bilimkurgu kulubu

Film Listeleri 2019’un Öne Çıkan Bilimkurgu Filmleri

Tarih: 29 Aralık 2018 | Yazar: Buğra Şendündar

0

2019’un Öne Çıkan Bilimkurgu Filmleri

Geride bıraktığımız 2018, yine bilimkurgu filmleri açısından bol bir yıldı, ama tabii hayal kırıklığı yaşatan yapımlar da vardı. Yılın en büyük hayal kırıklığı The Predator oldu. Çekimleri tamamlandıktan sonra bazı sahneleri silinen ve yerine alternatifleri eklenen yapım, gerçek bir faciaydı. Kiss Kiss Bang Bang (2005) ve The Nice Guys (2016) gibi senaryo ve yönetim açısından iyi filmlere sahip olan Shane Black‘tan kimse böyle bir garabet beklemiyordu. Alternatif gerçeklikte geçen Cloverfileld (2008) ve 10 Cloverfield Lane‘da (2016) yaşanılan olaylara neyin sebep olduğunu açıklayan The Cloverfield Paradox, iyi başlamasına rağmen parçacık hızlandırıcı deneyinden sonraki olayların bilimsellikten uzaklaşmasıyla beğeni toplayamadı. Dolayısıyla ilk iki yapımdan memnun ayrılan izleyici, son yapımda aradığını bulamadı. Keza bir Netflix yapımı olan Extinction da beklentileri karşılayamadı. Film, yüksek yapay zekâya sahip sentetiklerin insanları şehirden kovduktan sonra kurdukları ütopyayı anlatıyordu. Heyecansız oyunculukları, görsel efektlerin rahatsız ediciliği ve tekdüze senaryosu, ısmarlama bir işle karşı karşıya olduğumuz hissini yaratıyordu.

Natalie Portman’lı Annihilation, izleyici ve eleştirmenleri ikiye bölen bir yapımdı. Amerika’nın bir bölgesinde hayvanlar ve bitkiler bilinmeyen bir sebeple mutasyona uğramaktaydı. Bölgeyi Parıltı denilen bir alan kaplamakta ve giderek büyümekteydi. Karışık yorumlar alan eser, gene de adından söz ettirmeyi başardı. Ernest Cline’nın 2011’de yayımlanan kitabından uyarlanan Ready Player One, Steven Spielberg için biçilmiş kaftandı. Spielberg, popüler kültürde önemli yeri olan birçok unsura yer vererek bizleri çocukluğumuza geri götürdü. Bir spin-off yapımı olan Solo: A Star Wars Story, yeni Star Wars üçlemesi kadar eleştiri okları alan bir yapım olmadı; keyifle izlendi ve hemen unutuldu. Jurassic World: The Fallen Kingdom ise gene yüksek bir gişeye ulaşarak sinemada dinozorların halen sevildiğini gösterdi.

2019 yılı, bilimkurgu sineması için yine hareketli bir yıl olacak. James Cameron’un rüya projelerinden biri olan Alita: Battle Angel, ufak bir ertelemenin ardından Robert Rodriguez yönetiminde yeni yılda karşımıza çıkacak. Godzilla: King of the Monsters, iddialı bir geri dönüşe hazırlanıyor. Brad Pitt, Ad Astra‘da uzayda kaybolan babasını arayacak. Gene James Cameron yapımcılığında hazırlıkları devam eden yeni Terminator projesi, Terminator 2’deki olayların sonrasına yoğunlaşarak serinin geri kalan filmlerini es geçecek. Star Wars: Episode IX‘ın detayları halen sır olarak saklanıyor; yeni fragmanı yayımlanana kadar çok fazla bilgiye sahip olamayacağız gibi görünüyor. Şimdi gelin hep birlikte yeni yılda boy gösterecek bilimkurgu yapımlarına bir göz atalım…

Replicate

Bilimkurgu/korku türündeki yapım, kasabaları hakkında bir web dizisi çekmeye çalışan üç arkadaşı konu ediniyor. Çalışmaları sırasında komşularının ve hatta kasaba sakinlerinin gizemli varlıklar tarafından öldürüldüğünü, bedenlerinin ise kullanılmak üzere ele geçirildiğini keşfediyorlar. Bu durum kimin insan, kimin ele geçirilmiş olduğunun anlaşılması üzerine paranoyak bir sürecin de fitilini ateşliyor…

Konu olarak Invasion Of The Body Snatchers’a (1958) benzer bir senaryoya sahip olan yapımın yönetmen koltuğunda John Murlowski yer alıyor. Kariyerinde şimdilik pek de parlak işler üretmemiş olan yönetmenin yeni eseri, beklenti anlamında büyük bir heyecan yaratmamış durumda. Joel Courtney, Calum Worty ve Andi Matichak yapımda baş rolleri paylaşıyorlar.

Alita: Battle Angel

Alita Battle Angel

Battle Angel Alita, James Cameron’un Titanic’ten (1997) hemen sonra gerçekleştirmek istediği bir projeydi. 1990 yılında Yukito Kishiro tarafından yaratılan manga serisi, 1993’te Hiroshi Fukutomi tarafından anime olarak uyarlanmıştı. Post-apokaliptik gelecek manzarası sunan manganın senaryosunu Cameron yirmi yıl önce kaleme almaya başlamıştı; fakat projenin yüksek bir teknolojik içerik gerektirmesi ve yönetmenin Avatar projesine ağırlık vermesi Alita: Battle Angel’in kaderini belirsizliğe itmişti. Usta yönetmen, şu aralar Avatar’ın beş filmlik devam yapımlarıyla birden ilgilendiğinden projeyi Robert Rodriguez’e emanet etti. Cameron, projede senarist ve yapımcı sıfatıyla yer alıyor.

26. yüzyılda geçen hikâye, zengin ve fakir kesimin keskin hatlarla ikiye bölündüğü bir gelecek portresi sunuyor. Yüksek standartlara sahip kesim Tiphares bölgesinde, alt sınıf ise Scrap Yard bölgesinde ikamet etmektedir. Önceden Tiphares’te yaşayan fakat kovulduktan sonra fakir bölgeye yerleşmek zorunda kalan Dr. Dyson Ido (Christoph Waltz), bir gün neredeyse parçalanmış hâlde olan bir siborg bulur. Onardıktan sonra Alita adını verdiği siborg, çok geçmeden bir kimlik arayışına girişecektir.

Ghost In The Shell (1995) gibi varoluşçu soruların peşine düşecek olan yapım, yeni yılın en yüksek bütçeli işlerinden. Deneyimli yönetmen Rodriguez, felsefi okumalara müsait olan bu işin üstesinden kolayca gelebilecek bir isim. Daha önce Sin City (2005) eseriyle başarılı bir çizgi roman uyarlaması ortaya koyabileceğini kanıtlamıştı. Bu yeni projede Cameron’un desteğini arkasına alan Rodriguez’e güven tam.

 Chaos Walking

Chaos Walking

Kariyerinde The Bourne Identity (2002) ve Edge of Tomorrow (2014) gibi başarılı işler olan Doug Liman, Patrick Ness’in Chaos Walking üçlemesinin ilk romanını sinemaya uyarlıyor. The Knife of Never Letting Go ismindeki ilk kitap, kadınların olmadığı distopik bir dünyayı gözler önüne seriyordu. Son Örümcek Adam Tom Holland ve yeni Yıldız Savaşları üçlemesi ile yıldızı parlayan Daisy Ridley yapımın öne çıkan oyuncuları. Başarılı aktör Mads Mikkelsen ise Mayor Prentiss rolüyle boy gösterecek.

İnsanlığın kaderi için umut olması beklenen bu Yeni Dünya’da Todd Hewitt’in yaşamı, Noise ismi verilen bir virüsün kasabasına musallat olmasıyla birlikte altüst olur. Virüsün kendisine de etki etmesiyle insanların düşüncelerini okuyabilir hâle gelir. Bu yeteneğe sahip olmasıyla birlikte kasaba halkının kendisinden bir şeyler sakladığını öğrenmesi uzun sürmez. Yetişkinliğe geçmenin arifesinde olan Todd, bu sırada Viola ismindeki genç bir kadınla karşılaşır; virüsün kendisine etki edemediği Viola ile birlikte bu çevreden kaçmaya ve saklanmaya çalışır.

Captain Marvel

Captain Marvel

Son on yıllık süreçte hayatımızda büyük yer eden Marvel Sinematik Evreni, bu kez Captain Marvel ile karşımıza çıkıyor. Yapım günümüz Marvel Sinematik dünyasından farklı olarak 90’lı yıllarda geçecek; ama Captan Marvel, Avengers: Endgame’de de kanlı canlı olarak yer alacak. Dolayısıyla bu yapım, Carol Danver’ın hayat verdiği süper kahramanı izleyiciye tanıştırmaya yönelik bir yol izliyor. Farklı zaman dilimi açısından Captain America: The First Avenger da (2011) benzer bir yöntemi tercih etmişti.

Kree ırkının Starforce isimli grubuna mensup olan Captan Marvel, bir olay neticesinde kendisini evrenin uzak bir köşesinden Dünya’ya düşerken bulur. Gezegeni keşfetmeyi çalıştıkça unutulmuş anıları tekrar ortaya çıkmaya başlar; Dünya’da bir geçmişi olduğunu ve kendisine ait bazı sırların bulunduğunu öğrenir. Karanlık geçmişine yaptığı yolculuk onu, SHILED çalışanı Nick Fury’e (Samuel L. Jackson) ulaştırır. Bu esnada Skrull ve Kree ırkı arasındaki savaşta Dünya’nın kaderi için bir taraf seçmek durumunda kalacaktır. Samuel L. Jackson’un dijital olarak gençleştirilmiş bir hâlde yer alacağı yapımda, usta oyuncu Clarg Gregg de boy gösterecek. Anna Boden ve Ryan Fleck yapımın ortak yönetmenleri. Marvel Evreni’nin en güçlü kahramanlarından Captan Marvel, serinin ve çizgi roman dünyasının hayranlarınca büyük bir heyecanla bekleniyor.

Captive State

Captive State

Bir uzaylı istilası sonrası gelişen süreci işleyen yapımda, sevilen oyuncu John Goodman yer alıyor. Yönetmen Rubert Wyatt’u, Rise of the Planet of the Apes (2011) yapımıyla tanıyoruz. Uzaylıların Dünya’yı işgal etmesinin ardından neredeyse on yıl geçmiştir. Chicago bölgesinde uzaylılar ve insanlar arasındaki anlaşmazlıkları ve çatışmaları çözme amacıyla Captive State adı verilen araştırma birimi kurulmuştur. Araştırma birimi, işbirlikçilerin ve muhaliflerin tespitinde de önemli rol oynamaktadır.

Rubert Wyatt’ın, klasik uzaylı istilasını anlatan öyküye nasıl bir yorum getireceği merakla bekleniyor. Usta aktör John Goodman’a, tanınmış oyuncu Vera Farminga eşlik ediyor. Independence Day örneğinde olduğu gibi, görsel efektlere sırtını dayayan bir yapımla karşılaşmayacağımızı söyleyebiliriz. Yapımına orta hâlli bir bütçe ayrılan eser, psikolojik ve dram yönü ağırlıkta olacağına dair sinyaller veriyor.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1979 İstanbul doğumlu. Sinemaya olan ilgisi daha yedi yaşındayken dedesiyle sabahlara kadar film izlemekle başlar. Daha önce çeşitli mecralarda sinema üzerine makale ve eleştiriler kaleme aldı. Günümüzde, Bilimkurgu Kulübü'nde yazarlık serüvenine devam ediyor. Ona göre sinema, insanın kendini keşfetmesidir.