bilimkurgu kulubu

Film İncelemeleri

Tarih: 2 Ocak 2016 | Yazar: Buğra Şendündar

0

Aliens: Yaratığın Dönüşü

Ridley Scott 1979’da Alien’ı gerçekleştirdiğinde, bilimkurgu sineması adına bir kilometre taşı yaratmıştı. Türe getirdiği yenilikçi bakış açısı ve alt metinlerinde göze çarpan  işçi sınıfının yanında olan duruşu ile Scott, sinema sanatında bir “Author” olduğunu kanıtlamıştı. H.R Giger’in tasarımları ile dikkat çeken yapım, izleyenlere o güne kadar benzerine rastlamadıkları yabancı bir evren sunmuştu. Daha sonra gelen devam filmleri ile Alien serisi kendi efsanesini yaratıp, popüler kültürün de ayrılmaz parçalarından biri oldu. Bu efsanenin oluşumunda ki en büyük sebep kuşkusuz yaratığın tasarımı idi. Yaratık hem korkutucu hem de son derece zarif bir görünüşe sahipti. Daha sonra gelen devam filmlerinde yaratığın tasarımında dramatik herhangi bir değişikliğe gidilmedi.

1979’da Alien gösterime girip gişede başarılı olunca Fox devam filmi için kolları sıvadı. Nihayetinde 1984’te çektiği “Terminatör” ile dikkatleri üzerine çekmiş olan James Cameron’a devam filmi için teklif götürdüler. Gerçekleştirilen dört “Alien” filminde (Alien vs. Predator bu serinin dışındadır) en dikkat çekici unsuru yönetmen koltuğundaki isimler oluşturuyor. Ridley Scot (Alien 1979), James Cameron (Aliens 1986), David Fincher (Alien 3 1992) ve Jean Pierre Jeunet ( Alien:Resurrection 1997); her biri günümüz sinemasına yön vermiş büyük isimler. Ve her biri gerçekleştirmiş oldukları bu yapımlara kendi bakış açılarını getirerek “Alien” mitini daha da genişlettiler.

aliens2

Dünya sinema tarihinde bakarsak çok az devam yapımı öncülü kadar başarılı olmuştur. En iyi devam filmleri kategorisine rahatlıkla Aliens (1986) ve The Godfather: Part 2 (1974)  yapımlarını ekleyebiliriz. Her biri öncülleri kadar başarılı olup, ele aldığı miti daha da ileriye taşıyan yapımlar. Öncülünün bir taklidi olmayıp orjinaliteleri ile başlı başına büyük birer yapım olmuşlar.

James Cameron’un fikri oldukça basitti. İlk Alien’da tek yaratıklı olan formülü kendi yapımında çok yaratıklı olarak uyarlayacaktı. Ve ilk yapımda karşımıza çıkan işçiler burada kendini askerlere bırakır. Bu açıdan serinin aksiyon dozu en yüksek yapımı olacaktır. Aliens, önceki yapımda olduğu gibi tasarımları ile de dikkat çekiyor. İlk kez burada karşımızda çıkan “Kraliçe Yaratık” James Cameron’un kendi fikri.”Kraliçe”, yaratık yumurtalarını yumurtlama görevi görür. Film, LV-426 gezegenine inşa edilen “Üs”, askeri kıyafetler, silahlar, araçlar ve uzay gemisi tasarımındaki ayrıntılarla dikkat çekiyor. Cameron, orijinal tasarım ve fikirleri ile “Alien” evrenini daha da genişletiyor.

aliens1

Yapımın, seri içinde en muhafazakar görünen film olduğunu söyleyebiliriz. Onca patlama, militarizm ve aksiyonun içinde “Aile” olgusunu alt metinlerinde ele almış. Yapım ilk filmin 57 yıl sonrasında geçiyor. Daha sonra gelen Aliens: Special Edition‘da serinin baş karakteri olan Ellen Ripley’in (Sigourney Weaver) bir kızı olduğunu öğreniyoruz. Kurtulmuş olduğu uzay kapsülünde bulunana kadar 57 yıl geçmiş ve kızı bu zaman zarfında yaşamını yitirmiştir. Daha sonra kurtarma timi ile tekrar geri gideceği LV-426 gezegeninde yaratık saldırısından sağ kurtulmuş olan ufak kız Rebecca ile tanışır. Bu esnada askeri timden olan Hicks (Michael Biehn) ile ufakta olsa yakınlaşma yaşar. Cameron, Rebecca’yı kız ve Hicks’i de koca rolüne büründürmüştür sanki. Tüm bu hengamenin içinde Ripley, Rebecca ve Hicks ile ideal bir aile profili yaratılır.

İlk yapımda filmin ortalarına kadar çok göz önünde olmayan Ripley, erkek kahramanların ölmesi ile ön plana çıkıp kontrolü eline alır. Erkeklerin gidişi ile kadın yükselişe geçer. Feminizm yükselmiştir. James Cameron, Scott’un bu bakış açısını sanki Aliens’da ters yüz etmek ister. Ripley’in sonradan yakınlaşma kuracağı Hicks, Aliens’ın ilk yarısına kadar varlık göstermez. Komutanın ölmesi ile rütbesinden dolayı komutayı ele alır. Cameron, burada Feminizmin önünde yükselişe geçen erkeği sunar. Ama cins olarak bir ayrımcılığa girmez. Aile olgusunu vurgulamak için Hicks’i yükseltir. Toplumda ”Aileyi ayakta tutan kadındır” görüşüne paralel olarak gene en son ayakta kalan Ripley olacaktır. Ailesi için savaşması gerekecektir. Ve finalde “Kraliçe” ile karşı karşıya gelecektir. İki dişinin, ailesi için yapacağı bir dövüştür bu. Cameron, seriye getirdiği bu yorumu ile Aliens’ı muhafazakar bir konuma sokar.

ALIENS_RipleyNewt1280

Yapım, bu göstergeleri ve alt metinleri çıkarsak bile değerinden bir şey yitirmiyor. Belirttildiği gibi serinin adrenalin dozu en yüksek filmi. Ayrıca unutulmaz karakterlere de sahip. Cameron, yan karakterlerini karikatürize etmeden bize her biri detaylı işlenmiş karakterler sunuyor. Android olan Bishop, Hudson, Vasquez, Burke ve Drake, her biri unutulmaz yan karakterler.

İlk filmde olan şirket eleştirisi Aliens’ta da işlenmiş. Konu edilen Weyland-Yutani şirketi bu yaratıkları biyolojik birer silah olarak kullanmak ister. Dolayısıyla, LV-426 gezegenine yapılan kurtarma operasyonunun amacı bu yöndedir. Şirketin bu gizli amacını bilen kişi ise ekibin arasında olan şirket temsilcisi Burke’tur. Ridley Scott’un, “gelecekte bizi şirketler yönetecek” öngörüsünü Cameron bize burada hatırlatır. Konu edilen Weyland-Yutani, Dünya genelinde milyonlarca çalışanı olan ve büyük bütçelere sahip bir süper güç konumundadır. Bu da toplumda markaya olan bağlılığın giderek artacağının ve kapitalizmin içinde kaybolunacağının göstergesidir.

aliens-1986-movie-props

James Cameron, yarattığı her proje ile sinemayı teknik anlamda ileriye taşıyor. Yeni teknolojiler geliştirip sinemasına uygulama peşinde. Avatar’daki “Yüz Yakalama Tekniği” onun keşfi. Cameron, tam bir zanaatkar. Aliens, önceki yapımda olduğu gibi halen yeni ve orijinal bir yapım. Halen de aşılamamış durumda. Cameron, seriye getirdiği bakış açısı ile ilk filmin altında ezilmemiş. Bu açıdan serinin de en başarılı devam filmi. Yaşattığı heyecan ve adrenalin dozu günümüzde halen eksilmedi. Alien ile birlikte Aliens her sinemaseverin arşivinde olması gereken bir başyapıt.

Etiketler: , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1979 İstanbul doğumlu. Sinemaya olan ilgisi daha yedi yaşındayken dedesiyle sabahlara kadar film izlemekle başlar. Daha önce çeşitli mecralarda sinema üzerine makale ve eleştiriler kaleme aldı. Günümüzde, Bilimkurgu Kulübü'nde yazarlık serüvenine devam ediyor. Ona göre sinema, insanın kendini keşfetmesidir.