bilimkurgu kulubu

Film İncelemeleri k-pax

Tarih: 18 Ocak 2016 | Yazar: Konuk Yazar

0

Dünyevi Olmayan Bir Bakış Açısı: K-PAX

“Sana bir şey söylemek istiyorum, Mark – senin henüz bilmediğin bir şey. Biz K-PAXliler bunu keşfedecek kadar uzun bir süre ortalardaydık: Evren genişleyecek. Sonra kendi içine çökecek. Ardından yine genişleyecek. Bu süreci sonsuza dek tekrarlayacak. Bilmediğin şey ise, evren bir kez daha genişlediğinde, her şey şu anda olduğu gibi olacak. Şu sıralar ne kadar hata yaptıysan, bir sonraki sefer de aynılarını yaşayacaksın. Yaptığın her hatayı tekrar ve tekrar, sonsuza dek yaşamış olacaksın. Bu yüzden sana şu sıralar hatalarını düzeltmeni tavsiye ediyorum, Mark. Çünkü ‘şu sıralar’ elinde olan tek zaman.” -Prot

Sıradan bir günün sıradan bir vaktinde zamanınızı, bulunduğunuz şehrin veya kasabanın herhangi bir sosyal alanında, görece kalabalık bir yerde geçirdiğinizi düşünün; diyelim ki, kentinizin merkezinde veya bir tren garındasınız. Tamam, tren garı olsun; zaten hikayemizin başlangıcı da orasıydı.

Tren garının bir hayli kalabalık lobisinde bulunduğunuzu hayal edin. Etrafınızda üşüşen ve sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan sürüyle insan, avazı çıktığı kadar bağırıp insanlardan para koparmak için her türlü taktiği kullanmaya meyilli bir dilenci ve bir anda bulutların arasından kaçmayı başarıp garın camlarından zemine düşen güneş ışınları… Bir anda sözü edilen güneş ışınlarının çarptığı zeminde, adeta hiçliğin ortasından beliren – veya siz fark etmeden oraya doğru yürümüş – bir adam belirmiş. Bir şey yaptığı da yok hani, sadece olduğu gibi duruyor öyle. Hatta kalabalık alanlarda sıkça yaşanan bir vaka olan kapkaççılık adamın hemen yanında yaşanmasına rağmen aynı soğukkanlılığını korumuş ve yavaşça çantası kaçırılan yaşlı teyzeye yardım etmek için bir el uzatmıştır.

k-pax

İşin ilginç tarafı bu değil tabii. Asıl ilginç olan; bu vaka doğrultusunda alana yaklaşan polislerin birkaç soru sormaya başladığında bu soğukkanlı ama dost canlısı görülen adamın verdiği cevaplardır: Adam buraya daha yeni geldiğini ama gelişinin trenle olmadığını belirtiyor ve bir anda, bizim gezegenimizin ne kadar parlak olduğuyla ilgili yarı ciddi bir tonla sözler sarf ediyor.

Ne düşünürdünüz? Herhalde polislerle kafa buluyor veya akıl sağlığı yerinde olmayan ve muhtemelen zararsız olsa da ne dediğini bilmeyen bir insandır, değil mi? Öyle mi?

İşte kendine Prot diyen ve K-PAX adlı bir gezegenden geldiğini iddia eden arkadaş hakkındaki hikayemiz tam da burada başlıyor; bir tren garında, polislerle çevrilmiş ve gezegenin parlaklığı yüzünden gözündeki güneş gözlüklerini çıkarmayı reddeden biriyle. Bahsi geçen polisler de elbette herhangi aklı başında birinin yaptığını yapmış, yani bu adamı derhal gözaltına alıp Manhattan Psikiyatri Enstitüsü‘ne (olay New York’ta geçiyor çünkü) rapor etmişti.

Olaylar Prot’un bu enstitüde birkaç hafta kaldıktan sonra son çare olarak nakledildiği Dr. Mark Powell ile tanışmasıyla gelişiyor. Hikayenin neredeyse tamamı, bu ikisi arasındaki sıkı muhabbetlerle geçiyor: Dr. Powell’ın Prot’un gerçek kimliğini öğrenmeye çalışması, Prot’un mümkün olması neredeyse imkansız hikayesiyle ilgili bir hayli inandırıcı cevaplar verip Dr. Powell da dahil olmak üzere birçok insanı şüpheye düşürmesi… Zamanla ikisi arasındaki bu doktor-hasta ilişkisi dostluğa kadar ilerliyor.

k-pax2

2001 yılında ekranlara yansıyan ve yönetmenliğini Iain Softley‘in üstlendiği, başrollerinde Kevin Spacey ve Jeff Bridges gibi bilindik isimler barındıran K-PAX adlı sinema eseri; öyküsünü Gene Brewer‘ın kaleme aldığı ve filmle aynı adı paylaşan bir roman serisinin ilk kitabından alır. Benzer şekilde, kitapta da K-PAX adlı gezegenden geldiğini iddia eden bir Prot bulunur, lakin filmin kitaptan asıl farkı, kitabın H.G. Wells’inki gibi bir tarzla yazılması, yani Prot ile etkileşimde olan karakterin yazarın ta kendisi (Dr. Brewer) olmasıdır.

K-PAX’i diğer bilimkurgu hikayelerinden ayıran kendine özgü bir niteliği var ki bu nitelik onu kitaplarından da ayırır; hikayenin bize sorduğu eşsiz soru: K-PAX filminin türü bilimkurgu mu, yoksa psikoloji mi? Prot denen bu kişi gerçekten K-PAX’ten gelen bir uzaylı mı, yoksa kendini kasten yahut istemeden bu tür sanrılara kaptıran bir insan mı? Kitapların özellikle bu soruya karşı sergilediği tutum, filme nazaran daha barizdir, yani K-PAX gezegeninin bir sanrı olmaması daha muhtemeldir. Lakin filmi tek başına ele alacak olursak, bu soruya cevap vermek sanılandan da zor, çünkü bu iki fikri de destekleyen güçlü ipuçları ve kanıtlar mevcut.

Film, aynı zamanda insanların olaylara bakış açılarına da güçlü ve vurgulayıcı göndermelerde bulunuyor. Öyle ki bahsi geçen belirsizlik (Prot, Yerküreli mi yoksa K-PAXli mi?) bile kendi inanç sistemlerimizi, prensiplerimizi ve standartlarımızı yeniden düşünmeye iten örneklerden sadece en yüzeysel olanıydı.Kısaca, filmin yapımında Jeff Bridges’ın yorumladığı gibi söylemek gerekirse; insanları, kendi inanç sistemlerinin birer kapan olabileceğini hatırlatan bir filmdir K-PAX.

k-pax3

İster insan olsun, ister K-PAXli; Prot’un çevresindekilere ve izleyiciye sunduğu bakış açısı, hiç şüphesiz eşsiz özellikler taşıyordu. Çevresine sunduğu olumlu etkiler ve bizde yarattığı şüpheci tavırlar, o gittikten sonra bile uzun süre yankılanacak düzeydeydi. Kim bilir, belki de Prot’un çevresine karşı takındığı bu bir hayli pasif ama aynı seviyede olumlu tavırla hikayenin yazarı, üzerinde yaşadığımız gezegeni daha iyi bir hale getirmek istiyorsak, hepimizin birer Prot olmamız gerektiğini vurgulamaya çalışıyordu. Eğer durum gerçekten buysa Prot, bizde bu söz konusu pasif ama olumlu potansiyeli görmüş demektir. Dolayısıyla, asıl sorulması gereken soru şu olmalıdır: Biz görüyor muyuz?

Hazırlayan: Burak M. Kılıç

Etiketler: , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi konukyazar@bilimkurgukulubu.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...