bilimkurgu kulubu

Araştırma

Tarih: 8 Mart 2016 | Yazar: Konuk Yazar

0

Makinedeki Hayalet: Alan Turing

Alan Mathison Turing… Kimdir Turing? Bir matematik dahisi, şu anda bu yazıyı okumanızı sağlayan bilgisayar teknolojisinin babası, Almanların Enigma şifresini çözerek Nazilerin yenilmesini sağlayan kriptolog, yapay zeka kavramının yaratıcısı, ateist ve bir eşcinsel. Sonuncu kelimeyi özellikle yazdım, zira 7 Haziran 1954 yılında siyanürlü bir elma ısırarak intihar etmesinin, yargılanmasının ve kimyasal hadıma mahkum edilmesinin nedenidir…

İnsanlık; bilgisayarlar, robotlar ve yapay zekalar sayesinde doğduğu gezegende kalmayacak, güneş sistemine, galaksiye, başka galaksilere ve bütün evrene yayılacak ve onu tek bir beyin haline getirecekse, işte bütün bu sürecin temelinde Alan Mathison Turing var. Turing ismini ilk olarak Blade Runner adlı bilimkurgu baş yapıtında duymuştum: İnsandan ayırt edilemeyen makinelere “Turing Testi” yapıyorlardı. Turing testi basitçe düşünen bir varlığın makine mi, insan mı olduğunu anlamak için sorular sormaktır.

begushhiy-po-lezviyu

Blade Runner, 1982

Siberpunk’ın en önemli yazarı William Gibson’ın Neuromancer adlı eserindeyse, Turing Yasaları ile gelişimi zincirlenmiş bir yapay zekanın özgürleşme macerası anlatılır. (Denir ki Apple’ın ısırılmış elma logosu da Turing’in intihar etmek için ısırdığı siyanürlü elmaya göndermedir.) Turing ismini bugünlerde bir filmle daha çok duyacaksınız: The Imitation Game… Başrolünde Benedict Cumberbatch’ın oynadığı film, matematik dahisi Turing üzerine.

Biyografik bir özet verirsek: Alan Mathison Turing, 23 Haziran 1912’de doğuyor, bir matematik dahisi ve kriptolog (yani şifre ve bulmaca çözmeyi seviyor). İkinci Dünya Savaşı başlayınca Almanların bütün savaş iletişimlerini sağlayan Enigma şifresini çözmek üzere gizli bir projeye dahil ediliyor. Turing ve arkadaşları şifreyi çözecek bir makine üzerine çalışıyorlar ve neticede başarıyorlar. Enigma şifresinin çözülmesi savaşın en büyük sırlarından biri, filmde de göreceğiniz gibi sırf şifrenin çözüldüğü anlaşılmasın diye birçok Alman saldırısına göz yumuluyor.

the-imitation-game

The Imitation Game, 2014

İngiliz istihbaratı Turing’in eşcinselliğini Enigma üzerine çalışırken görmezden geliyor, ama savaş sonrasında belki de birçok sırrı taşıdığı için üzerinde baskı oluşturuluyor. Basit bir hırsızlık olayı (beraber olduğu bir erkek, hırsızlık için Turing’in evine birini sokuyor) Alan Turing’in polise eşcinsel olduğunu itiraf etmesine kadar uzanıyor. O tarihlerde İngiltere’de eşcinsellik bir suç. Ateist ve eşcinsel olduğu için akademik görevinden de alınan Turing’e iki yıl hapis veya hormonal tedavi (yani kimyasal hadım) seçenekleri sunuluyor. İlaçlar yüzünden çalışmalarında zorlanan baskı altındaki Turing, siyanürlü elma yiyerek intihar ediyor.

Filmdeki en güzel sahnelerden biri suçlama sonrası Turing’i ziyaret eden Joan Clark’ın dahiye konuşmasıdır:

“Biliyor musun, eğer sen olmasaydın bu sabah içinden trenle geçtiğim şehir çoktan yok olmuş, kendisinden bilet aldığım adam da muhtemelen ölmüş olacaktı. Tüm konularda bilimsel araştırma yapabiliyorsam hepsi yalnızca senin sayende.”

p00v2b0b

O tarihlerde İngiltere’de kadınlar ne kadar zeki olursa olsun bilimsel çalışmalara katılamaz, akademik kariyer yapamazdı. İki matematik birinciliği olan Joan Clark’ın Enigma Projesi‘nde yer almasını Turing sağlamıştır. Enigma şifresinin çözülmesi ve Turing’in kaç milyon insanın hayatını kurtardığı (bir hesaplamaya göre 14 milyon) İngiliz hükümeti tarafından 50 yıl boyunca devlet sırrı olarak saklandı. Bir kahraman olduğu için annesine madalya verildi, ama neden verildiği açıklanmadı. 2009 yılında İngiltere Başbakanı kendisinden özür dileyen bir açıklama yayınladı. 2013 yılında ise İngiltere Kraliçesi mahkumiyeti nedeniyle affedildiğini duyurdu. Bu da komiktir, özür dilenmesi gerekirken suçluymuş gibi af çıkarılıyor. Ama İngiltere Turing’e yaptığının bedelini ödedi; bilgisayar teknolojisinin ana vatanı iken liderliği ABD ve Uzakdoğu ülkelerine kaptırdı, toparlanamadı ve hiçbir zaman ileri teknoloji markaları çıkaramadı.

Turing, sadece bilgisayar ve yapay zekanın babası değil, biyoloji üzerine de önemli çalışmalar yapmış bir dahi: Morphogenesis kavramı düşünen makine çalışmalarıyla birleşirse düşünen bir evrene kadar gider. Enteresandır: bugün evindeki bilgisayarı ile internete girip eşcinsellere ve ateistlere nefret kusan insanların büyük bir kısmı bunları bir eşcinsel ve ateist sayesinde kullanabildiklerini bilmez ve bilmeyecektir. Turing’in önemi bilgisayarın atası olması değildir sadece, o kimse daha düşünen makineleri hayal etmezken bunların teorilerini yazmış, yani zamanının çok ötesini inşa etmiştir.

alan-turing

Yazının girişinde de belirttiğim gibi, mesela 100-200 yıl sonra şehirlerimiz, Dünya ve hatta Güneş Sistemi yapay zekalar tarafından bizim için yönetilirken, Turing’in teorileri ile kurulmuş bir sistemin içinde olacağız. 1954 yılında ölmüş bir insan bırakın günümüze, binlerce, milyonlarca, milyarlarca yıllık insanlığın geleceğine damgasını vurdu. Turing’in hayatını ve beynini anlamak için bu kısa yazı elbette yetersiz, teorilerini anlamak için matematik dahisi de değilim ama bütün okuduklarımdan şöyle bir insani sonuç çıkarıyorum:

Turing’in düşünen makine yapma ve onları anlama çabası esasında insanı anlama, düşünen makine belki de kolejdeki tek arkadaşı ve bir hastalık sonucu ölen ilk (ve belki de tek) aşkını diriltme çabasıdır. İnsan türünün Tanrı ve inanç tartışmaları daha çok sürecek, ama şunu bilin ki Turing var. O makinedeki hayalet, makinedeki insan ruhudur…

Hazırlayan: Orkun Uçar

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız bilimkurgu temalı makale ve öykülerinizi konukyazar@bilimkurgukulubu.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayınlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır. Gelin bu arşivi birlikte büyütelim...