Guardians of the Galaxy

Yeni Nesil Uzay Operası: Galaksinin Koruyucuları

James Gunn tarafından yazılıp yönetilen Guardians of the Galaxy (Galaksinin Koruyucuları), 2014 yılında yayımlandı. Hem seyirci hem de eleştirmenler tarafından beğeniyle karşılanan film, gişe hasılatı bakımından da oldukça iyi bir iş çıkardı. Filmde, çocukken uzaylılarca kaçırılan ve uzay korsanları tarafından yetiştirilen Peter Quill’in sonsuzluk taşı isminde çok değerli bir nesnenin peşine düşmesini, bu sırada da bir grup suçluyla takım olmak zorunda kalmasını izliyoruz. Toplumdan dışlanmış, birbirleriyle anlaşmakta bile zorluk çeken ekibimiz, sonsuzluk taşının peşinde gezegenler arası maceralar yaşıyor ve sonunda da bir aile oluyor. Başta yalnızca kendilerini kurtarmaya çalışırken, zaman içinde tüm galaksinin koruyucuları hâline geliyor.

Peter Quill esprili, son derece eğlenceli bir protagonist. Kimse tarafından tanınmıyor ve ciddiye alınmıyor olmasına rağmen kendine Star-Lord gibi havalı bir lakap takıyor ve biz de zaman geçtikçe bu isimle efsane oluşunu izliyoruz. Koruyucuların kalanı da hem fiziksel hem de kişilik olarak epeyce renkli karakterlerden oluşuyor. Konuşan ağaç Groot, agresif rakun Roket, inanılmaz bir fiziksel kuvvet ve sıfır beyinle intikam peşinde koşan Drax ve depresif uzaylı Gamora’nın birbirleriyle etkileşimlerini izlemek çok eğlenceli. Zaten film, mizah anlayışıyla öne çıkıyor. Uzayda geçen ve zaman zaman duygusal olabilen bir aksiyon-komedi izliyoruz. Bu yönüyle de klasik bir bilimkurgu alttürü olan uzay operasına modern bir dokunuşta bulunuluyor. Ayrıca estetiği, mekanları ve Peter’ın yurduna dair son hatırası olan nostaljik rock müzikleriyle eskiyi ve yeniyi birleştiren eşsiz bir atmosfer yaratılıyor.

Süper kahraman filmleri günümüzde eski ihtişamını kaybetmeye başladı, ancak bu film çıktığında popüler kültürü rakipsiz bir şekilde domine ediyordu. James Gunn, bir uzay operasını süper kahraman filmi tarzında sunarak yeni nesle hitap edebildi. Hatta bunda o kadar başarılı oldu ki, bir zamanlar Star Trek ve Star Wars neyse geçtiğimiz on yıl için Guardians of the Galaxy’nin de o olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü filmin üslubu ve mizahi defalarca taklit edildi; sinema, televizyon ve çizgi roman dünyasında bütün büyük franchiselar ona benzemeye çalıştı. Galaksinin Koruyucuları, bu başarısını zamanın ruhunu yakalamaktaki başarısına borçluydu. Etrafımızı saran nostalji akımını çoğumuz Stranger Things ile fark ettik, ancak Guardians bunu birkaç yıl öncesinden kullanmayı başarmıştı. Ayrıca o dönemde rakibi olabilecek başka bir büyük uzay operası yoktu.

Filmin başarısının ardından bütün Marvel Sinematik Evreni hem olay örgüsü hem de tarz olarak Galaksinin Koruyucuları’na kaymaya başladı. Çizgi romanlarda neredeyse kimsenin haberdâr olmadığı bu ekibin öyküsü evrenin temeli hâline geldi. Infinity War ve Endgame filmlerinde en kilit rolü onlar oynadı. Ayrıca 2017 yılında ikinci, 2023 yılında da üçüncü devam filmi yayımlandı.

Biraz da filmin öyküsüne bakalım. Ana temasının aile olduğunu söyleyebiliriz. Bütün karakterlerimiz bir nevi aileden yaralı. Gamora ve Nebula arasındaki kız kardeş çekişmesi, onları evlat edinen babalarından, yani evrenin ana kötüsü Thanos’tan kaynaklanıyor. Peter babasını tanımamış, annesini erken yaşta kaybetmiş, onu kaçıran uzay korsanlarıyla garip ve zavallı bir aile ilişkisi kurmuş. Roket ve Groot, kimseleri olmadığı için birbirlerinin ailesi olmaya çalışmış. Mutlu bir aile babası olan Drax ise onları kaybettikten sonra intikam peşinde koşan bir canavara dönüşmüş. Çoğu insan olmayan bu karakterlerle derin bir bağ kurabilmemiz James Gunn’ın başarısı. Bilimkurgu böyle uçsuz bucaksız bir tür, kendinizi üç kelime söyleyebilen bir ağaca üzülürken bulabiliyorsunuz. Ve hikaye anlatıcılığı böyle bir şey, zira Gunn bu bağı kurabilmemiz için hepimizin derdi olan aile kavramını kullanıyor.

Ebeveynlerle tam kurulamayan ilişkiler, karakterlerin kim olduklarını, evrendeki yerlerini araması özellikle genç izleyicilerin empati yapmasını kolaylaştırıyor. Serinin, çağımızın Star Wars’u olmasının bir sebebi de bu genç hayran kitlesi. Toplumun dışına itilmiş bir grup suçlunun birbirlerinin ailesi hâline gelmesi klişe bir fikir. Aslında filmdeki aşağı yukarı her şey öyle. Ancak bunlar başarıyla işlendiği için izleyiciyi sıkmıyor, aksine rahatlatıcı bir tanıdıklık hissi sunuyor. Sonuç olarak Galaksinin Koruyucuları, mizahı ve aksiyonu tam kararında birleştiren oldukça eğlenceli bir seyirlik. Uzaydaki ihtimallerin sonsuzluğunda kendinizi soluksuz bir macerada buluyorsunuz. Yönetmenlik ve senaryo anlamındaki başarısı, popüler kültüre olan etkisi yadsınamaz. Sadece sinema tarihindeki yeri için bile izlemeye değer.

Sonraki

Yazar: Sadık Efe Sarıtunalı

Bilgisayarla fazla ilgilenir. Boş zamanlarında ise çizgi roman okur. Bir gram çizim yeteneği olmadığı için çuvalladığı çizgi romanlarından sonra en büyük hayali kendine bir çizer bulup çizgi roman yazarı olmak. En büyük tutkusu ise bilimkurgu.

İlginizi Çekebilir

roket bilimkurgu dergisi

Türkiye’nin İlk Bilimkurgu Öykü Dergisi Roket Yola Çıktı

Ruhşen Doğan Nar‘ın editörlüğündeki Roket Bilimkurgu Öykü Dergisi‘nin ilk sayısı yayımlandı. Plüton Yayın bünyesinde çıkan …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et