bilimkurgu kulubu

Araştırma

Tarih: 9 Ekim 2015 | Yazar: Sinan İpek

31

İki Geminin Uzayda Karşılaşma İhtimali

Önce şu karikatürü bir inceleyelim:

karikatürBu karikatürde anlatılmaya çalışıldığı gibi, uzayda iki gemi karşılaştıkları zaman doğrultularının ve içinde bulundukları düzlemin aynı olması saçmadır. Yine de sinemacılar bunu hep böyle göstermeyi tercih ederler, çünkü ekranın iki boyutlu dünyasının alışkanlıklarımızla çatışmasını istemezler.

Aslına bakarsanız bırakın iki geminin bu şekilde karşılaşmasını, uzayda iki geminin karşılaşması bile imkansıza yakın bir olaydır.

Beyin donanımımız 400 metre yarıçaplı bir alanı işlemeye ayarlıdır. Uzaktaki şeyler bizim için önemsizdir. Çünkü uzaktaki şeyler ne tehdittir ne de av! Bizler yakını iyi gören yaratıklarız. Bu da en fazla bir kaç yüz metre demektir. Yiyeceklerimz, sosyal çevremiz ve düşmanlarımız genellikle bu mesafede yer alırlar. Ormanlık alanlarda evrimleşmiş bir türün uzaklarla işi olmaz.

Ancak insanoğlu düzlüklere ve savanlara adapte olunca işler biraz değişti. Uzağı daha iyi görmeye başladık. Yine de bu yeteneğimiz mesela bir kartalın görme yeteneğiyle kıyaslanamaz bile.

xxxx

400 metreden itibaren üç boyutlu görme algımız yok olur. Bizim için 400 metrenin ötesi hep aynı uzaklıktadır. (400 metreden itibaren bizim için paralaks tamamen kaybolmaktadır.) Yani etrafımızdaki dünyayı 400 metre uzaklıktaki devasa bir kubbe ya da duvarın üzerine yapışık bir resimmiş gibi algılarız. Yani bizler dağlarla yıldızları aynı uzaklıkta algılarız. Uçak penceresinden bakıldığında binaların yere yapışıkmış gibi göründüğünü fark etmişsinizdir. Uçaklar yaklaşık 8000 metre mesafeden uçarlar ve bu mesafede binaların dikey yükseklik boyutunu algılayamayız. Uçaktan binaların yere çizilmiş resimlermiş gibi görünmesinin nedeni bu yükseklikte insan gözünün artık üç boyutlu algılama yeteneğini kaybetmesidir.

Bir de şu var: Dünya’daki bütün nesneler ufuk düzlemindedir ve hepsinin yönelimi yere doğrudur. Milyarlarca yıl süren bir evrim sürecinden geçen beyinlerimiz, bir gezegen yüzeyinde küçük bir alanda ve yerçekimi altında şekillendiği için, uzayın büyüklüğünü ve yerçekimin yokluğunu algılamakta güçlük çeker. Bilimkurgu dizi ve filmleri bu yetersizliğimizin farkında oldukları için senaryolarını buna göre yazarlar. Bir gezegenden ötekine gitmenin bir mahalleden ötekine gitmek kadar kolay olduğuna inanmamızın sebebi budur. Oysa uzayın hacminin büyüklüğünün farkında olmalıydık. O zaman bu devasa boşlukta iki geminin karşılaşmasının ne derecede zor olduğunu da anlayabilirdik. Aslında genel olarak, bir kürenin çapı iki katına çıktığında hacminin sekiz katına çıkması gibi basit bir gerçek bile beynimiz tarafından kavranamamaktadır.

Buna göre iki kat büyük bir hacimde iki geminin tesadüfen aynı yerde bulunması olasılığı sekizde bir azalır. Üç kat büyük bir hacimde bu olasılık yirmiyedide bir, yüz kat büyük bir hacimde bu olasılık bir milyonda bire düşer.

wallpaper-685919

Samanyolu’nun hacmini Güneş Sistemi’nin hacmi ile karşılaştırabiliriz. İkisini de küre kabul edelim. Güneş sisteminin yarıçapı kabaca 1 ışık yılıdır. (Güneş Rüzgarlarının durduğu ve Güneş Radyasyonu’nun kozmik radyasyonu hala engelleyebildiği son noktayı Güneş Sistemi’nin sınırı kabul edersek, ki bu mesafe, gezegenlerin çok çok ötesinde, hatta Oort Bulutu‘nun bile ötesindedir.) Samanyolu’nun yarıçapı ise yaklaşık 50.000 ışık yılıdır. Bu durumda Samanyolu’nun hacmi, Güneş Sisteminin hacminin 50.000×50.000×50.000 katıdır. Yani 125.000.000.000.000 (125 trilyon) katı…

Yani Samanyolu’nun içine 125 trilyon tane Güneş Sistemi’ni sığdırabilirsiniz. (Ki sadece Oort Bulutu’nu sınır kabul edersek bu sayı daha da büyüyecektir.) Samanyolu’nun kabaca küre değil de bir disk biçiminde olduğunu kabul etsek bile bu sayı yine milyarlar mertebesinde kalır. Yani Samanyolu’nda iki geminin tesadüfen karşılaşması olasılığı Güneş Sistemi’nde karşılaşmaları olasılığından en az 125 trilyon kere daha küçüktür. Tabii bu arada Güneş Sistemi’nin ne kadar büyük olduğunu söylemeye gerek duymuyorum. Keza iki geminin Güneş Sisteminin içinde karşılaşması bile çok küçük bir olasılıktır. Zaten çok küçük olan bir olasılığın 125 trilyonda birinden söz ediyoruz. Piyangoda büyük ikramiye kazanma olasılığımız bile bundan çok.

Fakat ben seninle uzayda karşılaşma ihtimalini sevdim yine de…

Etiketler: , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Yazar, çizer, düşünür, öğrenir ve öğretmeye çalışır. Temel ilgi alanı Bilimkurgu yazarlığıdır. Bunun dışında Matematik, bilim, teknoloji, Astronomi, Fizik, Suluboya Resim, sanat, Edebiyat gibi konulara ilgisi vardır. Ara sıra sentezlediklerini yazı halinde evrene yollar. ODTÜ Matematik Bölümü mezunudur ve aşağıdaki başarılarıyla gurur duyar:TBD Bilimkurgu Öykü yarışmasında iki kez birincilik, 2. Engelliler Öykü yarışmasında birincilik, Ya Sonra Öykü Yarışması'nda finalist, Mimarlık Öyküleri Yarışması'nda finalist, 44. Antalya Altın Portakal Belgesel Film Yarışmasında finalist. Ithaki yayınları Pangea serisinin 5. üyesi "Beyin Kırıcı" adlı bir romanı var. https://www.ilknokta.com/sinan-ipek/beyin-kirici.htm