bilimkurgu kulubu

Araştırma

Tarih: 10 Haziran 2019 | Yazar: Tuğrul Sultanzade

0

Geleceğin Meslekleri

Tarih koca bir mezarlıktır. Şimdi ise bu mezarlığa dönüşmek için tüm hızıyla yanan geleceğin fitili. Tarih mezarlığı aristokratlar kadar gereksiz mesleklerle de doludur. Örneğin Bowling labutu diziciliği gibi. Eskiden devrilen labutlar kendiliğinden kaldırılmadığı için bu işi yapsınlar diye çocuklar çalıştırılırdı. Uçak dinleyiciliği diye bir meslek de vardı mesela. Eskiden radar teknolojisi olmadığı için insanlar dev aparatlara kulaklarını dayayarak uçak motorlarını duymaya çalışırdı. Böyle söyleyince epey gerçek dışı ve uydurma geliyor lakin internette bu iş koluna dair bir sürü fotoğrafa denk gelmek mümkün.

Bir diğer kaybolmuş meslek de lamba yakıcılığı. Bu meslek henüz elektriğin bulunmadığı şehirlerde önemli bir yer tutuyordu. Bunun gibi daha yüzlerce meşgaleden bahsedip listeyi uzatmak mümkün. Lakin gerek yok. Günümüzde gelişen teknolojinin pek çok mesleği yok edeceğinden bahsediliyor. Hatta bu işler arasında kol emeği kaynaklı olanların yanı sıra yaratıcılıktan kaynaklananların da etkileneceği öngörülüyor. Örneğin yazarlık. Güya gelişen teknoloji sayesinde artık yapay zekalar da bir roman yazabilir hale gelecekmiş. Ya da yapay zekalar resimler çizerek ressamları da tarih mezarlığına gönderebilirmiş.

Yapay zekanın insanlığa sağlayabileceği yararlar çok engin, kötü yönlerde kullanılması da mümkün. Yine de büsbütün bir insanın yerini alabileceğini düşünmek zor. Teknolojiye karşı bir korku ve nefret beslemek yersiz. Zira teknoloji insana bağlı bir mefhumdur. İnsan elinden kolundan ne kadar nefret edebilirse, teknolojiden de o kadar nefret edebilir ancak. Yine de bilimkurgunun teknoloji ve insan dikotomisini ele alan bir yönü var. Sanki teknoloji bir şeytan, kitleler de ahmak günahkarlar. Oysa insanlar bir şeylerden tiksinmeliyse kendi içlerindeki zaafiyetten tiksinmeliler. Teknolojiyi birileri geliştirir diğerleri de çoğu zaman en aptalca biçimlerde kullanırlar bunu.

En başta listelediğimiz meslekler gelişen teknoloji sayesinde ortadan kayboldu. Peki bu mesleklerin kaybolması korkunç bir işsizler yığını mı yarattı? Hayır. Daha iyi bir soru soralım. Bu mesleklerin kaybolması aslında faydalı bir durum değil mi? Yani teknoloji insanların kol emeğini gereksiz yerlere harcamasına engel oluyor. Peki boşta bu kol emeğine ne olacak? Peki ya gelecekteki durum ne olacak? Gelecekte insanın kol emeğine ihtiyaç kalacak mı? İnsanların artık hiç çalışmadan evrensel maaşla yaşadığı bir dünya yahut tam otomasyon elde etmiş güçlü bir yapay zekanın tekilliğe ulaştığı bir dünya?

Gelecekte insanlar daha çok zihin emeği kullanmaya başlayacak ve bunu gerektiren meslekler daha çok ön plana çıkacak. Bugün bile bunların ilk izlerini görmek mümkün. Zaten gelecek, aslında şimdiden yaşanır. Geleceğin mesleklerinden bahsederken insan yine bilimkurgu yapıyor. Gelecek başlı başına bir spekülasyondur ve bu yazının spekülatif bir yönü var.

Geleceğin mesleklerinden biri güneş enerjisi teknisyenliği. İnsanlar 1970’li yıllardan bu yana yavaş yavaş ekolojik tahribatın farkına varmaya başladı ve buna yönelik adımlar atıyorlar. Örneğin temiz enerji. Güneş enerjisi teknisyenliği de burada devreye giriyor. Bu mesleğin kardeşi sayabileceğimiz bir diğer meslek de rüzgar enerjisi teknisyenliği. Enerji sahası haricinde biomedikal teknisyenlik de gelecekte önemli yer tutması muhtemel mesleklerden. Artık akıllı telefonlar, akıllı evler ve insanla iletişime geçebilen daha pek çok akıllı nesne var. Bunların inşası ve geliştirilmesi için gelecekte akıllı tasarım teknisyenlerine ihtiyaç duyulacak. Bu mesleğin küçük kardeşi sayılabilecek bir diğer meslek ise üç boyutlu tasarım teknisyenliği. Yaygınlaşmaya başladıkları ilk günlerde insanlar üç boyutlu tasarım makinelerinden çok etkilenmişti hatta o kadar etkilenmişlerdi ki bu makinelerin dünyayı ele geçirebileceğini falan düşünmüşlerdi.

siborg egitim

Teknisyenlik listesine bir iki meslek daha eklemek mümkün. Örneğin biomekanik. Bu diğerlerine göre biraz daha bilimkurgu sayılır. Oysa hiç de öyle değil. Gelecekte insanlar hiçbir rahatsızlıkları olmasa da eklemlerine implantlar taktırmak isteyebilir. Neden mi? Çünkü insanötesine ulaşmak aslında herkesin hakkı. Lakin bu implantları ekleyebilmek herkesin harcı olmayacak. Bu işi yapmak için uzmanlaşmış yeni bir meslek grubu ortaya çıkabilir. Bilimkurguyu andıran bir diğer teknisyenlik alanı ise robotik. İlerleyen yıllarda robotlar artık günlük hayatlarımıza tamamen entegre olabilir. Robotların düzgünce çalışıp dünyayı ele geçirmediklerinden emin olmak için böylesi bir meslek grubuna ihtiyaç var.

Listeyi uzattıkça bahsedeceğimiz mesleklerin bilimkurguya benzerliği de bir o kadar artıyor. Örneğin iklim mühendisliği. Günümüzde bu çok küçük çaplarda da olsa gerçekleştiriliyor. İnsanlar aslında iklimle oynayabilecek güce zaten sahip. Örneğin küresel ısınma. Çevreyi bu şekilde tahrip edebiliyorsak düzeltebiliriz de. Sentetik bioloji mühendisliği peki? Günümüzde biliminsanları lablarda sentetik et üretebiliyor. Bu ne demek? Hiçbir hayvanı yetiştirmek, sonra onu öldürmek zorunda kalmadan et elde edebiliriz. Bu daha buzdağının görünen kısmındaki ufak bir parça. Sentetik bioloji mühendisliği sayesinde gelecekte yapay organlar, uzuvlar, hatta vücutlar üretilebilir, var  olanlar da değiştirilerek insan evrimi kimsenin tahmin edilemeyeceği bir yöne akabilir. Nanotek mühendisliği de geleceğin parlak meslekleri arasında. Nano boyutlarda yapılacak çalışmalar sayesinde mikroskobik bilgisayarlar kendi kendilerini kopyalarak insan vücudunda bağışıklığa yardımcı olabilir, yahut inşaat alanında kullanılabilirler. Bunlar iki sıradan örnek oysa nanoteknolojinin etki edeceği sahaların sınırı yok…

Gelecekte şehirler çok daha kalabalık bir hale gelecek. Bu kalabalığı beslemek ve barınacak yer sağlamak için ne yapmak gerek. Bu günün tarımı çevreye zarar veriyor ve bu günün şehirleşmesi de nitekim zararlı. Fakat gelecekte kent tasarımı konusunda yeni atılımlar yapılabilir. Teknolojinin tüm nimetleri sayesinde akıllı binalar artık gün ışığını enerjiye çeviriyor, hatta şehir içinde dahi çok verimli tarım yapılabiliyor. Ekoloji ve kent iç içe. Güzel bir ütopya. Listeyi daha çok bilimkurguya benzeyen meslekler ile ilerletelim. Kişisel mikrobiyom menejeri. Gelecekte böyle bir meslekle karşılaşmak olası zira insanlar aslında yürüyen bakteri kolonileridir. Vücudumuzda sayısız bakteri yaşar. Bilim bunların türlerini, işlevlerini vesaire keşfettikçe insanlar vücutlarındaki bakterilerden en maksimum faydayı nasıl sağlayabileceklerini bulmak için bir kişisel mikrobiyom menejerine görünebilir.

Bu gün hayata atılmak için sayısız yol var ama insanların yapmak zorunda hissettikleri şey bir üniversite bitirmek. Herkes iyi kötü üniversite bitirdiği için artık üniversite diplomasının sanki pek bir önemi kalmadı. Üniversite bitirmek hatta bitirmeyi geçtim o aşamaya kadar ilerlemek bir ömür törpüsü. Düşünün, yedi yaşında bir çocuksunuz. Okur yazar bir aileden geliyorsunuz ama içine konduğunuz sınıf tam bir cehennem. O çocuk dünyasının zalimliği, anlaşılmaz öfkesi ve mayalanmamış yumuşak hali birdenbire buhrana dönüşüyor. İlkokul sınıfları bana mikrop yığınlarını andırır. Daha sonraki aşamalara ne demeli? Ortaokul, lise… bunlar ciddi anlamda insana öz saygısını kaybettiren, sündüren ve en sonunda ahmağa çeviren saçma sapan aşamalar. Ama mecbursun işte. Saat sekiz olmadan kalkıp o ahmaklar yığınının içine karışmaya ve beyni yıllar boyu aynı şeyleri aşağı yukarı aynı türden insanlara tekrar tekrar anlatmaktan yosunlanmış nevrotik insanların zırvasını dinlemeye mecbursun. Şu an bu yazının müellifi İngilizce Öğretmenliği okuyor. Öğretmenlik kutsal bir meslektir, kabul. Fakat yirmi birinci yüzyılda daha iyi bir alternatif ortaya çıkabilir… kişisel eğitim uzmanı. Gelecekte yaşadığını hayal et. Okuma yazma biliyor musun? İnternet kullanabiliyor musun? Herhangi bir konuda yeteneğin mi var? Atıyorum heykeltraşlık. O zaman liseye devam edip kendini paralama kardeşim, bir kişisel eğitim danışmanı sayesinde ya online ya da gerçek bir kurs alarak geleceğin dünyasında bir üniversite diploması yerine geçecek sertifikana kavuş.

Geleceğin meslekleri ile alakalı spekülasyonları okumak insanı heyecanlandırıyor. Zira çoğu bilimkurgudan farksız. Mesela şuna bir bakın. Hayat-sonlandırma-menejeri ya da hatıralaştırma uzmanı. Teknoloji, ekonomi ve bireysellik anlayışı geliştikçe insanlar artık başlı başına küçük tanrılar gibi hissetmeye başlayacak ve bazıları sahiden de sanki bir düğün planlar gibi hayatlarını kendi iradeleriyle sonlandıracakları ihtişamlı törenler düzenlemek isteyebilir. Bu bir nevi Logan’s Run’daki malum olay gibi. Teknolojinin damarlarına akıttığı sentetik ve zehirli gençlikten memnun olmayan bir model olduğunuzu düşünün. Plastik ve ışıldayan bir sahte tanrı olacağınıza ölüme insanın tüm kudreti ile hız, aşk, tutku ve romantizmle koştuğunuzu düşünün. Milyonlarca hayran bu muazzam seromoniyi seyredecek. Böyle bir şey için cenaze tasarımcısına ihtiyacınız olabilir…

Tasarımcılar gelecekte sadece cenaze değil, siborg parçaları, sanal dünyalarda takılacağınız zaman kullanmak isteyeceğiniz avatarlar, yapay zekalar ve daha pek çok şey üzerinde çalışacak. Gelecek çok hızlı geliyor. Çok acımasız. Çok belirsiz ama çok net. Camdan bir duvar, ardında karanlık ve gelecek zamanın iğneleyici bütünlüğünden savrularak çıkıp tüm hızıyla o duvara çarpacak, hakikat insanın hissedebileceği en kuvvetli ışık ile yıkanıp bir anda ona dönüşecek. Gelecekte her şey çok hızlı. Her zaman için daha hızlı. İnsanlar ivmelenerek ilerliyor. At arabaları, kağnılar füzelerle vurulacak, tofaşlar hurdalıklarda dev robotlara çiğnetilecek, beton bloklar arkada geri dönüşüm alevleri parlarken milyon parçaya bölünüp havai fişeğe dönüştürülecek. Gelecekte evrensel maaşla geçinip, küçük bir odada yaşayan, tek sosyal varlığı sanal dünyadaki aptal avatarı olan ve insanların komplo teorilerini paylaştığı alanlarda siyasetçilere küfreden, her gece uyumadan nihayet ‘keşfedileceğini’ umut eden bir yıkık olmak acı verirdi.

Etiketler: , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Rüya ve gerçeklik arasında sürüklenen bir göçebe. Uçsuz bucaksız doğum öncesi steplere ve de aklın ötesindeki uğultuya vurgun. Gizemli, eksantrik ve aykırı olana karşı varoluşunun başından beri bir çekim duyuyor. Bilincin nereye kadar sürdüğünü, nereye uzandığını ve pazartesi sabahları kavuştuğu o menhus şeklin kaynağını merak ediyor.