bilimkurgu kulubu

Araştırma

Tarih: 29 Haziran 2021 | Yazar: Tuğrul Sultanzade

0

“İyi Bilimkurgu” Yazmak Üzerine

İyi bilimkurgu iyi edebiyattır. İyi bilimkurgu estetik olandır. İyi bilimkurgu ikna edici olmalıdır… Bunu bir dört beş sayfa daha uzatmak mümkün ama aslında gerek yok, eğer bir şey sahiden iyiyse kısa cümlelerle de açıklanabilir. Mesela, iyi bilimkurgu iyi bir üsluba sahip olmalıdır çünkü iyi bilimkurgu aynı zamanda estetik olandır, ama boğuculuktan da kaçınmak gerekir. Üslup maç anlatır gibi sade bile olsa, bunun okuyucuda estetik haz uyandırması önemlidir. Bunlara ek olarak, iyi bilimkurgu gerçekçi olmalıdır. Tabii bir noktaya takılı kalıp sürekli onun etrafında dönmek ve ötesini yok saymak değil. İnsan kendi zekâsına ve hayal gücüne saygı duymalıdır… Ama aynısını karşısındaki için de uygulamalıdır. Okuyucunun zekâsını hafife alan tutarsızlıklardan kaçınılmalıdır. Kendini fazla ciddiye almak da tehlikelidir; yavanlığı sadelik olarak satmak da.

Mesele eğer iyi bir bilimkurgu yazmaksa, insan ne anlatmak istediğini bilmelidir. Bilimkurgu genelde yarınla ilgilenir. Bir sabah uyandığımız zaman dünya tümden değişmiş olabilir, bu hiç fark edilmez ama etkileri uzun yıllar sonra kendini gösterir. İşte bilimkurgu bu değişimin ne olabileceği üzerine kafa yorar ve gelecekte neler yaşanabileceğini anlatır. Bazen de eğer bir şey çok daha önce yaşanmış olsaydı neler olabileceği üzerine kafa yorar. Bilimkurgu içinde yüzebildiğiniz kadar kadar geniş bir denizdir. Dünyanın denizleri gökyüzünü yansıtır, bilimkurgu da insan zihnini…

İnsanlar, insan görüntüsüne kavuşuncaya kadar uzun bir yoldan geçer ve bu görüntü hiç durmadan değişir. İnsanlık kılıfı yakında plastik bir hale gelebilir ama ondan önce, çok daha önce, kılıflar ve görüntüler trajik bir şekilde basittir. Şimdi insan zihni tüm o görüntülerin kolektif bir hatırasını derinlerde barındırıyor olmalı. Bilimkurgu ise bir kehanet ritüeli gibi, insan zihnine elini daldırarak derinlerde kalan tüm o yaratıkların görüntüsünü yüzeye çağırıyor. Yüzeye varıncaya kadar yaratıkların pek çok yönü değişime uğruyor ve bilimkurgu denizine tuhaf varlıklar olarak yansıyor…

Bilimkurgu, insanların en garip korkularını, arzularını ve takıntılarını cisimler halinde betimlemek için kusursuz bir araçtır. PKD, ruh hastalıklarından ibaret bir dünya kurgulamıştır mesela. Bu biraz şairane bir tanımlama gibi görünebilir ancak Alfa Ayı’nın Kabileleri gerçekten böyle bir kitaptır. İnsan geceleyin gökyüzüne baktığında o karanlık denizin ardında kimlerin olduğunu düşünmeden edemez. Belki de Alfa Ayı’nın Kabileleri’ndeki gibi ruh hastalıklarına göre kastlara bölünmüş insan benzeri toplumlar ya da dünyalarını yitirmiş ve yeni bir yuva arayışında olan elfler…

Tekinsiz vadiye göre, insana çok benzeyen ama insan olmayan şeyler, -mesela robotlar ya da cansız mankenler – bazılarında korkuya benzeyen hisler uyandırır. Bunun sebebi ne olabilir? Belki de geçmişte insana çok benzeyen ama insan olmayan bir şeyle mücadele etmiş olmak ve bunun rahatsız edici hatıralarını hâlâ bilinçaltında taşımak mı? Kadim çağlarda dünya üzerinde başka insan türlerinin de yaşamış olduğu bir gerçek. Tıpkı neandertaller gibi.

Bilimkurgunun kat ettiği yol genelde tehlikeli ve tekinsizdir. Çünkü bilimkurgu hemen hemen insanlığın hikâyesini bir zaman cerrahisinden geçirerek anlatır. İnsanların dünü ateşi keşfedip doğaya hükmetme çabasıyla dolu, bugünü ise ateşin bütün potansiyelini keşfetmekle. Peki ya yarın? İşte iyi bilimkurgu, bu soruya her anlamda tatmin edici bir cevap verendir…

Etiketler: , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Keşke dünya 2009'dan daha ileriye gitmeseydi.