bilimkurgu kulubu

Film Listeleri

Tarih: 28 Aralık 2019 | Yazar: Buğra Şendündar

0

2020’nin Öne Çıkan Bilimkurgu Filmleri

2019, bilimkurgu sineması açısından zengin bir yıl oldu. Birçok yeni filme koşa koşa gitsek de, nitelik açısından ortalama bir yıldı. Replicas, Captive State, Ad Astra, X-Men: Dark Phoenix, Men in Black: International, Gemini Man, Terminator: Dark Fate ve Star Wars: Episode IX – The Rise of Skywalker hayal kırıklığı yaratırken, Alita: Battle Angel, Captain Marvel, Avengers: Endgame, Godzilla: King of the Monsters, Spider-Man: Far From Home, Zombieland: Double Tap ve Glass galip çıkan taraflar oldu. Dolayısıyla 2019, kalite açısından 2018’in bir adım gerisindeydi. Yılın en çok umut bağlanan yapımlarından Ad Astra ise, senaryoda yanlış seçimlerin kurbanı oldu; gösterim öncesi yapılan tanıtımlarda heyecan katsayısı yüksek bir yapım algısı yaratıldı, ama çıkış tarihi geldiğinde seyirci bambaşka bir filmle karşılaştı. Yanlış reklam politikaları, Brad Pitt’in yıldız olarak yer aldığı filme çok zarar verdi.

James Cameron’un yapımcısı olduğu ve “seriyi kurtarması” adına büyük umutlar beslenen Terminator: Dark Fate, gişede çok kötü -deyim yerindeyse- yere çakıldı. Yeni üçlemenin son filmi Star Wars: Episode IX – The Rise of Skywalker içinse çok yüksek beklentiler yoktu; The Force Awakens’in (2015), A New Hope’u takip eden senaryosu ve Mark Hamill‘in The Last Jedi (2017) üzerindeki memnuniyetsizliği, gelecek olan yeni filmin heyecan katsayısını düşürdü. Yeni bir Star Wars üçlemesi gündemde ve proje  The Last Jedi’yi yöneten Rian Johnson‘a emanet edilecek; son dakika bir değişiklik olmazsa tabii.

2019’da gelmesi beklenen bazı yapımların gösterimleri yeni yıla kaydı: Chaos Walking, Boss Level ve The New Mutants. Özellikle çekimleri cadı kazanına dönen The New Mutants, 2017’den beri gösterim tarihi bekliyor; Disney’in Fox’u satın alması da gecikmenin bir başka unsuru. Denis Villeneuve‘un Frank Herbert‘in romanından uyarlayacağı Dune, 2020’nin sinema olayı olmaya en güçlü aday. Keza Christopher Nolan‘ın, Inception (2010) ile akrabalıkları olan Tenet‘i de çok büyük bir merakla bekleniyor. 2019’a kıyasla, bilimkurgu açısından daha heyecanlı bir yeni yıl bizleri bekliyor. Gelin hep birlikte yeni yılda gelecek olan bilimkurgu yapımlarına bir göz atalım…

Dune

Arrival (2016) ve Blade Runner (2049) yapımlarıyla bilimkurgu türünde rüşdünü fazlasıyla ispat eden Denis Villeneuve, Frank Herbert’in Dune (1965) romanının sinema uyarlamasıyla yeni yılda karşımızda olacak. Repertuvarında farklı türden birçok esere sahip olmasıyla çok yönlü bir yönetmen profili çizen Villeneuve, Sicario (2015) gibi aksiyon türündeki yapımda bile karakter odaklı bir iş ortaya çıkarabilmişti. Dolayısıyla geniş bir oyuncu kadrosuna sahip olacak yeni yapım, Fransız asıllı Kanadalı yönetmen için bir meydan okuma olmayacaktır.

Uzak bir gelecekte Arrakis gezegenini merkezine alan yapım, Atreides hanedanına mensup Paul Atreides’in (Timothée Chalamet) hikâyesini konu ediniyor. Galaksinin değişik köşelerindeki gezegenlere yayılmış farklı hanedanlıklar için, Arrakis gezegeninden çıkan ve “baharat” adı verilen kaynak, yıldızlararası seyahat için çok önemlidir. Yüksek bilinç ve uzun bir yaşam süresini de mümkün kılabilen bu madde, çöl gezegenini kontrol eden Atreides ve Harkonen hanedanlıklarını karşı karşıya getirecektir. Dağılan Atreides hanedanlığını tekrar toparlamaya çalışan Paul, zaman içinde adeta bir mesihe dönüşecektir.

Bünyesinde Rebecca Ferguson, Timothée Chalamet, Jason Momoa, Oscar Isaac, Josh Brolin, Stellan Skarsgård, Javier Bardem, Charlotte Rampling gibi iddialı oyuncuları barındıran yapım, 2020’nin en çok ses getiren işlerinden biri olmaya aday. Yapım gişede umduğu başarıyı bulursa, Dune: The Sisterhood adındaki TV dizisi gündeme gelebilir.

Chaos Walking

Chaos Walking

Kariyerinde The Bourne Identity (2002) ve Edge of Tomorrow (2014) gibi başarılı işler olan Doug Liman, Patrick Ness’in Chaos Walking üçlemesinin ilk romanını sinemaya uyarlıyor. The Knife of Never Letting Go ismindeki ilk kitap, kadınların olmadığı distopik bir dünyayı gözler önüne seriyordu. Son Örümcek Adam Tom Holland ve yeni Yıldız Savaşları üçlemesi ile yıldızı parlayan Daisy Ridley yapımın öne çıkan oyuncuları. Başarılı aktör Mads Mikkelsen ise Mayor Prentiss rolüyle boy gösterecek.

İnsanlığın kaderi için umut olması beklenen bu Yeni Dünya’da Todd Hewitt’in yaşamı, Noise ismi verilen bir virüsün kasabasına musallat olmasıyla birlikte altüst olur. Virüsün kendisine de etki etmesiyle insanların düşüncelerini okuyabilir hâle gelir. Bu yeteneğe sahip olmasıyla birlikte kasaba halkının kendisinden bir şeyler sakladığını öğrenmesi uzun sürmez. Yetişkinliğe geçmenin arifesinde olan Todd, bu sırada Viola ismindeki genç bir kadınla karşılaşır; virüsün kendisine etki edemediği Viola ile birlikte bu çevreden kaçmaya ve saklanmaya çalışır.

The Tomorrow  War

The Lego Batman Movie (2017) animasyon yapımıyla büyük bir başarıya imza atan Chris McKay, ilk kez animasyon olmayan bir yapıma girişecek. Jurassic World ve Guardians Of The Galaxy serisi ile yıldızı parlayan Chris Pratt, yapımın öne çıkan yıldızı. Spider-Man (2002/2004) serisinde gazete patronu ve Whiplash’te (2014) sert müzik öğretmeni olarak karşımıza çıkan karakter oyuncusu J.K. Simmons, The Tomorrow War’da Pratt’e eşlik edecek.

Uzaylı istilasına maruz kalan Dünya’da, insanlığın geleceği ciddi bir tehdit altındadır. Bilim insanları, türümüzün kurtuluşu için bir zaman makinesi icat eder; seçilmiş bir grup asker, zamanda geriye gidip istilanın başlamasını engelleyebilirse, insanlık da kurtulacaktır. Senaryo daha önce Deadfall (2012) ve 24 Hours To Live (2017) eserlerinin senaristliğini yapan Zach Dean’e ait. Basit bir hikayeye sahip yapım, bakalım zaman yolculuğu kavramına yeni bir bakış açısı getirebilecek mi.

Bill & Ted Face the Music

Çılgın ikili 29 yıl sonra tekrar geri dönüyor… Hazırlıkları devam eden The Matrix 4’te Neo rolüne bir kez daha hayat verecek olan Keanu Reeves, sevilen karakteri Ted ‘Theodore’ Logan’ı da ihmal etmemiş. Alex Winter’da Bill S. Preston karakteriyle serinin yeni filminde yerini koruyor. Bill & Ted Face the Music de, orijinal kadrodaki bazı tanıdık isimler de eski rollerini bir kez daha canlandırıyor. Dean Parisot (Galaxy Quest / 1999, Fun With Dick And Jane / 2005) yeni projenin yönetmenliğini üstleniyor.

Yapım şirketi konu hakkında ufak detaylar paylaştı: Daha önce evreni, yaptıkları zaman yolculuklarıyla iki kez kurtaran ikili, artık orta yaşlarına gelmiştir ve hala hit olacak bir rock parçası yapamamışlardır. Müzikal yetenekleri tartışmalı olan ikili, yaratacakları bestenin bir hit olup olmayacağını anlamak için zaman yolculuğuna çıkacaktır; bu sırada eski “dost”ları ölüm meleği de peşlerini bırakmayacaktır. Absürt ögeler de içeren yeni çılgın proje, bakalım eski başarısını yakalayabilecek mi…

The Six Billion Dollar Man

Halen ön hazırlık sürecinde olan film, 1973 yılında TV filmi olarak yayımlanan ve başarısından sonra 1974’ten itibaren 5 sezon TV dizisi olarak devam eden yapımı temel alıyor. Bir test pilotu olan Steve Austin (Lee Majors), yüksek irtifada seyreden görevinden dönerken, iniş esnasında korkunç bir kaza geçirir. Gizli devlet kurumu (O.S.I.), vücudunun ciddi bir bölümünü kaybeden Majors’u hayata döndürüp adeta bir süper insana dönüştürür. Yüksek teknolojili protezler sayesinde biyonik insana dönüşen kıdemli pilot, bundan sonraki süreçte O.S.I adına gizli ajan olarak görev alacaktır.

Mark Wahlberg’in başrolünü üstlendiği yeniden çevrimin gösterim tarihi için takvimler 2020’nin ortalarını gösteriyor; fakat yapımın yönetmeni şu sıralar Uncharted oyunundan uyarlanacak bir film projesinin de hazırlığında. Dolayısıyla The Six Billion Dollar Man’in 2021’e kayması yüksek ihtimal. Mark Wahlberg’e hangi oyuncuların eşlik edeceği henüz basına açıklanmadı.

Godzilla vs. Kong

2017 tarihli Kong: Skull Island ortalamanın altında, beklentileri karşılayamayan bir yapım olarak hatırlarda yer etti. Warner Bros. çatısı altında dağıtımı gerçekleştirilen yapımın çıkış sebebi, gelecek olan Godzilla vs. Kong filmi içindi. 2014’te Godzilla filmiyle Japonya’nın bağrından çıkagelen devasa kaiju, kendisini bilmeyenlere karşı tanıtımını görkemli bir biçimde gerçekleştirmişti. Yönetmen Garet Edwards, 1954 yapımı orijinal filmin adeta resmi olmayan bir devamını yaratmıştı. Dolayısıyla Edwards, bir yeniden çevrime soyunmayıp Japon yapımı Godzilla filmlerine saygıda kusur etmemişti.

Vietnam Savaşı sonrası dönemde geçen Kong: Skull Island’da devasa gorilimiz, ortalığı toz duman ettikten sonra Godzilla vs. Kong için hazır duruma getirildi. İki büyük canavar daha önce, 1962’de King Kong vs. Godzilla isimli filmde kapışmıştı, ama ortaya çıkan sonuç –deyim yerindeyse- bir garabetti. Yeni yapımın yönetmen koltuğuna oturan Adam Wingard’ı V/H/S (2012) ve You’re Next (2011) filmlerinden tanıyoruz. Korku sineması üzerinde tecrübe sahibi yönetmenin bu yeni filmi, şu ana dek gerçekleştireceği en büyük proje olacak. Godzilla: King of the Monsters’ın (2019) yıldızları Kyle Chandler, Millie Bobby Brown ve Ziyi Zhang yeni yapımda yerlerini korurken; Alexander Skarsgard, Lance Reddick ve Demian Bichir kadroya yeni eklenen tecrübeli oyuncular. Beyazperdede büyük bir yıkım yaşatacak iki ünlü canavar, bakalım gişeyi de sallayabilecek mi…

The Invisible Man

İncelemesini Oku

Sinemaya ve televizyona birçok kez konuk olan “görünmez adam” temalı yapımlarda, çoğunlukla çılgın bilim adamlarının trajik şekilde sonuçlanan deneylerine tanık olduk. The Invisible Man, alışageldik formülün dışına çıkıp, korku unsurunu ve kadına yönelik şiddeti ön plana çıkarıyor. Oyuncu olarak tanıdığımız Leigh Whannell, yönetmenlikte ikinci sınavını verecek; ilk filmi Insidious: Chapter 3’te yönetim anlamında bazı tecrübesizlikler söz konusuydu. H.G. Wells’in sinemaya ilham olmuş ölümsüz eseri “Görünmez Adam”, bu kez serbest bir uyarlamayla karşımızda olacak.

Bir bilim insanıyla evli olan Cecilia Kass (Elisabeth Moss), zamanla eşinden şiddet görmeye başlar. Yaşadığı baskı ve aşağılanmalara tahammül edemeyen Kass, eşinden gizlice kaçmanın planlarını yapma peşindedir. Eşi tarafından yakalanma korkusuyla yaşarken, bir gün onun intihar ettiğini ve yüklü bir mirasa sahip olacağını öğrenir. Ama yaşayacağı korku dolu olaylar, bu haberden sonra belirmeye başlayacaktır; Kass, göremediği bir varlık tarafından takip ve rahatsız edildiğini yakınlarına anlatsa da kimseyi buna inandıramaz. Yaşadığı kabustan kurtulma amacıyla yeni bir eve taşınsa dahi, gizemli varlık onu takip etmekten vazgeçmeyecektir.

Distopik dizi The Handmaid’s Tale’de üstün bir oyunculuk sergileyen Elisabeth Moss, Cecilia Kass rolünün de üstesinden hakkıyla gelecektir. Oliver Jackson-Cohen, eşine şiddet uygulayan koca rolüyle karşımızda olacak. Orijinal eserden farklı olarak, merkezine kadın karakteri oturtan yapım, 2020’nin iddialı işlerinden…

Tenet

Günümüzün en yetenekli yönetmenlerinden biri olan Christopher Nolan, üç yıl aradan sonra Tenet ile 2020’de boy gösterecek. Eserin senaryosunu da yazan Nolan, Inception’vari bir dünya ile bizleri beyazperde ile buluşturmaya hazırlanıyor. Başrolleri ise son yılların yükselen yıldızı Robert Pattinson ve John David Washington paylaşıyor. Gizem unsurlarının ön planda olacağı yapımın konusu hakkında tam detaylar henüz paylaşılmadı.

Son yayımlanan fragmanda uluslararası casusluk operasyonlarının yanı sıra, zaman yolculuğu, zamanın anlık olarak manipüle edilmesi ve evrim temasının da kullanılacağını görüyoruz. Dolayısıyla Inception ile akrabalıklar sergileyen bir filmle karşı karşıyayız. Kenneth Branagh ve Michael Caine, filmde “usta oyuncu”lar olarak yer alıyor. Film müzikleri, Black Panther’in (2018) bestelerini yapan Ludwig Göransson’a ait. Görüntü yönetmenliğini, Nolan ile Interstellar (2014) ve Dunkirk’te (2017) çalışan Hoyte Van Hoytema yapıyor. Önümüzdeki aylarda konusu hakkındaki detayları belli olacak yapım, şimdiden bir sinema olayı olmayı başardı.

A Quiet Place Part II

2018 yılında gösterime giren A Quiet Place, sürpriz bir başarı elde etmişti. Kariyerini komedi ağırlıklı yapımlarda şekillendiren sevilen oyuncu John Krasinski, meydan okuyucu bir iş ortaya çıkarmıştı. Nereden geldikleri bilinmeyen, gözleri olmayan ama duyma yetenekleri muazzam derecede gelişmiş yaratıklar, insanlık neslini tehdit ediyorlardı. Dolayısıyla komedi kökenli bir oyuncunun, bu projede hem oyuncu hem de yönetmen olarak yer alması sektör için sıra dışı denebilecek bir durumdu. A Quiet Place, eleştirmenler ve seyirciler arasında çok beğenilmesiyle yapım şirketine rahat bir nefes aldırmıştı.

John Krasinski, devam yapımında oyuncu olarak yer almayıp yönetmen koltuğunda bulunuyor. İlk filmde yaşanan trajik olayların hemen devamını konu edinen film, anne karakteri Evelyn Abbott’un (Emily Blunt) çocuklarını yaratıklara karşı hayatta tutma çabalarını anlatacak. Abbott ailesi düşmanlara fark edilmemek için işaret dilini öğrenmiştir; yürüdükleri yolları önceden kum döküp bir başka ses sorununu da çözmüşlerdir. Yaşadıkları evi yaratıkların işgal etmesi sonucunda Abbott’lar, başka bir güvenli bölge arayışına çıkmışlardır; tehlikeli yolculukları boyunca Evelyn, öldürülen eşinin acısını da bastırmak durumundadır.

Senaryo ekibinde de yer alan John Krasinski, bizleri Abbott ailesiyle birlikte, bilinmeyene doğru yolculuğa çıkartacak. Gerçek hayatta evli olan Blunt ve Krasinski, film setinde de güzel bir işbirliği yakalamışlar. Yetenekli oyuncu Cillian Murph de yapımda varlık gösterecek.

Underwater

İncelemesini Oku

Denizin derinliklerinde yer alan bir araştırma üssünün bulunduğu bölgede yıkıcı bir deprem meydan gelir; güvenlikleri tehlikeye giren bilim insanları, enkaz haline gelen bölgeden kurtulmanın yollarını ararlar. Deprem yalnızca bölgeyi yıkım anlamında etkilememiş, birtakım varlıkların deprem kırığından dışarıya çıkmasına da sebep olmuştur. Denizin altındaki bu klostrofobik ortamda ekibimizi adeta bir kedi/fare oyunu beklemektedir.

James Cameron’un The Abyss’ini andıran bir atmosfere sahip olan yapım, hayatta kalma öyküsü anlatıyor. The Abyss’de mürettebat su altında uzaylılarla karşılaşırken, Underwater’da uzaylıların yerini yaratıklar alıyor. The Signal (2014) yapımıyla dikkat çekici ve sürpriz sonlu bir bilimkurgu filmine imza atan William Eubank, görsel olarak etkileyici bir iş çıkarmış gibi. 2017’de çekimlerine başlanan yapımın, bir oyuncusunun tutuklanması ve Disney’in, Fox’u satın almasıyla da gösterim tarihi 2020’ye uzadı.

Son dönemde iyice yükselişe geçen Kristen Stewart’a, T.J Miller ve Vincent Cassel gibi tanıdık oyuncular eşlik ediyor. Bütçesine yaklaşık 80 milyon dolar harcanan yapım, heyecanlı dakikalar vaat ediyor.

Infinite

Reenkarnasyon temalı yapımın başrolünü Mark Wahlberg üstleniyor. Filmin yönetmeni Antonie Fuqua, 2001 yılında Training Day ile büyük bir çıkış yakalamış, sonraki yıllarda ise inişli çıkışlı bir yol tutturmuştu. Chiwetel Ejiofor ve Toby Jones, yapımda öne çıkan diğer oyuncular. Eserin planlanan gösterim tarihi Ağustos 2020.

Evan Michaels, uzun bir süredir gördüğü rahatsız edici rüyalardan neredeyse acı çekmektedir; rüyalarında geçmiş yaşantısındaki anılarını görmektedir. Yüzlerce yıllık zamana yayılmış olan Cognomina isimli örgüt, reenkarne olarak varlıklarını sürdüren üyelerden oluşmaktadır. Evan’ın yolu kaçınılmaz olarak bu örgüt ile kesişir ve geçmişi hakkındaki gerçekler bir bir gün yüzüne çıkmaya başlar. Örgüt, Evan’ı bir kurtarıcı olarak görmektedir; ama gerçekliğini yitirme noktasına gelmiş olan adam, çok güçlü bir düşmana karşı nasıl mücadele edebilecektir?

Bios

2010’da kotardığı Repo Men’den sonra, beğeni kazanmış birçok TV dizisinin (Doktor House, Game Of Thrones…) yönetmenliğini yapan Miguel Sapochnik, bu sefer post-apokaliptik bir yapımla beyazperdeye geri dönüyor. Sapochnik, Tom Hanks’i de kadrosunda bulundurarak gişe garantili bir iş ortaya çıkarmaya çalışacak. Yazar takımında yer alan Craig Luck ve Ivor Powell’ın ilk işleri olmasıyla da dikkat çekiyor.

Kıyamet sonrası bir geleceği konu edinen yapım merkezine bir robotu yerleştiriyor. Ölmek üzere olan yaratıcısının köpeğini koruma görevi verilen robot, ilerleyen süreçte hayatı, aşkı, dostluğu ve en önemlisi insan olmanın anlamını öğrenecektir. Çekimleri biten, post-prodüksiyon aşamasına geçen film hakkında henüz resmi görsel ve fragman yayımlanmadı. Film, yeni yılın Ekim ayında gösterime girecek.

Black Widow

Avengers ekibine mensup Black Window’un solo hikayesini anlatacak olan yapım, zaman dilimi olarak Captain America: Civil War (2016) ve Avengers: Infinity War (2018) arası bir dönemde geçecek. Avengers: Endgame sonrası gündeme gelen Black Window, biraz geç kalınmış bir proje. Avustralyalı yönetmen Cate Shortland tarafından çekimleri tamamlanan yapım, Mayıs 2020’de izleyici karşısına çıkacak.

Scarlett Johansson’un hayat verdiği Natasha Romanoff’un –namı değer Black Window– kendi iç hesaplaşmalarını yansıtacak film, mekan olarak Macaristan’ı mesken tutuyor. Yolculuğu sırasında karşısına çıkacak, bir nevi süper asker olan Red Guardian (David Harbor), ona yoldaşlık edecektir. Red Guardian; karmaşık ve tuhaf davranışlar gösterebilen bir karakter. Bir casus olan Yelena Belova (Florence Pugh) ile de başkarakterimiz güçlerini birleştirecektir. Black Window, Avrupa şehrindeki bazı gizli olayları ortaya çıkarmaya ve gerçekte neler olup bittiğine ışık tutmaya hazırlanıyor.

Hellboy ile aksiyon sinemasına iyice ısınan Harbor, ilk kez bir Marvel filminde boy gösterecek. William Hurt, Thaddeus Ross karakteriyle tekrar dönüyor. Rachel Weisz, Melina Vostokoff ile bu evrene dahil oluyor. Yapım gişede beklentileri karşılayabilirse, yoluna üçleme olarak devam edecek.

Prityazhenie 2

Rus asıllı yönetmen ve oyuncu Fedor Bondarchuk’un 2017 yapımı eserinin devamı olan Prityazhenie 2, ikinci dalga uzaylı istilasını konu ediniyor. İlk uzaylı gemisinin düşmesinin üzerinden üç yıl geçmiştir. İlk temas her ne kadar yıkıcı sonuçlar doğurmuşsa da, insanlığın evrendeki konumunu sorgulamasına büyük etki etmiştir. İnsanlık, dış uzaydan ikinci bir ziyaretin ne zaman gerçekleşeceğini ve daha başka hangi olayların yaşanacağını öngörememektedir.

Ortalama denebilecek bir filmografiye sahip olan Bondarchuk’un son eseri, yeni yılın ilk ayında Rusya’da gösterime girecek; Türkiye için açıklanan herhangi bir gösterim tarihi yok. Aksiyon ve varoluşsal meseleleri tek bir potada eritecek olan yapım, bakalım beklentileri karşılayabilecek mi…

Venom 2

Yetenekli oyuncu Tom Hardy’nin ipi göğüslediği 2018’in iddialı filmlerinden Venom, izleyicileri ikiye bölen bir çalışmaydı. Eddie Brock ismindeki muhabirin vücudu, uzaylı bir organizma tarafından ele geçiriliyordu; bu olayın tek sorumlusu Life Foundation adlı firmaydı. Venom 2’nin yönetmen koltuğuna, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinde Gollum’a ve Maymunlar Cehennemi üçlemesinde Caesar’a dijital ortamda hayat veren Andy Serkis oturuyor. On parmağında on marifet olan yetenekli isim, son olarak, Netflix için Mowgli’yi yönetmişti. Önceki filmin senaristliğini de yapmış olan Kelly Marcel, bu yapımda da yerini koruyor.

Çekimleri halen devam eden filmin konusu hakkında henüz detaylar ortada yok. Örümcek Adam’ın en büyük düşmanlarından birinin Venom olmasına rağmen, muhtemel Venom üçlemesi, yoluna onsuz devam edecek; diğer Marvel karakterlerini bünyesine katmamasıyla farklı bir yol izliyor. Önceki yapımın aldığı eleştirilerden ötürü Serkis, üzerindeki yükün farkında. Venom rolüne bürünen Tom Hardy’e karşı ise güven tam.

Escape Room 2

Adam Robitel yönetimindeki Escape Room (2019), Cube ve Saw benzeri bir hayatta kalma hikayesi anlatıyordu. Bir grup gönüllü katılımcı, Minos şirketinin davetiyle bir araya gelip para kazanma umuduyla hayatlarını bilmeden tehlikeye atıyordu. Kaçış Odası denilen yerde, bazı bulmacaları çözerek bir sonraki odaya geçmeleri gerekiyordu; ama yanlış verilen kararlar ölümle sonuçlanıyordu. İlk filmin başrol oyuncusu Taylor Russell yerini korurken, Indya Moore, Isabelle Fuhrman, Holland Roden ve Logan Miller kadroya yeni eklenen isimler.

Halen çekim sürecinde olan film, Ağustos 2020’de gösterime girecek. Gene gönüllülerden oluşan bir grup gencin tehlikeli bulmacalarla yüzleşmesini anlatacak yapımda, Taylor Russell’ın hangi pozisyonda olacağına dair bir paylaşım yapılmadı. Bakalım Escape Room 2, gerilim ve gizem unsurlarını da yanına alıp çıtayı bir adım öteye taşıyabilecek mi…

Boss Level

BOSS LEVEL

Groundhog Day (1993), Source Code (2011) ve Edge of Tomorrow (2014) gibi aynı günü tekrar yaşamak zorunda kalan emekli özel kuvvet subayı Clive Ventor (Mel Gibson), bu sonsuz döngüden kurtulmaya çalışacak. Ventor, her gün ölümüyle sonuçlanan bitmeyen bir döngüde hapsolmuştur. Her gün tekrar dirildiğinde bu işin sorumlularını bulmaya çalışacaktır.

The Grey (2011) ile iyi bir çıkış yakalayan yönetmen Joe Carnahan, Mel gibson’la ilk kez çalışıyor. Michelle Yeoh, Naomi Watts ve Ken Jeong yapımdaki diğer tanınmış isimler. Boss Level, bakalım kendisiyle benzer senaryoya sahip önceki yapımlardan farklı bir yol izleyecek mi… Film Ağustos ayında izleyiciyle buluşacak.

The New Mutants

X-Men evreninde geçecek olan ve yapımı yılan hikayesine dönen The New Mutants, normal koşullarda geçtiğimiz Nisan ayında gösterime girecekti. 2017’nin sonlarına doğru yayımlanan ilk fragmanda, korku unsurlarının ön planda olacağı farklı bir yapım izleyeceğimizin sinyallerini vermişti, fakat Fox ani bir kararla filmin büyük bölümünün tekrar çekilmesini isteyerek gösterim tarihini 2019’a ertelemişti; şimdi ise takvimler 2020’yi gösteriyor. Kuşkusuz Disney’in Fox’u satın alması, bazı yapımların (X-Men: Dark Phoenix) üretim süreçlerine de etki etti.

Marvel Comics’in aynı isimli süper kahraman serisinden uyarlanan yapım, gizli bir tesiste tutulan bir grup mutantın öyküsünü anlatacak. Tesiste bulunan genç ve yetenekli mutantlar, hem geçmişteki günahlarından hem de içinde bulundukları dehşet verici ortamdan kurtulmaya çalışacak. X-Men evreninde geçen bir korku filmi olma amacıyla yola çıkan filmde, karakterleri özel kostümlerle görmeyeceğiz. Alışık olmadığımız türde bir “süper kahraman” filmi izleyeceğiz gibi görünüyor. Josh Boone filmin yönetmenliğini üstlenirken, Anya Taylor-Joy, Maisie Williams, Charlie Heaton, Blu Hunt ve Colbi Gannett de yeni mutantlar olarak karşımıza çıkıyor.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1979 İstanbul doğumlu. Sinemaya olan ilgisi daha yedi yaşındayken dedesiyle sabahlara kadar film izlemekle başlar. Daha önce çeşitli mecralarda sinema üzerine makale ve eleştiriler kaleme aldı. Günümüzde, Bilimkurgu Kulübü'nde yazarlık serüvenine devam ediyor. Ona göre sinema, insanın kendini keşfetmesidir.