bilimkurgu kulubu

Araştırma zaman

Tarih: 5 Şubat 2020 | Yazar: Tuğrul Sultanzade

0

Zaman ve İnsan

Artık 2000 yılına, 2030 yılından daha uzağız. 2040 yılına ise 2000 yılıyla eşit derecede yakınız. 2020 senesi hiç de 2020 gibi hissettirmiyor. Sanki her şey aynı tas aynı hamam, belki de değişiklik henüz anlaşılmayacak bir hızla gerçekleşiyor. Sanırsın her şey uzaylıların kontrolündeki bir simülasyondan ibaretti ama arkadaşlar simülasyonu 2012’den beri kontrol etmeyi bırakmıştı. Şimdi ise içinde bulunduğumuz gerçeklik artık kendi başına kaotik bir şekilde ilerliyor. Bir gün gelip zamanı 2012’ye almaya karar verirler mi acaba?

Şu an için aslında uzaylıların varlığı ispatlansa bile bu günlük yaşantımızda radikal değişiklikler yaratmaz. 140 ışık yılı uzaklıkta bir uzaylı medeniyeti olduğu tespit edilse ne olur? İnsanların büyük kısmı için çok bir şey değişmeyecek. Dünya için de kısa vadede öyle. Bu uzaylılar ile iletişim kurmak için çok daha farklı yöntemlere ihtiyaç duyulabilir. Çünkü onlara gönderilecek herhangi bir mesaj en iyi ihtimalle 140 yıl sonra ulaşacak.

Onlarda teknolojiyi yöneten zümre bu mesajı algılayamayabilir ya da tespit etseler bile kendi ahalilerine bundan bahsetmek istemeyebilirler. Ya da 140 yıl içinde kendi gezegenlerinde bir felaket başlar ve yaşamları kıyamet sonrası bir hale bürünür. Dolayısıyla mesaj boşluğa gitmiş olur çünkü mesajı algılayacak bir teknoloji artık kalmamıştır o gezegende. Bir şekilde mesaj onlara ulaşsa, onların bunu çözüp bir cevap vermesi de uzun yıllar sürer ya da mesajı yanlış biçimlerde yorumlayarak kitlesel bir histeriye kapılabilirler. Bu süreçte insanlar da uzaylılara olan ilgilerini yitirebilir. Belki de o gezegenin yalnızca değişik dalgalar yayan egzotik bir gökcisminden ibaret olduğuna karar verirler.

Sahiden, bu gerçeklikte, uzaylılarla temas edilecekse ancak bu kadar olur. Uzaylı temasından daha ürkütücü olan şey, tekrardan 2010’lu yılları yaşamak zorunda kalmaktır. Zaman bir şekilde 2012’ye geri dönse, dünya şimdikinin tıpa tıp aynısı mı olurdu? Her şey aynı şekilde mi ilerlerdi? Üçüncü Dünya Savaşı patlak vermez miydi? Zombi salgını baş göstermez miydi nihayet? Ya da teknoloji şimdiki düzeyinde mi olurdu? Peki moda ya da sanat ya da edebiyat… bunlar hep aynı mı kalırdı?

zaman

Mesela durmadan yeni akıllı telefon modelleri çıkar mıydı? İnsanların oyun tercihleri nasıl olurdu? Oyun dünyasındaki en kaliteli grafik, Playstation 2 oyunlarınınkinden öteye geçemeseydi ya da herkes Knight Online, Travian tarzı oyunlar oynamaya devam etseydi? Gerçi bu tarz oyunlar kendi dönemlerindeki internet kullanıcılarına hitap ediyordu. Beklemek, sabretmek ve gelişimi izlemek… sonra alınan fevri bir kararın ardından yaptığın tüm şeylerin çöpe gitmesini seyretmek…artık dünyada her şey bu kadar hızlıyken ve kaybedilen şeylerin yerine hemen yeni bir şeyler koyabilmek mümkünken böyle oyunlar daha ne kadar sürebilir?

Bir oyun, oyuncuyu ya kendi hızına adapte etmeli ya da dünyanın hızına adapte olmalı… oyunları bir köşeye bırakalım, dünya 2012 yılına geri dönse bilimkurgu piyasası nasıl devam ederdi acaba? Yeni bir edebi türle karşılaşır mıydık? Ya da edebiyatta artık bir daha aşılması zor bir zirve fethedilir miydi? Sosyal medya bugünkü gücüne ulaşır mıydı?

zaman ve insan

Düşündükçe insanın aklına yeni şeyler gelip duruyor. Zaman bir şekilde 2012’ye geri dönse ve bu güne dair bildiğimiz her şeyi unutsak, dünya acaba nasıl devam ederdi? Artık insanlar gelecekte yaşıyorlar. 2020 yılı geleceğin ta kendisi. Siberpunk yer yer gerçek olmuş durumda. Yüksek teknolojili, sefil hayatlar… artık uzay ve yıldızlar ile alakalı bayık bilimkurgular insana yetmiyor. Belki de bilimkurguyu geçmişte aramak gerekli.

İnsanların dil özelliğini geliştirmediği bir dünya nasıl olurdu? İnsanlar bir şekilde hayvanlarla iletişim kurabilir miydi bu şekilde? Ya da ahtapotların da zihinsel bir evrim sonucu insanlar kadar kabiliyetli olduğu bir dünyada yaşam nasıl gelişirdi? Ya arabalar hiç icat edilmeseydi? Ya sanayi devrimi hiç olmasaydı? Ya Türkler Viyana’yı fethetseydi? Ya Anadolu’daki birliği Osmanoğulları değil de başka bir beylik tamamlasaydı? Ya Türkler Amerika’da koloniler kursaydı? Muscle car tasarımları Türkomerikanlardan çıksaydı? New York, Yeni İzmir olsaydı? Naziler asla yenilmese ve harpte tarafsız kalan Türkomerika ile soğuk savaşa girseydi?

zaman

Uzay yarışı Aryanlar ve bir zamanlar geniş stepleri kasıp kavuran süvarilerin torunları arasında geçseydi. Satürn uyduları 2000li yıllara kalmadan egzotik itiş teknolojileri sayesinde kolonileştirilmeye başlasaydı? Ya da bunları geçelim, neandertallerin ve diğer insan türlerinin soyu tükenmemiş olsaydı, bu gün nasıl olurdu? Mizantropi bir yönetim biçimi hatta din olsaydı ve insanlık iğrenç bir tür olduğuna karar verip törensel bir intihara başlasaydı? Büyük Filtre’ye takılıp asla ötesine geçmeseydi?

Zaman ve insan şu ana kadar kainatta duyulmuş en renkli şarkı olmalı.

Etiketler: , , , , , ,


Yazar Hakkında

Rüya ve gerçeklik arasında sürüklenen bir göçebe. Uçsuz bucaksız doğum öncesi steplere ve de aklın ötesindeki uğultuya vurgun. Gizemli, eksantrik ve aykırı olana karşı varoluşunun başından beri bir çekim duyuyor. Bilincin nereye kadar sürdüğünü, nereye uzandığını ve pazartesi sabahları kavuştuğu o menhus şeklin kaynağını merak ediyor.