bilimkurgu kulubu

Araştırma

Tarih: 30 Nisan 2016 | Yazar: Konuk Yazar

0

Organik Uzay Gemileri

2010 yapımı düşük bütçeli, özellikle kötü oyunculuk ve diyalogları ile dikkati çeken bir film var: Skyline… Bu filmi seyrettiğim zaman dehşet içinde kalmıştım. Film uzaylı istilasını işlediği için değildi bu şaşkınlığımın nedeni; bir rüyama benziyordu. Yıl 2006… Bir gece rüyamda Boğaz’ın üzerinde uzay gemileri görüyordum. Uzay gemilerinin zırhı vardı ama metal değildi. Organik, yaşayan uzay gemileriydi bunlar. Dokunaçlarıyla insanları topluyorlardı. Seyredenler de bilir, Skyline’da aynı görüntü var.

Sadece uzay gemileri canlı değil, onlarla ortak yaşam (sembiyoz) süren bio-teknolojik yaratıklar var. Onlar da Dünya’ya inip insan avlıyor. Yakaladıklarının bazılarını değiştiriyorlar.

Skyline

Daha önce de düşündüğüm bazı konuların film yapıldığını gördüm. Mesela zamanın satıp alındığı “In Time”… Bu konu benim kurgusu bile hazır olan bir roman konum. Ama zamanın harcandığı, satın alındığı bir zaman herkesin aklına gelebilir. Oysa rüyamda gördüğüm organik, dokunaçlı uzay gemileri hiç aklıma gelmemişti. Başka birinin de aklına gelip bunu film yapmasını nasıl yorumlamak lazım.

İnsanların ortak bilinci sadece geçmişe değil, geleceğe de uzanır. Açıkçası, gelecekteki bir tehlikeyi hissedip hissetmediğimizi bilemiyorum. Korkum bu.

İnsanoğlu için uzaydan gelebilecek en büyük tehlike sanıldığı gibi robotlar veya lazerli uzay gemileri değildir. Dünya’daki yaşama bakarsak bile en tehlikeli silahları organik yaşam türlerinin ürettiğini görüyoruz. Biz makinelerle onları taklit etmeye çalışıyoruz.

Organik Uzay Gemisi 2

Canlı bir uzay gemisiyle ilk tanışmam, çocukluğumda abone olduğum Milliyet Çocuk dergisinde Mıstık imzalıydı. Aile babalarının yaptığı, canlı, şapkaya benzeyen bir gemiyle uzayda dolaşıyorlardı. Mıstık’ın bu çizgi roman serisi bir çocuk dergisinde olsa da sert bilimkurgu konuları içeriyordu. Mesela bir kabus gezegeni vardı. Günlük yaşam insanları öldürecek tuzaklarla doluydu. Duş yapmak istediğinizde asit akabiliyordu.

İnsanoğlu uzayı kolonize edecekse en iyi seçenek robotlar veya metal değil, organiktir. Organik uzay gemileri, gezegenleri terraform için organik canlı türleri… Artık yaşamın uzayın ölümcül şartlarına dayandığını biliyoruz. Bu konuda deneyler yapıldı. uzay gemileri dışında tutulan mikrobik yaşam türleri canlı kaldı. Zaten yaşamın temelleri büyük ihtimal Dünya’ya çarpan kuyrukluyıldızlarla geldi. Bilimkurgu roman ve filmleri de bu konuyu daha çok işliyor artık. Farscape’de Moya, Babylon 5‘da Vorlon ve Gölgeler gemileri de canlıydılar.

Edge of Tomorrow’da Dünya’yı istila etmeye çalışan türe uzay gemileriyle gelmiyor. Karınca ve arı türü bir koloni yaşam türü. Ana kraliçe ve askerleri… Alien’da da ana kraliçe ve askerleri var. Acaba memeli, insan türü bireysel yaşam türüne karşı en büyük tehlike bu mu?

organik

Dünya’daki canlı türlerinin biyolojik veya kimyasal yeteneklerini, bilimsel olarak taklit ettiğimizi söylemiştim. Mesela örümcek ağı, uzay araçlarının hareket teknolojisi. Gelecekte insan türünü makineleştirecek bazı implantlar olacak. Ama niye organik implantlar olmasın? İnsanlar vücutlarına çeşitli organik ürünler üretecek organik implantlar taktırabilir. İçecek, yiyecek, kimyasal ürün, uyuşturucu…

Mantıklı düşünürsek organiğe yatırım yapmamız stratejik olarak da önemli; metal uzayın her yerinde var. Bize verilen en güçlü silah karbon bazlı yaşam. Ve biz bunu kullanmalıyız. Bunu “görmek” önemli.

Bilgisayarlarımız hep metal, plastik, silikon mu kalacak peki? EXistenZ’deki organik bilgisayarlara bağlanmamıza çok kalmadı bence.

Hazırlayan: Orkun Uçar

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi bilimkurgukulubu@gmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...