. Sinema sektörünün aldığı bu aksiyonunun sürdürülebilir olup olmayacağını ise zaman belirleyecek.

Gelin hep birlikte 2022’nin öne çıkan bilimkurgu filmlerine bir göz atalım…

Avatar 2

2009’da gişeleri alt üst eden Avatar, James Cameron’ın uzun bir aradan sonraki büyük geri dönüşüydü. Titanic’ten (1997) sonra Ghost of the Abyss (2003) ve Aliens of the Deep (2005) gibi belgesellere imza atan Kanadalı yönetmen, aynı zamanda Avatar projesinin hazırlıklarını da arka planda yürütüyordu. Üç boyutlu olarak çekilen yapım, beden hareketini yakalama teknolojisini teknik olarak ileriye taşımıştı. Fizik eğitimi alan Cameron, edindiği bilgileri filmlerinde cömertçe kullanıyor. Usta yönetmen 2028’e kadar dört Avatar filmini gösterime çıkarmayı planlıyor. Serinin ikinci ve üçüncü yapımlarının çekimleri tamamlanmış durumda; dördüncü ve beşinci filmlerin hazırlıklarına da başlandı. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda uzun bir Avatar maratonu bizleri bekliyor.

İlk filmin sonunda bilincini avatarına aktaran Jake Sully (Sam Worthington), Neytiri (Zoe Saldana) ile birlikte Pandora gezegeninde artık bir ailedir. Ancak eski düşmanları Albay Miles Quaritch (Stephen Lang) ve ordusunun tekrar çıkagelmesiyle evlerini terk etmek ve gezegenin farklı bölgelerine kaçmak zorunda kalırlar. Büyük bir zorlukla karşı karşıya kalan Sully, düşmanın başladığı işi bitirmek için geri döndüğünün farkındadır.

Aralık 2022’de gösterimi planlanan devam yapımının kadrosuna Michelle Yeoh, Kate Winslet, Jemaine Clement ve Cliff Curtis gibi tanınmış oyuncular eklendi. Sigourney Weaver ise Dr. Grace Augustine rolüyle tekrar geri dönüyor. Devam yapımı Cross-eyed olarak tanımlanan gözlüksüz üç boyut teknolojisi ile perdeye gelecek. James Cameron, gene üç boyut teknolojisinde bir devrim yaratmaya hazırlanıyor.

Jurassic World: Dominion

Yeni üçlemenin ilk halkasını yöneten Colin Trevorrow, son yapımda yönetmen koltuğuna geri dönüyor. Bir önceki filmi J.A. Bayona kotarmıştı. Eski Jurassic Park serisinin yıldız isimlerinden Sam Neill, Laura Dern ve Jeff Goldblum, filmde yeniden boy gösterecek. Pasific Rim: Uprising’te (2018) çalışan Emily Carmichael, senaryoyu yönetmen ile ortak olarak yazdı. Pandemi sürecinden gösterimi yeni yıla ertelenen film, yaz ayları için sırasını bekliyor.

Jurassic World: Fallen Kingdom’da adadaki volkan patlaması sırasında gemilerle tahliye edilen dinozorlar doğaya yayılmaya başlamıştr. Bu süreçte yaşanacak olayları konu edinen yapım, etolojist Owen Grady (Chris Pratt) ve yitip giden tema parkının sorumlusu Claire Dearing’in (Bryce Dallas Howard), Dr. Alan Grant (Sam Neill) ve paleobotanist Ellie Sattler (Laura Dern) ile olan işbirliğini gösterecek. Geçtiğimiz günlerde ilk beş dakikası çeşitli platformlarda yayımlanan film, 65 milyon yıl önceki dünya ile günümüz arasında bir köprü kuracak.

Aurora

Uzay istasyonunda yıldız fırtınalarını gözlemlemek için bulunan Aurora (Megan Fox), güneş fırtınalarından gelen şok dalgalarının zamanı büktüğünü keşfeder. Dünya’yı olası tehlikelerden koruma amacıyla gerçekleştirdiği uzay görevi, böylelikle bambaşka bir boyuta evrilir. Geçmişin değiştirilebileceği temasından yola çıkarak zaman yolculuğuna farklı bir boyuttan yaklaşan yapımın ön hazırlıkları halen devam ediyor.

Şimdilik bir erteleme haberi açıklamayan film, Lazar Bodroza’nın A.I.Rising’den (2018) sonra ikinci bilimkurgu denemesi, ancak önceki işlerinin pek de pırıltılı olmaması, yapıma karşı duyulan beklentileri yükseltmiyor. Son kararı, gösterime girdiğinde bilimkurgu meraklıları verecek gibi…

Moonfall

Stargate (1994), Independence Day (1996), Godzilla (1998), The Day After Tomorrow (2004), 2012 (2009) ve Independence Day: Resurgence (2016) gibi iddialı ve maliyeti yüksek işler çıkarmayı seven Roland Emmerich, gene alıştığımız tarzı ile karşımızda olacak. Oyuk Dünya ve Düz Dünya komplo teorilerinin hemen yanında konumlanan İçi Boş Ay hipotezine sırtını yaslayan Moonfall, inandırıcılık konusunda bir meselesi olmadığını adeta önceden haykırıyor. Dolayısıyla bu büyük bütçeli yapım, izleyicilere iki saatlik bir “lunapark hız treni”i vaat ediyor.

Ay’ın yörüngesinden çıkıp Dünya’ya çarpacak şekilde harekete geçmesiyle elli yıllık sır da ortaya çıkacaktır: Ay göründüğü gibi değildir ve aslında gelişmiş bir medeniyet tarafından tasarlanmıştır. Dünya yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalınca, NASA astronotları Brian Harper (Patrick Wilson), Jo Fowler (Halle Berry) ve KC Houseman (John Bradley), Ay’a doğru imkânsız bir göreve çıkar. Eski NASA çalışanı Holdenfield (Donald Sutherland), Harper’a Dünya’nın daha önce beş kez yok oluş tehlikesi yaşadığını ve şimdi de altıncı tehdidin kapıda olduğunu açıklar.

Yok oluş tehlikesini anlatacak felaket temalı yapım, Emmerich’in 2012 ve The Day After Tomorrow filmlerine biçim olarak benziyor. Yönetmen, senaristliği Spenser Cohen ve Harald Kloser ile  paylaşıyor. Yeni yılın ilk aylarında gösterime girecek olan yapım, türün meraklılarına hitap ediyor.

The Flash

Genişletilmiş DC evreninin (DCEU) yeni parçası The Flash, Michael Keaton’un uzun bir aradan sonra tekrar Batman olarak geri dönüşüne sahne olacak. Ben Affleck de son kez Bruce Wayne olarak görünecek. The Batman (2022) filminde daha genç ve asi bir kahramana bürünecek olan Robert Pattinson’un kadroya katılması şimdilik bir söylentiden ibaret. It (2017) ve It Ends (2019) serisini yöneten Andy Muschietti, “süper kahraman” temalı ilk işine imza atacak. 2011’de yayımlanan Flashpoint çizgi romanı, eserin en büyük esin kaynağı.

Annesini korkunç bir cinayetten kurtarmak için zamanda geriye giden Barry Allen (Ezra Miller), aynı zamanda farklı evrenlerin de kapılarını aralar. Zaman çizelgesinde bozulmalara neden olan Flash’ın, geçmiş ve geleceğin tutarlı bir çizgide kalması için diğer evrenlerdeki süper kahramanlardan yardım alması gerekecektir. Supergirl (Sasha Calle) bu süreçte onun yanında olacak bir diğer kahramandır.

Temuera Morrison, Kiersey Clemons ve Maribel Verdu filmde yer alan diğer isimler. Eserin senaristliğini ise Bumblebee (2018) ve Birds of Prey‘de (2020) çalışan Christina Hodson üstleniyor. Yapım, yeni yılın ortalarında beyazperdede olacak.

The Adam Project

Stranger Things serisinin yapımcısı ve ortak yönetmenlerinden Shawn Levy, Ryan Reynolds ile işbirliğini (Free Guy / 2021) The Adam Project’te de devam ettiriyor. Adam, on üç yaşındaki hâlinden yardım alabilmek için zamanda yolculuk yapar. Zaman yolcusunun, geleceği kurtarmak için genç hâli ile birlikte babasını bulması gerekmektedir. Tabii bu sıra dışı yolculuk boyunca kendisini bir dolu macera beklemektedir. Bir Netflix yapımı olan filmin gösterim tarihi pandemiden dolayı yeni yıla ertelenmişti.

Walker Scobell, Adam’ın genç bedenine hayat verecek. Zoe Saldana, Jennifer Garner, Catherine Keener ve Mark Ruffalo, projede Reynolds’a eşlik edecek. Yapımcılık ve yönetmenlik alanında uzun bir kariyere sahip olan Shawn Levy, Stranger Things (2016- ) ile önemli bir çıkış yakaladı. Sanal gerçekçilik konulu Free Guy ile hem eleştirmenlerin hem de izleyicilerin yüzünü güldürdü. Dolayısıyla yeni projesi için beklentiler olumlu.

65

A Quiet Place serisinin senaristlerinin hem yazıp hem de yöneteceği filmin, Sam Raimi’nin yapımcılığında yeni yılın ortalarında gösterime girmesi planlanıyor. Başrolde son yılların yükselen isimlerinden Adam Driver yer alıyor. Ariana Greenblatt ve Chole Coleman, Driver’a eşlik edecek olan genç oyuncular. Henüz kadrodaki diğer oyuncuların kimler olacağı belli değil.

Aracıyla bilinmeyen bir gezegene düşen astronotumuz (Adam Driver), gizemli topraklarda yalnız olmadığını keşfedecektir. Resmi kaynaklar, hikâye üzerine şimdilik fazla bir detay vermiyor. Fakat bir şekilde bu gezegene hapsolmuş başka varlıkların veya insanların önümüze çıkma ihtimali oldukça yüksek.

Escape From Spiderhead

Makine mühendisliği ve mimarlık eğitimi alan Joseph Kosinski, Tron Legacy (2010) ve Oblivion (2013) ile zanaatkâr yönünü filmlerine yansıtabilmişti. Netflix özel prodüksiyonun oyuncu kadrosunda Chris Hemsworth, Miles Teller, Tess Haubrich, Jurnee Smollett, Bebe Bettencourt, Daniel Reader ve Joey Vieira yer alıyor. Yazar kadrosunda ise Zombieland (2009), Deadpool (2016) gibi başarılı yapımlardan tanıdığımız Rhett Reese ve Paul Wernick var.

Yakın bir gelecekte, hükümlülere ceza sürelerinin kısalabilmesi için tıbbi denek olmaları konusunda teklifler sunulmaktadır. Ancak yapay olarak aşk duygusu üretebilen bir ilaç, mahkûmların duygu karmaşası içine girmesine sebebiyet verecektir. Hissettikleri duyguların gerçek mi yoksa üretilmiş mi olduğunu anlamak için hükümlüler, çok geçmeden laboratuvarda dönen kirli işleri araştırmaya girişecektir.

Prey

Shane Black yönetiminde gösterime giren The Predator, serinin hayranları için tam bir fiyaskoydu. Yapımın gişede uçuruma yuvarlanması, yeni bir Predator filmi beklentilerini de söndürmüştü. Fakat 20th Century Studios, bu sefer büyük bir kumar oynayarak yeni yapımı kökenlerine geri döndürmeyi hedefliyor. Yeni filme Prey adını koyarak farklı bir iş ile ortaya çıkacaklarının ilk sinyalini de verdiler; aynı zamanda adı Predator olmayan ilk devam yapımı olarak da tarihe geçecek. 10 Cloverfield Lane (2016) filmindeki performansı ile başarı yakalayan Dan Trachtenberg, vahşi avcının yeni hikâyesiyle karşımıza çıkmaya hazırlanıyor.

Amerika kıtasındaki Komançiler’in dönemine götürecek olan film, dünya dışı Avcı’nın da yeryüzüne ilk gelişini gözler önüne serecek. Yetenekli kadın savaşçı Naru (Amber Midthunder), kabilesini bu gelişmiş yırtıcıdan korumak için savaşmak zorunda kalacaktır. Dane Diliegro, Stefany Mathias ve Stormee Kipp, kadroda adı geçen diğer isimler. Film, Hulu ve Disney Plus platformlarında da gösterime girecek. Predator’ın bu bilinmeyen hikâyesi, serinin hayranları tarafından merakla bekleniyor.

Samaritan

Yirmi yıl önce gerçekleşen büyük bir savaşın ardından yok olduğu düşünülen süper kahraman (Sylvester Stallone), izini kaybettirmeyi başarmıştır. Varlığının genç bir çocuk (Javon ‘Wanna’ Walton) tarafından keşfedilmesi, sıra dışı bir dostluğun doğmasına neden olacaktır. Suç filmi Son of a Gun (2014) ve korku türündeki Overlord (2018) ile orta karar işler çıkaran Julius Avery, bu sefer fantastik ve bilimkurgusal ögeler içeren bir yapımla şansını deneyecek. Kadroya Sylvester Stallone dâhil edilerek gişe garantili bir yapım olması hedefleniyor.

Yapımın senaristliğini üstlenen Bragi F. Schut’u Escape Room’dan tanıyoruz. Çoğunlukla yeni isimlerden oluşan kadroda, Stallone tek başına öne çıkıyor. Ağustos ayında gösterime girecek olan yapım, ünlü oyuncu için yeni bir geri dönüş niteliği de taşıyor.

Distant

Yabancı bir gezegene acil iniş yaptıktan sonra oksijeni tükenme noktasına gelen ve çeşitli yaratıklar için av hâline bürünen asteroit madencisi Andy Ramirez (Anthony Ramos), ekip üyesi Naomi Calloway’in (Naomi Scott) hayatta olduğunu keşfeder. Kaçış bölmesinin içinde hapsolmuş olan Naomi de kısıtlı kaynaklara sahiptir. Andy’nin yapay zekâlı yaşam destek ünitesi, ona yardımcı olmakta yetersiz kalmaya başlar. Artık ikisinin de bu tehlikeli gezegenden kurtulmak için kısıtlı zamanları kalmıştır.

Komedi unsurları da içeren Distand, bir “hayatta kalma öyküsü” anlatacak. Zachary Quinto, yapay zekâya sesiyle hayat verecek. 65 ile benzer temalara sahip yapımın karşılaştırma içine girmesi ihtimal dâhilinde. Josh Gordon ve Will Speck ikilisinin elinden çıkacak eser, bakalım yılın iddialı işlerinden biri olabilecek mi?

Spaceman

Çek yazar Jaroslav Kalfař’ın The Spaceman of Bohemia romanından uyarlanacak olan yapım, Venüs yakınlarına gönderilen ilk Çek astronotun hikâyesini anlatacak. Çocukken öksüz kalan, büyükanne ve büyükbabası tarafından büyütülen Jakub Procházka (Adam Sandler), kendi hâlinde bir bilim insanıyken Venüs’e tehlikeli bir görev için seçilir. Görev çok risklidir ve diğer ülkeler vatandaşlarını göndermek istememiştir. Fakat Procházka, bu görevi eşi ve akrabalarından uzakta kalabilmek için bir fırsat olarak görür. Uzay görevinde işler tuhaflaşmaya başladığında örümceği andıran bir uzaylı ile karşılaşır. Gizemli varlıkla vakit geçireceği süre zarfında yoğun felsefi konuşmalar yapacak olan astronotumuz, ona karşı duygusal bir bağ kurmaya da başlayacaktır.

Walking Dead, Bloodline, Breaking Bad ve Chernobyl gibi yüksek beğeni almış projelerde çalışmış olan Johan Renk, ilk uzun metrajı ile beklentileri yükseltiyor. Sandler’e, Carey Mulligan, Paul Dano ve Isabella Rossellini eşlik ediyor. Kaliteli oyuncu kadrosu ile dikkat çeken roman uyarlaması, yeni yılın merak uyandıran filmlerinden biri. Gösterim tarihi henüz netleşmemiş olan projeyi takibe almakta fayda var.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1979 İstanbul doğumlu. Sinemaya olan ilgisi daha yedi yaşındayken dedesiyle sabahlara kadar film izlemekle başlar. Daha önce çeşitli mecralarda sinema üzerine makale ve eleştiriler kaleme aldı. Günümüzde, Bilimkurgu Kulübü'nde yazarlık serüvenine devam ediyor. Ona göre sinema, insanın kendini keşfetmesidir.