bilimkurgu kulubu

Film İncelemeleri

Tarih: 12 Eylül 2018 | Yazar: Emre Bozkuş

0

Suretlerin Ardındaki Yaşam: Surrogates

Surrogates, Türkçeye Suretler adıyla çevrilen, yönetmenliğini Jonathan Mostow’un yaptığı, başrollerini ise Bruce Willis, Radha Mitchell ve Rosamund Pike’ın paylaştığı 2009 yapımı bir aksiyon-bilimkurgu filmi. Yakın bir geleceği konu alan filmin temel hareket noktası da toplumsal yaşam ve insanın sosyal kişiliği üzerine getirdiği eleştirel bakış.

İnsanların robotik bedenleri uzaktan yöneterek yaşadıkları bu gelecekte, sosyal ilişkiler de suretlere göre şekillenmiştir. Evlerde bulunan sanal gerçeklik aygıtları ile yönetilen bu aletlerin özelliği, bedensel sınırları aşmaya olanak tanımalarıdır. VIS adlı şirket tarafından üretilen Suretler, yine aynı şirket tarafından yapılandırılmaktadır. Herkesin suret sahibi olduğu şehirlerin birinde, suretlere savaş açan azınlık bir kesim ise kendisine Prophet (Peygamber) diyen bir adamın yönetiminde özerk bölgelere yerleşmiştir. Bu kişilere göre suret kullanmak sapkınlıktır ve tanrının bahşettiği bedene harekettir.

Olay akışı da bu ortamda, suretlerin yoğun olarak gittiği bir eğlence mekanının arka kapısında işlenen cinayetle başlar. Olayda suretleri icat eden Lionel Carter (James Cromwell)’ın oğlu da hayatını kaybeder. Davaya Ajan Geers (Bruce Willis) ve Peters (Radja Mitchell) atanır. İlk bakışta nefret eylemi sanılsa da, olay yerinde inceleme yapan ajanlar suretlerin anormal ölçüde hasara uğradıklarını görür ve bu sıra dışı hadiseye tanık olanların ifadesini almak için yola koyulur. Cinayet alışıldık vakalardan farklıdır çünkü suretler hasar görmüş, ayrıca bedenlerin sahipleri de ölmüştür. Durum böylece iyice çetrefilli bir hale bürünür. Maktullerden birinin gördükleri ile veri tabanında yapılan eşleştirme sonucu katile ve silahına ulaşılır. Katilin aranması sırasındaysa Lionel Carter ile görüşen ajanlar, oğlunun yönettiği suretin kendisine ait olduğunu öğrenir; öldürülmek istenen Lionel’ın kendisidir.

Hem katilin hem de kullandığı silahın takibi elzem hale gelir. Bu sırada zanlının kimliği de tespit edilir. Gözaltı sırasında birçok polisi öldürerek kaçmaya yeltense de Ajan Geers saldırıdan kendini kurtararak peşine düşer. Ne yazık ki suretlerden arınmış bölgeye giren Ajan Geers, insanlar tarafından öldürülür. Silah böylece katille birlikte Peygamber (Ving Rhames)’in eline geçer. Ajan Geers görevden alınır; hem silahı hem rozetine el konulur. Böylece soruşturmayı sivil halde yürütmek zorunda kalır. Bahsi geçen silah VIS üretimidir ve amaç askeri operasyonlarda suretleri yok etmektir, lakin kullanılan virüs kendini geliştirerek operatörü de öldürür hale gelince, tüm prototipler yok edilir. Tabii bu olay sayesinde öyle olmadığı anlaşılır. Cinayetin sebebini irdeleyen Ajan Geers, suçun ve suçlunun muğlak hale geldiği bu kirli çıkar ilişkilerinin ortasında yaşamı pahasına kovalamacaya girişir. Tüm Suretler ölmeden önce onları durdurabilecek midir?

Filmin temel noktası karakter gelişimi üzerinden suretlerin insanlarda ortaya çıkardığı değişimi ele alması olarak değerlendirilebilir. Ajan Geers ile eşinin arasına giren evlat acısı, sanal bir perde olarak acılarını örtmüş görünüyor. Çocuklarını kaybeden çift, aynı evde farklı hayatlar içinde ve birbirlerinin yalnızca suretlerini görerek yaşamaktadır. İkisi de acılarının yükünü yüreklerine gömmüş, aralarındaki iletişim de yapmacıklaşmıştır. Aslında film, herkesin gerçek hislerini ve gerçek bedenlerini gizleyerek görmezden geldiğini çok vurucu bir şekilde anlatıyor. Bir nevi suretler, maske işlevi görüyor.

Herkesin mükemmel olduğu bir dünya hayal edin. Böyle bir dünyanın asıl sorunu sizce ne olurdu? Filmin en önemli sorusu da bu. Samimiyetsiz, tekdüze, kimliksiz insanların arasında gezinirken, teknolojinin nelere sebep olabileceğini görüyoruz. Özellikle bağımlılık ile ilgili Lionel Carter’ın sözleri vurucu. “Suretleri zayıf olanın güçlü karşısında durabilmesi için icat ettim ama insanoğlu yeni bir zayıflık ortaya çıkardı. Bağımlılığı ortadan kaldırmak istiyorsan, bağımlıyı kaldır.”  Son çıkan Upgrade filminde de değinildiği üzere, sanal gerçeklik tehlikesinin boyutu nedir? Sanal gerçeklik, bilinen gerçekliğe tercih edilirse sonuçları neler olur, nasıl etkileniriz? Bu ve benzeri sorulara cevap veren Surrogates, insanlığa dair önemli yorumlarda bulunuyor.

Etiketler: , , , , , ,


Yazar Hakkında

Okumayı öğrendiği günden beri, okumayı yaşamakla bağdaştıran bir düş emekçisi. Edebiyat, Tarih, Felsefe ve Sosyoloji gibi geniş yelpazede yaptığı okumalar neticesinde birikenleri, kelimelerin ruhuna adayan bir gezgin.