bilimkurgu kulubu

Röportaj adrian-tchaikovsky

Tarih: 20 Ocak 2021 | Yazar: Gökhan Karagül

0

Adrian Tchaikovsky İle Röportaj

Yerli bilimkurgu okurları, asıl adı Adrian Czajkowski olan Adrian Tchaikovsky ile 2016 yılında Arthur C. Clarke Ödülü kazanan ve geçtiğimiz temmuz ayında da Eksik Parça Yayınları tarafından basılan romanı Zamanın Çocukları sayesinde tanışma fırsatı buldu. Yazar ilk romanı “Empire in Black And Gold”u 2008 yılında yayımlamıştı. Yakın zamandaysa “Doors Of Eden” ve “Dogs Of War” serisinin ikinci kitabı “Bear Head” yurtdışındaki raflarda yerini aldı. Umarız bu kitapları da yakın zamanda okuma şansı buluruz.

Psikoloji ve zooloji eğitimi alan yazar, aynı zamanda bir oyunsever.

ABD’deki Middletown Halk Kütüphanesi bünyesinde faaliyet gösteren Bilimkurgu Kitap Kulübü üyelerinin yazarla gerçekleştirdiği röportajı ilginize sunuyoruz. Keyifli okumalar.

Kendini Yok Eden Başka Uygarlıklar

Jessica Anderson: Zamanın Çocukları 3. bölüm ne zaman çıkıyor?

Adrian Tchaikovsky (A.T.) Yani, henüz yazmayı bitirmedim, sonra yayınlaması için birini bulma işi var, sonra tüm o sıkıcı editörlük işleri falan. Yani daha vakit var diyebiliriz. (Gülüyor)

Bryan Stewart: Fermi Paradoksu’na getirdiğiniz en makbul yanıtınızı merak ediyorum. Sizce yaşam süremiz içinde dünya dışı yaşam ile bir temas görecek miyiz?

A.T. Yaşlandıkça bu konuda daha kötümser hale geldim (ve tabii kişisel olarak bizim “yaşam süremizin” her gün azalıyor olmasının etkisi de var bu kötümserlikte). Hayatın evrende yaygın olduğuna inanıyorum, ama evren çok büyük olduğundan, iki türün birbirinin varlığından haberdar olmasına engel olacak muazzam, geçilemez uzaklıklar olabilir.

Kötü bir günümdeysem, bizim şu an yaptığımız gibi yeterince gelişmiş bir uygarlığın da muhtemelen kendini yok etmekte olduğunu düşünürüm. İyi bir günümdeysem, dünya dışında yaşam bulma arayışımızın bize benzer canlılar bulma fikrine çok fazla dayandığını düşünürüm. Evrendeki arka plan gürültüsü içinde bir yabancı uygarlığın sinyali kolayca dikkatimizden kaçabilir ya da biz onları yanlış yerde arıyor olabiliriz.

Bryan Stewart: Artemis Projesi ve Ay’ı kolonileştirme planlarına dair herhangi bir fikriniz var mı?

A.T. Bu konuda cahilim diyeceğim kadar çok az şey biliyorum. Öte yandan Mars ya da muhtemelen önünde sonunda yaşanabilir hale getirilecek olan büyük gaz devlerinden birinin uydusu gibi büyük yerler varken Ay’da koloni kurmak faydalı olur mu emin değilim.

Bir Düşünce Deneyi

Mel Powell: Uzaylı yaratıklarınızı örümceklere ve diğer çok bacaklı türlere dayandırmanıza ne sebep oldu?

A.T. : * Yeterince * bacak olsun lütfen. (Gülüyor) Ben hep insanların sevmediği yaratıklarla özdeşim kurdum. Örümcekler kadar sevilmeyen başka bir şey bulmanız da zordur. Omurgasızların çoğunu, özellikle eklembacaklıları seviyorum.

Shadows of the Apt’de böcek -insanlarla başlamıştım ve ardından Portia cinsi örümceklerine ve onların olağanüstü derecede karmaşık davranışlarına dair bir şeyler okudum. Zamanın Çocukları, “sıçrayan örümcekler doğal olarak evrim geçirselerdi nasıl olurdu” üzerine bir düşünce deneyiydi. Ayrıca empati, duygudaşlık üzerine bir hikayeydi bu. Eğer insanların bir örümcek için duygulanmasını sağlamışsanız, işinizi iyi yapmışsınız demektir.

Eva Sable: Büyürken neler okudunuz? Sizde yazar olma arzusu uyandıran ya da çalışmalarınızda ilham aldığınız yazarlar var mı?

A.T. : Büyürken beni en çok etkileyen tek yazar Diane Wynne Jones’du. Olağanüstü iyi bir yazar kendisi. Kitaplarının birçoğunda, bir hikayede neler “yapabileceğime” dair bir anda gözlerimi açan sağlam şaşırtmacalar vardır.

Diğer ilk etkilendiklerim Terrance Dicks ve Ejderha Mızrağı yazarları Weis ve Hickman’dı. Bana gerçekten ilham veren, “onlara yaklaşamam bile” dediğim sonraki okumalarım arasında Gene Wolfe, Mary Gentle ve Peter S. Beagle yer alıyor.

Vikrant Rana: Sizi etkileyen, en sevdiğiniz kurgusal dünya hangisi?

A.T. : Aliette de Bodard’ın Xuya kısa romanları ve kısa öyküleri güzeldir, hem kendi kültürel geçmişini hem de etkileyici hayal gücünü yansıtan güzel farklı fikirlerle dolu bir bilim kurgu ortamı vardır eserlerinde. RJ Barker’ın The Bone Ships kitapları da olağanüstü derecede iyi düşünülmüş bir fantezi dünyası sunuyor. Yazar yarattığı dünyanın özelliklerinin o dünyada yaşayanların hayatlarını nasıl şekillendirdiği üzerine oldukça düşünmüş.

Hayal Gücünü Boşa Harcamak

aliens sci-fi

David Stuckey: Bir Fransız biyolog bir keresinde şöyle demişti: “Dünya dışı hayat büyük olasılıkla bilindik parçaların bilinmedik kombinasyonlarından oluşuyor”. Buna katılıyor musunuz, katılmıyorsanız dünya dışı yaşamların biçimlerine yaklaşımınız nasıldır?

A.T. : Emin değilim açıkçası. Ama kesinlikle bilindik parçaların bilindik kombinasyonlarından oluşmayacağını düşünüyorum. Kurgu ile uğraşanlar arasında insana benzerlik ilkesine ve insan benzeri uzaylılara karşı hâlâ büyük bir eğilim var. Yeryüzündeki yaşamın çoğunun insana benzer olmadığını dikkate alırsak, hayal gücünü boşa harcamak gibi görünüyor bu. Bence büyük ihtimalle parçaların kendileri de bilindik olmayacak, ama belki bunların arkasındaki ilkeler tanıdık olabilir – enerji ihtiyacı, atıklardan kurtulma, çoğalma ihtiyacı gibi. Bunların yeryüzündeki yaşamın işleyiş şekline benzer bir şekilde işlemesi de gerekmiyor.

Anne-Marie Caroline Kramer: Polonyalı kökleriniz yazım tarzınızı ve yazı konularınızı etkiledi mi?

A.T.: Bloody Deluge adında, Polonya’da geçen kıyamet sonrası bir kısa roman yazdım, roman ağırlıklı olarak Polonya tarihine dayanıyordu. Oradan buradan Slav isimleri ve karakterleri alıp kullanmaya da meyilliyim. Ayrıca Shadow Of The Apt romanımda 20. yy. tarihinin bir miktar yansıması var. Orada Polonya analojileri bulmanız mümkün (Varşova ayaklanmasının bir yansıması örneğin)

Erik Wilkenfeldt: Çocukken hayvanları izlemeyi ve hayvanlar hakkında kitap okumayı seviyor muydunuz? Zoolog olmayı istemiş miydiniz?

A.T.: Hayvanların hayatımda her zaman özel bir yeri oldu. David Attenborough ve Gerald Durrell benim büyük kahramanlarım ve Doğa Tarihi Müzesi dünyadaki en sevdiğim yer.

Charles Williams: Leeds’de en sevdiğiniz yerler nereler?

A.T.: Elbette Kraliyet Zırhları Müzesi. Ve aşikar yoğunluğum nedeniyle uzun zamandır gidemediğim oyun dükkanı Travelling Man. Bunlar dışında prensip olarak belli yerlere bağlı olmama eğilimindeyim.

Europa Uydusunda Yaşam Olabilir

Charles Williams: Bilim dünyasındaki son keşiflerden sizi en çok heyecanlandıranlar hangileri?

A.T. : Europa ve diğer gaz devi uydularına bize tatmin edici sonuçlar yollayacak sondalar göndermelerini bekliyorum. Güneş Sistemimiz içinde bir yerlerde yaşama rastlayacaksak buralarda bulabileceğimizi düşünüyorum. Venüs’teki olası yaşam işaretleri ile ilgili haberleri takip ediyordum ama oradan ses çıkmayacak gibi.

Vinca Russell: Çok üretken bir yazarsınız. Bilimkurgu ve fantastik türlerinde birçok farklı seri yazdınız. Bu türlerde yazarken en çok zevk aldığınız ve sizi en çok zorlayan şeyler neler? Bu iki türe yaklaşım tarzınızda farklılıklar var mı?

A.T. : Her iki tür de farklı zorluklar ve farklı tatminler sunuyor. Shards Of Earth gibi daha az gerçek bilim içeren bir uzay operası yazmak fantezi yazmaya benziyor. Çünkü bir şeyler uydurma konusunda daha özgür oluyorsunuz. Zamanın Çocukları gibi bir katı bilimkurgu yazarken daha titiz bir işçilik gerekiyor. Çünkü o zaman mümkün olduğu kadarıyla “gerçek olanla” çalışıyorum. Tabii en çok iş Doors Of Eden’da olduğu gibi, günümüzde ve gerçek dünyada geçen şeyler yazarken çıkıyor. Çünkü bunun için yapılan araştırmalar son derece zahmetli oluyor.

Vinca Russell: Yazdığınız tüm farklı dünyaların takibini nasıl yapabiliyorsunuz? Hepsi çok iyi geliştirilmiş görünüyor!

A.T: Dürüst olmak gerekirse, bunun yapabildiğim bir şey olduğunu düşünüyorum, zihnimin çalışma şekli böyle. Uzun bir süre boyunca rol yapma oyunları oynamış olmamın da yardımı dokunmuştur muhtemelen.

John Grayshaw: Yazma sürecinizde RPG (Rol Yapma Oyunları) ve LARP (Canlı Aksiyon Rol Oynama)’ı nasıl kullandığınızı bize anlatır mısınız? Ve hala oynuyor musunuz?

A.T.: Bir süredir LARP oynamıyorum ama şu sıralar birkaç kağıt ve kalem oyunu oynuyorum ve yürütüyorum. Oyun oynamanın ve özellikle de oyun yöneticiliği yapmanın karakter, anlatı ve dünya inşa etme konusunda pek çok beceri kazandırabileceğini düşünüyorum ve bence onlar olmasaydı şu an olduğum yazar olamazdım.

Yazar Olma Anı

yazar

John Grayshaw: Ne zaman bir yazar olmayı başardığınızı hissettiniz?

A.T. : Küstah ve doğru cevap “böyle hissettiğim zaman sorarsın bunu” olsa da öte yandan bu cevap beni, bu yola çıkmış ama henüz başaramamış yazarların önüne geçmişim gibi gösteriyor. Dürüst olmak gerekirse, Zamanın Çocukları ile Clarke Ödülünü kazanmak büyük bir seviye atlama deneyimiydi, ancak nesnel bir bakış açısıyla bakarsak, tam zamanlı çalışmayı göze alabildiğim ve sadece yazma kazancımla hayatta kalabildiğim zaman böyle hissettim diyebiliriz.

John Grayshaw: Tam zamanlı yazmaya başlamanızı mümkün kılan neydi?

A.T.: Para. Kelimenin tam anlamıyla sadece bu. Kitaplarım yeterince iyiydi demek ki faturaları ödeyecek ve bizi doyurup güvende tutmaya yetecek kadar kazanabildim. Kitaplar hala kazandırıyor ama bir gün bunu yapamayabilirler.

Zamanın Çocukları’nın Başarısı Şaşırtıcıydı

John Grayshaw: Zamanın Çouckları Serisinin başarısı sizi şaşırttı mı?

A.T.: Kitabın garip bir başarı eğrisi vardı. İlk yıl kitaptaki örümcek kıçları, etkilenmediklerini söyleyen incelemeler ve düşük satışlar yüzünden dibe çakıldı. Sonra Clarke ödül listesine girdiğinde etkisi çığ gibi arttı. Ki bu hiçbir şeyi garanti eden bir durum değildi. Dürüst olmak gerekirse, ortada yayımlanmasını garanti edecek bir anlaşma yokken yazmıştım kitabı. Yani evet, şok oldum açıkçası.

John Grayshaw:Dogs of War” kitabındaki biyoformlar ile günümüzdeki veya yakın gelecekteki askeri teknoloji arasında ne gibi paralellikler görüyorsunuz?

A.T. :Rex & Co şirketinin askeri konuşlanmasındaki ana mesaj, insan olmayan askerlerin, korkunç eylemlerde bulunurken kavramsal olarak sizin elinizi temiz tutmanızın bir yolu haline gelmesidir. “Nasıl? O dron bir köyü mü bombaladı? Robot polis arabanız o protestocuların üzerinden mi geçti? Cık cık, robotların programlarını hatalar için kontrol etseniz iyi olur.” Kesinlikle sizi bir askeri mahkemeye veya sivil mahkemeye götürmez bunlar. Şu anda, robotlar ve insansız hava araçları rotasına gidiyoruz (Ki Dogs Of War kitabında olağanüstü bir şekilde başarısız olup biyoformların önünü açıyorlar) ve bu araçlar, tam olarak aynı şekilde aşağılık eylemlerde bulunmak isteyenleri cezbedecek. Otonom silahlar, askeri organizasyonlar için inandırıcı inkar olanağı yarattı.

“Psikoloji Alanı Bende Hayal Kırıklığı Yarattı”

John Grayshaw: Zooloji ile psikoloji okudunuz ve bir avukattınız. Tüm bunlar yazınızı nasıl etkiledi?

A.T.: Psikoloji ve zooloji sandığınız kadar çok etkilemedi. Psikolojinin odak noktasının insanların nasıl düşündüğünü araştırmaktan ziyade istatistik sonuçları üzerinde hokkabazlık yapmaya yöneldiğini görmek beni hayal kırıklığına uğrattı. Hukukun bana ilginç bir bakış açısı kazandırdığını düşünüyorum. Hukuk, çoğu zaman pek çok insanın üstünde düşünmediği ancak işlerin nasıl yürüdüğünü büyük ölçüde şekillendiren, toplumun görünmeyen kısmıdır. Bu nedenle Dogs Of War’da büyük bir mahkeme sahnesi ve Shards of Earth’te bir uzay avukatı var. Kurgusal tarzda yeterince temsil edilmeyen bir alan bu.

John Grayshaw: Romanlarınız için ne tür araştırmalar yapıyorsunuz?

A.T.: Genel olarak, ne gerekiyorsa onu araştırıyorum. Zamanın Çocukları için dev örümcekleri araştırdım. Devam kitabı için su dolu uzay gemilerinin fiziğine baktım. Bear Head için (yeni çıktı!) Mars kolonizasyonunu konuşmak için insanlarla bir araya geldim (özellikle harika yazar Simon Morden ile). Doors of Eden için kitaptaki herkesin trafik işaretlerine uyduğundan emin olmak adına Londra’ya birçok defa gitmek zorunda kaldım.

John Grayshaw: En sevdiğiniz güncel bilimkurgu yazarları kimler? Ve neden?

A.T: Gareth Powell, Emma Newman, Aliette de Bodard, Ann Leckie, Kameron Hurley, hepsi çok iyi bilimkurgu yazarları, gerçekten bu alanda çok iyiler. Fantezi edebiyatından konuşurken RJ Barker’dan bahsetmiştim, Aliette’in fantastik dizisi de iyidir, Joe Abercrombie’nin yazılarını da gerçekten seviyorum. Peadar Ó Guilin’in olağanüstü çarpık bir hayal gücü var. Claire North, fikirleri ve tarzıyla çok çok üstün – Harry August’un İlk Onbeş Hayatı ve Sudden Appearance Of Hope beni havaya uçurdu. Ve elbette Justina Robson ve Peter F. Hamilton… Başka birçok iyi yazar daha var.

“Şu Yeni Çocuk”

John Grayshaw: Hangi bilimkurgu yazarlarıyla arkadaşsınız? Bu arkadaşlıkların getirdiği eğlenceli hikayeler var mı?

A.T.: Bilimkurgu ve fantezi topluluğu benim için çok destekleyici oldu. Yazar olarak katıldığım ilk etkinliği hatırlıyorum. Daha önce hiç izleyici olarak gitmemiştim. Yayıncım, etkinliğin yakınındaki bir kulübeye yazarlarını yerleştirmişti ve ben de kendimi Paul Cornell, Peter Hamilton ve China Mieville gibi insanlarla lavaboda bulaşık yıkarken buldum. “Şu yeni çocuk” gibi davranılmaya hazırdım ama herkes son derece misafirperverdi. Zaman geçtikçe karşılığını vermeye çalıştım ben de.

John Grayshaw: Bilimkurgu etkinliklerine gitmekten hoşlanıyor musunuz? Bu etkinliklerde yaşadığınız eğlenceli hikayeler var mı? Veya genel olarak çalışmalarınızla ilgili ilginç okuyucu geri bildirimleri aldınız mı?

A.T.: Etkinliklere katılmam biraz zaman aldı ama evet. İçinde olduğum sektör ve tanıdığım kişiler sayesinde bu toplantılar bana çok tanıdık geliyor ve kendimi güvende hissettiriyor. Ben doğuştan sosyal bir insan değilim ve çevreye uyduğumdan veya işlerin nasıl yürüdüğünden emin olmadığım ortamlarda gerçek zorluklar yaşıyorum. Kitaplarımı seven insanlarla tanışmayı ve kitap okumalarına katılmayı seviyorum. Panellere katılmaktan hoşlanıyorum. En önemlisi, sektörün içindeki eski ve yeni insanlarla buluşmayı, havadan sudan konuşmayı, bir şeyler içmeyi seviyorum. Yazarlık çok yalnız bir iş olabiliyor. Elbette, şu anda hepimiz Zoom’dayız ve bu benim için bir yıldan fazla bir süredir bir etkinliğe katılmadığım için bir tür cankurtaran oldu.

Favorim Dogs of War

John Grayshaw: Eserleriniz içinde favoriniz hangisi ve neden?

A.T.: Dogs Of War. Tam olarak nedenini söylemek zor, ancak romanın yapısı, karakterleri, sesleri ve genel tonunun bir araya gelişi ile ilgili bir şeyler var. Sanırım bunu devam kitabı Bear Head için de söyleyebilirim.

John Grayshaw: Romanlarınız veya hikayelerinizden uyarlanacak bir TV ya da sinema filmi projesi var mı?

A.T: Zamanın Çocukları hakkında konuşulmaya devam ediliyor ve tabii ki bu harika olurdu. Diğer kitaplarım için henüz bir şey yok! Birisi ilgi gösterirse sevinirim. Kim bilir.

John Grayshaw: Yazmak dışındaki hobileriniz neler?

A.T. : Oyun, daha önce bahsettiğim gibi; kağıt-kalem oyunları ve World of Warcraft bağımlılığı. Ayrıca, hastalık riski nedeniyle insanlarla yüz yüze görüşmekten vazgeçtiğim için acı verici olsa da masaüstü oyunlarını da seviyorum.

Yazma Rutinleri

John Grayshaw: Bağlı kaldığınız bir yazma rutininiz var mı?

A.T: Şu anda sabahları yazma eğilimindeyim ve bazen daha sonra ikinci bir yazma seansı da oluyor ama esnek olabiliyorum. Eskiden evden çıkıp kitap kafelerde vb. yazardım, ama şimdi evde devam edebiliyorum yazmaya.

John Grayshaw: Şimdi ne üzerinde çalışıyorsunuz?

A.T. : Şu anda, zaman yolculuğu romanım One Day All This Will Be Yours‘un anlatımı üzerinde hazırlıklar yapıyorum. Children of Memory’nin (şu anki adı) ilk taslağını ve Shards of Earth’ün yeni baskı düzenlemelerini gözden geçiriyorum. Devan kitabı da yayıncılarda. İki farklı tekil romanım daha başka yayınevlerinde. Ve elbette kafamda sıraya giren fikirler var.

John Grayshaw: Gelecek için planlarınız neler?

A.T. : Dürüst olmak gerekirse biraz daha fantezi yazmak istiyorum. Şu anda kesinlikle benden bilimkurgu için bir talep var, ama kılıç ve büyü ile ilgili bir şeyler yapmak iyi olurdu. Bunun ötesinde, gelişmekte olan çeşitli olasılıklar var. Hangisinin ortaya çıkacağını kim bilir.

Kaynak: Middletown Public Library

Etiketler: , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bilimkurgunun sonsuz olasılıklarının ve sanat dallarındaki yansımalarının tutkunu. Okuma müptelası.