devrim-kunter

Devrim Kunter ile Röportaj

Öncelikle bizi kırmayıp röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. İlk olarak sizi okur yönünüzle tanımak isteriz. Kitaplarla, özellikle de çizgi romanlarla nasıl tanıştınız acaba?

Kitaptan önce çizgi romanla tanıştım. Okuma yazma bilmeden önce Red Kit (Lucky Luke) aldırıp resimlerine bakardım.

Sizi en çok etkileyen yazarlar kimlerdir?

Çizgi roman yazarlarından bahsedeceğim. Tartışmasız bir numara Alan Moore. Giancarlo Berardi, Pat Mills, Frank Miller, Mark Millar diye liste devam eder.

Okur kimliğiniz size hayata dair neler kattı?

Tahmin etmesi zor. Fakat bence şöyle bir şey var: Yaratım sürecinde ne kadar farklı kaynaktan bilgi edindiyseniz o kadar “farklı” bir şey üretmeniz mümkün. O açıdan okuduklarım ürettiklerime katkıda bulunuyor tabii.

Şimdi de müsaadenizle yazar yönünüzü tanıyalım istiyoruz. Yazarlığa başlama sürecinizden biraz bahseder misiniz?

Yazarlık çizgi romanla süregiden bir şey benim için. Öykü yazmaya çalıştığımda görsel tasvirlerin çok zayıf kaldığını, hatta hiç yapmadığımı fark ettim. Dolayısıyla hikâyeyi çizimlerle anlatmak benim için iç içe bir şey.

seyfettin-efendi

Etkileyici bir kahraman  olan Seyfettin Efendi’nin maceralarını okuduğumuz eserlerinizde kurguyu kelimelerin yanı sıra çizgi ve renklerle de aktarıyorsunuz. Çizer olarak yaratım süreciniz nasıl işliyor?

Seyfettin Efendi’yi internette yayımlayarak ve dijital ortamda çalıştığım için karakter çizimleri, tipleri zamanla değişti, yerine oturdu. O yüzden tekrar geri dönüp eski çizimleri elden geçirmiştim baskıdan önce. O yüzden sonraki işlerimde çizgi romana başlamadan önce karakterler üzerine çalışmalar yapmaya başladım.

Sizce “iyi yazar”ın yahut “çizer”in tanımı nedir?

Bence bunun keskin bir tanımı yok. Beğenmediğiniz bir çizer uygun hikâyeyle birleşince “iyi” dediğiniz bir çizerden daha güzel bir sonuç alabilir.

Çalışmalarınızla ilgili herhangi bir metodunuz var mı? (Belirli saatlerde yazma, çizme ya da gündelik kelime hedefleri v.b.)

Genellikle gündüz çalışma saatlerinde çalışırım. Çalışmaya kendimi çok kaptırırsam saati gece yarısına kadar uzattığım oluyor.

Bir çizgi roman yazarı olarak Türkiye’nin bu hususta nerede olduğunu düşünüyorsunuz? Sizce Türkiye’de bir çizgi roman geleneği yahut kültüründen söz etmek olası mı?

Pek var diyemiyorum aslında, ekol olabilecek benzerlikte iş üretilmiyor. Eskiden mizah dergisi çizgi romancılarıyla benim gibi çizgi romancılar daha ayrıydı. Şimdi biraz daha iç içeyiz; paneller, festivaller bu açıdan faydalı oldu.

Yeni çalışmalar var mı? Varsa bahsetmek ister misiniz?

Seyfettin Efendi’yi dizi olarak çekme planım var. Bütçesi yüksek olduğu için kısa vadede olacak gibi gözükmüyor. Daha önceden düşünüp bir türlü içime sinen çizgiyi yakalayamadığım bir çizgi roman fikri için de yapay zekâ desteğiyle çalışmayı planlıyorum.

Son olarak okurlarımıza söylemek yahut eklemek istediğiniz şey var mı?

Röportaj için teşekkürler. Herkese keyifli, bol izlemeli, okumalı günler dilerim.

Yazar: Emre Bozkuş

ben bir şarkıyım/atlas denizlerinden geldim/önümde dalgalar vardı/arkamda dalgalar/dalgalar bitince/ben de biterim

İlginizi Çekebilir

bilimkurgu animesi

Eskilerden İzlenesi 10 Bilimkurgu Animesi

Gözden kaçmış ve uygun bir yerelleştirme veya özel bir yayın hizmeti almadığı için unutulmuş zengin …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et