bilimkurgu kulubu

Araştırma gece gunduz gezegen

Tarih: 21 Temmuz 2022 | Yazar: Sinan İpek

0

Gece Gündüz Döngüsü Olmayan Bir Gezegende Yaşam Oluşabilir mi?

M tipi cüce yıldızların etrafındaki, kütle çekim kilidine yakalanmış ve yıldız etrafındaki dolanım süreleri ile kendi eksenleri etraflarındaki dönüş süreleri eşitlenmiş gezegenler, uzaylı yaşam arayışında önemli hedefler arasında sayılıyor. Ancak böyle bir gezegende evrimleşen yaşamın, bizim gezegenimizdekine benzemesi olası görünmüyor. Uzaylı yaşam arayışında ilk tercihimizin Dünya benzeri gezegenler olması gerektiğini düşünebilirsiniz, ancak durum pek böyle değil. Eldeki imkânlarla Dünya’nın kardeşlerini bulmak oldukça zor.

Evrende, yıldızına çok yakın yörüngelerde dolanan gezegenleri bulmak çok daha kolay. Bu gezegenler bizimkinden farklı yörünge biçimlerine sahip. Bazılarının kendi eksenleri etraflarındaki dönüşleri, bir yüzleri daima yıldızına dönük olacak şekilde kütle çekim kilidiyle sabitlenmiş durumda. Bu gezegenlerde bir yıl, gezegendeki bir güne eşit. Bu tür gezegenlerde bir yarı küre daima geceyi, diğer yarım küre ise daima gündüzü yaşıyor. Önceleri araştırmacılar, bu tür bir gezegende yaşamın gelişme şansının düşük olduğuna inanıyordu. Ancak şimdi aksini düşünenler çoğunlukta. Hatta bu tür gezegenlerin yabancı yaşamı aramak için en uygun yerler olabileceği bile söyleniyor.

Güneşimize benzeyen yıldızların hayat kaynağı olabileceği malum. Ancak bunlar evrende o kadar da yaygın değil. Örneğin M tipi cüceler, Güneş benzeri yıldızlardan on kat daha yaygın. Bu nedenle de onların etrafında yaşamın nasıl gelişebileceğini anlamaya çalışmak, modern astronomide önemli bir yer tutuyor. M tipi cüce yıldızlar, Güneşimizden daha küçük, daha hafif ve daha sönük. Bunun sonucu olarak da sahip oldukları gezegenler, Güneş Sistemi’ndekilerden oldukça farklı. Bu tip yıldızları tespit etmek kolay, üstelik bizim Güneşimizle aynı tip yıldızlardan çok daha uzun ömürlüler. Bir astronomi kuralına göre, bir yıldız ne kadar küçükse o kadar uzun ömürlüdür. Bir atasözünün de dediği gibi: “Bodur tavuk, her zaman piliç…

Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’nden astronom Aomawa Shields, “Artık çoğu M tipi cücenin, az sayıda gaz devi ve çok sayıda kayalık gezegen içeren sıkı paketlenmiş sistemlere sahip olduğunu biliyoruz,” diyor. “Bu kayalık gezegenlerin üçte biri, yüzeylerinde sıvı su bulunabilen yaşanabilir kuşakta dolanıyor.” M tipi cüce yıldızların sahip olduğu gezegenler, aşırı yörüngelerde dolanabiliyor. Yani yıldızına olan uzaklıkları bir gezegen yılı içinde oldukça değişebiliyor. Gezegen, yıldızına yaklaşıp uzaklaşıyor. Bu da onların kütle çekim kilitli olmalarına neden oluyor. Yani gezegenin bir yüzü her zaman yıldızına bakarken, diğer yüzü karanlıkta kalıyor. Bu iki yarı küre arasındaki geçiş kuşağı ise daima gün batımı ya da gün doğumu yaşıyor.

Peki böylesi eksantrik bir yörünge, yaşam açısından avantajlı mı? Çin’deki Pekin ve Kanada’daki McGill üniversitelerinden bir grup araştırmacı, M tipi cüce yıldızların etrafındaki gezegenlerin yörüngelerini modelledi. Araştırmacılar, “M-cüce gezegenlerin yörüngeleri, Güneş benzeri yıldızların etrafındakilerden farklı rezonans modları nedeniyle kütle çekim kilidi ile kilitlenmeye eğilimli,” diyor. “Güneş benzeri yıldızların etrafındaki gezegen sistemlerinde geçerli olan kurallar, M cücelerinin etrafındaki potansiyel yaşanabilir ötegezegenler için geçerli olmayabilir. Bunların ayrıca araştırılması gerekiyor.”

Bugüne değin, yüzeyinde sıvı suyun bulunabileceği yaşanabilir kuşak içinde yer alan pek çok gezegen keşfedildi. M-cücelerin etrafındaki gezegenlerin, eksantrik yörüngelerinde dolandıkları sırada yaşanabilir bölgenin dışına çıkma olasılıkları düşük. Bununla birlikte, M cüce yıldızların etrafındaki yaşanabilir bölge, Güneş benzeri yıldızlara kıyasla daha dar. Araştırmacılar, tüm olumsuzluklara karşın yaşamı aramamız gereken yerin M cüce yıldızların etrafı olduğunu belirterek, “M cücelerinin sahip olduğu ötegezegenler, uzaylı yaşamı aramada en umut verici hedefler,” diyor. Bunda uzun ömürlü olmalarının da etkisi var.

Harvard Üniversitesi’nden Avi Loeb ve Manasvi Lingam, yayımladıkları bir makalede, özellikle biyolojik saatleri ön plana çıkararak, gece-gündüz döngüsünün olmadığı bir gezegende yaşamın neye benzeyebileceğini simüle etti.  Evrimde önemli bir rol oynadığı düşünülen biyolojik saat, gece ve gündüz döngüsünden kaynaklanıyor. Jennifer Macalady, “Biyolojik saatin Dünya’daki yaşam için gerekli olduğuna ve tarihin erken bir döneminde, siyanobakterilerde veya tek hücreli organizmalarda evrimleştiğine dair bol miktarda kanıt var,” diyor. “Siyanobakteriler, 3-4 milyar yıllık Dünya tarihinin büyük bölümünde biyosferin önemli bir bileşeniydi.”

Gece-gündüz döngüsü olmayan bir gezegende, biyolojik saatin -gelgitler gibi- farklı biyolojik süreçlerden kaynaklanabileceği keşfedildi. Loeb, “M-cücelerin etrafında bulunan kütle çekim kilitli gezegenlerde düzenli gelgitlerin bu döngünün yerini alabileceğini düşünüyoruz,” diyor. “Böylesi bir gezegende biyolojik saatin periyotu, yörünge periyotu tarafından belirlenir. Elbette biyolojik saati olmayan bir uzaylı da mümkün. Ancak makalemizin püf noktası, gelgitler sayesinde göletlerin kolaylıkla oluşması… Böylesi göletlerde yaşamın gelişimi nispeten kolay olabilir. Havuzlar her döngüde buharlaştıkça, yaşamın ortaya çıkması için gerekli kimyasalların derişimi de sürekli artar. Bu da gelgit artığı gölcüklerin, yaşamın gelişimi için elverişli organik maddelerle dolmasını sağlar. Tüm bunlara gezegenin uzun ömrü de eklenince, böylesi gezegenlerde yaşamın gelişme olasılığı iyice güçlenir.”

Gece-gündüz döngüsü olmayan gezegenlerde yaşam arayışı umut verici görünüyor. Bu da birçok araştırmacıyı heyecanlandırıyor.

Kaynak

Etiketler: , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Yazar, çizer, düşünür, öğrenir ve öğretmeye çalışır. Temel ilgi alanı Bilimkurgu yazarlığıdır. Bunun dışında Matematik, bilim, teknoloji, Astronomi, Fizik, Suluboya Resim, sanat, Edebiyat gibi konulara ilgisi vardır. Ara sıra sentezlediklerini yazı halinde evrene yollar. ODTÜ Matematik Bölümü mezunudur ve aşağıdaki başarılarıyla gurur duyar:TBD Bilimkurgu Öykü yarışmasında iki kez birincilik, 2. Engelliler Öykü yarışmasında birincilik, Ya Sonra Öykü Yarışması'nda finalist, Mimarlık Öyküleri Yarışması'nda finalist, 44. Antalya Altın Portakal Belgesel Film Yarışmasında finalist. Ithaki yayınları Pangea serisinin 5. üyesi "Beyin Kırıcı" adlı bir romanı var. https://www.ilknokta.com/sinan-ipek/beyin-kirici.htm