Bu Sefer Oldu: Dune

Frank Herbert‘ın 1965 tarihli “Dune” romanı, yayımlanmasından kısa süre sonra bilimkurgunun kilometre taşlarından biri hâline geldi. Sadece tüm zamanların en çok satan bilimkurgu kitabı olmakla kalmadı, hikâyenin kendisi de büyük bir destana dönüştü. Bu destanın ilk adımı olan yedi yüz sayfalık Dune: Çöl Gezegeni, adeta kapsamlı bir gelecek tarihine giriş niteliğindeydi. Ancak edebi anlamda ortaya çıkan bu başarı, iş sinemaya geldiğinde bir türlü ortaya konulamıyordu. Böylesine başarılı bir eser, nasıl olur da başka mecralarda yetersiz kalabilirdi?

Her ne kadar hikâye pek çok sinematik unsur içerse de, esas itibarıyla kültürel, sosyolojik ve politik temalara yoğunlaşıyordu. Bu da genel sinema izleyicisinin filmi sindirmesini güçleştiriyordu. İkinci faktör ise hikâyenin bir film için fazlaca uzun olmasıydı. Hatta Alejandro Jodorowsky, 70’li yıllarda eseri birkaç bölümlük bir diziye uyarlamayı düşünmüş, ancak tek bir film yapmayı bile başaramamıştı. Star Wars’u yönetme teklifini ret eden dâhi çocuk David Lynch ise hikâyeyi nispeten başarılı bir şekilde ele almış, ne var ki o da dönemin göz kamaştırıcı büyük yapımlarının yanında varlık gösterememişti. Ayrıca 2000’li yıllarda çekilen mini diziler de bütçe kısıtlamaları yüzünden hikâyenin parıltısını yansıtmaktan bir hayli uzaktı.

Hâl böyleyken Dune, uzunca bir süre filme aktarılamadı. Hatta Hollywood, 1980’li yıllardan itibaren Dune’u zehirli bir kadeh içki gibi görmeye başladı. Zira yapıt, çoktan iki büyük vizyoneri nakavt etmişti bile. Dolayısıyla, Warner Bros‘un hikâyeyi yeniden beyaz perdeye taşıma girişimi oldukça cüretkâr bir davranış olarak değerlendirildi. Projenin başına getirilen Denis Villeneuve ise son dönemdeki bilimkurgu filmleriyle rüşdünü ispatlamış başarılı bir yönetmendi ve varlığı filme yönelik beklentileri iyice artırmıştı.

Perde “Dune: Part One” başlığı ile açıldı. Bu, öyküde net bir kapanış verilmeyeceğine dair ilk ipucuydu. Venedik ve New York Film Festivalleri’nde eleştirmenler tarafından genel olarak beğenilen film, 21 Ekim 2021 Perşembe günü vizyona girdi. DVD ve Blu-ray sürümleri Ocak 2022’de satışa sunuldu ve pandemi döneminde Warner Bros.’un en önemli hitlerinden biri oldu. Bu ilginin de teşvikiyle şirket, devam filmini 2023’te gösterime sokmayı planladığını duyurarak gönüllere su serpti.

Dune, eski bir eser olmasına karşın yeni hayranlar kazanmaya devam ediyordu. Bu da doğal olarak filmin hikâyeye sadakatini hassas bir konu hâline getiriyordu. Neyse ki korkulan olmadı ve Jon Spaihts ile Eric Roth tarafından yazılan senaryo, bazı değişikliklere karşın hikâyenin özünü koruyordu. Üstelik izleyicilerin detaylar arasında kolayca yolunu bulabilmesi için anlatıya daha fazla yer veriliyordu. Anlatıyı genişletmek ve netleştirmek için başarılı şekilde kullanılan görsellik de övgüye değerdi. Özellikle farklı dünya sakinlerinin kıyafetleri, karakterleri ve ortamlarıyla uyumlulukları dikkat çekici düzeydeydi.

Dünya inşasının anıtsallığı göz önüne alındığında, Villeneuve’ün bu gösteriş çabası anlaşılabilir. Ancak filmin ölçeği, Herbert’ın karmaşık mit yaratımıyla birleştiğinde zaman zaman durağanlığa saplanabiliyor. Yine de eğer kitap dizisini okumuş biriyseniz, dünya inşası için gerekli bu sahnelerden bile büyük keyif almanız mümkün. Uğursuz uzay rahibeleri dalgalanan cübbeleri ile uzay gemilerinden iniyor; gezegenler arası anlaşmalar çırpınan bayrakların altında bal mumu ile mühürleniyor; vahşi ordular jetpack’lerini giymeden önce kanları üzerine yemin ediyor…

Elbette Dune gibi büyük bir destanı sinemaya uyarlıyorsanız, kimi şeylerden feragat etmek zorunda kalmanız kaçınılmaz. Örneğin film, kitapların dünyasına dair mümkün olduğunca çok şeye dokunmaya çalışırken izleyiciyi de yorabiliyor. Zira ortada uçuşan o kadar çok fikir var ki, birçoğundan sadece bir kez bahsediliyor ve ele alınan evrendeki eşitsizlik, kaynak kıtlığı, iklim krizi, savaş, feodalizm, uzay yolculuğu, Mesihlik gibi bir dolu kavramın altını doldurmada yetersiz kalınıyor. Üstelik bu karmaşa, egzotik bir terminolojinin de işin içine girmesiyle iyice çetrefilleşiyor.

Bu tip aksamaları bir kenara koyacak olursak, Dune için genel anlamda başarılı bir uyarlama diyebiliriz. Özellikle Arrival ve Blade Runner 2049‘u beğendiyseniz ve yadırgatıcı askeri bilimkurgulardan hoşlanıyorsanız Dune tam size göre. Üstelik Villeneuve, aksiyon ağırlıklı yapımların hâkim olduğu bir dönemde piyasaya meydan okuyor. Bu meydan okumaya kayıtsız kalmak çok da mümkün değil. Hele de işin içinde başarılı oyunculuklar ve Hans Zimmer‘in o muhteşem ezgileri varsa…

Yazar: Hamdi Güzeliş

Makine Mühendisi. Dağların, newage müziğin ve bilimkurgunun uzun yıllardır tutkunu. "Turk Seti Team" üyesi.

İlginizi Çekebilir

silo kapak

Birinci Sezonuyla Silo

“Neden burada olduğumuzu bilmiyoruz. Silo’yu kimin yaptığını bilmiyoruz. Silo’nun dışındaki her şey neden böyle, bilmiyoruz. …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et