bilimkurgu kulubu

Araştırma

Tarih: 25 Mayıs 2020 | Yazar: İnanç Kaya

0

Isaac Asimov: Bizi Farklılık Kurtaracak

Ordudayken IQ testine tabi tutulmuştuk, normal sonuç olan 100 üzerinden 160 aldığım zaman epey yaygara kopmuştu. Tabii bunun mutfakta bulaşık yıkama görevime bir katkısı olmadı. Sadece koltuklarım kabardı. Genç bir adamken bu skorla ve zeki olmamla övündüğümü de itiraf ediyorum. Gerçekte ise, düşünülürse ben yalnızca benimle aynı entelektüel ölçülerdeki insanların hazırladığı akademik testte iyi netice almıştım.

Bu sonuç benim başkalarından üstün ve başarılı olacağımın ve her zaman doğruyu yapıp bileceğimin garantisi değildi. Örnek olarak, muhtemelen bu testlerin hiçbirinde 80’den yukarı sonuç alamayacak bir oto tamircim vardı. Çok zeki olmaması umurumda bile değildi.

Ne zaman arabamda bir arıza olsa ona yetiştirir, arabamı tamir edebildiğini görür, kendisine güvenirdim. Yani benim girdiğim testleri bu adam ya da bir çiftçi, bir ayakkabı ustası, elleri ile çalışan birileri tasarlasaydı, benim bir moron olduğumun kanıtlanacağı şüphesizdi.

Benim üstün zekam, sadece içinde yaşadığım topluluktaki küçük bir alt grubun değerlendirmesine dayanıyor.

Fıkralar anlatmaya bayılan oto tamircim bir gün kaportamın içinden kafasını uzatarak, “Hocam, sağır dilsiz bir adam nalbura girer. Birkaç tane çiviye ihtiyacı vardır ve iki parmağını dik bir şekilde masanın üzerine koyarak üzerlerine çekiçle vuruyormuş gibi yapar. Nalbur önce bir çekiç verir. Adam başı ile ‘hayır’ işareti yapar ve dik duran iki parmağını gösterir. Tabii bu sefer nalbur ona çivileri verir,” dedi.

Akabinde derin bir nefes aldı ve gülerek sordu:

“Peki hocam sence kör bir adam nalbura bir makas istediğini nasıl anlatır?”

Elimi kaldırdım ve parmaklarımı oynatarak makasla kesme işareti yaptım.

Tamirci kahkahalarla gülmeye başladı ve “Hocam, adam sadece kör, dilsiz değil. Neden doğru düzgün konuşarak makasa ihtiyacı olduğunu söylemesin ki?” diyerek lafı sokuverdi.

Çok utandığımı itiraf ediyorum. Adam utancımı görünce, “Üzülme be hoca, ben kimin doğru kimin yanlış yanıt vereceğini hep bilirim. Senin kesinlikle yanılacağına emindim,” dedi.

“Buna nasıl emin oldun?” diye kekeledim ve gelen, “Çünkü o kadar fazla eğitilmişsin ki akıllı olamayacağını anlamıştım,” cevabı karşısında şaşkınlığım bir kat daha arttı. Biliyor musunuz, adam haklıydı!

İyi eğitimli / kültürlü insanların atladığı bir gerçek var: Tarihte (ve bugünkü dünyada da) fark yaratanların çoğu eğitimli ve entelektüel değildir. Zaten tarihe yön veren liderlerin de büyük kısmı bilgelikten çok uzaktı.

Doğru zamanda doğru yerde, çok fazla da düşünmeden inisiyatif alan sıradan insanlardı; tarihi, toplumları yönlendirebildiler, büyük değişimler yarattılar ya da önlediler. Çok bilmek / bilinç / anlayış / ölçü / kavrayış / tecrübe ne yazık ki çoğu kez faydasız.

Az olan bilgiyi kullanarak harekete geçme / tepki verme / inisiyatif alma / inanç / duygusallık hatta hırs olmadan yukarıdakilerin hiçbiri bir işe yaramıyor. İyi eğitimli zeki insanların büyük çoğunluğu da eğitimle edinilen düşünce kalıplarına, “seçkin azınlık” komplekslerine, çok bilmenin verdiği kötümserliğe ve makuliyet ataletine hapsoluyor.

Bernard Shaw, “Dünyada tüm ilerlemeler makul olmayan insanlar tarafından gerçekleştirilir, ” demişti.

Doğruyu bildiğine inanan, ölçülü, bilgili, entelektüeller istese de istemese de, toplumların geleceğini sıradan insanlar şekillendirecek.

Çok kez de aniden ortaya çıkan bir sarmaşığın bir ağacın gövdesini kullanarak onu sarıp sarmalayıp boğması gibi kurulmaya çalışılan düzenler farklılaşacak. “Kötü” olacak demiyorum “farklı” olacak diyorum. Çünkü doğa nasıl işliyorsa sosyal yapılar da öyle işler.

Kaynak:

  • Dolu Dolu Yaşadım (Hit Kitap) / It’s Been a Good Life

Etiketler: , , , , , ,


Yazar Hakkında

Dünyalı...