bilimkurgu kulubu

Araştırma siberpunk uyku ruya makine

Tarih: 14 Eylül 2022 | Yazar: Tuğrul Sultanzade

0

Geleceğin Rüya Teknolojisi: Rüyalar ve Telkinler Çağı

Dünya geçmiş çağlara nazaran çok daha kişiselleştirilebilir hâlde. 2020’li yıllar itibariyle dünya genelinde hayat şartları her ne kadar kötüleşiyor olsa da, en azından ortalama bir insan hâlâ kendine hitap eden film, müzik vesaire gibi kültür öğelerine ulaşabiliyor. Bu tarz küçük hatta önemsiz görünen şeyler bile bir insanın iradesinde açılan gedikleri, yüreğindeki yorgunluğu en azından geçici süreliğine kapatabilme kapasitesine sahiptir. Bunlar, insanı bir anlık da olsa içine sıkıştığı benliğinden uzaklaştırıp bambaşka, hiç olmayan bir yere, belki de duyguların, evrenin ilk zamanlarındaki sıcak gaz bulutları gibi öylece süzülüp birbirine çarptığı bir boşluğa götürebilir.

İlerleyen yıllarda yapay zekâ, en az insanlar kadar hatta belki de insanlardan bile daha iyi bir sanatçı olabilir ve tek başına akıl almaz çeşitlilikte sanatsal ürünler ortaya koyabilir. Bu sayede herkes belirli parametreleri girerek yapay zekâdan kendilerine özel şarkılar ısmarlayabilir. Bu sadece müzik de değil, hikâyelerden tutun yıldız fallarına kadar, manzara resimlerinden tutun kısa filmlere kadar pek çok alana uzanabilir. Yapay zekânın bu düzeye ulaşmasına ne kadar kaldı ya da yapay zekâ gerçekten bir gün bu seviyelere ulaşabilecek mi, bu ayrı bir yazının konusu… Böyle bir çağ geldiğinde insanlar sanat üretme kabiliyetlerini büsbütün makinelere mi devredecek? Aslında yapay zekâ böylesi bir kudrete hiç ulaşmayabilir, çünkü karşısına alt edilmesi imkânsız bir rakip çıkabilir.

Her bir insanın elinde, en kudretli yapay zekâyı bile sönük bırakacak türden ciddi bir güç mevcuttur: Rüyalar. Bir insan rüyada olduğu zaman en ufak detayına kadar koca bir şehri çok kısa bir sürede zihninde tasarlayabilir. Bu şehri inanılmaz çeşitlilikte deneyimlerle doldurabilir. Mesela GTA IV her ne kadar serideki diğer oyunlar kadar popüler olmasa da, kendine dair en dikkat çeken özelliği eşi benzeri görülmemiş gerçekçilikteki şehir tasarımıdır. Liberty City adeta gerçekte var olan, kendi dinamiklerine sahip, canlı bir şehir gibidir. Bu özellikler sırf bir oyunda bile karşılaşılınca büyük beğeni topluyor ve ciddi bir çarpıcılığa ulaşıyor. Oysa bir rüyada aynı şeyi gerçekleştirmek için ne devasa bir yapım ekibine, ne de güçlü bilgisayarlara ihtiyaç vardır.

Fakat rüyaların ehlilleştirilmesi çok zordur. Rüyaların çok büyük bir kısmı gizem ve karanlıktan ibarettir. Her insanın derinlerde saklı kalan bu büyük potansiyeli bir gün tüm kapasitesiyle açığa çıkarılabilir mi? Inception filminde, kişinin davranışlarına ve karar verme mekanizmasına, sırf o kişinin rüyalarına sızıp arzu edilen yönde bir şey sergilemek yeterliydi. Böylece kişi bilinçaltında o yöne doğru kendiliğinden girmeye ikna olacaktı. Inception filminin geçtiği dünyada rüyalar başlı başına bir sektör doğurmuştu. Fakat bizim dünyamız bir filmin yapım bütçesi ve süre kısıtlamasından ibaret değil. Rüyaların gizli kimyası bir gün çözülürse bunun devamı gelir ve belki de bilgisayarlar, akıllı telefonlar gibi hayatın yeni bir vazgeçilmezi olarak rüya teknolojileri ortaya çıkmaya başlar.

Dünyayı iklim krizinden kurtaracağı bahanesiyle sürekli pohpohlanır hâle gelen böcek temelli gıdalar, insanların tadamadıkları birçok deneyimi internetten izleyerek telafi etmesi, gerekli şartlar oluştuğunda milyarlarca kişiyi aynı anda evlerine kapatmanın çok da zor olmaması insanların kolayca illüzyonlara kapılabildiğini gösteriyor. İnsanlar dünyayı gezemese bile onu YouTube’dan takip ederek bile tatmin oluyor. Kendi hayatları berbat ve azar azar tükenen bir kum saatinden ibaretse bile, dizilerde maruz kaldıkları şaşaalı hayatların yerine kendilerini koyabiliyorlar. Oysa rüyalar kişiyi bütün bu deneyimlerin merkezine yerleştirebilir. Bu, Netflix ya da Amazon Prime gibi hiçbir yayıncılık servisinin sunamayacağı bir hizmettir. Üstelik rüyalar sınırsız ve özgürdür.

Gelecekte yayıncılık servislerinin yerini kendi rüyalarına hükmetmeyi, ona dilediği gibi yön vermeyi ve orada saklı kalan potansiyeliyle yüzleşmeyi öğreten rüya kursları alabilir mi? Bütün dünya, insanların rüyalarına sızmaya çalışan bir telkinler çağına gömülebilir mi? İnsanlar, rüyaları sayesinde atalarıyla iletişim kurabilir mi? Belki de büyük topluluklar hâlinde ortak bir rüyaya dalıp, büyük ve dehşet verici deneyimlere açılarak yeni bir bilinç seviyesine ulaşabilir mi? Kim bilir, Amazon Yağmur Ormanları’nda bunu binlerce yıldır yapan bir kabile vardır ama bu kabile TikTok molası veren yasa dışı avcılar tarafından çoktan katledilmiştir bile. Yani rüyalarda her ne kadar muazzam deneyimler yaşansa da, vücut dışarıdan gelecek müdahalelere hâlâ açıktır ve bu bazen trajik şeylere neden olabilir.

Üstelik insanların rüyalara hükmetmeye başlaması eninde sonunda başkalarının rüyalarına da sızılabileceği anlamına geliyor. Bu sayede mütemadiyen uyku, beslenme ve çalışma arasında gidip gelen bir kölelik döngüsüne hapsedilmiş insanlar efendilerinin bütün dileklerini yerine getirebilir. İnsanları tarihten bu yana en çok korkutan şeylerden biri kötü ruhlar, hayaletler vesaire gibi paranormal varlıklardır. Rüyaların ve telkinlerin çağında gerçeğin bulanıklaşmasıyla birlikte dünya büyük bir paranormal dalganın etkisi altında kalabilir. Hatta belki de rüyalar aracılığıyla tüm insanlığın, insanlığın olmasa bile toplumların en büyük korkusu deşifre edilebilir ve silah hâline getirilebilir.

Etiketler: , , , ,


Yazar Hakkında

2000 yılında Bakü'de doğdu. Uzun bir süredir Kuzey Kıbrıs'ta yaşıyor.