bilimkurgu kulubu

Araştırma

Tarih: 18 Nisan 2020 | Yazar: İsmail Yiğit

1

Yitik Bir Siber Ütopya: Sovyet İnternetine Ne Oldu?

Günümüzde bilgisayar teknolojilerini, Pentagon’un desteği sayesinde kapitalizmin yarattığı bir ürün olarak görmek yaygın olsa da, işin aslı 1960’ların Sovyetler Birliğinde (SSCB) bilgisayarları “komünizmin makineleri” olarak gören ve kendilerine ait bir küresel enformasyon ağı vizyonu ortaya koyabilmiş bazı bilim insanları ve mühendisler mevcuttu.

İranlı sanatçı Bahar Noorizadeh (Nurizade) (1), “After Scarcity” (Kıtlıktan Sonra) adlı bilimkurgu video projesinde (2) 1950ler-1980lerin Sovyet sibernetikçilerinin tamamiyle otomatik planlı bir ekonomi kurmaya dönük çabalarının izini sürüyor. Bu çabaları alternatif bir tarih olarak sunarak, sosyalist sibernetik deneylerin ekonomik potansiyeline ve günümüzün baskın finansal dünya görüşüne meydan okuma güçlerine bakıyor.

Geleceğin alternatif anlatılarına dair arayış içinde bulunan dünyanın dört bir tarafından daha pek çok sanatçı, spekülatif tasarımcı ve araştırmacı gözlerini Sovyet sibernetik tarihine çevirmiş durumda. Noorizadeh de video filminde izleyicilere “Bilişimden nasıl faydalanmalıyız ki şu an içinde yer aldığımız dijital feodalizm durumundan kurtulalım ve yeni olası ütopyalara kanatlanalım?” sorusunu yöneltiyor.

Bir yandan, böylesi bir alternatif internet, tarihin akışını acaba nasıl değiştirirdi sorusu akla geliyor. Komünist Parti ve Sovyet askeri güçleri bu yeni teknolojiyi neler yapmak için kullanırdı? Sovyet interneti dijital bir tiranlık yaratır mıydı? Eğer SSCB kendi internetine sahip olsaydı, petrol fiyatlarındaki düşüşe (1973’teki OPEC küresel petrol krizi kast ediliyor, Ajda Pekkan’ın meşhur “Petrol” şarkısı da bu kriz döneminde yaşanılanlara bir göndermedir, ç.n.), Prestroyka (Yeniden Yapılanma) ve Glasnost (Şeffaflık) politikalarına nasıl tepki gösterirdi? 1991’deki dağılmaya ve dönüşüme nasıl bakardı? Ve eğer bugün bildiğimiz internetin yerine 1960’lardan beri gelişen bir Sovyet alternatifi geçseydi Soğuk Savaş nasıl gelişip sonlanırdı?

Diğer yandan, bu mirası araştırmak bizlere bu gerçekleşmemiş dijital sosyalizmin ideallerinin gündelik yaşantılarımız üzerinde ne gibi etkilerde bulunabileceği tahayyüllerini aşılıyor. Noorizadeh’in çalışması, Lenin’in meşhur formülasyonu olan “Komünizm, Sovyet gücü artı bütün ülkenin elektriğe kavuşturulmasıdır” cümlesinin, blockchain (blok zincir) (kripto paraların dayandığı ana teknoloji, ç.n.) ve IoT (Şeylerin İnterneti) dünyasında kulağa nasıl geldiği hakkında düşünmemizi sağlıyor.

Sibernetik Yüzüyle Komünizm

SSCB, siber-sosyalizm deneyleri yürüten yegâne ülke değildi. 1970’te, Salvador Allende yönetiminde Şili hükümeti, İngiliz sibernetikçi Stafford Beer’ı “Cybersyn Projesi” adı verilen bir bilgisayar sistemi kurma noktasında görevlendirmişti. Fakat, Agusto Pinochet tarafından gerçekleştirilen şiddet dolu askeri darbe neticesinde bu vizyon iptal edilerek proje de askıya alınmak zorunda kalındı.

Sibernetik yüzüyle bir Sovyet komünizmi fikrini ateşleyen şey, 1960’ların başlarında SSCB’deki ekonomik sıçramaydı. Büyüyen bir ekonomiyi kontrol etmek, üretilen muazzam veriyi işlemek şimdi çok daha zordu ve farklı sanayi kollarını eşzamanlı çalıştırmak neredeyse imkansızdı. Açıkça anlaşılmıştı ki kamu yönetiminin gerektirdiği görevler bilgisayarlar ve endüstri kontrol sistemleri (ICS: Industry Control Systems) tarafından işletilmeliydi, tıpkı o dönemde hali hazırda savunma sanayisinde yaygın şekilde olduğu gibi.

Sovyet Sibernetiğinin Kralı

Dnepr bilgisayar kontrol masasında Victor Glushkov. Soldan sağa: Boris Timofeev, Volodymyr Skurihin, Lyudmyla Korytnaya, Leonid Zhuk, Volodymyr Kalenchuk, Victor Glushkov, Boris Malinovsky, 1960.

Noorizadeh’in “Kıtlıktan Sonra” videosu, Ukrayna Bilimler Akademisi’ne bağlı Sibernetik Enstitüsü’nün (3) yöneticisi ve vizyon sahibi bir matematikçi olan ve ufukta beliren ekonomik durgunluğa karşı Sovyetleri yönlendiren Victor Glushkov figürü üzerine odaklanıyor. Glushkov’un sayesinde, ülke belli başlı üniversitelerde alanlarında özelleşmiş yeni enstitülerin ve departmanların ortaya çıkışını görmüştü. Bu birimlerin tek bir ortak hedefi vardı: yeni bilgisayar ve ICS (endüstri kontrol sistemleri) uzmanlarını yetiştirmek.

Video filminde Noorizadeh şöyle diyor: “Stalinistlerin sibernetiği bir burjuva sözde-bilimi olarak görüp karşı çıkmasına rağmen, merkezi planlı ekonominin artan bürokratik talepleri SSCB’yi absürd bir yönetsel aygıta çevirmekle tehdit ettikçe Victor Glushkov gibi sibernetikçiler daha çok ön plana çıkıyordu.

Glushkov’un en büyük pratik hedefi, OGAS adı verilen “Hesaplama ve Veri İşleme –Bilgi Sayım-  Ulusal Otomatik Sistemi”ni (National Automated System for Computation and Information Processing) yaratmaktı. Yaklaşan ekonomik durgunluğa karşı ülkenin gelişmeye devam edebilmesi için yegane yolun bu proje olduğuna inanıyordu. Glushkov, bölgesel bir sunucu üzerinden birbirine bağlı binlerce yerel bilgisayarı tasarlamıştı. Bu bölgesel sunucular ağı ulusal çapta eşzamanlı şekilde Moskova’daki ana bilgisayar merkezine bağlanacaktı. Projenin arkasında yatan ana hedef, yönetsel kararların daha önyargısız ve tarafsız alınmasının sağlanması ve sanayi ile ulaşım verimliliğini dramatik ölçülerde artırmaktı.

Ukrayna Bilimler Akademisi’ne bağlı Sibernetik Enstitüsü’nde Glushkov tarafından geliştirilen bir MIR bilgisayarı

Sovyet internetini yaratma yolundaki tek başarısız girişim Glushkov’un projesi değildi. 1959’da, albay mühendis Anatoly Kitov ulusal ekonomi için, geniş ölçekli fabrikalarda ve devlet dairelerinde kurulacak büyük bilgisayar ağlarını birbirine bağlayacak “birleşik bir otomatik yönetim sistemi”nin kurulmasını önermişti. Fakat bu önerisi ne yazık ki o dönemin Sovyet lideri Nikita Khrushcev’in desteğini asla alamamıştı.

OGAS projesinin başarısızlığının ardındaki politik sebepler ve bilgi ile erk arasındaki karmaşık ilişki, bilim tarihçisi Slava Grevich’in InterNyet’teki (Internet kelimesinde, Rusça “hayır” anlamına gelen “nyet” kelimesiyle yapılan bir kelime oyunu, ç.n.) “Sovyetler Birliği Neden Ulusal Ölçekte Bir Bilgisayar Ağı İnşa Etmedi?” başlıklı makalesinde (4) etraflıca ele alınıyor. Gerovich, makalesinde şöyle diyor: “Sibernetikçiler Sovyet hükümetini, kullanım alanlarını hükümetin kendisinin belirleyeceği teknolojik bir araçla reforma tabi tutmayı arzulamışlardı. Bu da son derece doğal bir şekilde, aracın kendisinin dönüşümüyle neticelenmişti: bir reform cihazından çok statükonun sac ayaklarından birine…

ABD’de yayımlanan bir ölüm ilanında Glushkov “Sovyet sibernetiğinin kralı” diye tanımlanmıştı. Kendisinin, ölümünden birkaç ay sonra basılan “Kağıtsız Enformatiğin Temelleri” adlı kitabında (5), Glushkov müthiş öngörülü bir tahminde bulunmuştu: “İleride kağıt baskılı kitaplar, gazeteler ve dergiler artık olmayacak. Herkesin elinde, düz bir ekranla mini bir radyo alıcı-vericisinin bileşimi olacak şekilde elektronik bir defteri olacak. Dünyanın neresinde olursanız olun, defterinizde özel bir kodu tuşladığınızda, devasa veri tabanlarına uzaktan bağlanarak metinlere, görüntülere erişebileceksiniz. Bu yalnızca kitapların, gazetelerin ve dergilerin değil, televizyonun da yerine geçecek.”

Glushkov’un kitabı, aslen matematik kökenli okuyucular düşünülerek yazılmış olsa da, bilgisayar bilimleriyle hiç alakası olmayan geniş bir kitle arasında oldukça popüler oldu. Glushkov ayrıca gündelik hayatta kullanılacak bilgisayar teknolojileri hakkında da spekülasyonlarda bulunmuştu: geleceğin TV setleri, çok fonksiyonlu telefonlar, programlanabilir çamaşır makineleri, elektronik belge yönetim sistemleri, bilgisayar oyunları, sesli komutlarla programlama (Siri veya Alexa gibi kişisel elektronik asistanların prototipi), elektronik gazeteler ve dergiler, ve hatta elektronik para! (Bir Sovyet elektronik para birimi projesi, Glushkov’un ekibi tarafından 1962’de tasarlanmıştı.)

Sovyet “Siberistan”ının Başarısızlığı

Arkasında Siberistan’ın başkenti Sibergrad’ın haritasının olduğu bir Siberistan “pasaportu”

Bir yılbaşı akşamı partisinde, Glushkov’un enstitüsünde çalışanların aklına, robotlardan oluşan bir meclis tarafından yönetilen sanal bir ülke olan “Siberistan” (Cybertonia) fikri geldi. Siberistan heveslileri Kiev ve İlbav (Lviv) kentlerinde konferanslar ve çocukların katıldığı partiler gibi düzenli aktiviteler düzenliyor, broşürler yayımlıyor ve kendi paralarını basıyorlardı. Hatta bir Siberistan Anayasası bile yazmışlardı, fakat bir Sovyet sibernetik geleceğini hayal eden bu spekülatif proje daha sonrasında asla bir daha gün yüzü görmedi.

Medya araştırmacısı Benjamin Peters, 2016’da yayımlanan “Sovyet İnternetinin Kolay Olmayan Tarihi: Bir Ulus Nasıl Ağa Bağlanamadı” adlı kitabında (6) Sovyet interneti projesinin başarısızlığı için bürokrasinin suçlanması gerektiğini açıkça gösteriyor. Dayanışmacı bir araştırma ortamı yaratmak yerine, farklı devlet daireleri ve bürokratlar kendi çıkarlarını gözeterek salt kendi dar gündemleri doğrultusunda hareket ettiler. Sovyetler Birliği’nin kendi internetini yapmakta başarısız olmasının nedeni teknolojisinin yetersizliği veya özel mülkiyet kurumunun yokluğu değildi. Fakat, çıkarları yer yer birbirleriyle çatışan farklı devlet kurumlarının tamamının onayı olmaksızın bu ölçekte bir projenin gerçekleşmesi zaten imkansız olduğu için bunu başaramamıştı.

Peters kitabında şöyle diyor: “İlk küresel ve sivil kullanıma açık bilgisayar ağları, birbiriyle yarışan sosyalistler yerine birbiriyle yardımlaşan ve el birliği içinde çalışan kapitalistler tarafından geliştirildi. Kapitalistler sosyalist gibi davranırken, sosyalistler kapitalist gibi davranmışlardı.”

(Bu noktada, Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in 2015’te çok tartışma yaratan röportajını hatırlamakta fayda var. https://www.theatlantic.com/magazine/archive/2015/11/we-need-an-energy-miracle/407881/ adresindeki röportajında Gates, iklim değişikliğine karşı işleri özel sektörün insafına bırakmadan sosyalist önlemler alınmalı diye önerirken örnek olarak internet teknolojisinin ABD’de ortaya çıkmasını mümkün kılan şeyin özel sektör değil bir devlet projesi olduğunu belirtmişti, ç.n.)

Kaynaklar:

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1982 Ankara doğumlu. Lise eğitimi esnasında TÜBİTAK’ın düzenlediği fizik olimpiyatlarına katıldı, bronz ve gümüş madalya aldı. Üniversite eğitimini Bilkent Elektrik-Elektronik Mühendisliği’nde tamamladı. ODTÜ Avrasya Çalışmaları bölümünde yüksek lisans çalışmaları yaptı. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı ve Sinemart Akademisi’nin Yaratıcı Yazarlık kurslarını bitirdi. Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı lisans programına devam etmektedir.Bilimkurgu öyküleri ve yazıları Agos gazetesi, Kül Sanat, Kafasına Göre dergilerinde ve Bilimkurgu Kulübü internet portalında yayımlandı. Türkiye Bilişim Derneği’nin 2016 yılında düzenlediği bilimkurgu öykü yarışmasında “İhlal” adlı öyküsü üçüncülüğe seçildi. Fabisad'ın düzenlediği 2017 GİO yarışmasında öykü dalında başarı ödülü kazanmıştır.An itibariyle İstanbul’da bir kamu kurumunda bilgisayar sistemleri ve ağ güvenliği alanında çalışmaktadır. İleri derecede İngilizce, orta derecede Rusça ve başlangıç seviyesinde İspanyolca bilmektedir.Parolası: “Daha iyi bir dünya pekâlâ mümkündür!”