bilimkurgu kulubu

Araştırma

Tarih: 13 Nisan 2020 | Yazar: Murat K. Beşiroğlu

0

Tuhaf Günler

Son 20 yılda, en önemlisi bugünlerde yaşadığımız COVID-19 salgını olmak üzere, oldukça sarsıcı olaylar yaşadık. Bilgisayarların 2000 yılına geçiş aşamasında büyük sorunlar yaratacağı öngörüsüyle yeni milenyuma kaygılı girmiştik. Beklenen kıyamet milenyumun ilk günlerinde olmasa da 11 Eylül 2001 tarihinde gerçekleşti. İslamcı teröristlerin New York’taki ikiz kulelere ve Pentagon’a saldırmasından sonra, bugünlerde olduğu gibi, dünyanın artık asla aynı olmayacağı söylendi. 2007 yılında ABD’de başlayan mortgage kredileri kaynaklı finansal kriz dünya geneline hızla yayıldı ve öyle büyük bir etki yarattı ki kapitalizmin sonunun geldiği konuşulmaya başlandı.

2010 yılında Tunuslu bir gencin kendisini yakmasıyla başlayan ve Arap Baharı olarak isimlendirilen süreç başladı. 2011 yılında Suriye iç savaşı patlak verdi ve iç savaşın yarattığı otorite boşluğundan yararlanan IŞİD geniş bir coğrafyada hakimiyet kurarken dünyayı şoke eden eylemlere girişti. 2013 yılında ülkemizde Gezi Parkı olayları yaşandı ve tüm yurda yayılan sokak gösterileriyle muhalefet Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarına tepkisini ifade etti. 15 Temmuz 2016 tarihinde Fethullahçı Terör Örgütü ABD’nin desteğiyle Türkiye’de bir darbe yapmaya kalkıştı ve anayasayı rafa kaldırdığını ilan etti. Bu alçakça girişim o gece bastırıldı ve ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edildi. 2020 yılına hepimizi fazlasıyla üzen Elazığ depremiyle başladık ve uzunca bir zamandır COVİD-19 salgınıyla mücadele ediyoruz.

Sık sık dramatik olaylarla karşılaştığımız tuhaf günler yaşıyoruz. Değişimin hızının ve kapsamının kontrol edilemediği, olayları anlamakta zorlandığımız ve öngörü yapamadığımız bir zaman dilimi. Salgın hastalıklar, siyasi belirsizlikler, ekonomideki dalgalanmalar ve dijital dönüşüm gibi birçok etken VUCA döneminde olduğumuzu gösteriyor. Soğuk Savaş’ın bitmesi sonucunda yeni dönemi tanımlamak için ilk olarak ABD ordusu tarafından ortaya konulan VUCA kavramı, çağımızın şartlarını tanımlamak için giderek daha fazla kullanılmaya başlandı. VUCA, oynak (volatile), belirsiz (uncertain), karmaşık (complex) ve muğlak (ambigious) sözcüklerinin ilk harflerinden oluşuyor.

VUCA’nın bileşenleri kısaca açıklayacak olursak;

Oynaklık (Volatility): Çevredeki değişikliklerin sık ve şiddetli olması biçiminde tanımlanabilir. Oynaklık, tecrübeyle oluşmuş öngörü mekanizmalarının yokluğuyla hızlı uyum sağlamayı gerektiriyor. Değişken ortam, değişime hızla adapte olan bireylerin öne çıkmasına yol açıyor.

Belirsizlik (Uncertainty): Geleceği tahmin edememe olarak tanımlanabilir. Belirsizlik, karar verme yeteneklerini bulanıklaştırarak stratejik planlamada gecikmelere neden oluyor.

Karmaşıklık (Complexity): Oluşan durumların nedensellik analizinde güçlük çekilmesini ifade ediyor. Her şeyin her şeyi etkilediği bir dönemde hangi faktörün diğerini tetiklediği tahmin etmek iyice güç hale geldi.

Muğlaklık (Ambiguity): Ortamdaki belirsizlik, olayları ve verileri düzgün şekilde yorumlamada zorluk yaratıyor. Bu kapsamda, gerçekleşen olayları anlamlandırmak güçleşti.

Strange Days

Sanatçılar güçlü sezgileri sayesinde gelecekte olacaklar hakkında bizlere ipuçları verirler. 2000 yılının hemen öncesinde geçen Strange Days filmi, bugünün kaotik dünyasını önceden haber verir gibiydi. Filmde eski bir polis olan Lenny Nero izleyene kaydı yapanın kayıt sırasında hissettiklerini aktaran CD’lerin ticaretini yapmaktadır. Bu sırada filmin geçtiği Los Angeles’da Afro-Amerikalılarla polis ve ordu birlikleri arasında durmaksızın süren sokak çatışmaları yaşanmaktadır. Philip K. Dick‘in öykülerinden esinlenerek yazılmış olan filmin konusuyla birlikte uyandırdığı duygular da günümüzün dünyasını işaret eder nitelikte.

Bu dönemde geçmiş tecrübeler ve ezberler dünyada olup bitenleri anlayabilmek için yeterli olmuyor. Ayakta kalmak için makul riskleri alabilmek, belirsizlik ortamında hızlı karar almak ve yeniliklere hızla adapte olabilmek gerekiyor. Tanımlanan bu yeni dönemde hayatımızı nasıl sürdüreceğiz? Geçmişte çok önemli olan kumanda ve kontrol, bu karmaşa içerisinde önemini yitiriyor. Birçok olay kontrolümüzün dışında gelişiyor ve bunu kabullenmek zorunda kalıyoruz. Liderler bir şeylerin gerçeklemesinde fiilen çalışan insanlar olmaktan çıkıp kendi dışındaki faktörlerle şekillenen değişimi yönetmeye çalışır hale geldiler. Başkalarına güven duyup inisiyatifi onlara bırakabilmeleri gerekiyor.

gelecek

Yukarıda yazdıklarım yıllar önce aldığım bir eğitimde oynadığımız hacıyatmaz oyununu aklıma getirdi. Oyunda bir kişi ortada ayakta duruyor ve çalışma arkadaşları çevresine bir halka oluşturacak şekilde diziliyorlar. Ortadaki kişi bir hacıyatmaz gibi vücudunu hiç bükmeden kendisini geriye doğru bırakıyor. Arkadaşının onu yakalayacağına, yere düşmesine izin vermeyeceğine güvenmek zorunda. Klasik düşünce kalıplarının VUCA doğrultusunda değiştirilmesini kabul etmek her babayiğidin harcı değil. Başarı sağlayacağı şüpheli yeni yöntemlerin yeni fırsatlar oluşturabileceğini kabul etmek, hacıyatmaz oyununda kendisini geriye doğru boşluğa bırakamayan bireyler için oldukça güç. Oynaklıkla başa çıkmak için yüksek oynaklığın gerçekleşmesi halinde olacaklara hazır olmak, bunun için gerekli kaynakları önceden ayırmış olmak gerekiyor. Belirsizlikle başa çıkmanın en iyi yolu bilgiye yatırım yapmak, sürekli öğrenmek, öğrendiklerini paylaşmak. Böylece potansiyel risklerden erkenden haberdar olmak mümkün olabiliyor.

Ne kadar yetenekli ve çalışkan olursa olsun bir bireyin resmi bütünü hakkında yeterli detayda bilgi sahibi olması mümkün değil. Karmaşıklık probleminin üstesinden gelmek için ilgilenilen konunun uzmanlarını bulmak, onlara güvenmek, tavsiyelerini dinlemek ve onlara inisiyatif verebilmek gerekiyor. Muğlaklık geleneksel yaklaşımlarla üstesinden gelinebilen bir sorun değil. Bilmediğiniz birçok değişken olduğu için net bir planlama yapamıyorsunuz. Muğlak durumlarda en iyi işleyen yöntem çok sayıda küçük deney yapmak. Elde edilen sonuçlara göre denenen konsepti genelleştirmek muğlaklığın üstesinden gelmek konusunda bizlere yardımcı oluyor.

Yukarıda tuhaf günlerden geçmekte olduğumuzu söylemiş ve Strange Days (Tuhaf Günler) filmine atıfta bulunmuştum. Los Angeles’da doğmuş olan bir şarkıcı ve şair olan Jim Morrison‘ın Strange Days adında bir şarkısı var. Strange Days şarkısının sözlerine yer vererek The Doors‘u anmış olalım.

Tuhaf günler bizi buldu,
Tuhaf günler izimizi sürdü,
Yerle bir edecekler
Sıradan eğlencelerimizi
Çalmaya devam edecek,
Ya da yeni bir kasaba bulacağız.

Tuhaf bakışlar tuhaf odaları doldurur,
Sesler yorgun sonlarını işaret edecekler
Ev sahibi sırıtıyor,
Konuklar uykudalar günahtan,
Günahtan söz ettiğimi duy
Ve bilirsin bunun o olduğunu

Tuhaf günler bizi buldu
Ve tuhaf saatler boyunca,
Yapayalnız dolaşmaktayız,
Vücutlar şaşkın,
Hatıralar hırpalanmış,
Günün elinden kaçarken,
Taştan, tuhaf bir geceye.

İçinden geçtiğimiz bu tuhaf günleri temkinli bir iyimserlik hali içinde geçirmeniz dileğiyle…

Yararlanılan Kaynaklar:

Etiketler: , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1971 Trabzon doğumlu. 1994 yılında Gazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Özel bir bankada 21 yıl uzman ve yönetici olarak çalıştı. Ogox, Aşk Algoritması, Rüya Sanatçısı, Dördüncü Dünya ve Schrödinger'in Papağanı kitaplarının yazarıdır. Bilimkurgu öykü ve romanları yazmaya devam etmektedir.