bilimkurgu kulubu

Araştırma

Tarih: 30 Ekim 2019 | Yazar: Ayşegül Yalvaç

0

İnsan Beyni ile Evren Arasındaki ‘Benzerlik’ Üzerine

Bilinen evrenin ve insan beyninin haritası yan yana koyulduğu zaman kayda değer bir benzerliğin söz konusu olduğu görülüyor. Haliyle bu görüntüye bakıp da ‘’acaba evren devasa bir bedenin beyni olabilir mi?’’ diyenler oluyor. Ancak bu biraz düşünmekte tembellik etme sonucunda ilk akla gelen fikir. Zira bu benzerliğin sebebi açıklanabiliyor; bu sebep fizik kurallarının evrenin her yerinde aynı olmasından başka bir şey değil. Aynı zamanda yabana atmamak gereken bir gerçek de var tabii. Bu mesele fizik kuralları her yerde aynıdır diye sonuçlandırılacak kadar basit de değil. Aksine konunun her iki öznesi de, yani hem insan beyni hem de evren, son derecek karmaşık.

Uzun yıllardır birçok bilim insanı, insan beyninden “evrendeki en karmaşık şey” diye bahsediyor. İşte evrenin kendisi böyle ve hangisini anlamak daha kolay olabilir ki? İnsan beynini mi yoksa evreni mi? İkisi de benzer zorluklardan kaynaklı olarak anlaşılması güç olan şeyler. Bir insan kafasının içinde adeta bir evren var. Ve bir evreni oluşturan her şey neredeyse bir insan beynini oluşturan her şeye benzer. Benzer dizilimde, benzer aktivitede, benzer işlevsellikte… Bunu hem mecaz hem de gerçek manada söylemek mümkün.

Santral sinir sistemi şeması.

Beyin dediğimiz organ iki yumruk büyüklüğünden ibaret. Fakat bu organ bir insanla ilgili her şeyden sorumlu. Yemeden, içmeden, uyumadan, hareket etmeden, karar vermeden, başkaları ile iletişim kurmadan… İnsanın elverdiği ne var ne yoksa beynin sorumlulukları arasında. Peki evren de içinde olan biten her şeyden sorumlu mu? Bir nevi öyle… Bu türden sorular, bir yandan heyecanlandırırken bir yandan da ürperten sorular ama meraklı insan didiklemeden edemiyor işte. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda evren ile insan beyninin karmaşıklığını kıyaslıyorlar ve sonuçlar şaşırtıcı çıkıyor: Benzerlik yalnızca kozmik ağların da insan beyninin de karmaşık olmasından ibaret değil. Şok edici şekilde evrenin yapısı ile insan beyninin yapısı ciddi benzerlikler gösteriyor.

İnsan beynindeki toplam nöron sayısı ile gözlemlenebilir evrendeki galaksilerin sayısının aynı olduğu söyleniyor. Bu doğru mu? Yoksa kulaktan kulağa yayılmış, bilimkurguda sıklıkla konu olunca gerçek sayılmış bir varsayım, bir ihtimal mi? Aslında görülebilir evrene ait galaksi sayısı ile insan beynindeki nöron sayısı hemen hemen denk düşüyor demek belki daha doğrudur. Ancak insan beyni ve evren, büyüklük olarak farklı skaladan değerlendirilmek zorunda. Çünkü kıyaslamada büyüklük farkı ciddi zorluklara yol açıyor. Kozmik ağın görkemini çok büyük skalalarda araştırmak işi yokuşa sürüyor belki de.

Evet bu araştırmalarda kesin konuşmaya izin vermeyen faktörlerden biri boyut. Kıyaslamayı zorlaştıran da skala. Ve başka bir çarpıcı detay ise, bu konuda da beyin ve evrenin ortak bir noktasının mevcudiyeti. Birini incelemek gözle görülmeyecek kadar küçük parçacıkları incelemeyi gerektiriyor. Diğerini incelemek ise görkemli büyüklüğünden ötürü imkansızlaşıyor…du. Fakat bugünlerde insanlık tarihi bir dönüm noktasına ulaşıyor. Bilgi çağı olarak adlandırdığımız bu çağ, belki yakında net bir geçiş tarihi kabul edilip, not düşülecek. Çünkü bilgisayar modelleri bu incelemeleri mümkün kılıyor artık. Bu modeller hayal edilemeyecek kadar büyük evreni de, gözle ve hatta mikroskopla görülemeyen parçacıkları da incelemeyi mümkün boyuta taşıyor.

İnsan beynindeki hücre veya nöronların kesin bir sayısı ve hatta doğrudan bir tahmini literatürde yakın zamana kadar mevcut değildi. Ancak evreni incelemek için geliştirilmiş bilgisayar simüslasyonlarının verdiği neticeler sayesinde kayda değer benzerlikler ortaya çıktı ve insanlığın dikkatini üzerine çekti. İnsanlık tarihinde uzunca bir zamandır bilim insanları evreni, enerjiyi, maddeyi, evrendeki enerjinin ve maddenin davranış biçimlerini incelerken bir atom parçasının da koca bir galaksinin de aynı şekilde davrandığını, yani fizik yasalara uyduğunu anladılar.

İnsan beyninin ve evrenin içindeki benzerlik de bu şekilde. İnsan beyni içinde ne oluyorsa evrende de oluyor. Başka bir deyişle insan beynini oluşturan her şey belli bir düzene göre birbiriyle ilişkili, dizili ve belli bir yasaya uygun şekilde işlevsel. Evren içindeki galaksiler, yıldızlar ve geri kalan her şey için de durum böyle. Tıpkı bir atomdaki elektronlar için durumun böyle olması gibi. Tüm mesele “her şey fizik kurallarına uyduğundan benzerdir” demekle kapatılamaz dedik gerçi. Ve zaten bu konu bu şekilde kapatılmadı. Özellikle bu mesele üzerinden ‘’biz nereden geldik, neden buradayız?’’ sorularına cevap bulabilme ihtimali, insanlığın bu araştırmaları asla sonuçlandıramamasına yol açabilir. Zira insanlık tarihinin en büyük gizemi ve insanlığın üzerine düşündükçe daha da meraklanarak sorguladığı mesele malum. Bu gizemin çözülmesi için zapt edilmez merakımızla tüm insanlık el ele vermeye hazırız. Bu nedenle gayet aşikar ki bu araştırmaların ve kıyaslamaların arkası gelecek…

Zaten “evren devasa bir bedenin beynidir” demek için çok fazla aşama kaydetmek gerekiyor. Zira her maddeyi oluşturan parçacıklar yine fizik yasalarına uyuyor olsa da her madde aynı değil işte. İnsanın beyni de her madde misali atomlardan, elektrondan meydana gelmiş bir madde. Evrendeki her şey böyle. Yıllardır beyin üzerine çalışan bilim insanları ile evreni inceleyen bilim insanları farklı problemlere odaklanıyor gibi görünüyordu. Fakat her iki grup da çok benzer bilgisayar modelleri kullanıyordu. Birbirinden çok farklı olduğu hayal edilen evren ile insan beyni belki de sandığmızdan çok bağlantılı iki şey. Her gün, her iki alandaki bilim insanları, evren ve içinde bulunduğumuz bedenler hakkında yeni şeyler keşfediyor. Bilim insanı olmasak bile bizler de onlar kadar meraklıyız ve kim bilir, eğer çok çalışır, iyi anlar ve katkı sunabilirsek belki bir gün biz de Şirinler’i görebiliriz…

Etiketler: , , , ,


Yazar Hakkında

Çevre mühendisliği eğitimi aldı. Şu anda özel sektörde mesleğini kıyısından köşesinden icra ediyor, artan zamanında da suyun yeniden kullanımı üzerine ABD’de bir laboratuvara danışmanlık yapıyor. Bunlara ve berbat bir zaman yönetimi olmasına rağmen okumaya, gezmeye, yazmaya, izlemeye çalışıyor. Yazarın hayal gücüne hayran bırakan her hikâyeyi okumaktan, dinlemekten ve/veya izlemekten hoşlanıyor. Paylaşmayı seviyor. En çok da düşünceleri paylaşmayı…