starship troopers

Yıldız Gemisi Askerleri’nin Yeni “Savaş Sanatı” Olmasının 6 Nedeni

Savaş Sanatı‘nın hala basılıyor olmasının sebebi generaller ve askerler değil. İş adamları, antrenörler ve avukatların hepsi Sun Tzu‘nun 6. yüzyılın askeri eserinden bir şeyler öğrenmeye devam ediyor. Ancak Savaş Sanatı, çok eskiye dayanan kültürel etkilerine rağmen, özelleşmiş detayların yokluğu sebebiyle sınırlı bir kitap. “Düşmanınızı bilin” ve “savaşmadan kazanın” taktikleri iyidir, ancak bu tür aksiyomlar, bugünün askerlerine robot takım arkadaşını savaşa hazırlanmasında veya bir dijital başlık ekranına hangi bilgilerin yerleştirileceğine karar vermesinde pek yardımcı olmaz. Gelişmiş donanımlara ve ince ayrımlı etkileşim kurallarına sahip modern savaşçılar, teknoloji ile asker, insan ile makine, sivil ile resmi arasındaki dengeyi iyi kurmak zorundadırlar. Böylesi bir bilgelik için askeri bilimkurguya ve özellikle de bu türün harika bir eserine göz atmak yerinde olacaktır.

1959’da yayınlanan Robert A. Heinlein‘in Yıldız Gemisi Askerleri kitabı, deyim yerindeyse şarap gibi yıllandı. Kitap, ağır silahlı ve dış iskeletle kaplı zırhını kuşanıp yabancı örümceksi canlılarla savaşan Johnnie Rico‘nun erken askeri kariyerini anlatıyor. Askerler yörüngeden droppodlar ile birer birer düşerek Gök Amiralinin gösterdiği hedef üzerinde tahribat yaratırlar. Yıldız Gemisi Askerleri, askeri bakış açısından modern savaşçı kültürü üzerine adeta bir tez olmasının yanı sıra, teknolojinin sınırlarını ve piyade savaşının korkunç ihtişamını da anlatan güzel bir macera romanıdır. West Point gibi askeri akademilerin öğrenci adaylarına bu kitabı okumasını tavsiye etmesinin kuşkusuz birçok nedeni var. İşte size, bu kitabın modern savaş sanatına kılavuzluk edebileceğini gösteren altı neden…

1) Savaş Neye Yarar?

bilimkurgu savaş

“Şiddet, tarihte diğer olgulardan daha fazla sorun çözmüştür ve aksi görüş hüsnükuruntulu düşüncenin en kötü halidir.” – Mr. Dubois, Johnnie’nin Tarih ve Ahlak Felsefesi Profesörü

İnsanlar, savaşın sadece israf ve trajik olduğunu düşünmeye şartlandırıldı. Çoğu durumda gerçekten de öyledir. Fakat “Neye yarar? Hiçbir şey” cümlesi oldukça yüzeysel kalıyor. Savaş, pek çok duruma uygulanabilecek bir araçtır: Saldırganlığa karşı saldırganları caydırmak, diktatörlükleri sona erdirmek, soykırımı durdurmak veya ulusun sahip olduğu ticari değerlerin tedarikini korumak gibi. Birisi arabanıza zorla girmek için tornavida kullandığı zaman tornavidayı değil, araba hırsızını suçlarsınız. Aynı şekilde savaş, hükümet politikasının bir uzantısıdır. Politika ne kadar iyi olursa, savaş da o kadar iyi sonuç verir. Fransa’yı fethetmek için istila etmek bir Nazi suçuydu. Fransa’yı kurtarmak için istila etmek ise Müttefiklerin zaferiydi.

En iyi dilek ve huzur dolu niyetlerimize rağmen, eli silahlı bir başkası geleceği şekillendirebilir. İyi niyet ve isteğin birliği Afganistan’da okullar inşa edebilir, ancak eli tüfekli birkaç pislik, biraz benzin ile o okulları kül yığınına dönüştürebilir. Bazen şiddeti daha etkili şiddetle karşılamak, barışa bir şans vermek için gereklidir. Hassas hava saldırılarıyla Kolombiyalı FARC isyancılarının ortadan kaldırılma operasyonunu ele alalım. Bu, akıllıca bir güç kullanımıdır. Akıllıca bir savaş, şiddet döngüsü başlamadan önce onu sona erdirebilir. Sun Tzu, “Uygulamalı savaş sanatında en makbul olan şey, düşmanın ülkesini bütün ve sağlam halde ele geçirmektir, parçalamak ve yok etmek o kadar da iyi değildir.” der.

2) Hareket Kabiliyeti Esastır

“Bir piyade, yalnızca başkası onu bölgeye teslim ederse savaşabilir; bundan dolayı pilotların da bizim kadar önemli olduğunu düşünüyorum.” – Johnnie Rico

Sun Tzu, savaşa başlayan taraf olmanın önemini vurguladı. “Sadece savunulmayan yerlere saldırırsanız, saldırılarınızda başarılı olabilirsiniz” diye yazıyor. Oraya nasıl gideceğine dair ayrıntılara girmiyor; çünkü arabaları ve atları taşıma aracı olarak düşünüyordu. Tilt-rotorlu uçakları ve gemi-kıyı hoverkraftları hayal dahi edemezdi. Ancak Rico’nun buradaki alıntılamasında da görüldüğü gibi, Heinlein sevkiyat savaşının geleceğini gördü. Hareketlilik savaşmak için çok önemlidir. Pentagon‘un, neden Özel Harekat ve Deniz Piyadeleri için V-22 Osprey’i geliştirirken çok fazla zaman, para ve emek harcadığını merak ettiniz mi? Çünkü makinenin yapabileceği her şey orduyu daha hareketli hale getiriyor.

Osprey’nin kabiliyetleri menzili genişletir, hızı yükseltir ve içindeki askerlerin esnekliğini arttırır. Bir savaş sırasında oynadığı rol, düşmanın beklemeyeceği yerlere birlik ve topçu götürmektir. Piyade, düşmanın planlamadığı yönlerden saldırdığında başarılıdır. Uçan arabalar ve yörünge ulaşım sistemleri gibi planlar Pentagon’daki gereksiz pahalı araştırmalar gibi görünebilir, ancak akıllı taktikçiler daima hareketliliğin lojistiğini düşünür. Ulaşım, modern savaşın önemli bir unsuru olarak kalacaktır. Heinlein, 1950’lerde Kore’deki savaş alanlarında helikopterlerin yükselişini gördü ve pilotlar ile yolcular arasındaki artan bağımlılığı doğru bir biçimde öngördü.

3) Odaklanma ve Otomasyon

savaş

“Eğer basit bir askere, izlemesi gereken çok sayıda aygıt verirseniz, daha basit donanımlı birisi- mesela elinde taş balta olan- ona gizlice yaklaşacak ve o daha göstergeleri okumaya çalışırken kafasını patlatacaktır.” – Johnnie Rico

Heinlein burada iki noktaya akıllıca dokunuyor. Birincisi, bilgiyi kontrol etmek ile ilgili. Uzak kameralar, dijital haritalar, uydu iletişim araçları ve dijital hedefleme, savaş alanında yardımcı unsurlar olabilir. Ya da bir pilot, sürücü veya piyadeyi kötü etkileyebilecek bir veri kirliliği yaratabilir. (Gerçek hayattaki versiyonu olan “Land Warrior” ‘u düşünün, her askeri teknoloji ile birbirlerine entegre etme girişimi o kadar da iyi gitmedi.) Ön cephelerde savaşan askerlere sadece en gerekli bilgiler iletilmeli, etrafındaki taktiksel duruma adapte olmalarına zaman tanınmalıdır.

4) Tehlikeli Silah Diye Bir Şey Yoktur, Tehlikeli İnsanlar Vardır

“Belki günün birinde biz olmadan da yapabilecekler. Belki günün birinde miyop gözlere ve sibernetik akla sahip olan kalın alınlı bir çılgın dahi öyle bir silah geliştirecek ki silah yere dev bir delik açıp, kendi askerlerine zarar vermeden düşmanı ölmeye ya da teslim olmaya zorlayabilecek. Bu olay gerçekleşene kadar bu iş ben ve arkadaşlarıma düşüyor” – Johnnie Rico

Robotlar ve uzaktan kumandalı diğer sistemler sürekli daha yetenekli hale geldikçe, cephe birliklerini makinelerle değiştirme konusu daha sık konuşuluyor. Birleşmiş Milletler, Android gelişimine destek veren Savunma Departmanı ve uçak gemilerine kendiliğinden inebilen jetler üretme çabasında olan Deniz Kuvvetleri ile toplantılar düzenliyor. Aslında makinelerin yükselişi, insanları robotlar ile tamamen değiştirmek yerine, robotlarla insanların savaşta birlikte çalışmasına yardımcı olacak yollar bulmakla ilgili oluyor. Neden insanların yerine tamamen robotları getirmiyoruz? Çünkü en gelişmiş makineler bile insan beyninin kapasitesine erişemiyor. En zor görevlerden biri olan rehine kurtarma operasyonunu düşünün. Gizliliğe, ezici güce ve doğru hedefi belirlemeye dayalı zor bir askeri görevden bahsediyoruz. Bir robot bir odaya girip, her yüzü tarayıp, bunu veritabanı ile karşılaştırıp sonra da rehineyi hedeften ayırarak silahını ateşleyebilir mi? Şimdilik bu mümkün değil, ama bir gün olacak. Tabii olsa bile, hesaplama büyük olasılıkla iyi eğitilmiş bir insan kadar hızlı gerçekleşmeyecektir. Daha önemlisi, sonuçlar güvenilir olmayacaktır.

Piyade ince ayrım, esneklik ve zararsız ama ölümcül bir dokunuş gerektiren gelecekteki savaşlar ve askeri görevler için kritik olmaya devam edecektir. Hava droneları, uzun menzilli füzeler ve robotlar döneminde bile bot bağlamaya ihtiyaç duyulacak. Daha geniş bir anlamda bakarsak, insanları bile bile tehlike altına atmak aynı zamanda hükümetin kararlılığının ve taahhüdünün açık bir işaretidir. Bir mesafeden atış yapmak ve yalnızca insansız sistemler kullanmak bu felsefeye zıt bir izlenim bırakabilir. Yıldız Gemisi Askerleri’nin üstüne bastığı şey, tüm teknolojiye rağmen muzaffer bir ordunun kalbinin insanlar olmaya devam edeceği öngörüsüdür. Çavuş kitapta “Tehlikeli silah diye bir şey yoktur, tehlikeli insanlar vardır “ diyor.

5) Başka Bir İsimle Anılsa Bile Yine de Savaş Sizi Öldürebilir

Geleceğin Tarihçesi Güneş Sistemi Savaşları

Washington ve Lahey’deki takım elbiseliler terminoloji üzerinde çok durmaktadırlar. Bugünlerde askeri müdahalede bulunmak için eskisinden daha fazla yol var. Fakat Somali’de insani bir görevdeyken, Irak’ta danışman olarak ya da Afganistan’da bir koalisyon üyesi olarak ölmek arasındaki fark tamamen akademiktir. Zira tehlikeli bir görevde olmamak daha az korkutucu değildir. Hükümet sizi oraya gönderirken savaş ilan etmeye kararlı da değildir. Politikacıların, diplomasiyi askeri harekat ile dengelediklerini unutmamak gerekir.

Problem, terminoloji angajman kurallarını oluşturduğunda başlar, çünkü bu durum savaş alanındaki askerlerin neyi yapıp neyi yapmaması gerektiğini sınırlandırır. Sun Tzu şu şekilde belirtiyor: “Hiçbir lider, sırf kendini tatmin için sahaya asker sürmemelidir.” Kore Savaşı’ndaki gözlemlerini dikkatlice analiz eden Heinlein, dil kullanımının liderlerin askerleri savaşa göndermede ne kadar etkili olduğunu görmüştü.

6) Gerçek Profesyoneller Şiddeti Kontrol Eder

“Savaşın amacı, hükümetin kararlarını silah zoru ile desteklemektir. Buradaki amaç asla düşmanı öldürmek değil, onu istenileni yapmaya zorlamaktır; kontrollü ve maksatlı şiddet. “— Johnnie Rico

Modern silahların menzili ve gücü, tüm şehirleri dümdüz etmeye yetebilir. Ancak böylesine ezici ateş gücünün, özellikle de modern bir küresel medya döneminde fazla işe yaradığı söylenemez. Ayrıca düşmanlar kentsel alanlara sığınarak ve tuzak kullanarak hava gücünün etkisini azaltabilirler. Çözüm yüksek derecede hassaslıktır ve içinde yaşadığımız çağ, yok etmek istenilen hedefi vurma konusunda imkanlarla doludur. Gelişmiş algılayıcılar, uzun süre tetikte bekleyebilen savaş araçları ve anında muharebe hasarı tespit sistemleri savaş sanatının kurallarını değiştirmiştir. Tabii neyin kabul edilebilir hasar olduğunu da.

Bütün bu faktörler şiddeti kontrol etmeyi kolaylaştırıyor. Ancak askerlere şiddetin hangi amaca hizmet ettiğini anlatma görevini siyasetçilere bırakmak gerekiyor. Ve bu durum hiçbir şekilde kolaylaşmadı. Sun Tzu uyarıda bulunarak, “Askerî kapasiteye sahip olan ve iktidar tarafından karışılmayan komutan savaşı kazanabilir” demiştir. Elbette Sun Tzu’nun bu sözleri söylerken uydu iletişimi, 24 saatlik haber akışı veya demokrasi gibi şeylerden haberi yoktu…

Çeviri: Emre Karadeniz | Yazan: Joe Pappalardo

Yazar: Konuk Yazar

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi bilimkurgukulubu@gmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayımlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...

İlginizi Çekebilir

bilim ve bilimkurgu

Bir Teknoloji Katalizörü Olarak Bilimkurgu

Bilimkurgu dünyasında yaratıcılık sınır tanımıyor. Uzak galaksileri hayal etmekten ütopik toplumlar yaratmaya kadar vizyon sahibi …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et