bilimkurgu kulubu

Araştırma

Tarih: 3 Temmuz 2015 | Yazar: Konuk Yazar

0

Önce Bilimkurgucular Yazar, Sonra Bilim İnsanları Gerçekleştirir

Derler ki “önce bilimkurgucular yazar, sonra bilim insanları gerçekleştirir”. Bu deyiş abartılı görünse bile gerçeklik payı olduğu yadsınamaz. Örnek vermek gerekirse, Jules Verne‘nin kitaplarında yazdığı, kendi dönemine göre birçok olağanüstü kurmacaların hepsi bundan on yıllar önce gerçekleştirilmiştir. Ay’a gidiş, tepkili füzeler, denizaltılar, atomla işleyen makineler, ayrıca lazerler, uydular gibi her biri sıra dışı düş ürünü olan bunların hepsi, önceleri bilimkurgu yazarlarının kitaplarında kullandıkları uçuk ve gerçekleştirilmeleri imkansız olarak görülen unsurlardı.

Daha sonra öngörülerinin genişliği ve doğruluğu açısından Jules Verne’den aşağı kalmayan Amerikalı fizikçi ve bilimkurgu yazarı Hugo Gernsback‘in, radyo ve televizyon konularında öne sürdüğü tahminleri bir bir gerçekleşmiştir. Eserlerinde füzeleri, flüoresanları, x ışınlarının etkisiyle mutantlaşmayı yazmış, radarın işleyiş biçimini ortaya atmıştır. Transistörlerin bulunmasından beş yıl önce üç elektrotlu lambayı dergilerde anlatmıştır. Hugo Gernsback aynı zamanda bilimkurgunun isim babasıdır da. “Science-Fiction” sözcüğünü ilk kez 1927 yılında Amazing Stories dergisinde kullanmıştır.

tumblr_kz3lf1K7SP1qaxu16o1_1280

Uydularla iletişim, Arthur C. Clarke‘ın bu konuda yazdığı bir öykü sayesinde gerçekleştirilmiştir. Arganaute adlı denizaltıyla ilk kez denizin diplerine inen Amerikalı Simon Lake, denizlere dalma düşüncesini Jules Verne’nin ünlü romanı “Denizler Altında Yirmibin Fersah”ta sözü edilen Nautilus‘tan esinlediğini açıklamıştır. Simon Lake, Kaptan Nemo‘nun serüvenlerini defalarca okumuş, denizaltı denemelerinden söz eden bütün kitapları araştırarak kendi denizaltısı Arganaute’la denizin diplerine dalmayı başarmıştır. “Lazer” diye bir tanım daha ortada bile yokken, bilimkurgu kitaplarında bir tür silah olarak öteden beri zaten kullanılmaktaydı. Şimdi ise başta tıp olmak üzere birçok alanda insanlığın hizmetinde kullanılan önemli bir buluştur.

473575

20 Temmuz 1960’da bütün dünya Neil Amstrong ile Sam Aldrin‘in Ay yüzeyinde yürüyüşünü izlerken, “uzay çağının peygamberi”, “bize Ay’ı veren adam” diye anılan NASA‘nın patronu ve Apollo projesini gerçekleştiren ünlü Alman bilim adamı Werner Von Braun, ilk kez Ay’a ulaşma hedefini 1929’da Berlin’de Fritz Lang‘ın “Aydaki Kadın” filmini izledikten sonra belirlediğini söylemiştir. Bu filmin kendisini motive ettiğini ve film sayesinde bilim insanı olmayı kafasına koyduğunu belirtir. Werner Von Braun’u böylesi derinden etkileyen bu film aslında Thea Von Harbou‘nun yazdığı “Ay Roketi” (Rocket to the Moon) romanından uyarlanmıştır. Nazi Almanyası’nda V2 roketlerinin yapımında asistan olarak da çalışan Hermann Oberth‘in 1924 yılında yazdığı “Gezegenlere Giden Roketler” adlı kitabını o günlerde birçok kişi, “insan oğlunun bunu görmeye ömrü yetmeyecek” diyerek küçümsemişti.

2001-a-space-oddysey

Bugün Güneş Sistemi’nin dışına uzay araçları gönderebilmişsek, bu Cape Kennedy‘de çalışan tüm bilim insanlarının çocukluk ve gençliklerinde Jules Verne ve H. G. Wels‘i okumuş olmalarındandır. Bunu kendileri, yapılan birçok söyleşide açık yüreklilikle zaten belirtmişlerdir. Yapay zekanın kurucu babası olarak bilinen Marvin L. Minsky, yapay zeka üzerinde araştırma yaparken bilimkurgudan da yararlandığını söylemekten çekinmemiştir. Tüm bu örneklerden de anlaşıldığı üzere, bilimkurgunun bilim insanlarını motive ettiği inkar edilemez bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hazırlayan: Mustafa Yelkenli

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi bilimkurgukulubu@gmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...