bilimkurgu kulubu

Röportaj

Tarih: 29 Haziran 2015 | Yazar: İsmail Yamanol

0

Murat Palta’dan Tasvir-i Beyaz Perde

1990 doğumlu Murat Paltanın Dumlupınar Üniversitesi Lisans Mezuniyet Tezi, bir anda CNN, BBC ve Huffington Post dahil tüm dünya basının gözünü bu tarafa çevirdi. Mirimax’ın kendi sitesine konu oldu. Hollywood ilk kez bir minyatürcünün gözünden anlatılıyor; minyatür genç bir Türk sanatçı tarafından evrenselleştiriliyor; kült filmlerin ve geleneksel sanatların zamansızlığı vurgulanıyordu.

Star Wars / Yıldız Savaşları

“Tasvir-i Beyaz Perde” adlı ilk kişisel sergisini 29 Ocak’ta Galeri x-ist’te açan Murat Palta, sinemanın en ünlü sahnelerini 16. yüzyıl minyatürlerine dönüştürerek doğu ile batıyı, geleneksel ile çağdaşı, ironik ve mizahı üslubuyla bir araya getirmeyi başardı. Palta’nın işleri 2014’te İtalya’daki Civico delle Cappuccine Müzesi‘nde sergilendi. Sanatçının, Sanat Online ile gerçekleştirdiği röportajını aşağıda okuyabilirsiniz.

Hollywood filmlerini minyatüre dönüştürme fikri ne zaman, nasıl ortaya çıktı? Doğu-batı, geleneksel-çağdaş etkileşimi dışında işlerinde nelere dikkat etmeliyiz?

Kardeşimle Star Wars’u izledikten sonra “Star Wars Osmanlı’da geçse nasıl olurdu?” diye düşündük; sonra bunları resmetmenin ilginç olacağına karar verdim. Bununla birlikte bir eksikliği farkettim: Şimdiye kadar yapılan minyatürler büyük çoğunlukla geleneksel temaları konu alıyordu. Dolayısıyla kendi çevresinde üretilip, kendi çevresinde tüketilen bir konuma sahipti. Birazcık bunu kırmak istedim. 

Minyatür birçok yönden benzerliğiyle illüstrasyonun atası olduğu inancındaydım. Bir illüstratör olarak bunu göstermek de amaçlarımdan biriydi. Aslında minyatür olarak adlandırdığımız şey tasvir sanatıdır. Adından da anlaşılacağı üzere, kitaplarda işlenilen konuyu resmetmek üzerine sürdürülmüş bir sanattır. İllüstrasyona baktığımızda da mantığı aynıdır.

Inception / Başlangıç

Filmleri ve sahneleri neye göre seçiyorsun? Minyatüre uyarlarken kendinden neler katıyorsun?

Seçim yaparken şu nitelikleri arıyorum:

  • Batı kültüründen izler taşımalı.
  • Bu izler doğu kültürüne uyarlanabilecek karşılıklar bulabilmeli.
  • En vurucu sahne olmalı.

Bazen ikinci maddede bahsettiğim karşılıklar bulunmayabiliyor. Örneğin, uzay aracı, araba, robot, lazer silahı vb. gibi malzemelere oryantal karşılık olmuyor. Bu durumda o nesneye oryantal süslemeler yapıyorum. Zaten halılarda, çini süslemelerde, duvar desenlerinde olduğu gibi minyatürde de kullanılan bazı anonim süslemeler vardır. Ara sıra, bunun dışına çıkıp kendi ürettiğim süslemeleri ekleyebiliyorum.

İşlerini incelerken minyatür sanatına dair neleri bilmemiz gerekiyor?

Tarihi kökene göre hareket edersek Safevi ve Osmanlı karışımı bir benzerlik peşindeyim. Zaten Osmanlı minyatürü de Safeviler’den büyük izler taşır. Tebriz‘in fethinden sonra İran ustalarının İstanbul’a getirtilmesi bunun en büyük nedenidir. Teknik yönden yorumlarsak, parlak renkleri barındırması, çok zayıf bir perspektif anlayışına sahip olması, karakterlerde hiyerarşik yaklaşım (önemli karakterlerin daha büyük çizilmesi), ışık-gölge barındırmaması ve farklı sahnelerin yekpare resmedilmesi diyebiliriz – ki bunlar zaten minyatür sanatının genel özellikleridir.

Dünyayı Kurtaran Adam

Avrupa ya da Uzak Doğu sinemasına da adım atacak mısın? İleride, film dışında, roman ya da kısa hikayelerin minyatürlerini yapmayı da düşünüyor musun? 

Uyarlanabildikten sonra her şey olabilir. Tabi bu durumda “batı kültüründen izler taşıması” kriterini bazı yerlerde eleyebiliriz, ama her halükarda uyarlanabilir ve tanımlanabilir özellik ön planda olmalıdır. Yukarıda da bahsettiğim gibi, minyatür aslında kitaplarda yazılanları resmetmeyi amaçlıyor olmasından ötürü, bugüne de uygulanabilir. Yazılı edebiyatla alakalı işler yapmak benim için ayrı heyecanlı olur. Fakat illa minyatür şeklinde devam etmek benim için kısıtlayıcı olabilir. Geleneksel sanatlar çok zengin bir içerik barındırıyor.

Gezi Parkı olayları sırasında, Brezilya’daki Piaui adlı derginin kapağı için hazırladığın minyatürden bahseder misin?

Gezi’nin dünyada haber olduğu dönemlerdi. Piaui dergisinden o ayın kapağını yapmam için teklif gelmişti. Farklı birkaç eskiz yapıp yollamıştım. Kırmızılı kadını uygun buldular. Onun üzerine gidip final çalışmasını yolladım. Derken bir anda Brezilya’da benzer olaylar patlak verdi. Dolayısıyla kapak konusu değişti. Benden Brezilya ve Türkiye’deki olayların ortak noktasını yansıtan bir çalışma yapmamı istediler. Yüzlerinde gaz maskeleriyle el ele tutuşmuş Brezilya’nın ünlü Kurtarıcı İsa heykeliyle semazen fikrini önerdim, çok beğendiler. Kırmızılı Kadınİki gün sonra zamanın yetmeyeceğini söyleyip benden kırmızılı kadının eline brezilya bayrağını yerleştirmemi istediler. Kapak böyle oluştu. Ben işi yollayıp derginin basılmasını beklerken kısa bir süre sonra NTV Tarih‘in kapağını gördüm. Pişti olmuştuk. Ama beni asıl üzen, Brezilya’dan bu kapağa yönelik çok olumlu tepkiler almama karşın, Türkiye’deki derginin kapatılması oldu.

İlham kaynağım diyebileceğin, şu anki çizginizi oluşturmanda seni etkileyen sanatçılar kimlerdir?

Çalışmalardan da anlaşılacağı üzere aslında mizah zemininden geliyorum. Küçüklüğümden beri eve mizah dergileri dolduran biriyim. Bunların içinde Bahadır Baruter ve Kenan Yarar‘ın çizgileri beni çok cezbediyordu. Onlara özenerek çizmeye başladım. Sonrasında kendi çizgimi buldum tabi. Fakat minyatür tarzından bahsedecek olursak çok isim sayamam. Genelde bu işler anonim oluyor çünkü… Sadece Levni’nin duruşlarındaki hareket duygusu ve Mehmet Siyahkalem‘in yaratık çizimleri beni çok etkilediğini söyleyebilirim.

SANATÇININ SİZLER İÇİN SEÇTİĞİMİZ DİĞER ÇALIŞMALARI

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Amatör bir düş gezgini ve saplantılı bir bilimkurgu hayranı. Kuruculuğunu ve genel yayın yönetmenliğini üstelendiği Bilimkurgu Kulübü'nde at koşturmayı sürdürüyor. Daha mutlu, daha yaşanası ve daha özgür bir gelecek için…