bilimkurgu kulubu

Röportaj lagari

Tarih: 8 Ocak 2020 | Yazar: Bilimkurgu Kulübü

0

Lagari Bilimkurgu Fanzin’de İsmail Yamanol Röportajı

Soruları Hazırlayan: Mehmet Fatih Balkı (Lagari Bilimkurgu Fanzin)

Cevaplayan: İsmail Yamanol (Bilimkurgu Kulübü)

Tarih: 5 Mayıs 2019

KONULAR

  • İsmail Yamanol Kimdir, Bilimkurguyla Nasıl Tanıştı?
  • Bilimkurgu Kulübü’nün Ortaya Çıkış Hikâyesi
  • Kulübün Projeleri
  • Ekonomik Sorunların Bilimkurgu Edebiyatına Etkisi
  • Türk Bilimkurgu Edebiyatı
  • Türk Bilimkurgu Dergiciliğinin Durumu
  • Fanzinlere Dair
  • Bilimkurgu Hayranları Kulübe Nasıl Ulaşabilir?
  • Kitap ve Film Önerileri

***

Merhabalar, ben Mehmet Fatih.

Merhabalar, ben de Yamanol. İsmail Yamanol.

Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.

Sizli bizli konuşmasak Fatih…

Peki, baştan alalım. Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğin için teşekkür ederim.

Asıl teklif için ben teşekkür ederim. Memnuniyet duydum.

Bilimkurgu ile ilgili internet üzerinde biraz araştırma yapmış veya bilgi arayışına girmiş kişiler mutlaka Bilimkurgu Kulübü’ne bir şekilde rastlamıştır. Bugün Yerli ve Dünya bilimkurgusu üzerine birçok bilgiyi ve öyküyü bulabileceğimiz bir platform haline geldi. Elbette bu işin arkasında büyük bir ekip var, ama bu ekibi çekip çeviren biri de lazım. Sanırım bu kişi de sen oluyorsun.

Sanırım.

O zaman bize biraz kendinden bahsetsene. Kimdir İsmail Yamanol? Bilimkurgu senin için ne anlam ifade ediyor? Okumaya ve yazmaya ne zaman ve nasıl başladın?

80’ler mamulüyüm. Bilimkurguya ilgim Baskan Kurgu-Bilim dizisiyle başladı. 25 kitaptan oluşan ve içinde türün önemli yazar ve eserlerini barındıran bu seri, bilimkurgu maceramın da miladı sayılır. Özellikle serideki Isaac Asimov kitaplarının hayatımı biçimlendiren etkilerine ilk o çağlarda maruz kaldım. Bu kitaplar bana yepyeni bir düşünce alanı, engin bir hayal gücü ve peşinden koşacak bir tutku bahşetti. Tabii o tutku yıllar içinde serpildi. Hayatıma bambaşka yazarlar, bambaşka eserler girdi. Sadık bir bilimkurgu okuruna dönüşmüştüm dönüşmesine, ancak olanaklar da bir hayli sınırlıydı. Hatta bir zaman sonra okuyacak bilimkurgu kitabı bulmakta zorluk çekmeye başladım. Zira şimdiki gibi kitap bolluğu yoktu. Bu ahval ve şerait içinde hayatıma bir de sahaf gezmeleri girdi. Beyoğlu ve Kadıköy sahaflarıyla maceram çoktur. O sahaf senin, bu sahaf benim derken ufaktan bir bilimkurgucu ortamı da oluştu. Buluşmalar, söyleşiler, tartışmalar peşi sıra geldi. Zaten Bilimkurgu Kulübü de bu ortamın bir ürünü olarak hayat buldu.

Yazıp çizme konusuna gelince… Esasında kendimi, arada öykü çiziktiren bir bilimkurgu okuru olarak görüyorum. Eğer kafamda öteden beri dönüp duran bir fikir varsa ve artık iyice dürtmeye başlamışsa oturup yazıyorum. Birkaç kitap ve dergide öykülerim yayımlandı. 2016 TBD Bilimkurgu Öykü Yarışması’nda da ikincilik ödülü aldım. Şimdi düşündüm de, arada öykü çiziktiren biri için hiç de fena değilmiş aslında.

Peki, Bilimkurgu Kulübü’nün kurulması ve büyümesi nasıl oldu? Ne gibi zorluklar atlatıldı ve bugünlere ulaşıldı?

Demin de biraz değindiğim gibi, zaman içinde ufak bir topluluk haline dönüştük. Ufaktık, çünkü o dönem ara ki bilimkurgucu bulasın. Buluşmalar, sohbetler kesmemeye ve her kafadan bir proje fışkırmaya başlayınca işler hafiften ciddileşti. Dedik, “Kulüp kuralım. Biz bunu yaparız.” Yapamadık! Kulüp olarak hazırladığımız Kurgusal Evren adlı fotokopi fanzin iki sayı sürdü. Beni gazlayan arkadaşlar çil yavrusu gibi dağıldı. Arkaya bir döndüm, kimse yok! Anladım ki henüz düzenli üretime geçecek olgunlukta değiliz. Bir nevi Bilimkurgu Kulübü elimde kaldı. Biz de eski usul devam ettik. Gırgır, şamata yani. Yıl 90’ların sonu… O dönem internet de iyice hayatımıza girmeye başlamıştı. Kulüp faaliyetlerini sanal âleme kaydırdık. Özellikle Mynet sohbet sunucusundaki #bilimkurgu kanalı bize uzun yıllar yataklık etti. Hem bu sayede kalabalıklaşma imkânı da bulduk. “Meğer epey bilimkurgucu varmış,” dedik kendi kendimize.

2003’te forum tarzı bir internet sitesi de açtık. O yıllar internet demek, forum demekti. Gerçi herkesin her telden çaldığı kaotik bir siteydi. Zaten birkaç yıl sonra da kapattık. İnternet sohbet sunucularının ve forumların modası geçip de yerini Facebook gibi mecralar almaya başlayınca, bu sefer de o tarafa kanalize olduk. İlginçtir, Facebook sayfamız kısa sürede binlerce takipçiye ulaştı. Bunun da teşvikiyle 2013 yılında şu anki sitenin hazırlıklarına başladık. Zaten kadromuz da bir hayli genişlemiş ve olgunlaşmıştı. Nitekim bu sefer oldu. Genel yayın yönetmeniyim diye demiyorum, her bilimkurguseverin takip etmesi gereken bir internet sitesi. Kendi yararlarına olur.

Bilimkurgu Kulübü’nün Yaptığı birçok proje var. Bunlardan en çok ses getireni sanırım “Yeryüzü Müzesi”. Gelecek zamanda ne gibi çalışmalar bizi bekliyor? Yeni projeler var mı?

Yeryüzü Müzesi kallavi bir işti. Kulüp olarak üzerinde çok çalıştık. Bilimkurgu Kulübü, bünyesinde onlarca bilimkurgu yazarı barındıran büyük bir platform. Bu zenginliğimizle yerli bilimkurgu edebiyatının gelişimine katkıda bulunmak istedik. Ortaya da 18 yazardan 18 öykülük bir seçki çıktı. Ursula K. Le Guin’in ölmeden hemen önce yolladığı destek mesajıyla da tarihe geçen bir kitap oldu. Çok yazarlı bir yerli bilimkurgu öykü antolojisinin üçüncü baskıya ulaşması beklenen bir şey değildi. Bu konuda da bir ilke imza attık.

Bu yıl Bilimkurgu Kulübü 20. yaşını kutlayacak. 20. yılımızda da okurlara ölümsüz bir eser vermek en büyük amacımız. Şu sıralar yine bir öykü antolojisi üzerinde çalışıyoruz. Beklemede kalın.

Uzun yıllardır sıkı bir bilimkurgu takipçisi olman çok önemli. Gelişimine dair birçok bilgiye sahipsin. Çeviri eserler başta olmak üzere, bilimkurgu bir şekilde okura ulaşıyor. Son dönemdeki kâğıt zammı gibi olaylardan sonra yerli bilimkurgu yazarları okuyucuya ulaşmada ne gibi zorluklar çekebilir?

Aslında yerli bilimkurgu yazarları, ekonomik çalkantı öncesinde de kitabını bastırmakta zorluk çekiyordu. Ülkemizde yerli bilimkurgu, yayınevlerinin önceliği olmadı hiç. Geçmişte basılmış numunelik eserlerin de satış rakamları ortada. Tabii ekonomik zorluklara rağmen bu manzara yavaş yavaş değişiyor. Bilim ve teknoloji çağında yaşıyoruz. Bugün Mars’a kurulacak koloni projelerinden, yapay zekâdan, robotlardan bahsediyoruz. Bunlar geçmişin bilimkurgusu, bugününse gerçekleri. Bilimin ve teknolojinin son hızla ilerlediği bir çağda, insanlık olarak başımızı kaldırıp uzaya ve geleceğe bakmamız şaşırtıcı değil. Bu noktada bilimkurgunun işlevi arttığı gibi, toplumda doğurduğu ilgi de canlanıyor. Düşünen, soran, sorgulayan ve en önemlisi de üreten kesim, bilimkurguyu çocukça bir hayalperestlik olarak görmüyor artık. Bilimkurgunun öngörüleri, geleceğimizin kaçınılmaz gerçeği haline dönüştü. Bu gerçekliğe kayıtsız kalmak mümkün değil.

Dolayısıyla yayınevleri de bu gerçeğe kayıtsız kalamazdı. Sonuçta talep arzı doğurur. Evet, ülkemizin içinde bulunduğu mali vaziyet kötü. Bakın burası çok önemli! Dövizin yükselişi, kâğıtta dışa bağımlı hale gelmiş bir ülke olarak yayıncılık sektörümüzü de olumsuz etkiliyor. Yükselmekte olan bilimkurgu edebiyatımız da bundan payını alıyor elbette. Durum ortadayken, yayınevleri birkaç bin satacak bir bilimkurgu eseri basmaktansa, satması garanti işlere yöneliyor. Onlar da kendilerince haklı. Yayınevi dediğimiz şey neticede bir ticarethane. Değirmenin taşı dönmeli ki ayakta kalabilsinler. Bu gibi zamanlarda fanzinlere büyük görev düşüyor. Evet, size diyorum! Çünkü fanzinler sisteme atılan birer tokattır.

Geçmiş ve günümüz yerli bilimkurgu edebiyatını nasıl görüyorsun?

Bilimkurgu edebiyatımızın gidişatından memnunum. Bilimkurgu bir zamanlar bu ülke insanına yakıştırılan bir şey değildi. Okurun genelinde hep bir eğretilik algısı vardı. Neyse ki bu algı büyük oranda kırıldı. Gördüler ki bizim insanımız da gayet iyi bilimkurgu yazabiliyor. Günümüzde üretim arttığı gibi, bu üretimlere olan talep de artıyor. Eskiye nazaran kitap raflarının zenginleşmeye başladığı bir gerçek. Öykü antolojileri, orada burada sıkça görülmeye başlanan romanlar bunun en güzel ispatı. Daha da iyi olacak. Bir gün bu ülkeden de Hugo Ödülü kazanan yazarlar çıkacak. Çünkü neden olmasın?

Geçmiş dönemlerde ülkemizde birçok bilimkurgu dergisi-fanzini çıkmış. Bunların birçoğu şu an koleksiyonluk değerde. Böyle bir iş yapmanın zorlukları sence nedir? Neden çıkan yayınlar tutunmakta sıkıntı çekiyor? Bu sıkıntıyı çözecek işler çıkar mı?

Antares, X- Bilinmeyen, Atılgan, Nostromo, Davetsiz Misafir… Evet, geçmişte çeşitli bilimkurgu dergiciliği örnekleriyle karşılaştık. Bazısını çıktığı zamanlar alıp okuma şansına erişmiş kişilerden biriyim. Özellikle Selma Mine ve Bülent Akkoç’un bu alandaki emekleri büyük. Ancak bu ülkede basılı bilimkurgu dergiciliği, bir nevi rüzgâra karşı koşmak gibi. Tez zamanda nefessiz kalıyorsunuz. 2000’li yıllardan sonra Türk bilimkurgu dergiciliğinde ciddi bir duraksama dönemi yaşandığı aşikâr. Ben bunu biraz da internetin yükselişine bağlıyorum. Sonuçta aynı içerikleri, çok daha az maliyetle ve dağıtım sorunu olmadan okura sunabiliyorsunuz. Zaten dağıtım bu işin püf noktası. Dünyanın en nitelikli içeriğini bile üretseniz, sağlam bir dağıtım ağınız olmadığı sürece pes etmeye mecbursunuz. Öte yandan satış rakamlarının yetersizliği ve reklam gelirlerinin azlığı, bu yayınların uzun ömürlü olamamasındaki en büyük etkenler. Kısacası sorun üretmekte değil, üretileni okurla buluşturabilmekte. Zaten dergicilik ve dağıtım sektöründe ciddi bir tekelleşme de var. Piyasa, arkasında büyük tröstlerin olduğu bazı popüler ve sektörel dergilerin himayesine girmiş durumda. Bu dergiler dışında ciddi satış rakamlarına ulaşabilen yayınlara rastlamak zor. Hele de marjinal bir alanda varlık göstermeye çalışıyorsanız işler daha da zorlaşıyor.

Batı’da bilimkurgu edebiyatının yükselişi dergiler sayesinde olmuştu. Bizde ise internet sayesinde oluyor. Bu noktada internet sitelerinin, e-dergi ve fanzinlerin misyonunu önemsiyorum. Çoğalmaları, toplumun kılcal damarlarına kadar nüfuz edebilmeleri en büyük temennim.

Takip ettiğin fanzin var mı?

Geçmişte İzmirli bilimkurguseverlerin çıkardığı Albemuth fanzin vardı örneğin. Arşivimde tüm sayıları duruyor. Üzerinden onca yıl geçmesine rağmen hâlâ arada bir açar okurum. Şu sıralarsa sizi takip ediyorum. Yine kimisi düzenli, kimisi düzensiz olmak üzere Yerli Bilimkurgu Yükseliyor, Gölge, Hayalet, Komplike, AltZine radarımdaki yayınlar arasında.

Bilimkurgu Kulübü’ne ulaşmak isteyen okuyucular nasıl ulaşabilir? İsteyen herkes yazı, öykü vs. işler gönderebilir mi? 

Elbette gönderebilir. Hem internet sitemiz hem de sosyal medya hesaplarımız üzerinden bizimle iletişime geçebilir, bilimkurguya dair tüm üretilerini kolaylıkla ulaştırabilirler. Zaten kulübümüzün asli amaçlarından biri de yazarı okurla, okuru da yazarla buluşturabilmek. İnternet sitemizde geniş bir kısa öykü arşivi var. Çünkü kulüp olarak kısa öyküleri ve bu uğurdaki uğraşları önemsiyoruz. Zaten bilimkurgunun önde gelen isimlerinin kariyerleri incelendiğinde, hepsinin de bilimkurgu edebiyatına kısa öyküler yazarak başladığı görülüyor. Bu nedenle, başarılı ve ölümsüz bilimkurgu yapıtları ortaya koyabilmek için kısa öykücülüğün önemi çok büyük. Hatta bunu bir yazarın ilk edebi adımları olarak da değerlendirebiliriz. Bu bilinçle bir editör ekibi oluşturduk. Gelen öyküleri değerlendiriyor, yayımlanmaya uygun bulduklarımıza sitemizde yer veriyoruz. Tabii imkân ve zamanımız kısıtlı. Gelen öyküleri hızlıca incelemek mümkün değil. Yazarların bu konuda anlayış göstereceğini umuyoruz.

Son olarak bize üç kitap ve üç film önerir misin?

Biraz çakallık gibi olacak ama Asimov’un yedi kitaplık Vakıf Serisi’ni ilk kitap öneri hakkım kapsamında itelemek isterim. Düşünme yetisini yitirmemiş olanlar için zihin açıcı bir seridir. Ursula K. Le Guin’in Mülksüzler’i ile çok sevdiğim bir yazar olan Fredric Brown’ın The Best of Fredric Brown adlı öykü antolojisi diğer önerilerim. Sonuncusu hâlâ dilimize çevrilmedi. Üstelik birbirinden muhteşem öyküler içermesine rağmen. İnsan gerçekten hayret ediyor!

Film öneri olayı epey sakat iş. Hele de üç hakkım varken. Yine de Arthur C. Clarke ile Stanley Kubrick birleşiminin bir mucizesi olan 2001: A Space Odyssey hâlâ favori filmim olmayı sürdürüyor. Edebiyat dizisinin de mutlaka okunması taraftarıyım. Blade Runner’ın o kasvetli atmosferini seviyorum. Sorduğu ve sordurduğu sorular ufuk açıcı. Son film önerim ise Stargate. Sonrasında çekilen dizilerle birlikte genişleyen o uçsuz bucaksız mitolojisinin tutkunuyum. İçinde bilimkurgu adına ne ararsanız var. İnsan daha başka ne ister ki?

Vakit ayırdığın için teşekkür ederim.

Benim için zevkti. Tüm Lagari ailesine sevgiler. Sağlıcakla kalın.

Etiketler: , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bilimkurgu, lazer tabancalı delikanlıların metal sütyenli kızları kurtardıkları "ucuz" uzay filmlerinden ibaret değildir...